Geniş Kapsamlı SPL Sesli Anlatım

Sermaye Piyasası Lisanslama - Geniş Kapsamlı

256 dakika 21 bölüm 1476 cümle İlk 5 dk ücretsiz
Bölüm 1

Bölüm 1

Sermaye Piyasası Lisanslama Sicil ve Eğitim Kuruluşu tarafından düzenlenen lisanslama sınavlarına hazırlık kapsamında, Geniş Kapsamlı Sermaye Piyasası Mevzuatı ve Meslek Kuralları dersine giriş yapıyoruz. Bu ders, Sermaye Piyasası Faaliyetleri Düzey iki, Düzey üç, Türev Araçlar, Kurumsal Yönetim Derecelendirme ve Kredi Derecelendirme sınavlarının temelini oluşturmaktadır. Ders içeriği otuz bir Aralık iki bin yirmi beş tarihi itibarıyla geçerli olan güncel mevzuat düzenlemelerini kapsamaktadır. Sermaye piyasası kavramını ve bu piyasanın finansal sistem içindeki yerini tanımlayarak başlayalım. Sermaye piyasası, orta ve uzun vadeli ödünç verilebilir fonların, sermaye piyasası araçlarının alım satımı yoluyla tasarruf sahiplerinden fon talep edenlere aktarılmasını sağlayan piyasadır. Bu piyasa, fon arz edenler ile fon talep edenler arasında doğrudan bir finansman yapısı kurulmasına imkan tanır. Finansal piyasalar genel olarak para piyasası ve sermaye piyasası olmak üzere iki alt türden oluşur. Finansal piyasaların temel işlevi, tasarruf fazlası olan birimler ile kaynak ihtiyacı içinde olan birimler arasındaki fon akışını yönetmektir. Bu sistem tasarrufları yatırımlara dönüştürerek ekonomiye kaynak sağlar. Finansal piyasaların yerine getirdiği beş temel fonksiyon bulunmaktadır. Birincisi reel piyasaya kaynak sağlamaktır. İkincisi sermaye birikimi oluşturmaktır. Üçüncü fonksiyon piyasanın ihtiyaç duyduğu likiditeyi temin etmektir. Dördüncü olarak, ekonomik aktörlerin karar alma süreçlerinde karşılaştıkları risklerin dağıtılmasını veya bu risklerin başka kesimlere aktarılarak korunma sağlanmasını mümkün kılar. Beşinci ve son fonksiyon ise mülkiyetin tabana yayılmasıdır. Bu fonksiyonlar sermaye piyasası için de geçerlidir. Özellikle risklerin dönüştürülmesi, mülkiyetin tabana yayılması ve likidite sağlanması gibi işlevler, para piyasasından ziyade sermaye piyasasına özgü nitelikler taşır. Bu ayrım sınav sorularında sıklıkla karşımıza çıkmaktadır. Sermaye piyasasının yapısını birincil ve ikincil piyasalar olarak ikiye ayırarak incelemek gerekir. Birincil piyasa, sermaye piyasası araçlarının ihraççı tarafından ilk defa piyasaya çıkarılarak alıcılara satıldığı alandır. Reel piyasaya kaynak sağlanması, sermaye birikimi, risklerin dağıtılması ve mülkiyetin tabana yayılması fonksiyonları esas olarak bu aşamada gerçekleşir. İkincil piyasa ise daha önce ihraç edilmiş olan sermaye piyasası araçlarının tasarruf sahipleri arasında el değiştirdiği piyasadır. İkincil piyasalar ihraççılara doğrudan fon akışı sağlamazlar ancak sistemin sürekliliği için hayati öneme sahiptirler. İkincil piyasaların üç temel fonksiyonu bulunmaktadır. Bunlardan ilki likidite fonksiyonudur. Yatırımcıların nakit ihtiyacı duymaları veya portföy değişimi yapmak istemeleri durumunda ellerindeki araçları satabilmeleri bu piyasa sayesinde mümkün olur. İkinci fonksiyon fiyat belirlemedir. Birincil piyasada ihraç edilecek araçların fiyatı belirlenirken ikincil piyasadaki mevcut fiyatlar referans alınır. Üçüncü fonksiyon ise vade belirlemedir. Borçlanma araçlarının vadelerinin belirlenmesinde ikincil piyasada işlem gören benzer araçların vadeleri belirleyici bir etkendir. Piyasalar, işlemlerin gerçekleşme zamanına ve kıymetlerin teslimine göre de spot ve vadeli piyasalar olarak ikiye ayrılır. Spot piyasalar, belirli bir miktar mal veya kıymetin ve bunların karşılığı olan paranın işlemin hemen ardından el değiştirdiği piyasalardır. Borsa İstanbul bünyesindeki Pay Piyasası ile Tahvil ve Bono Piyasası spot piyasalara örnektir. Vadeli piyasalar ise ileri bir tarihte teslimatı yapılmak üzere herhangi bir finansal aracın bugünden alım satımının yapıldığı piyasalardır. Bu kapsamda forward, swap, futures ve opsiyon işlemleri yer almaktadır. Sermaye piyasasının unsurlarını beş ana başlıkta toplayabiliriz. Bu unsurlar fon talep edenler, fon arz edenler, sermaye piyasası araçları, yardımcı kuruluşlar ve borsalardır. Fon talep edenler, iktisadi faaliyetleri için kaynak ihtiyacı duyan ve bu amaçla sermaye piyasası aracı ihraç eden kesimdir. altı bin üç yüz altmış iki sayılı Sermaye Piyasası Kanunu’nun üçüncü maddesinin birinci fıkrasının h bendine göre ihraççı; kitle fonlaması platformları aracılığıyla para toplayanlar hariç olmak üzere, sermaye piyasası araçlarını ihraç eden, ihraç etmek üzere Kurula başvuruda bulunan veya sermaye piyasası araçları halka arz edilen tüzel kişileri ve yatırım fonlarını ifade eder. Burada dikkat edilmesi gereken husus, yatırım fonları hariç olmak üzere, tüzel kişiliği bulunmayan yapıların, gerçek kişilerin veya donatma iştiraklerinin sermaye piyasası aracı ihraç edemeyeceğidir. Bu hukuki kısıt sınav açısından kritik bir bilgidir. Fon arz edenler, birikmiş tasarruflarını getiri beklentisiyle sermaye piyasası araçlarında değerlendiren yatırımcılardır. Yatırımcılar, korunma ihtiyaçlarına göre farklı sınıflara ayrılırlar. Kanun’un kırk beşinci maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca Sermaye Piyasası Kurulu, yatırımcıları sınıflandırma yetkisine sahiptir. Bireysel yatırımcılar, kendi risk ve getiri tercihleri doğrultusunda işlem yapan gerçek veya tüzel kişilerdir. Kurumsal yatırımcılar ise mesleki bir faaliyet olarak diğer tasarruf sahiplerinden topladıkları fonları yöneten kurumlardır. Kolektif yatırım kuruluşları bu kategorinin en belirgin örneğidir. Nitelikli yatırımcı kavramı ise profesyonel müşterileri kapsayan özel bir kategoridir. Kurulun iki seri ve beş nokta iki sayılı Tebliğ’inin dördüncü maddesinin birinci fıkrasının m bendi uyarınca, profesyonel olarak kabul edilen müşteriler bu grupta yer alır. Nitelikli yatırımcılar, kurumsal yatırımcılar ile portföy büyüklüğü belirli bir eşiğin üzerinde olan bireysel yatırımcılardan oluşur. Sermaye piyasası araçları, fon arz ve talebinin karşılaştığı temel araçlardır. Bu araçların satılmasıyla ihraççı ile yatırımcı arasında doğrudan bir hukuki ilişki kurulur. Bu ilişki aracın niteliğine göre ya bir ortaklık ilişkisidir ya da bir borç alacak ilişkisidir. Yardımcı kuruluşlar ise piyasanın etkin çalışması için uzmanlık hizmeti sunan kurumlardır. Kanun’un otuz beşinci maddesinde sermaye piyasası kurumları olarak adlandırılan bu yapılar arasında yatırım kuruluşları, kolektif yatırım kuruluşları, bağımsız denetim, değerleme ve derecelendirme kuruluşları, portföy yönetim şirketleri, ipotek finansmanı kuruluşları, konut ve varlık finansmanı fonları, varlık kiralama şirketleri, merkezi takas ve merkezi saklama kuruluşları ile veri depolama kuruluşları yer almaktadır. Borsalar ve teşkilatlanmış diğer piyasalar, sermaye piyasasının beşinci unsurudur. Borsalar, işlem görmesi kabul edilen menkul kıymetlerin alım satımının belirli kurallar dahilinde yapılmasını sağlayan tüzel kişiliğe sahip kurumlardır. Borsaların likidite sağlama, ekonomik gösterge olma, itibar sağlama ve piyasayı düzenleme gibi dört temel fonksiyonu bulunur. Kotasyon kriterleri, bir şirketin belirli bir ekonomik büyüklüğe ulaştığını gösteren itibar göstergeleridir. Ayrıca borsalar öz düzenleyici kuruluşlar olarak meslek kurallarını belirler ve sermaye piyasası hukukunun gelişimine katkıda bulunurlar. Sermaye piyasasına ilişkin düzenlemelerin hiyerarşisini anlamak, mevzuatın uygulanması açısından zorunludur. Birincil kaynak altı bin üç yüz altmış iki sayılı Sermaye Piyasası Kanunu’dur. Bunu Sermaye Piyasası Kurulu tarafından çıkarılan yönetmelik, tebliğ ve ilke kararları takip eder. Ayrıca Türk Parasının Kıymetini Koruma Hakkında otuz iki Sayılı Karar ve borsa mevzuatı gibi diğer düzenlemeler de uygulama alanı bulur. Kanun’un ikinci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, sermaye piyasası mevzuatında hüküm bulunmayan hallerde genel hükümler uygulanır. Genel hükümler kapsamında Türk Medeni Kanunu, Borçlar Kanunu, Türk Ticaret Kanunu ve Türk Ceza Kanunu gibi temel yasalar yer alır. Ancak özel bir hükmün uygulanabilmesi için sermaye piyasası mevzuatında o konunun düzenlenmemiş olması şarttır. Sermaye Piyasası Kanunu’nun düzenleme ilkelerini incelediğimizde, bu metnin bir çerçeve kanun niteliğinde olduğunu görüyoruz. Çerçeve kanun, ana esasları belirleyip detayları uzman kurum olan Kurula bırakır. Bu durum piyasanın dinamik yapısına uyum sağlamayı kolaylaştırır. Kurulun iki temel işlevi vardır. Birincisi ikincil düzenlemeleri yapmak ve başvuruları sonuçlandırmaktır. İkincisi ise düzen bozucu fiillere karşı tedbir uygulamak, idari para cezası kesmek ve suç duyurusunda bulunmaktır. Kurul, Kanun’un yüz üçüncü maddesi uyarınca idari para cezası tesis edebilirken, yüz altıncı maddede düzenlenen suçlar için Cumhuriyet Başsavcılıklarına bildirimde bulunur. altı bin üç yüz altmış iki sayılı Kanun’un hazırlanmasında üç temel faktör belirleyici olmuştur. Birincisi altı bin yüz iki sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun bir Temmuz iki bin on iki tarihinde yürürlüğe girmesidir. Yeni Türk Ticaret Kanunu, pay sahiplerinin haklarını güçlendirmiş ve elektronik genel kurul gibi modern uygulamalar getirmiştir. İkinci faktör Avrupa Birliği müktesebatına uyum zorunluluğudur. Özellikle izahname, kamuyu aydınlatma ve piyasa kötüye kullanımı konularındaki Avrupa Birliği direktifleri mevzuatımıza dahil edilmiştir. Üçüncü faktör ise piyasanın değişen ihtiyaçlarıdır. iki bin dört yüz doksan dokuz sayılı eski kanunun küresel finansal krizler ve karmaşıklaşan piyasa yapısı karşısında yetersiz kalması, kapsamlı bir reformu zorunlu kılmıştır. Kanun’un uygulama alanı ve istisnaları sınavda sıklıkla sorulan teknik detaylar içerir. Kanun’un yüz otuz altıncı maddesi uyarınca Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası, bankanın işlemleri, bünyesindeki piyasalar ve ödeme sistemleri Kanun kapsamı dışındadır. Ancak sermaye piyasası araçlarını konu alan teminat sözleşmelerine ilişkin kırk yedinci madde hükmü Merkez Bankası için de geçerlidir. Ayrıca Hazine ve Maliye Bakanlığı ile belirli varlık kiralama şirketlerinin ihraç edeceği araçlar için izahname hazırlama ve Kurul onayı alma zorunluluğu bulunmamaktadır. Bu kurumların borçlanma aracı ihraçlarında Kanun’un otuz birinci maddesindeki limitler uygulanmaz. Bankaların sermaye piyasası mevzuatına tabi olma durumları özel bir rejimle düzenlenmiştir. Bankalar, sermaye piyasası aracı ihraç etmeleri veya sermaye piyasası faaliyetinde bulunmaları halinde bu işlemlerle sınırlı olarak Kanun’a tabidirler. Ancak ortak sayısı bakımından Kanun hükümleri bankalara uygulanmaz. Kurumsal yönetim ilkeleri uygulanırken Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu’nun görüşü alınır. Kanun’un seksen ikinci maddesinin ikinci fıkrasına göre, bir banka hakkında yatırımcı tazmin kararı verilebilmesi için Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu’nın uygun görüşü şarttır. Ayrıca bankalar kuruluş, gözetim, muhasebe, bağımsız denetim standartları, temettü dağıtımı ve öz kaynak kullanımı konularında kendi özel mevzuatlarına tabidirler. Sigorta şirketleri de benzer şekilde kuruluş, gözetim ve denetim konularında kendi özel kanunlarına tabidirler. Sermaye piyasası araçlarının türlerini detaylandırmak gerekirse, bunlar menkul kıymetler, türev araçlar ve diğer sermaye piyasası araçları olarak üç gruba ayrılır. Menkul kıymetler; paylar, borçlanma araçları ve menkul kıymetleştirilmiş varlıklara dayalı araçlar ile bunlara ilişkin depo sertifikalarını kapsar. Bir aracın menkul kıymet sayılması için sağladığı hakkın ortaklık veya alacaklılık niteliğinde olması yeterlidir. İşletme finansmanına dayanan menkul kıymetler arasında paylar, katılma intifa senetleri ve kâr zarar ortaklığı belgeleri yer alır. Alacaklılık hakkı sağlayanlar ise tahvil ve benzeri borçlanma araçlarıdır. Yapılandırılmış finansman kapsamında ipoteğe dayalı finansal varlıklar, varlığa dayalı finansal varlıklar ve teminatlandırılmış borç yükümlülikleri gibi araçlar bulunur. Türev araçlar, riskten korunma veya spekülatif kazanç amacıyla yapılan vadeli işlemleri ifade eder. Kanun türev araçları üç alt grupta tanımlar. Birincisi menkul kıymetleri alma, satma veya değiştirme hakkı veren araçlardır. İkincisi değeri bir endekse, döviz kuruna, faiz oranına, mal fiyatına veya iklim değişkeni gibi ölçüm değerlerine bağlı olan araçlardır. Üçüncüsü ise döviz, kıymetli madenler ve Kurulca belirlenen diğer varlıklar üzerine yapılan kaldıraçlı işlemlerdir. Diğer sermaye piyasası araçları kategorisinde ise yatırım fonu katılma payları, gayrimenkul sertifikaları ve kira sertifikaları gibi araçlar yer alır. Kaydi sistem, sermaye piyasası araçlarının ve bunlara ilişkin hakların Merkezi Kayıt Kuruluşu bünyesinde bilgisayar ortamında izlendiği sistemdir. Bu sistemde haklar senede bağlanmaz ve fiziki teslim yapılmaz. Kaydi araçlar, nama veya hamiline olmalarına bakılmaksızın isme açılmış hesaplarda izlenir. Ancak Kurul, belirli durumlarda hesapların toplu olarak tutulmasına karar verebilir. Merkezi Kayıt Kuruluşu, özel hukuk tüzel kişiliğine sahip bir anonim ortaklıktır ve kamu hizmeti yürütür. Kayıtlar ihraççılar, aracı kuruluşlar ve hak sahipleri itibarıyla üç grup halinde tutulur. Merkezi Kayıt Kuruluşu, kayıtların yanlış tutulmasından dolayı hak sahiplerinin uğrayacağı zararlardan kusuru oranında sorumludur. Kaydi sistemin hukuki niteliği incelendiğinde, Kanun’un on üçüncü maddesinde açıklayıcı kayıt sisteminin benimsendiği görülür. Yani Merkezi Kayıt Kuruluşu kayıtları kurucu etkiye sahip değildir; hakların tesisi ve devri konusunda ayni etki tanımaz. Bu kayıtların aksi ispat edilebilir ve kayıtlara güvenilerek iyiniyetle hak iktisabı kural olarak mümkün değildir. Ancak bu durumun önemli bir istisnası vardır. Kanun’un on üçüncü maddesinin beşinci fıkrası uyarınca, hakların üçüncü kişilere karşı ileri sürülmesinde Merkezi Kayıt Kuruluşu’ya yapılan bildirim tarihi esas alınır. Bu hüküm, mülkiyet haklarının önceliği açısından kritik bir öneme sahiptir. Sermaye piyasasında teminatlar dört farklı yapıda düzenlenmiştir. Birincisi, kurumların sistemsel risklere karşı Kurul veya borsalara yatırdıkları teminatlardır. İkincisi, takas ve saklama kuruluşlarının üyelerinden aldığı teminatlardır. Üçüncüsü, Kanun’un kırk yedinci maddesinde düzenlenen ve konusu bir sermaye piyasası aracı olan teminat sözleşmeleridir. Dördüncüsü ise Kanun’un otuz birinci maddesinin B bendi uyarınca yükümlülüklerin yerine getirilmesi amacıyla verilen teminatlardır. kırk yedinci madde kapsamındaki teminat sözleşmeleri, kayden izlenen araçları konu alır ve bu sözleşmelerin geçerliliği için yazılı şekil şartı yeterlidir. Sermaye piyasası araçlarının ihracı ve halka arzı süreçleri de mevzuatın temel taşlarından biridir. İhraç, sermaye piyasası araçlarının ihraççılar tarafından çıkarılarak halka arz edilerek veya halka arz edilmeksizin satışını ifade eder. Halka arz ise sermaye piyasası araçlarının satın alınması için her türlü yoldan yapılan genel bir çağrıyı ve bu çağrı devamında gerçekleştirilen satışı tanımlar. Bu süreçte kamunun aydınlatılması ilkesi esastır ve yatırımcıların karar vermesini sağlayacak bilgileri içeren izahnamenin hazırlanması zorunludur. İzahname, ihraççının ve halka arz edilecek araçların özelliklerini içeren bir belgedir ve Kurul tarafından onaylanması gerekir. Sermaye piyasası suçları ve kabahatleri konusu sınavda yüksek ağırlığa sahiptir. Bilgi suistimali ve piyasa dolandırıcılığı, piyasanın güvenilirliğini sarsan en ağır suçlar arasındadır. Bilgi suistimali, kamuya açıklanmamış ve fiyatı etkileyebilecek bilgilere dayanarak işlem yapılmasıdır. Piyasa dolandırıcılığı ise sermaye piyasası araçlarının fiyatlarını, arz ve talebini yapay olarak etkilemek amacıyla gerçekleştirilen eylemlerdir. Bu suçlar için hapis cezası ve adli para cezası öngörülmüştür. Ayrıca Kurul, piyasa bozucu eylemlere karşı idari para cezası uygulama yetkisine de sahiptir. Son olarak, Türkiye Sermaye Piyasaları Birliği ve bu birliğin üyeleri için geçerli olan meslek kurallarına değinmek gerekir. Birlik, sermaye piyasasının geliştirilmesi ve üyelerin dayanışma içinde çalışmasını sağlamak amacıyla kurulmuş bir öz düzenleyici kuruluştur. Üyelerin faaliyetlerini yürütürken dürüstlük, tarafsızlık, mesleki özen ve titizlik ilkelerine uymaları zorunludur. Müşteri menfaatlerinin korunması ve çıkar çatışmalarının önlenmesi, meslek kurallarının temelini oluşturur. Bu kurallara aykırı davranan üyeler hakkında Birlik tarafından disiplin cezaları uygulanabilir. Bu ders notunda ele alınan tüm kavramlar, altı bin üç yüz altmış iki sayılı Sermaye Piyasası Kanunu ve ilgili tebliğler çerçevesinde detaylandırılmıştır. Sınav hazırlık sürecinde sayısal limitlerin, sürelerin ve kurumlar arası yetki paylaşımlarının titizlikle incelenmesi başarı için temel şarttır. Bir sonraki bölümde ihraç süreçleri ve kamuyu aydınlatma belgelerinin detaylarına geçilecektir.

Bölüm 2

Merkezi Kayıt Kuruluşu, kısa adıyla Merkezi Kayıt Kuruluşu, özel hukuk tüzel kişiliğini haiz, anonim ortaklık şeklinde örgütlenmiş ve kamu hizmeti yürüten bir kuruluştur. Sermaye Piyasası Kurulu’nun gözetim ve denetimi altında faaliyet gösteren bu kurum, sermaye piyasası araçlarının kaydileştirilmesinde merkezi bir rol oynamaktadır. Merkezi Kayıt Kuruluşu nezdindeki kayıtlar ihraççılar, aracı kuruluşlar ve hak sahipleri olmak üzere üç temel grup itibarıyla tutulmaktadır. Kurumun temel işlevi, üyeler ve hak sahipleri bazında tutulan bu kayıtların birbirleriyle olan tutarlılığını kontrol etmektir. Hukuki açıdan kritik bir nokta olarak, merkez dışında yapılacak temliknamelerin, rehin sözleşmelerinin ve ayni hak tesisine ilişkin diğer sözleşmelerin üçüncü kişilere karşı ileri sürülebilmesi için Merkezi Kayıt Kuruluşu’ya yapılan bildirim tarihleri esas alınmaktadır. Ortakların mali ve yönetimsel haklarının kullanımında da Merkezi Kayıt Kuruluşu kayıtları temel teşkil eder. Sermaye piyasası araçları ve bunlar üzerindeki haklara ilişkin kayıtlar, Kurulca onaylanan takas ve saklama yetkisini haiz kuruluşlar nezdinde de tutulabilir; ancak bu kayıtların aynen aktarılması suretiyle Merkezi Kayıt Kuruluşu üzerinden izlenmesi zorunludur. Sorumluluk hukuku açısından ise Merkezi Kayıt Kuruluşu, üyeler ve kayıtların tutulduğu takas ve saklama kurumları, kendi tuttukları kayıtların yanlış tutulmasından dolayı hak sahiplerinin uğrayacağı zararlardan kusurları oranında sorumlu tutulmaktadırlar. Kaydın hukuki niteliği konusuna geçtiğimizde, altı bin üç yüz altmış iki sayılı Sermaye Piyasası Kanunu’nun on üçüncü maddesi uyarınca Merkezi Kayıt Kuruluşu kayıtlarına kural olarak kurucu bir etki tanınmadığını, bunun yerine açıklayıcı kayıt sisteminin benimsendiğini görmekteyiz. Diğer bir ifadeyle, hakların tesisi ve devri konusunda bu kayıtlara ayni bir etki tanınmamıştır. Merkezi Kayıt Kuruluşu tarafından tutulan kayıtlar, kurucu nitelikteki sicillerin sahip olduğu müspet ve menfi etkileri taşımazlar. Kayıt yapılmaksızın herhangi bir hakkın doğumu ya da sona ermesi söz konusu değildir; ancak bu kayıtların aksi ispat edilebilmekte ve kayıtlara güvenilerek iyiniyetle hak iktisabı kural olarak mümkün olmamaktadır. Bu genel kuralın tek istisnası Kanun’un on üçüncü maddesinin beşinci fıkrasında düzenlenmiştir. Buna göre, sermaye piyasası araçlarının üzerindeki hakların üçüncü kişilere ileri sürülmesinde Merkezi Kayıt Kuruluşu’da yapılan kayıt tarihi esas alınır. Sınav açısından bu ayrım oldukça önemlidir. Örneğin, Merkezi Kayıt Kuruluşu’da mevcut bir kayıt varken kurum dışında bir devir gerçekleşir ve bu devir Merkezi Kayıt Kuruluşu’ya daha farklı bir tarihte bildirilirse, mülkiyet hakkı ileri sürülürken Merkezi Kayıt Kuruluşu nezdinde gerçekleştirilen kayıt tarihi öncelik kazanacaktır. Bu durum, hakların üçüncü kişilere karşı ileri sürülmesinde kayıt tarihinin belirleyici olduğunu göstermektedir. Sermaye piyasasında teminatlar konusunu ele aldığımızda, altı bin üç yüz altmış iki sayılı Kanun’da teminatların dört farklı şekilde düzenlendiğini görmekteyiz. Bunlardan ilki, sermaye piyasası kurumlarının faaliyetlerini yürütürken ortaya çıkabilecek risklere karşı piyasanın ve sistemin işleyişini korumak amacıyla Sermaye Piyasası Kurulu’na, borsalara ve teşkilatlanmış diğer pazarlara yatıracakları teminatlardır. İkinci tür teminatlar, takas ve saklama kuruluşlarının bu kurumlardan ya da gerçek kişilerden aldığı teminatlardır. Merkezi takas kuruluşlarının aldığı bu teminatlar, kredili işlem veya ödünç işlemi gibi bizatihi sermaye piyasası faaliyetinin icrası kapsamında verilen teminatlardır. Üçüncü tür ise teminat verilmesine dayanak teşkil eden işlemin niteliği ne olursa olsun, teminat konusu varlığın bir sermaye piyasası aracı olduğu durumlarda uygulanan kırk yedinci madde hükmüdür. Dördüncü ve son tür ise Kanun’un otuz bir taksim B maddesinde yer alan, sermaye piyasası araçlarına ilişkin yükümlülüklerin vadesinde yerine getirilmesi amacıyla tesis edilen teminatlardır. Sermaye piyasası araçlarını konu alan teminat sözleşmelerinin kapsamı incelendiğinde, kırk yedinci madde hükmünün kayden izlenen sermaye piyasası araçlarını hedef aldığı görülmektedir. Cumhurbaşkanı tarafından Kanun’un yüz otuz yedinci maddesinin birinci fıkrasındaki yetki kullanılarak kapsam genişletilmediği sürece, kayden izlenmeyen araçlar bu madde kapsamında değerlendirilmez. Dolayısıyla, mevcut durumda bu düzenleme münhasıran kayden izlenen araçlar için geçerlidir. Burada dikkat edilmesi gereken husus, kambiyo senetleri, nakit ve alacak hakları gibi sermaye piyasası aracı tanımına girmeyen varlıkların, bir sermaye piyasası faaliyeti için verilmiş olsalar dahi kırk yedinci madde hükmüne tabi olmayacağıdır. Ancak taraflar arasındaki hukuki ilişkinin niteliği ne olursa olsun, eğer alacağın teminatı olarak Merkezi Kayıt Kuruluşu nezdinde kayden izlenen bir sermaye piyasası aracı gösterilmişse, bu ilişkiye kırk yedinci madde hükümleri uygulanır. Bu noktada tarafların gerçek veya tüzel kişi olması ya da borcun ticari bir işten kaynaklanması uygulamanın kapsamını değiştirmez. Şekil şartı bakımından ise bu sözleşmelerin yazılı şekilde yapılması bir geçerlilik koşulu olarak öngörülmüştür. Teminat sözleşmelerinin türlerine baktığımızda, mülkiyetin teminat alana geçtiği ve mülkiyetin teminat verende kaldığı sözleşmeler olmak üzere iki temel ayrım mevcuttur. Kanun’un kırk yedinci maddesinin birinci fıkrasına göre, sözleşmede aksine bir hüküm bulunmaması halinde mülkiyetin teminat alana geçmediği kabul edilir. Her iki tür sözleşmede de ortak hükümler mevcuttur. Sözleşmenin sona ermesiyle birlikte teminat konusu varlığın kendisinin veya eş değerinin iadesi yükümlülüğü esastır. Temerrüt durumunda teminat konusu aracın resen satılması veya değerinin alacağa mahsup edilmesi imkanı tanınmıştır. Ancak mülkiyetin teminat verende kaldığı durumlarda, teminat alanın bu yetkiyi kullanabilmesi için sözleşmede açıkça yetkilendirilmiş olması şarttır. Resen paraya çevirme yetkisi, herhangi bir ihbar, ihtar, süre verme veya adli merciden izin alma zorunluluğu olmaksızın kullanılabilir. Bu yetki kullanılırken iki kısıt mevcuttur: Birincisi, alacağın vade tarihindeki değerinin esas alınması zorunluluğu; ikincisi ise satış tutarından alacağı aşan kısmın teminat verene iade edilmesidir. Ayrıca, iflas veya tasfiye gibi süreçlerin başlaması teminat sözleşmelerini etkilemez; teminat alanın iyiniyetli olması kaydıyla bu haklar tasfiye makamlarına karşı da geçerliliğini korur. Teminat yönetim sözleşmeleri ve teminat yöneticisi kavramları, sermaye piyasası araçlarından doğan yükümlülüklerin vadesinde yerine getirilmesini güvence altına almak amacıyla oluşturulmuştur. Kanun’un otuz bir taksim B maddesi uyarınca, teminata konu varlıkların mülkiyeti genel saklama yetkisine sahip bir yatırım kuruluşu olan teminat yöneticisine devredilir veya lehine sınırlı ayni hak tesis edilir. Bu durum ilgili sicilin beyanlar hanesine kaydedilir. Teminat yöneticisi, ihraçtan önce ihraççı ile yazılı bir teminat yönetim sözleşmesi akdederek yetkilendirilir. Bu yönetici, varlıkların sevk ve idaresinden, korunmasından, temerrüt halinde paraya çevrilmesinden ve tutarın yatırımcılar arasında paylaştırılmasından sorumludur. Teminat yöneticisinin ticaret unvanı ve yetkileri ticaret siciline tescil ve ilan edilmelidir. En kritik düzenlemelerden biri, teminat konusu varlıkların teminat yöneticisinin mal varlığından ayrı tutulmasıdır. Bu varlıklar yöneticinin borçları nedeniyle haczedilemez, rehnedilemez ve iflas masasına dahil edilemez. Teminat yöneticisinin sorumluluğunu hafifleten anlaşmalar geçersizdir. Ayrıca, teminat yöneticisinin varlıkları tasarruf amacı dışında kullanması durumunda Türk Ceza Kanunu’nun yüz elli beşinci maddesi uyarınca beş yıldan az olmamak üzere hapis cezası öngörülmüştür. Sermaye piyasası araçlarının ihracı ve halka arzı süreçlerine geçtiğimizde, ihraç kavramının sermaye piyasası araçlarının ihraççılar tarafından çıkarılıp halka arz edilerek veya edilmeksizin satışını ifade ettiğini görmekteyiz. Halka arz ise satın alma için her türlü yoldan yapılan genel bir çağrıyı ve bu çağrı devamındaki satışı kapsar. İhracın halka arz edilerek yapılması durumunda belirsiz bir kitleye genel çağrı yapılırken, halka arz edilmeksizin yapılan ihraçlarda belirli bir kitleye satış söz konusudur. Sermaye piyasalarında yatırımcıların korunması, temel olarak kamuyu aydınlatma ilkesine dayanır. Yatırımcının tam, zamanında ve doğru bilgilendirilmesi esastır. Kamuyu aydınlatma belgeleri, halka arzda geniş kapsamlı bilgiler içeren izahname iken, halka arz edilmeksizin yapılan ihraçlarda daha dar kapsamlı olan ihraç belgesidir. Kitle fonlaması yoluyla yapılan para toplamalarda ise izahname veya ihraç belgesi hazırlama yükümlülüğü bulunmamaktadır. İhraççıların finansal raporlama yükümlülükleri, Türkiye Muhasebe Standartları çerçevesinde belirlenen düzenlemelere uygun olarak yerine getirilmelidir. Finansal tabloların gerçeği yansıtıp yansıtmadığı bağımsız denetim kuruluşları tarafından denetlenir. Kurul, halka arzda, borsada işlem görme başvurusunda, önemli nitelikteki işlemlerde veya ortaklığın durumunu etkileyen önemli gelişmelere bağlı olarak bağımsız denetim yükümlülüğü getirebilir. İzahname, ihraççının ve varsa garantörün finansal durumu, performansı, gelecek beklentileri ve ihraç edilecek araçların özelliklerini içeren temel belgedir. Sermaye piyasası araçlarının halka arz edilebilmesi veya borsada işlem görebilmesi için izahnamenin hazırlanması ve Kurulca onaylanması zorunludur. İzahname bir veya birden fazla belgeden oluşabilir ve mutlaka bir özet bölümü içermelidir. Özet bölümü, yatırımcıların temel hak ve riskleri anlamasını sağlayacak şekilde kısa ve anlaşılır olmalıdır. Kamuyu aydınlatma belgelerinden doğan sorumluluk rejimi, yatırımcıların uğradığı zararların tazminini hedefler. Zararın tazmini için belgede yanlış, yanıltıcı veya eksik bilgi bulunması gerekir. Bu zararlardan birincil derecede ihraççılar sorumludur. Eğer zarar ihraççılardan tazmin edilemezse, halka arz edenler, lider aracı kurum, varsa garantör ve ihraççının yönetim kurulu üyeleri kusurlarına göre sorumlu tutulurlar. Bağımsız denetim, derecelendirme ve değerleme kuruluşları da hazırladıkları raporlardaki hatalı bilgilerden sorumludur. Kanun, yatırımcının ispat yükünü hafifletmek amacıyla belirli şartlar altında illiyet bağının kurulmuş sayılacağını öngörmüştür. Yanlış bilginin varlığı, aracın alım satımı, gerçeğin ortaya çıkması ve mal varlığında zarar oluşması durumunda illiyet bağı var kabul edilir. Ancak, yatırımcının bu yanlış bilgiyi bilerek işlem yapması veya düzeltmenin işlemden önce ilan edilmiş olması gibi durumlarda tazminat talebi reddedilir. İzahnamenin özet kısmından dolayı sorumluluk doğması için ise özetin izahnamenin diğer kısımlarıyla birlikte okunduğunda yanıltıcı olması şartı aranır. İzahnamelerin Kurulca onaylanması, bu belgelerdeki bilgilerin Kurul tarafından garanti edildiği veya aracın tavsiye edildiği anlamına gelmez. Onay süreci, belgenin tutarlılık, anlaşılırlık ve standartlara uygunluk açısından eksiksiz olduğunun tespiti işlemidir. Onaylanan izahnameler Kurulca belirlenen esaslar dahilinde yayımlanır; ayrıca ticaret siciline tescil ve ilan edilir. İzahnamenin geçerlilik süresi boyunca ortaya çıkan önemli değişiklikler derhal Kurula bildirilmelidir. Bu değişiklikler yayımlandıktan sonra, daha önce talepte bulunmuş yatırımcıların iki iş günü içinde taleplerini geri alma hakkı bulunmaktadır. Bir izahname, yayımlandığı tarihten itibaren on iki ay boyunca gerçekleştirilecek ihraçlar için geçerliliğini korur; bu süre zarfında sadece ek ve değişikliklerin onaylanması yeterlidir. Payların ihracına ilişkin genel esaslarda, tam ve nakden ödeme ilkesi hakimdir. Halka açık anonim ortaklıklarda, pay bedellerinin kuruluşta veya sermaye artırımında tam ve nakden ödenmesi zorunludur; taksitli ödeme usulü olan apel sistemi uygulanmaz. Ancak birleşme, bölünme ve hisse değişimi gibi yapılandırma durumlarında bu ilkenin istisnaları mevcuttur. Kurul, payların piyasa fiyatı nominal değerin üzerindeyse primli fiyattan satılmasını isteyebileceği gibi, piyasa fiyatı nominal değerin altındaysa nominal değerin altında bir fiyatla ihraç edilmesine de izin verebilir. Borçlanma araçları tarafında ise ihraç edilecek toplam tutar Kurulca belirlenen limitleri geçemez. Borçlanma aracı sahipleri, haklarını korumak üzere borçlanma aracı sahipleri kurulunu oluştururlar. Bu kurulda karar alınabilmesi için, aksine ağır bir nisap öngörülmedikçe, nominal bedellerin asgari yarısını temsil eden sahiplerin olumlu oyu gereklidir. Alınan kararlar, olumsuz oy verenler için de bağlayıcıdır. Temerrüt durumunda, borçlanma araçlarının şartları değiştirilirse başlatılmış tüm takipler durur ve zamanaşımı süreleri işlemez. Son olarak ihraççı kavramına değinmek gerekirse, kitle fonlaması platformları hariç olmak üzere, sermaye piyasası araçlarını ihraç eden, ihraç etmek üzere Kurula başvuran veya araçları halka arz edilen tüzel kişiler ile yatırım fonları ihraççı sıfatını taşır. Bir anonim şirketin Kurula başvurusu ile bu sıfat kazanılır ve ilgili mevzuat yükümlülükleri başlar. Halka arz eden ise sahip olduğu sermaye piyasası araçlarını halka arz etmek üzere Kurula başvuran gerçek veya tüzel kişileri ifade eder. Bu ayrım, sorumluluk ve yükümlülüklerin belirlenmesi açısından sınavda dikkat edilmesi gereken temel tanımlar arasındadır. Borçlanma aracı niteliğindeki sermaye piyasası araçlarının ihraç yetkisi ve bu süreçteki hukuki sorumluluklar sermaye piyasası hukukunun teknik ve sınav açısından kritik başlıklarından birini oluşturmaktadır.

Bölüm 3

Borçlanma aracı niteliğindeki sermaye piyasası araçlarının ihraç yetkisi ve bu süreçteki hukuki sorumluluklar sermaye piyasası hukukunun teknik ve sınav açısından kritik başlıklarından birini oluşturmaktadır. Borçlanma aracı niteliğindeki sermaye piyasası aracı ihraç yetkisi, esas sözleşme ile yönetim kuruluna süreli veya süresiz olarak devredilebilmektedir. Bu devir yetkisi, anonim ortaklıkların finansman ihtiyaçlarını hızlı bir şekilde karşılayabilmeleri adına yönetim kuruluna tanınmış önemli bir esnekliktir. İhraççıların borçlanma araçlarına ilişkin ödeme yükümlülüklerini yerine getirmemesi durumunda ise yatırımcıların haklarını korumak amacıyla özel bir hukuki statü öngörülmüştür. Merkezi Kayıt Kuruluşu tarafından düzenlenip hak sahiplerine verilen belge, dokuz Haziran bin dokuz yüz otuz iki tarihli ve iki bin dört sayılı İcra ve İflas Kanununun altmış sekizinci maddesinin birinci fıkrasında belirtilen belgelerden sayılmaktadır. Bu durum, borçlanma aracı sahiplerinin alacaklarını tahsil etmek için ilamsız icra takibi yoluna başvurduklarında, ellerindeki belgenin kesin delil niteliğinde bir belge olarak kabul edileceği anlamına gelmektedir. Sınav hazırlık sürecinde bu belgenin İcra ve İflas Kanunu karşısındaki statüsü sıklıkla sorulmaktadır. Borçlanma aracı sahiplerinin kolektif hareket etmesini sağlamak amacıyla Sermaye Piyasası Kanunu'nun otuz bir/A maddesi uyarınca borçlanma aracı sahipleri kurulu oluşturulmaktadır. İhraççının tedavülde bulunan borçlanma araçlarının sahipleri bu kurulu meydana getirir. Burada dikkat edilmesi gereken husus, ihraççının her bir tertip borçlanma aracı sahiplerinin de ayrı bir borçlanma aracı sahipleri kurulu oluşturabilme imkanıdır. Bu kurulun toplantıya çağrılması ve karar alma esasları ihraççı tarafından hazırlanan izahname veya ihraç belgesinde önceden belirlenmiş olmalıdır. Karar alma nisapları konusunda kanun net bir eşik belirlemiştir. Kurulca veya izahnamede daha ağır bir nisap öngörülmedikçe, her bir tertip borçlanma araçlarının nominal bedelleri toplamının asgari yarısını temsil eden borçlanma aracı sahiplerinin olumlu oyu şarttır. Eğer tüm tedavüldeki borçlanma araçlarını kapsayan bir kurul söz konusu ise yine tedavüldeki tüm borçlanma araçlarının nominal tutarının asgari yarısını temsil edenlerin olumlu oyu aranmaktadır. Bu nitelikli çoğunlukla alınan kararlar, karara olumlu oy vermeyen diğer borçlanma aracı sahipleri için de bağlayıcı ve hüküm ifade edici niteliktedir. Borçlanma araçlarının geri ödemelerinde temerrüt oluşması durumunda, yatırımcıların haklarını korumak ve sürecin yönetimini kolaylaştırmak adına temsilci atanması mümkündür. Temerrüt oluştuktan sonra borçlanma araçlarının hüküm ve şartlarında bir değişikliğe gidilirse, bu durumun çok önemli hukuki sonuçları bulunmaktadır. İlgili borçlanma aracının hüküm ve şartlarının değiştirildiği tarih itibarıyla, temerrüt nedeniyle başlatılmış olan tüm takipler durmaktadır. Bu süreçte ihtiyati tedbir ve ihtiyati haciz kararları uygulanmaz. Ayrıca, bir takip muamelesi ile kesilebilen zamanaşımı ve hak düşüren müddetlerin işlemesi de durmaktadır. Borçlanma aracından doğan tüm borçlar ifa edildikten sonra ise duran bu takipler tamamen düşmektedir. Bu düzenleme, ihraççının finansal darboğazdan çıkabilmesi için bir alan yaratırken, aynı zamanda alacaklıların haklarını dondurarak toplu bir çözüm üretilmesine hizmet etmektedir. Sermaye piyasalarının temel aktörleri arasında en önemli grup olan ihraççılar ve halka açık ortaklıklar, piyasadan fon talep eden kesimi temsil etmektedir. altı bin üç yüz altmış iki sayılı Sermaye Piyasası Kanunu'nun üçüncü maddesinin birinci fıkrasının h bendi uyarınca ihraççı kavramı geniş bir çerçevede tanımlanmıştır. Kitle fonlaması platformları aracılığıyla para toplayanlar hariç olmak üzere, sermaye piyasası araçlarını ihraç eden, ihraç etmek üzere Kurula başvuruda bulunan veya sermaye piyasası araçları halka arz edilen tüzel kişiler ile yatırım fonları ihraççı olarak kabul edilmektedir. Bir anonim şirketin sermaye piyasası araçlarını halka arz etmek üzere Kurula başvurması, o şirketin ihraççı sıfatını kazanması için yeterlidir. Bu sıfatın kazanılmasıyla birlikte şirket, Sermaye Piyasası Kanunu ve ilgili alt düzenlemelerde öngörülen tüm yükümlülüklere tabi hale gelmektedir. Bu noktada halka arz eden kavramı ile ihraççı kavramını birbirinden ayırmak gerekir. Halka arz eden, sahip olduğu sermaye piyasası araçlarını halka arz etmek üzere Kurula başvuran gerçek veya tüzel kişileri ifade eder. Halka arz edenin yaptığı işlem sonucunda ilgili ortaklık ihraççı haline gelirken, halka arz eden kişinin kendisi ihraççı sıfatını kazanmamaktadır. Bu ayrım sınavda kavramsal tanımlar üzerinden karşınıza çıkabilir. Halka açık anonim ortaklık kavramı, ihraççı kavramına göre daha spesifik bir alanı ifade etmektedir. Sermaye Piyasası Kanunu'nun üçüncü maddesinin birinci fıkrasının e bendine göre halka açık ortaklık, kitle fonlaması platformları aracılığıyla para toplayanlar hariç olmak üzere, payları halka arz edilmiş olan veya halka arz edilmiş sayılan anonim ortaklıkları ifade etmektedir. Burada temel fark, ihraççı tanımında sermaye piyasası araçlarının genelinin esas alınması, halka açık ortaklık tanımında ise sadece pay kavramının esas alınmasıdır. Dolayısıyla, payları halka arz edilmemiş bir şirket, örneğin tahvil ihraç ederek ihraççı niteliği kazanabilir ancak bu durum onu kendiliğinden halka açık ortaklık yapmaz. Halka açık ortaklıklar kendi içinde iki ana gruba ayrılmaktadır. Birinci grup, payları fiilen halka arz edilmiş olan ortaklıklardır. Halka arz, sermaye piyasası araçlarının satın alınması için her türlü yoldan yapılan genel bir çağrı ve bu çağrı devamında gerçekleştirilen satışı ifade eder. İkinci grup ise payları halka arz edilmiş sayılan ortaklıklardır. Payları halka arz edilmiş sayılan ortaklıklar konusu, sayısal eşikler içermesi nedeniyle sınavda sıklıkla sorulan bir bölümdür. Sermaye Piyasası Kanunu'nun on altıncı maddesi uyarınca, payları borsada işlem gören ortaklıklar ile pay sahibi sayısı beş yüz kişiyi aşan anonim ortaklıkların payları halka arz olunmuş sayılmaktadır. Bu ortaklıklar fiilen bir halka arz yapmamış olsalar dahi, ortak sayısının beş yüz sınırını aşması nedeniyle halka açık ortaklık hükümlerine tabi olurlar. Bu tür ortaklıklar, halka açık ortaklık statüsünü kazandıktan sonra en geç iki yıl içinde paylarının borsada işlem görmesi için borsaya başvurmak zorundadırlar. Eğer bu başvuru yapılmazsa, Kurul bu payların borsada işlem görmesi veya ortaklığın halka açık ortaklık statüsünden çıkarılması için resen karar alabilir. Pay sahibi sayısı nedeniyle halka açık sayılan ancak borsada işlem görmek istemeyen ortaklıklar için Kanun bir çıkış yolu öngörmüştür. Pay sahibi tam sayısının en az üçte ikisinin olumlu oyu veya toplam oyların dörtte üçü ile alınacak bir genel kurul kararı ile Kanun kapsamından çıkılabilir. Bu durumda olumlu oy kullanmayan pay sahiplerine ayrılma hakkı tanınması zorunludur. Halka açık sayılma konusunda kooperatiflerle ilgili özel bir düzenleme de mevcuttur. Pay sahibi sayısı en az beş yüz olan kooperatiflerin veya kendisine ortak olan kooperatiflerin pay sahibi sayısı tek başına ya da toplam olarak en az beş yüz olan kooperatif birliklerinin yönetim kontrolüne sahip olduğu ve yıllık en az elli milyon Türk Lirası satış hasılatı yapmış olan anonim ortaklıkların payları da halka arz olunmuş sayılır. Bu kapsamdaki ortaklıklar halka açık ortaklık hükümlerine tabi olsalar da paylarının işlem görmesi için borsaya başvurma zorunlulukları bulunmamaktadır. Bu elli milyon Türk Lirası tutarındaki hasılat sınırı ve beş yüz ortak sayısı sınavda doğrudan bilgi sorusu olarak sorulabilecek güncel ve kritik bir veridir. Halka açık ortaklıkların malvarlıksal düzeni, yatırımcıların korunması adına sıkı kurallara bağlanmıştır. Bu kapsamda kayıtlı sermaye sistemi, esas sermaye sistemine alternatif olarak sunulan ve yönetim kuruluna sermaye artırımı konusunda yetki veren bir mekanizmadır. Kayıtlı sermaye sistemi, anonim ortaklıkların esas sözleşmelerinde hüküm bulunmak kaydıyla, yönetim kurulu kararı ile Türk Ticaret Kanunu'nun esas sermaye artırımına dair hantal prosedürlerine tabi olmaksızın pay çıkarabilecekleri azami miktarı ifade eder. Bu sistemde çıkarılmış sermaye ve kayıtlı sermaye tavanı olmak üzere iki kavram vardır. Çıkarılmış sermaye, satışı yapılmış payları temsil eden ve tamamen ödenmiş sermayeyi gösterir. Yönetim kuruluna tanınan bu sermaye artırım yetkisi en çok beş yıl süre ile verilebilir. Bu beş yıllık sürenin sonunda yetkinin genel kurul kararıyla tekrar uzatılması mümkündür. Kayıtlı sermaye tavanı dahilinde yapılan sermaye artırımlarında imtiyazlı pay sahipleri özel kurulu kararı aranmaz, bu da süreci hızlandıran bir unsurdur. Kayıtlı sermaye sisteminde yönetim kuruluna bazı özel yetkiler de tanınabilir. Esas sözleşmede açıkça belirtilmek kaydıyla yönetim kurulu; imtiyazlı pay çıkarma, nominal değerin üzerinde veya altında pay çıkarma ve pay sahiplerinin yeni pay alma haklarını sınırlandırma konularında yetkilendirilebilir. Ancak yeni pay alma hakkının kısıtlanması yetkisi, pay sahipleri arasında eşitsizliğe yol açacak şekilde kullanılamaz. Yönetim kurulunun bu kapsamda aldığı kararlara karşı, kararın ilanından itibaren otuz gün içinde iptal davası açılması mümkündür. Bu dava, ortaklık merkezinin bulunduğu yerdeki ticaret mahkemesinde açılmalıdır. Ayrıca, pay ile değiştirilebilir tahvil veya paya dönüştürülebilir türev araç çıkarılması durumunda, dönüşüm sonucunda verilecek paylar ile çıkarılmış sermayenin toplamı kayıtlı sermaye tavanını aşamaz. Kâr payı ve avansı dağıtım esasları da halka açık ortaklıklar için özel olarak düzenlenmiştir. Halka açık ortaklıklar, kârlarını genel kurulları tarafından belirlenecek kâr dağıtım politikaları çerçevesinde dağıtırlar. Eski düzenlemedeki zorunlu kâr dağıtım oranı yerine artık şirketin kendi belirlediği politika esas alınmaktadır. Ancak kâr dağıtımı yapılabilmesi için kanunen ayrılması gereken yedek akçelerin ve esas sözleşmede pay sahipleri için belirlenen kâr payının öncelikle ayrılması şarttır. Bunlar ayrılmadan başka yedek akçe ayrılamaz, ertesi yıla kâr aktarılamaz ve yönetim kurulu üyeleri ile çalışanlara kârdan pay verilemez. Kâr payı, dağıtım tarihi itibarıyla mevcut payların tümüne, ihraç tarihlerine bakılmaksızın eşit olarak dağıtılır. Kâr payı avansı konusunda ise önemli bir sınır vardır. Bir hesap döneminde verilecek toplam kâr payı avansı, bir önceki yıla ait dönem kârının yarısını yani yüzde elli'sini aşamaz. Önceki dönemde ödenen avanslar mahsup edilmeden yeni bir avans veya kâr payı dağıtımı yapılamaz. Ara dönem finansal tabloların gerçeği yansıtmaması nedeniyle hatalı avans dağıtılması durumunda yönetim kurulu üyeleri ve bağımsız denetçiler sorumludur. Örtülü kazanç aktarımı yasağı, halka açık ortaklıkların malvarlığını korumayı amaçlayan en temel düzenlemelerden biridir. Bu yasak hem aktif eylemleri hem de pasif ihmalleri kapsamaktadır. Halka açık ortaklıklar ve kolektif yatırım kuruluşları, ilişkili oldukları kişilerle emsallerine uygunluk, piyasa teamülleri, ticari hayatın basiret ve dürüstlük ilkelerine aykırı olarak farklı fiyat, ücret veya bedel içeren işlemler yaparak kârlarını veya malvarlıklarını azaltamazlar. Aynı şekilde, malvarlığını artırmak için yapmaları gereken faaliyetleri yapmayarak ilişkili tarafların kazanç sağlamasına yol açmaları da örtülü kazanç aktarımı sayılır. Kurul böyle bir durum tespit ettiğinde, aktarılan tutarın kanuni faizi ile birlikte ortaklığa iadesini talep eder. İlgili taraflar bu tutarı Kurulca belirlenen sürede iade etmek zorundadır. Ayrıca, ilişkili taraf işlemlerine dair belgelerin en az sekiz yıl süre ile saklanması yasal bir zorunluluktur. Bu sekiz yıllık süre sınavda soru potansiyeli taşımaktadır. İlişkili taraf işlemleri, kurumsal yönetim ilkeleri çerçevesinde özel bir denetim mekanizmasına tabidir. Nitelik ve nicelik açısından özellik taşıyan ilişkili taraf işlemlerinde, yönetim kurulu kararının alınabilmesi için bağımsız yönetim kurulu üyelerinin çoğunluğunun onayı gerekmektedir. Eğer bağımsız üyelerin çoğunluğu onay vermezse, bu durum kamuya açıklanır ve işlem genel kurul onayına sunulur. Genel kurulda yapılacak oylamada, işlemin tarafları ve onlarla ilişkili kişiler oy kullanamazlar. Bu kural, azınlık haklarının korunması ve şirketin içinin boşaltılmasının engellenmesi adına hayati önem taşır. Bu usullere uyulmadan alınan kararlar geçersiz sayılmaktadır. Kurumsal yönetim ilkeleri, halka açık ortaklıklarda çıkar çatışmalarını engellemek ve şeffaflığı sağlamak amacıyla oluşturulmuştur. Sermaye Piyasası Kurulu, bu ilkeleri belirlemeye, uyum raporlarının içeriğini düzenlemeye ve bağımsız yönetim kurulu üyeliğine ilişkin esasları koymaya yetkilidir. Kurul, payları borsada işlem gören ortaklıkların bu ilkelere kısmen veya tamamen uymalarını zorunlu tutabilir. Uyum zorunluluğunun yerine getirilmemesi halinde Kurul, resen işlem yapma, ihtiyati tedbir isteme veya dava açma yetkisine sahiptir. Kurumsal yönetim düzenlemeleri yapılırken eşit koşullardaki şirketlere eşit kuralların uygulanması ve haksız rekabete yol açılmaması prensibi esastır. Yönetim kontrolü değişiklikleri ve buna bağlı olarak doğan pay alım teklifi zorunluluğu, sermaye piyasası hukukunun en karmaşık konularından biridir. Bir ortaklığın oy haklarının yüzde elli'sinden fazlasına tek başına veya birlikte hareket ettikleri kişilerle sahip olunması veya yönetim kurulu üye sayısının salt çoğunluğunu seçme hakkı veren imtiyazlı paylara sahip olunması durumunda yönetim kontrolünün elde edildiği kabul edilir. Yönetim kontrolünü elde eden kişiler, diğer ortakların paylarını satın almak üzere pay alım teklifinde bulunmak zorundadırlar. Bu teklif, kontrolün ele geçirildiğinin kamuya açıklandığı tarihteki pay sahiplerine yönelik olmalıdır. Zorunlu pay alım teklifi yerine getirilmezse, ilgili kişilerin sahip olduğu oy hakları kendiliğinden donar ve bu paylar genel kurul nisabında dikkate alınmaz. Ayrıca, pay alım teklifine konu payların toplam bedeline kadar idari para cezası uygulanabilir. Önemli nitelikteki işlemler, şirketin yapısını temelden değiştiren ve yatırımcıların kararlarını etkileyen işlemlerdir. Birleşme, bölünme, tür değiştirme, imtiyaz öngörme veya mevcut imtiyazların kapsamını değiştirme gibi işlemler bu grupta yer alır. Ayrıca, nakit sermaye artırımından elde edilecek fonun mevcut sermayeyi aşması ve ilişkili taraf borçlarının ödenmesinde kullanılacak olması da önemli nitelikte işlem sayılmaktadır. Bu işlemlere muhalif kalan ve genel kurul tutanağına muhalefet şerhini işleten pay sahiplerine ayrılma hakkı tanınır. Ortaklık, bu payları adil bir bedel üzerinden satın almakla yükümlüdür. Eğer pay sahibinin toplantıya katılması haksız yere engellenmişse veya usulüne uygun davet yapılmamışsa, muhalefet şerhi şartı aranmaksızın ayrılma hakkı kullanılabilir. Ortaklıktan çıkarma ve satma hakkı, hakim ortağın pay oranının yüzde doksan sekiz eşiğine ulaşması durumunda gündeme gelir. Hakim ortak, bu orana ulaştığında azınlıkta kalan pay sahiplerini ortaklıktan çıkarma hakkına sahip olur. Aynı şekilde, azınlıkta kalan pay sahipleri de paylarını hakim ortağa satma hakkına sahiptirler. Bu hakların kullanımı için pay alım teklifi yapılmış olması şart değildir; yüzde doksan sekiz oranına herhangi bir şekilde ulaşılması yeterlidir. Bu oran, mülkiyet hakkı ile piyasa etkinliği arasındaki dengeyi kurmak amacıyla belirlenmiş çok yüksek bir eşiktir. Halka açık ortaklıkların genel kurul toplantıları için de özel usuller öngörülmüştür. Toplantı çağrısı, ilan ve toplantı günleri hariç en az üç hafta önce yapılmalıdır. Çağrı; internet sitesi, Kamuyu Aydınlatma Platformu ve Kurulca belirlenen diğer mecralarda ilan edilmelidir. Genel kurul toplantı nisabı, aksine daha ağır bir hüküm yoksa sermayenin en az dörtte birini yani yüzde yirmi beş'ini karşılayan payların varlığıdır. Ancak önemli nitelikteki işlemler, sermaye azaltımı veya yeni pay alma haklarının kısıtlanması gibi kritik kararlarda özel nisaplar uygulanır. Bu kararlar için, toplantı nisabı aranmaksızın, katılan oyların üçte ikisinin olumlu oyu gerekir. Eğer sermayenin en az yarısı toplantıda hazır bulunuyorsa, katılanların salt çoğunluğu ile karar alınabilir. Ayrıca, payların genel kurula katılmak için depo edilmesi şartı, yani genel kurul blokajı uygulaması tamamen kaldırılmıştır. Elektronik ortamda katılım ise Merkezi Kayıt Kuruluşu sistemleri üzerinden sağlanmaktadır. İmtiyazlı paylar konusunda şeffaflık esastır. İlk halka arzda tüm imtiyazların detaylıca kamuya duyurulması zorunludur. Şirketin üst üste beş yıl zarar etmesi durumunda, oy hakkına ve yönetim kurulunda temsil edilmeye ilişkin imtiyazlar Kurul kararıyla kaldırılabilir. Bu düzenleme, verimsiz yönetimlerin değiştirilmesini ve şirketin rasyonel yönetilmesini amaçlar. Ortaklıkların kendi paylarını iktisap etmesi ise kural olarak sermayenin korunması ilkesine aykırı olsa da Kurulun belirlediği şartlar dahilinde mümkündür. Geri alınan payların bedeli kadar yedek akçe ayrılması ve bunun özkaynaklar altında kısıtlanmış yedek olarak sınıflandırılması zorunludur. Son olarak Kurul, ihracın büyüklüğü veya yatırımcı niteliği gibi kriterlere göre bazı ihraçları veya ortaklıkları Kanun yükümlülüklerinden kısmen veya tamamen muaf tutma yetkisine sahiptir. Özellikle beş yüz'den fazla ortağı olsa dahi faaliyetlerinin sürekliliği veya sermaye dağılımı gibi nedenlerle bazı şirketler Kanun kapsamı dışına çıkarılabilir. Sermaye piyasası hukukunda ortaklıkların karar alma mekanizmaları ve yapısal özellikleri, yatırımcıların korunması ve piyasa şeffaflığı açısından büyük önem taşımaktadır. Bu bağlamda genel kurul süreçlerini inceleyerek dersimize başlayalım.

Bölüm 4

Sermaye piyasası hukukunda ortaklıkların karar alma mekanizmaları ve yapısal özellikleri, yatırımcıların korunması ve piyasa şeffaflığı açısından büyük önem taşımaktadır. Bu bağlamda genel kurul süreçlerini inceleyerek dersimize başlayalım. Halka açık ortaklıklarda genel kurul toplantılarına ilişkin ilanların, mevzuatta öngörülen diğer usullerin yanı sıra, toplantı tarihinden en az üç hafta önce yapılması zorunludur. Bu süre, pay sahiplerinin gündemi incelemesi ve hazırlık yapabilmesi için tanınmış bir haktır. Toplantı nisabı açısından ise, Sermaye Piyasası Kanunu özel bir hüküm getirerek, sermayenin en az dörtte birini karşılayan pay sahiplerinin varlığını aramaktadır. Ancak dikkat edilmesi gereken husus, bazı kritik kararlar için bu genel nisabın yeterli olmadığıdır. Yeni pay alma haklarının kısıtlanması, sermayenin azaltılması veya mevzuatta önemli nitelikteki işlem olarak tanımlanan kararların alınabilmesi için daha yüksek ve özel nisaplar öngörülmüştür. Ayrıca, teknolojik gelişmelere paralel olarak, Merkezi Kayıt Kuruluşu tarafından sağlanan elektronik ortam üzerinden genel kurullara katılım ve oy kullanımı mümkün hale getirilmiştir. Ortaklık yapısındaki imtiyazlı paylar konusu, sınav sorularında sıklıkla karşımıza çıkan bir diğer teknik alandır. Sermaye piyasası araçlarının ilk halka arzında, mevcut tüm imtiyazların şeffaf ve anlaşılır bir detayda kamuya duyurulması yasal bir zorunluluktur. Buradaki temel amaç, yatırımcının risk ve getiri dengesini bu imtiyazları bilerek kurmasıdır. İmtiyazların korunması sınırsız değildir. Mevzuat, verimsiz yönetimlerin tasfiyesi ve azınlık haklarının korunması amacıyla sert bir kural getirmiştir. Buna göre, üst üste beş yıl boyunca zarar eden ortaklıklarda, yapılacak ilk genel kurul toplantısında oy hakkına ve yönetim kurulunda temsil edilmeye ilişkin imtiyazlar, Sermaye Piyasası Kurulu kararıyla kaldırılabilir. Bu düzenleme, imtiyazlı grupların şirketi verimsiz yöneterek diğer ortakların menfaatine aykırı davranmasını engellemeyi hedefler. Sınavda bu beş yıllık süre ve imtiyazların kaldırılması yetkisinin Kurulda olduğu bilgisi kritik önem taşımaktadır. Anonim ortaklıkların kendi paylarını iktisap etmesi konusu, sermayenin korunması ilkesi çerçevesinde ele alınmalıdır. Normal şartlarda bir şirketin kendi paylarını satın alması, sermayenin iadesi yasağına aykırılık teşkil edebilir ve bilançonun gerçek durumu yansıtmasını engelleyebilir. Ancak altı bin üç yüz altmış iki sayılı Sermaye Piyasası Kanunu'nun yirmi ikinci maddesinin birinci fıkrası, halka açık ortaklıkların belirli şartlar dahilinde kendi paylarını satın alabileceğini ve rehin olarak kabul edebileceğini hükme bağlamıştır. Bu işlemlerin sınırları, geri alınan payların elden çıkarılma süreleri ve kamuya açıklanma esasları tamamen Kurulun düzenleme yetkisindedir. Muhasebe ve finansal raporlama açısından çok önemli bir detay şudur: Geri alınan payların bedeli kadar yedek akçe ayrılması zorunludur. Bu ayrılan tutar, özkaynaklar altında kısıtlanmış yedek olarak sınıflandırılır. Bu kural, şirketin likiditesinin ve sermaye yapısının korunmasını garanti altına alır. Sermaye piyasası mevzuatındaki muafiyet rejimine de değinmek gerekir. Kurul, ihraçların büyüklüğü, hedef alınan yatırımcı kitlesi, verilen garantiler veya satış yöntemi gibi kriterleri göz önünde bulundurarak, bazı ihraçları veya ihraççıları Kanun yükümlülüklerinden kısmen veya tamamen muaf tutabilir. Özellikle beş yüz'den fazla ortağa sahip olduğu için halka açık sayılan ortaklıklar; bilanço büyüklüğü, faaliyetlerinin devamlılığı veya ortaklık yapısının özellikleri gibi şartlar varlığında, resen veya talep üzerine Kanun kapsamından çıkarılabilirler. Bu noktada muafiyetin hem ihraçlara hem de ortaklıkların genel statüsüne yönelik olabileceği ayrımını yapmak gerekir. Şimdi sermaye piyasası faaliyetlerinin hukuki altyapısını inceleyelim. altı bin üç yüz altmış iki sayılı Kanun, kurum bazlı düzenleme yerine faaliyet bazlı düzenleme esasını benimsemiştir. Bu, Avrupa Birliği mevzuatıyla uyumlu modern bir yaklaşımdır. Bu yaklaşıma göre, bir kuruluşun ne olduğu değil, hangi faaliyeti yürüttüğü ve bu faaliyet için gerekli izinlere sahip olup olmadığı esas alınır. Sermaye piyasası faaliyetleri üç ana kategoride toplanır: Sermaye piyasası kurumlarının Kanun kapsamındaki faaliyetleri, yatırım hizmetleri ve faaliyetleri ile yan hizmetler. Yatırım hizmetleri ve faaliyetleri, Kanunun otuz yedinci maddesinde on madde halinde sayılmıştır. Bunlar arasında emir iletimine aracılık, işlem aracılığı, portföy aracılığı, portföy yöneticiliği, yatırım danışmanlığı ve halka arza aracılık gibi temel faaliyetler yer alır. Ayrıca çok taraflı alım satım sistemlerinin işletilmesi ve saklama hizmetleri de bu kapsamdadır. Burada sınav açısından hayati bir not düşmek gerekir: Kitle fonlaması faaliyetleri ve kitle fonlama platformları, yatırım hizmeti veya yan hizmet kapsamında değerlendirilmez. Yan hizmetler ise yatırım hizmetlerine ek olarak sunulan, ancak icrası için ayrıca izin alınması zorunlu olmayan faaliyetlerdir. Bunlar arasında sermaye piyasalarıyla ilgili danışmanlık, kredi veya ödünç verilmesi, döviz hizmetleri, yatırım araştırması ve finansal analiz gibi hizmetler bulunur. Yan hizmetlerin en belirgin özelliği, münhasıran bu hizmetleri yapmak amacıyla bir yatırım kuruluşu kurulamayacağıdır. Yani bir kurumun yan hizmet verebilmesi için öncelikle ana yatırım hizmetlerinden en az biri için yetkilendirilmiş olması gerekir. Kitle fonlaması, modern finansman yöntemlerinden biri olarak mevzuatımıza yedi bin altmış bir sayılı Kanun ile girmiştir. Bu yöntem, bir projenin veya girişim şirketinin ihtiyaç duyduğu fonun, Kurulca yetkilendirilmiş platformlar aracılığıyla halktan toplanmasını ifade eder. Kitle fonlaması işlemlerinde izahname veya ihraç belgesi hazırlama yükümlülüğü bulunmaz. Bu, girişimlerin hızlı fonlanması için getirilmiş bir kolaylıktır. Ancak sorumluluk rejimi oldukça katıdır. Bilgi formunda yer alan yanlış, yanıltıcı veya eksik bilgilerden kaynaklanan zararlardan, bu formu imzalayan gerçek ve tüzel kişiler müteselsilen sorumludur. Ayrıca kitle fonlaması platformları, ne halka açık ortaklık ne de ihraççı statüsündedir; bu nedenle bu statülere ilişkin ağır yükümlülüklere tabi değildirler. iki Temmuz iki bin yirmi dört tarihinde yürürlüğe giren yedi bin beş yüz on sekiz sayılı Kanun ile kripto varlık hizmet sağlayıcıları da Sermaye Piyasası Kanunu kapsamına alınmıştır. Bu, güncel sınavlar için en muhtemel soru alanlarından biridir. Düzenleme uyarınca, kripto varlıkların alım satımı, takası, transferi ve saklanması faaliyetlerini yürüten platformların Kuruldan izin alması zorunludur. Kripto varlık; dağıtık defter teknolojisi veya benzer bir teknoloji kullanılarak elektronik olarak oluşturulup saklanabilen, dijital ağlar üzerinden dağıtımı yapılan ve değer veya hak ifade edebilen gayri maddi varlıklar olarak tanımlanmıştır. Cüzdan ise bu varlıkların transferini ve anahtarlarının saklanmasını sağlayan her türlü yazılım veya donanımı ifade eder. Kripto varlık hizmet sağlayıcılarının kuruluş ve faaliyete geçiş izinlerinde, Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu yani TÜBİTAK tarafından belirlenen teknik kriterlere uygunluk aranmaktadır. Ayrıca, Kurulun sermaye piyasası araçlarının kripto varlık olarak ihracına ve bunların elektronik ortamda kayden izlenmesine izin verme yetkisi bulunmaktadır. Bu durumda hakların takibi ve üçüncü kişilere karşı ileri sürülmesinde elektronik ortamdaki kayıtlar esas alınacaktır. Sermaye piyasası kurumlarının sınıflandırılmasına geçtiğimizde, Kanunun otuz beşinci maddesinde geniş bir liste ile karşılaşırız. Bu kurumlar dört ana grupta toplanabilir. Birinci grupta yatırım kuruluşları yer alır ki bunlar aracı kurumlar ve bankalardır. İkinci grupta yatırım fonları ve yatırım ortaklıklarından oluşan kolektif yatırım kuruluşları bulunur. Üçüncü grup, merkezi takas, merkezi saklama ve veri depolama kuruluşlarını içeren finansal altyapı kuruluşlarıdır. Dördüncü grup ise bağımsız denetim, değerleme ve derecelendirme kuruluşları gibi destekleyici kurumlardır. Yatırım kuruluşları özelinde, aracı kurumların kuruluş şartları sınavda sıklıkla sorulmaktadır. Bir aracı kurumun kurulabilmesi için yedi temel şartın bir arada bulunması gerekir. Bunlar: Anonim ortaklık şeklinde kurulma, payların tamamının nama yazılı olması, payların nakit karşılığı çıkarılması, sermayenin Kurulca belirlenen asgari miktardan az olmaması, esas sözleşmenin mevzuata uygunluğu, kurucuların gerekli şartları haiz olması ve ortaklık yapısının şeffaf olmasıdır. Aracı kurumların pay devirlerinde Kurul izni alınması zorunludur. İzin alınmadan yapılan devirler pay defterine kaydedilemez, kaydedilse dahi hükümsüz sayılır. Bankalar ise yatırım hizmetlerini yürütebilirler ancak mevduat ve katılım bankaları halka arz aracılığı yapamazlar. Yatırım ve kalkınma bankaları ise portföy yöneticiliği ve yatırım danışmanlığı dahil tüm yatırım hizmetlerini yürütebilirler. Kolektif yatırım kuruluşları, halktan topladıkları tasarrufları riskin dağıtılması ilkesine göre yöneten kurumsal yatırımcılardır. Bu kuruluşların üç temel unsuru vardır: Müsterekyet, profesyonel yönetim ve riskin dağıtılması. Hukuki yapılarına göre şirket esasına dayanan yatırım ortaklıkları ve sözleşme esasına dayanan yatırım fonları olarak ikiye ayrılırlar. Yatırım ortaklıkları sabit veya değişken sermayeli olabilir. Menkul kıymet, gayrimenkul ve girişim sermayesi yatırım ortaklıkları en yaygın türlerdir. Değişken Sermayeli Yatırım Ortaklıkları yani DSYO, Türk hukukuna yeni girmiş bir yapıdır ve sermayesi her zaman net aktif değerine eşittir. Bu yapıların paylarının itibari değeri bulunmaz ve yatırımcı payları sahibine idari haklar vermez. Yatırım fonları ise tüzel kişiliği olmayan, ancak inançlı mülkiyet esaslarına göre portföy yönetim şirketleri tarafından yönetilen mal varlıklarıdır. Fonun tüzel kişiliği olmamasına rağmen; tapu, ticaret sicili ve diğer resmi sicillerdeki işlemlerle sınırlı olarak tüzel kişiliği haiz sayılır. Fon mal varlığının korunması mutlak bir kuraldır. Fon varlığı rehnedilemez, teminat gösterilemez ve kamu alacakları için dahi haczedilemez. Portföy yönetim şirketinin veya saklama kuruluşunun iflası halinde fon varlığı iflas masasına dahil edilemez. Bu koruma, yatırımcının güvenini tesis etmek için getirilmiş en güçlü hukuki kalkandır. Fon kuruluş başvuruları, belgelerin eksiksiz sunulmasından itibaren iki ay içinde Kurul tarafından karara bağlanır. Portföy saklama hizmeti, kolektif yatırım kuruluşlarının varlıklarının güvenliğini sağlayan ve yönetimin mevzuata uygunluğunu denetleyen kritik bir mekanizmadır. Saklama kuruluşu, fonun birim pay değerinin doğru hesaplanmasından, varlık alım satımlarının iç tüzüğe uygunluğuna kadar geniş bir sorumluluk yelpazesine sahiptir. Saklama kuruluşu ile portföy yönetim şirketi arasında tam bir bağımsızlık olması şarttır; bu iki kurum aynı tüzel kişi olamaz. Ayrıca, bir kurumun yöneticisi diğerinde görev alamaz. Saklama kuruluşu, görevlerini yerine getirirken oluşacak zararlardan doğrudan sorumludur. Eğer saklama kuruluşu varlıkların bir kısmını alt saklamaya verirse, tüm kuruluşlar müteselsilen sorumlu olmaya devam eder. Son olarak finansal altyapı kuruluşlarına değinelim. Merkezi takas kuruluşları, borsalardaki işlemlerin teslimi ve ödenmesi süreçlerini yürüten kurumlardır. Türkiye'de bu görevi Takasbank yürütmektedir. Merkezi takas kuruluşlarının kuruluşuna Bakan, faaliyete geçmesine ise Kurul izin verir. Merkezi Kayıt Kuruluşu ise sermaye piyasası araçlarının kayden izlendiği, hak sahiplerinin belirlendiği merkezi saklama kuruluşudur. Bu kurumlar sermaye piyasasının güvenli ve şeffaf bir şekilde işlemesi için gerekli olan teknik ve hukuki zemini oluştururlar. Sınav hazırlığında bu kurumların görev tanımları ve birbirleriyle olan ilişkileri arasındaki farkları netleştirmek, başarı için temel şarttır. Özellikle kripto varlık düzenlemeleriyle gelen yeni yetkiler ve Merkezi Kayıt Kuruluşu ile entegrasyon süreçleri, modern sermaye piyasası hukukunun en güncel konularını oluşturmaktadır. Sermaye piyasası mevzuatı çerçevesinde portföy saklama hizmetini yürüten kuruluşların sorumlulukları ve bu hizmetin icrasına ilişkin hukuki esasları inceleyerek dersimize devam edelim.

Bölüm 5

Sermaye piyasası mevzuatı çerçevesinde portföy saklama hizmetini yürüten kuruluşların sorumlulukları ve bu hizmetin icrasına ilişkin hukuki esasları inceleyerek dersimize devam edelim. Portföy saklama hizmetini yürüten kuruluş, yükümlülüklerini yerine getirmemesi nedeniyle yatırım fonlarında portföy yönetim şirketi ve katılma payı sahiplerine karşı sorumludur. Yatırım ortaklıklarında ise bu sorumluluk doğrudan ortaklığa karşı verilmiş olan zararları kapsamaktadır. Bu noktada tazminat talebi hakkı üzerinde durmak gerekir. Portföy yönetim şirketi veya yatırım ortaklığı, portföy saklama hizmetini yürüten kuruluştan; saklama hizmetini yürüten kuruluş da portföy yönetim şirketi veya yatırım ortaklığından, Kanun hükümlerinin ihlali nedeniyle doğan zararların giderilmesini talep etmekle yükümlüdür. Pay veya katılma payı sahiplerinin dava açma hakkı ise bu süreçte saklı tutulmuştur. Sınav açısından bu karşılıklı yükümlülük ilişkisi önem arz etmektedir. Varlıkların alt saklaması konusuna değinecek olursak, portföy saklama hizmetini yürüten kuruluş, saklamasında bulunan varlıkların tümünü veya bir kısmını portföy saklama hizmeti yürüten diğer kuruluşlar nezdinde saklayabilir. Bu durumda, portföy saklama hizmetini veren tüm kuruluşlar müteselsilen sorumlu tutulmaktadır. Müteselsil sorumluluk kavramı, yatırımcı mağduriyetinin önlenmesi adına kritik bir hukuki güvencedir. Ayrıca Kurul, kolektif yatırım kuruluşlarının portföylerinde yer alan varlıklardan uygun görülenlerin, merkezî saklama veya merkezî takas kuruluşu nezdinde ilgili kolektif yatırım kuruluşu adına açılan hesaplarda izlenmesi zorunluluğunu öngörebilir. Portföy saklama hizmetini yürüten kuruluşun yükümlülükleri, varlıkların bu kuruluşlar nezdinde izlenmesi durumunda da aynen devam etmektedir. Bağımsızlık ve ilişki kısıtlamaları, sermaye piyasalarının güvenilirliği açısından üzerinde hassasiyetle durulan bir diğer konudur. Portföy saklama hizmetini yürüten kuruluş ile portföy yönetim şirketi aynı tüzel kişi olamaz. Bu iki kurum, görevlerini yerine getirirken birbirlerinden bağımsız ve sadece katılma payı sahiplerinin menfaatleri doğrultusunda hareket etmekle yükümlüdürler. Personel ve yönetici düzeyindeki kısıtlamalar da oldukça nettir. Portföy saklama hizmetini yürüten kuruluş ve fon portföyüne varlık alım satımına aracılık hizmeti veren yatırım kuruluşunun yöneticileri ile bu kuruluşları temsil ve ilzama yetkili kişiler, portföy yönetim şirketinde ortak, yönetici ya da temsilci olamazlar. Aynı şekilde, portföy yönetim şirketinin ortakları, yöneticileri ve temsilcileri de saklama hizmetini yürüten kuruluşta yönetici ya da temsilci sıfatıyla görev alamazlar. Finansal altyapı kuruluşları konusuna geçiş yapalım. altı bin üç yüz altmış iki sayılı Sermaye Piyasası Kanunu, Avrupa Birliği mevzuatı ile uyum kapsamında merkezi takas kuruluşları, merkezi saklama kuruluşları, Merkezi Kayıt Kuruluşu ve veri depolama kuruluşlarını ayrıntılı olarak düzenlemiştir. Merkezî takas kuruluşları, borsalarda ve teşkilatlanmış diğer pazar yerlerinde işlem gören sermaye piyasası araçlarının teslimi, bedellerinin ödenmesi ve bu işlemlere ilişkin teminat yükümlülüklerinin ifası ile ilgili işlemleri yürüten anonim ortaklık şeklindeki özel hukuk tüzel kişileridir. Bu kuruluşların kuruluş ve faaliyete geçme aşamaları birbirinden ayrılmıştır. Kuruluş izni, Kurulun teklifi üzerine ilgili Bakan tarafından verilirken, faaliyete geçme izni doğrudan Kurul tarafından verilmektedir. Kanunun geçici sekizinci maddesinin birinci fıkrası uyarınca, İstanbul Takas ve Saklama Bankası Anonim Şirketi, yani Takasbank, herhangi bir ek izin ve yetkiye gerek olmaksızın merkezi takas kuruluşu sıfatıyla faaliyetlerini yürütmektedir. Kurul, bu kuruluşların düzenleme, gözetim ve denetim merciidir. Merkezi takas faaliyetlerine ilişkin olarak Kurul, gerekli gördüğü her türlü bilgi ve belgenin düzenli olarak veya talep üzerine gönderilmesini merkezi takas kuruluşları ile üyelerinden isteyebilir. Takas hizmeti verilecek borsaların belirlenmesinde borsaların uygun görüşleri alınır. Kurulun uygun görmesi hâlinde bu kuruluşlar, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası tarafından oluşturulanlar hariç olmak üzere, sermaye piyasaları dışında kurulmuş diğer piyasaların da takas, ödeme ve teminat işlemlerini yerine getirebilir. Ayrıca borsa dışı işlemlerde de takasın merkezi takas kuruluşu nezdinde yapılması zorunlu tutulabilir. Merkezi karşı taraf uygulamaları, küresel finansal sistemin risk yönetiminde en önemli unsurlardan biridir. Kurul, merkezi takas kuruluşlarının alıcıya karşı satıcı, satıcıya karşı da alıcı rolünü üstlenerek takasın tamamlanmasını taahhüt ettikleri merkezi karşı taraf uygulamasını zorunlu tutabilir. Bu uygulama, yatırımcıların yükümlülüklerinin takas kuruluşu tarafından garanti edilmesi anlamına geldiği için temerrüt riskini minimize eder. Takas kuruluşlarının bu görevdeki mali sorumluluğu, belirlenen limitler ve üyelerden alınan teminatlar ile sınırlıdır. Bu hizmeti verecek kuruluşların yeterli sermayeye, güçlü bilgi işlem altyapısına, iç kontrol, risk yönetimi ve iç denetim sistemlerine sahip olması şarttır. İç denetim birimleri, bu altyapının güvenilirliğini asgari altı aylık dönemler itibarıyla kontrol ederek sonuçları Kurula bildirmek zorundadır. Takas kesinliği ilkesi, piyasa istikrarı için hayati önem taşır. Sermaye piyasası araçlarının takas talimat ve işlemleri ile ödeme işlemleri, üyelerin faaliyetlerinin durdurulması veya tasfiye süreçlerinin başlaması durumunda dahi geri alınamaz ve iptal edilemez. Merkezi takas kuruluşunun teminat olarak aldığı mal varlığı değerleri üzerindeki hakları, üye kuruluşun iflası, konkordato ilan etmesi veya diğer takip prosedürleri ile hiçbir şekilde sınırlandırılamaz. Bu durum sınavda takas kesinliği başlığı altında karşınıza çıkabilir. Merkezi saklama kuruluşlarına dair düzenlemeleri inceleyelim. Bu kuruluşlar, sermaye piyasası araçlarının merkezi saklanması ve bunlara ilişkin hakların kullanımı hizmetlerini veren anonim ortaklıklardır. Kuruluş izinleri Kurulun uygun görüşüyle Bakan tarafından, faaliyet izinleri ise Kurul tarafından verilir. Kurul, hangi sermaye piyasası araçlarının merkezi saklamaya tabi olacağını belirler ve belirli araçların bir veya birden fazla merkezi saklama kuruluşunda saklanmasını zorunlu tutabilir. Kaydileştirilen sermaye piyasası araçlarının merkezi saklama kuruluşu Merkezi Kayıt Kuruluşu, yani Merkezi Kayıt Kuruluşu'dır. Merkezi Kayıt Kuruluşu, araçların kaydileştirilmesi, hakların elektronik ortamda izlenmesi ve merkezi saklama görevlerinin yanı sıra, Türk Ticaret Kanunu çerçevesinde kurumsal yönetim ilkelerine uyum için elektronik platformlar oluşturmak ve sermaye piyasası verileri için merkezi bir veri bankası kurmakla da görevlidir. Merkezi Kayıt Kuruluşu ve üyeleri, kayıtların yanlış tutulmasından dolayı hak sahiplerinin uğrayacağı zararlardan kusurları oranında sorumludur. Veri depolama kuruluşları, sistemik riskin gözetimi ve finansal istikrarın korunması amacıyla ihdas edilmiştir. Kurul, sermaye piyasası işlemlerine ilişkin bilgilerin doğrudan kendisine veya yetkilendireceği bir veri depolama kuruluşuna bildirilmesini isteyebilir. Bu noktada gizlilik ve sır saklama yükümlülükleri, bilgi verilmesine engel teşkil etmez. Ancak bu bilgilerin üçüncü kişilerle paylaşımı Kurulun onayına tabidir ve kişisel verilerin korunması mevzuatına riayet edilmesi esastır. Borsalar ve piyasa işleticileri konusuna geçelim. Borsalar, anonim şirket şeklinde kurulan, sermaye piyasası araçlarının, kambiyo, kıymetli maden ve taşların serbest rekabet şartları altında güvenli bir şekilde alınıp satılmasını sağlayan sistemlerdir. Piyasa işleticisi ise borsayı veya borsanın piyasalarını yöneten anonim ortaklıktır. Borsaların kuruluşu için Kurulun uygun görüşü üzerine Cumhurbaşkanı kararı gereklidir; faaliyete geçme izni ise Kurul tarafından verilir. Borsaların anonim şirket şeklinde kurulması, paylarının tamamının nama yazılı olması, payların nakit karşılığı çıkarılması ve sermayelerinin Kurulca belirlenen miktardan az olmaması şarttır. Ayrıca kurucuların ve önemli etkiye sahip ortakların Kanunda belirtilen şartları taşıması gerekir. Borsalar, kendi bünyelerindeki işlemlerin borsa kurallarına uygunluğunu izlemekle yükümlüdür. Ağır ihmal veya kasıtlı ihlaller Kurula bildirilir. Borsalar özel hukuk hükümlerine tabidir ve idari ve mali konularda kamu idaresini ilgilendiren kısıtlamalara tabi tutulamazlar. Borsa uyuşmazlıklarının çözümü borsa yönetim kurullarınca belirlenen usullerle yapılır. Ancak uyuşmazlık tutarı, Kanunun seksen dördüncü maddesinin beşinci fıkrasında yer alan ve yatırımcıları tazmin kapsamında hak sahiplerine ödenecek azami tutarı aşarsa, Kurul nezdinde itiraz edilebilir. Teşkilatlanmış diğer pazar yerleri ise borsa dışındaki alternatif işlem sistemlerini ifade eder ve bunların çalışma esasları Kurulca çıkarılacak yönetmeliklerle düzenlenir. Kitle fonlaması faaliyetlerinin bu hükümlere tabi olmadığını belirtmek gerekir. Öz düzenleyici kurumlar olarak Türkiye Sermaye Piyasaları Birliği ve Türkiye Değerleme Uzmanları Birliği düzenlenmiştir. Bu kurumlar kamu kurumu niteliğinde meslek kuruluşlarıdır. Yatırım hizmeti veren kuruluşlar, kitle fonlama platformları ve kripto varlık hizmet sağlayıcıları Türkiye Sermaye Piyasaları Birliğine üye olmak zorundadır. Birliğin görevleri arasında meslek kurallarını oluşturmak, haksız rekabeti önlemek, disiplin cezaları vermek ve uyuşmazlıkların tahkimi için altyapı kurmak yer alır. Birlik her yıl Kurul tarafından denetlenir ve denetim raporu izleyen yılın altıncı ayı sonuna kadar ilgili Bakanlığa gönderilir. Benzer şekilde, gayrimenkul değerleme uzmanları ve kuruluşları da Türkiye Değerleme Uzmanları Birliğine üye olmakla yükümlüdür. Yatırımcı Tazmin Merkezi, yani YTM, yatırımcıların haklarını korumak amacıyla kurulmuş kamu tüzel kişiliğini haiz bir kurumdur ve Kurul tarafından idare edilir. Kurul, yatırım kuruluşlarının nakit ödeme veya sermaye piyasası aracı teslim yükümlülüklerini yerine getiremediğini tespit ettiğinde yatırımcıları tazmin kararı alır. Bu karar için kuruluşun iflası veya tasfiyesi şart değildir; yükümlülüğün yerine getirilememesi yeterlidir. Yatırım kuruluşlarının YTM'ye katılması zorunludur. YTM'nin mal varlığı haczedilemez, rehnedilemez ve amacı dışında kullanılamaz. YTM'nin gelirleri giriş aidatları, yıllık aidatlar, ek aidatlar, idari para cezalarının yüzde elli'si ve mal varlığı getirilerinden oluşur. On yıl boyunca talep edilmeyen her türlü emanet ve alacak YTM'ye devredilir. Tazminin kapsamı, yatırım hizmeti ve faaliyetleri ile bağlantılı olarak saklanan nakit ve sermaye piyasası araçları ile sınırlıdır. Yatırım danışmanlığı veya piyasa fiyat hareketlerinden kaynaklanan zararlar tazmin kapsamında değildir. Ayrıca bilgi suistimali, piyasa dolandırıcılığı veya suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklama suçlarından mahkûm olanların talepleri kapsam dışıdır. Şirket yöneticileri, yüzde beş veya daha fazla paya sahip ortaklar ve bunların yakın akrabaları da tazmin edilmez. Hak sahibi her bir yatırımcıya ödenecek azami tazmin tutarı yüz bin Türk Lirası'dir. Bu tutar her yıl yeniden değerleme katsayısı oranında artırılır. Cumhurbaşkanı bu tutarı beş katına kadar artırmaya yetkilidir. Tazmin talepleri bir yıl içinde zamanaşımına uğrar. YTM, ödemeleri kural olarak üç ay içinde gerçekleştirir ve ödediği tutar kadar yatırımcı haklarına halef olur. Tedrici tasfiye süreci, tazmin sürecinin kapanmasıyla birlikte başlayabilir. Tasfiyenin amacı, kuruluşun mal varlığını paraya çevirerek yatırımcıların bakiye alacaklarını ve YTM'nin halefiyetinden doğan alacaklarını ödemektir. Ödeme sıralamasında öncelik müşteri alacaklarındadır. Eğer aktifler yetmezse garameten ödeme yapılır. Sıralama şu şekildedir: Birinci sırada müşteri alacakları, ikinci sırada kamu alacakları, üçüncü sırada YTM'nin ödemeleri ve tasfiye giderleri, son sırada ise diğer alacaklar yer alır. Aktiflerin borçları karşılamaya yetmediği durumlarda YTM, Kurulun onayıyla ilgililerin iflasını isteyebilir. Kitle fonlaması faaliyetlerinin yatırımcı tazmini hükümlerine tabi olmadığını tekrar hatırlatmakta fayda vardır. Sermaye piyasasında denetim ve tedbirler konusuna geçelim. Kurul, Kanun hükümlerinin uygulanmasını denetlemeye yetkilidir. Denetimle görevlendirilenler her türlü defter, belge ve elektronik kaydı inceleyebilir, bilgi sistemlerine erişebilir ve ilgililerden yazılı veya sözlü bilgi alabilirler. Denetim sırasında kendisinden bilgi talep edilenlerin bu durumu sır olarak saklaması zorunludur; aksi halde hapis cezası öngörülmüştür. Ayrıca gizlilik ve sır saklama hükümleri bilgi vermekten kaçınmak için gerekçe gösterilemez. Kanuna aykırı ihraçlar durumunda Kurul, satılan kısmın karşılığı ve satışı yapılacak araçlar için ihtiyati tedbir ve ihtiyati haciz isteyebilir. İzinsiz halka arz yoluyla toplanan paraların iadesi için bir prosedür öngörülmüştür. Muhatap, ihbar tarihinden itibaren otuz gün içinde hak sahiplerini ilan etmek zorundadır. İlanı takip eden üç ay içinde itiraz davası açılabilir. Eğer sonuçlar bir yıl içinde ortadan kaldırılmazsa Kurul, iade veya tasfiye için dava açabilir. İzahnamedeki taahhütlere aykırılık durumunda da Kurul, aykırılıkların giderilmesini isteyebilir veya ihraçtan elde edilen varlıkların kullanımını engellemek için ihtiyati tedbir talep edebilir. İzahnameye aykırı işlemlerin iptali için tespit tarihinden itibaren üç ay ve her hâlde onay tarihinden itibaren iki yıl içinde dava açılabilir. İhraççıların hukuka aykırı işlemleri veya sermaye ve mal varlığını azaltıcı eylemleri tespit edildiğinde Kurul, aykırılıkların giderilmesini isteyebilir, iptal veya butlan davası açabilir. Bu davalar tespit tarihinden itibaren üç ay, işlem tarihinden itibaren ise iptal için üç yıl, butlan için beş yıl içinde açılmalıdır. Sorumluluğu bulunanların imza yetkileri kaldırılabilir, görevden alınabilirler ve yerlerine yenileri atanabilir. Örtülü kazanç aktarımı durumunda da bu tedbirler uygulanır ve aktarılan tutarın iadesi için dava açılabilir. Kayıtlı sermaye sisteminde yönetim kurulu kararlarının iptali için de Kurulun dava açma yetkisi bulunmaktadır. Sermaye piyasası kurumlarının mevzuata aykırı faaliyetlerinde Kurul, aykırılıkların giderilmesini isteyebilir, faaliyetleri sınırlandırabilir veya geçici olarak durdurabilir, yetkileri tamamen iptal edebilir. Yöneticilerin lisansları iptal edilebilir, imza yetkileri sınırlanabilir ve görevden alınabilirler. Kurumun mali durumunun bozulması halinde ise mali yapının güçlendirilmesi için üç ayı geçmemek üzere süre verilebilir veya doğrudan faaliyetler durdurulabilir. Tedrici tasfiye veya iflas kararı verilebilir. İflas veya tedrici tasfiye durumunda, mali bozulmada sorumluluğu olan ortaklar, yöneticiler, portföy yöneticileri ve fon kurulu üyelerinin mal varlıkları üzerine ihtiyati tedbir konulması istenebilir. Bu kapsamlı tedbirler silsilesi, piyasa disiplininin sağlanması ve yatırımcıların korunması amacına hizmet etmektedir. Sınavda bu süreler ve yetki ayrımları sıklıkla sorulmaktadır. Özellikle dava açma süreleri ve hangi kararın hangi merci tarafından alındığına dikkat edilmelidir. Sermaye piyasası kurumlarının hukuka aykırı faaliyet ve işlemlerinde uygulanacak tedbirler konusunu ele alarak dersimize devam edelim.

Bölüm 6

Sermaye piyasası kurumlarının hukuka aykırı faaliyet ve işlemlerinde uygulanacak tedbirler konusunu ele alarak dersimize devam edelim. Sermaye Piyasası Kurulu, sermaye piyasası kurumlarının mevzuata, Kurul tarafından belirlenen standartlara, esas sözleşme hükümlerine ve fon iç tüzüğü düzenlemelerine aykırı faaliyetlerini tespit ettiğinde belirli idari tedbirleri uygulama yetkisine sahiptir. Bu yetkiler çerçevesinde Kurul, öncelikle ilgili kurumlardan tespit edilen aykırılıkların kendi belirleyeceği bir süre içerisinde giderilmesini talep edebilir. İkinci bir adım olarak, kurumun faaliyetlerinin Kanuna, işletme amaçlarına ve genel işletme ilkelerine uygun hale getirilmesini isteyebilir. Kurulun müdahale yetkisi bununla sınırlı değildir. Doğrudan bu kurumların faaliyet kapsamını sınırlandırma veya faaliyetlerini geçici olarak durdurma yetkisi de mevcuttur. Hatta belirli sermaye piyasası faaliyetleri itibarıyla veya tamamen yetkilerin iptal edilmesi de Kurulun takdirindedir. Ayrıca Kurul, piyasanın düzenini korumak adına öngöreceği diğer her türlü tedbiri almaya da yetkili kılınmıştır. Bu noktada sınav açısından önemli bir ayrıma dikkat etmek gerekir. Kurulun bu yetkileri sadece kurum tüzel kişiliği ile sınırlı kalmayıp, sorumluluğu tespit edilen yöneticiler ve çalışanlar üzerinde de etkisini gösterir. Yöneticiler ve çalışanlar hakkında uygulanabilecek tedbirler hususuna geçtiğimizde, sorumluluğu tespit edilen kişilerin sahip oldukları lisansların geçici veya sürekli olarak iptal edilebildiğini görmekteyiz. Bu, profesyonel çalışma hayatını doğrudan etkileyen ağır bir yaptırımdır. Ayrıca, bu kişiler hakkında suç duyurusunda bulunulması kararı alındığı andan itibaren, yargılama süreci sonuçlanıncaya kadar imza yetkilerinin sınırlandırılmasına veya tamamen kaldırılmasına karar verilebilir. Hukuka aykırılıkta veya gerçekleştirilen işlemlerde sorumluluğu mahkeme kararıyla kesinleşen yönetim kurulu üyelerinin görevden alınması ve yapılacak ilk genel kurul toplantısına kadar yerlerine yenilerinin atanması da Kurulun yetkileri dahilindedir. yedi bin altmış bir sayılı Kanun ile getirilen bir diğer önemli düzenleme ise kitle fonlamasına ilişkindir. Kitle fonlama platformlarının hukuka aykırı faaliyet ve işlemlerinde de yukarıda sayılan bu tedbir hükümleri kıyasen uygulanmaktadır. Dolayısıyla kitle fonlama platformlarını da genel sermaye piyasası kurumları için geçerli olan denetim ve yaptırım rejimine tabi olarak değerlendirmeliyiz. Sermaye piyasası kurumlarının mali durumlarının bozulması halinde uygulanacak tedbirler, piyasa istikrarının korunması açısından hayati önem taşır. Bir kurumun sermaye yeterliliği yükümlülüklerini sağlayamaması, nakit ödeme veya finansal araç teslim yükümlülüklerini yerine getirememesi ya da mali yapısının ciddi surette zayıfladığının tespit edilmesi durumunda Kurul kademeli bir müdahale süreci işletir. İlk aşamada, mali yapının güçlendirilmesi için kuruma üç ayı geçmemek üzere uygun bir süre verilir. Eğer durumun aciliyeti söz konusuysa veya verilen süreye rağmen iyileşme sağlanamazsa, herhangi bir süre vermeksizin faaliyetler geçici olarak durdurulabilir. Yetkilerin tamamen veya kısmen kaldırılması, yatırımcıları tazmin kararı verilmesi ve yöneticilere yönelik lisans iptali veya görevden alma gibi tedbirler bu süreçte de uygulanabilir. Bu aşamada en uç noktalar tedrici tasfiye ve iflas istemidir. Kurul, mali durumu bozulan kurumun tedrici tasfiyesine karar verebilir veya doğrudan iflasını isteyebilir. Sınavda sıklıkla sorulan bir diğer husus ise şahsi sorumluluktur. Sermaye piyasası kurumlarının iflası veya tedrici tasfiyeye girmesi durumunda, mali durumun bozulmasında sorumluluğu tespit edilen ortakların, yöneticilerin, portföy yöneticilerinin ve fon kurulu üyelerinin şahsen iflasları Kurul tarafından istenebilir. Bu noktada ortaklar için yüzde on sınırına dikkat edilmelidir. Doğrudan veya dolaylı olarak yüzde on'dan fazla paya sahip ortaklar bu kapsamda değerlendirilir. İzinsiz sermaye piyasası faaliyetlerinde uygulanacak tedbirler konusuna değinmek gerekirse, Kurulun bu tür faaliyetleri durdurmak için her türlü tedbiri alma yetkisi bulunmaktadır. İzinsiz faaliyetlerin doğurduğu sonuçların iptali ve hak sahiplerine iadesi için dava açılması bu yetkiler arasındadır. Özellikle internet aracılığıyla yürütülen izinsiz faaliyetlerde, içeriğin çıkarılması veya erişimin engellenmesi kararı Kurul tarafından verilir ve bu karar Erişim Sağlayıcıları Birliğine gönderilir. Kitle fonlaması ve kaldıraçlı işlemler gibi alanlarda yurt dışı kaynaklı izinsiz faaliyetlerin de aynı yaptırımlara tabi olduğunu belirtmek gerekir. Türkiye'de yerleşik kişilere yönelik olarak internet üzerinden izinsiz kaldıraçlı işlem yaptırılması durumunda da erişimin engellenmesi mekanizması işletilir. Kripto varlık hizmet sağlayıcılarının faaliyetlerine yönelik tedbirler, sermaye piyasası hukukuna eklenen yeni ve önemli bir başlıktır. Kripto varlık hizmet sağlayıcıların hukuka aykırı işlemlerinde Sermaye Piyasası Kanununun doksan altıncı maddesi, izinsiz faaliyetlerinde ise doksan dokuzuncu maddesi uygulanır. Yurt dışında yerleşik platformların Türkiye'de iş yeri açması, Türkçe internet sitesi oluşturması veya doğrudan tanıtım faaliyetlerinde bulunması, bu faaliyetlerin Türkiye'de yerleşik kişilere yönelik olduğu şeklinde kabul edilir. Bu durum, ilgili platformların izinsiz kripto varlık hizmet sağlayıcılığı kapsamında değerlendirilmesine ve buna uygun tedbirlerin alınmasına yol açar. Piyasa bozucu eylemler, bilgi suistimali ve piyasa dolandırıcılığı incelemelerinde uygulanacak tedbirler, piyasa şeffaflığını korumaya yöneliktir. Bu suçları işlediğine dair makul şüphe bulunan kişiler hakkında Kurul, borsalarda geçici veya sürekli işlem yasağı getirebilir. Ayrıca takas yöntemlerinin değiştirilmesi, kredili alım ve açığa satış gibi işlemlere sınırlama getirilmesi, teminat yükümlülüğü konulması gibi teknik tedbirler de uygulanabilir. Piyasa verilerinin dağıtımının sınırlanması veya işlem ve pozisyon limitleri getirilmesi de bu kapsamdadır. Yatırım kuruluşları, bilgi suistimali veya piyasa dolandırıcılığı şüphesi taşıyan durumları gecikmeksizin Kurula bildirmekle yükümlüdür. Bu bildirimlerin gizliliği esastır ve bildirimde bulunanlar, yetkili makamlar dışındaki üçüncü kişilere bu konuda bilgi veremezler. Sermaye piyasasında yaptırımların genel düzenine baktığımızda, bu yaptırımların temel amacının piyasanın denetlenmesi ve güvenliğinin sağlanması olduğunu görüyoruz. Yaptırımlar idari tedbirler, suç duyuruları ve idari para cezaları olmak üzere üç ana kolda toplanır. Sermaye piyasasına özgü temel suç tipleri arasında bilgi suistimali, piyasa dolandırıcılığı, usulsüz halka arz, izinsiz kripto varlık hizmet sağlayıcılığı, güveni kötüye kullanma, sahtecilik ve zimmet gibi suçlar yer alır. Bu suçlarla ilgili soruşturma yapılması, Kurulun Cumhuriyet Başsavcılıklarına yapacağı yazılı başvuruya bağlıdır. Bu başvuru bir muhakeme şartıdır ve bu şart gerçekleşmeden yargılama yapılamaz. Bilgi suistimali, yani içeriden öğrenenlerin ticareti, sermaye piyasası araçlarının fiyatını veya yatırımcı kararlarını etkileyebilecek, henüz kamuya açıklanmamış içsel bilgilere dayalı olarak menfaat temin edilmesidir. Bu suçun faili ihraççı yöneticileri, pay sahipleri, iş ve meslek icrası nedeniyle bilgiye sahip olanlar veya bilgiyi suç işleyerek elde edenler olabilir. Cezası üç yıldan beş yıla kadar hapis veya adli para cezasıdır. Ancak adli para cezasına hükmedilmesi halinde bu ceza, elde edilen menfaatin iki katından az olamaz. Bu kural, ekonomik suça ekonomik ceza prensibinin bir gereğidir. Piyasa dolandırıcılığı veya manipülasyon suçu ise işlem bazlı ve bilgi bazlı olmak üzere ikiye ayrılır. İşlem bazlı piyasa dolandırıcılığında, yapay bir piyasa izlenimi uyandırmak amacıyla alım satım yapanlar veya emir verenler üç yıldan beş yıla kadar hapis ve beş bin günden on bin güne kadar adli para cezası ile cezalandırılır. Bilgiye dayalı piyasa dolandırıcılığında ise yalan, yanlış veya yanıltıcı bilgi yayanlar benzer hapis cezasına ve beş bin güne kadar adli para cezasına çarptırılır. Bu suçlarda etkin pişmanlık hükümleri mevcuttur. Soruşturma başlamadan önce elde edilen menfaatin iki katının Hazineye ödenmesi halinde ceza verilmez. Soruşturma aşamasında ödenirse ceza yarı oranında, kovuşturma aşamasında hüküm verilene kadar ödenirse üçte bir oranında indirilir. Bazı özel durumlar bilgi suistimali veya piyasa dolandırıcılığı sayılmaz. Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasının para ve döviz kuru politikaları çerçevesindeki işlemleri, geri alım programları, çalışanlara pay edindirme programları ve fiyat istikrarını sağlayıcı işlemler bu istisnalar arasındadır. Bu istisnaların varlığı, piyasanın olağan işleyişini ve yasal düzenlemeler çerçevesindeki destekleme faaliyetlerini koruma amacı taşır. Usulsüz halka arz ve izinsiz sermaye piyasası faaliyeti suçlarını incelediğimizde, onaylı izahname veya ihraç belgesi olmaksızın satış yapılmasının ağır yaptırımlara bağlandığını görürüz. Bu suçun cezası iki yıldan beş yıla kadar hapis ve beş bin günden on bin güne kadar adli para cezasıdır. Eğer bir kişi hem izinsiz faaliyette bulunur hem de bu kapsamda usulsüz halka arz gerçekleştirirse, sadece izinsiz faaliyet suçundan ceza verilir ancak ceza yarı oranında artırılır. Kripto varlık hizmet sağlayıcılığı için de benzer şekilde üç yıldan beş yıla kadar hapis cezası öngörülmüştür. Güveni kötüye kullanma suçu, sermaye piyasası araçlarının veya nakitlerin yetkisiz kullanımı, örtülü kazanç aktarımı ve ticari ilkelere aykırı işlemler yoluyla işlenebilir. Bu suçun cezası Türk Ceza Kanunundaki genel hükümlere göre belirlenir ancak alt sınır üç yıldan az olamaz. Örtülü kazanç aktarımı, halka açık ortaklıkların kârının veya mal varlığının ilişkili kişiler lehine azaltılmasıdır. Bu fiilin aktif bir hareketle işlenmesi hapis cezasını, ihmali veya pasif bir yolla işlenmesi ise idari para cezasını gerektirir. Örtülü kazanç aktarımında da etkin pişmanlık hükümleri geçerlidir; aktarılan tutarın iadesi ve iki katının Hazineye ödenmesi durumunda cezasızlık veya ceza indirimi söz konusu olur. Kripto varlık hizmet sağlayıcılarda zimmet suçu, sekiz yıldan on dört yıla kadar hapis cezası ile yaptırıma bağlanmıştır. Eğer zimmet hileli davranışlarla gizlenirse ceza on dört yıldan yirmi yıla kadar çıkar. Adli para cezası ise zararın üç katından az olamaz. Bu suç tipinde de şahsi sorumluluk ve şahsen iflas mekanizmaları işletilebilir. Ayrıca yasal defterlerin usulüne uygun tutulmaması, finansal tablolarda usulsüzlük yapılması, denetimin engellenmesi ve sır saklama yükümlülüğünün ihlali gibi fiiller de hapis ve adli para cezalarını gerektiren suçlar olarak tanımlanmıştır. İdari para cezaları konusuna geçtiğimizde, genel olarak yirmi bin Türk Lirasından iki yüz elli bin Türk Lirasına kadar bir barem belirlendiğini görmekteyiz. Ancak menfaat temin edilmesi durumunda ceza menfaatin iki katından az olamaz. Tüzel kişiler için bu miktar, brüt satış hasılatının yüzde bir'i veya vergi öncesi kârın yüzde yirmi'sinden yüksek olanına kadar çıkabilir. Pay alım teklifi yükümlülüğünün yerine getirilmemesi durumunda ise teklife konu payların toplam bedeline kadar idari para cezası verilebilir. Piyasa bozucu eylemler için öngörülen idari para cezası ise yirmi bin Türk Lirasından beş yüz bin Türk Lirasına kadar olup, elde edilen menfaatin iki katından az olamaz. Kamuyu aydınlatma belgeleri ve Özel Durumlar Tebliği, yatırımcıların doğru bilgilendirilmesi için temel teşkil eder. Özel durumlar, içsel bilgi ve sürekli bilgi olarak ikiye ayrılır. İçsel bilgi, sermaye piyasası araçlarının değerini etkileyebilecek henüz açıklanmamış bilgilerdir. Sürekli bilgi ise bunun dışında kalan tüm gelişmeleri kapsar. İhraççılar, içsel bilgileri ve bunlardaki değişiklikleri öğrenildiği anda açıklamakla yükümlüdür. Eğer bu bilgiler ihraççının bilgisi dışında, sermayenin yüzde on veya daha fazlasına sahip kişilerce öğrenilirse, açıklama yükümlülüğü bu kişilere geçer. Ayrıca basın ve yayın organlarında çıkan haber ve söylentilerin doğruluğu konusunda açıklama yapılması zorunludur. Geleceğe yönelik değerlendirmelerin açıklanması zorunlu olmamakla birlikte, açıklanması tercih edilirse belirli kurallara uyulması gerekir. İdari sorumluluğu bulunan kişilerin ve yüzde beş veya daha fazla paya sahip olanların işlemlerinin kamuya açıklanması şeffaflık açısından kritiktir. İçsel bilgilere erişimi olanlar listesi Merkezi Kayıt Kuruluşu tarafından saklanır ve gerektiğinde Kurula sunulur. Bu düzenlemelerin tamamı, sermaye piyasasının adil ve etkin bir şekilde işlemesini sağlama amacı gütmektedir.

Bölüm 7

Sermaye piyasası mevzuatı çerçevesinde içsel bilgilerin kamuya açıklanması ve bu süreçteki yükümlülükler, piyasa şeffaflığının sağlanması açısından kritik bir öneme sahiptir. İçsel bilgilerin ihraççıların bilgisi dışında, doğrudan veya dolaylı olarak toplam oy haklarında veya sermayesinde yüzde on veya daha fazla paya sahip olanlar ya da bu orana bağlı olmaksızın yönetim kurulu üyesi seçme veya aday gösterme hakkı veren imtiyazlı payların yüzde on veya daha fazlasına sahip kişiler tarafından öğrenilmesi durumunda, söz konusu içsel bilgilere ilişkin açıklama yapma yükümlülüğü bu kişilere aittir. Ayrıca, ihraççının ana ortaklığı ve bağlı ortaklıklarının faaliyetlerinde önemli bir değişikliğin ortaya çıkması durumunda da ihraççı tarafından kamuya açıklama yapılması zorunluluğu getirilmiştir. Bu noktada sınav açısından önemli bir husus, erteleme hakkının kapsamıdır. Eski düzenlemede sadece ihraççılar için tanınan içsel bilgilerin açıklanmasını erteleme hakkı, güncel düzenleme ile açıklama yükümlülüğü bulunan bu kişilere de tanınmıştır. Sermaye piyasası araçlarının değerini, fiyatını veya yatırımcıların yatırım kararlarını etkileyebilecek öneme sahip haber ve söylentilerin doğrulanması süreci de belirli kurallara bağlanmıştır. Basın yayın organları veya diğer iletişim yollarıyla ilk kez kamuya duyurulan veya daha önce duyurulmuş bilgilerden farklı içerikteki haber veya söylentilerin varlığı halinde, bunların şirket kaynaklı olup olmadığına bakılmaksızın, ihraççılar tarafından doğruluğu veya yeterliliği konusunda açıklama yapılması zorunludur. Bu kural, piyasadaki bilgi kirliliğinin önüne geçilmesi ve yatırımcının yanıltılmaması amacını taşımaktadır. Geleceğe yönelik değerlendirmelerin kamuya açıklanması ise zorunlu bir yükümlülük olmayıp, ihraççıların takdirine bırakılmıştır. Ancak, geleceğe yönelik bir değerlendirme açıklanmak istendiğinde, bu açıklamanın belirli standartlara ve tablo düzenlemelerine uygun olması şarttır. İdari sorumluluğu bulunan kişiler ve bunlarla yakından ilişkili kişiler ile ihraççının gerçek ya da tüzel kişi ana ortağı tarafından gerçekleştirilen işlemler de kamuyu aydınlatma kapsamındadır. Sermayeyi temsil eden paylar ve bu paylara dayalı diğer sermaye piyasası araçlarına ilişkin tüm işlemler, işlemi yapan tarafça kamuya açıklanır. Bu noktada sayısal bir eşik mevcuttur ve bu eşik sınav sorularında sıklıkla karşımıza çıkmaktadır. iki bin yirmi iki ile iki bin yirmi beş yılları için belirlenen kurala göre, idari sorumluluğu bulunan kişiler veya ana ortakların her birinin hesabına yapılan işlemlerin toplam tutarı bir takvim yılı içerisinde yüz on iki milyon Türk Lirası tutarına ulaşmadıkça açıklama yapılması gerekmez. Ancak bu yüz on iki milyon Türk Lirası tutarındaki sınır aşıldığı andan itibaren, o ana kadar yapılan ve bundan sonra yapılacak olan tüm işlemlerin kamuya açıklanması zorunludur. İşlemlerin toplam tutarı hesaplanırken, ilgili kişinin veya onunla yakından ilişkili olanların gerçekleştirdiği tüm işlemler toplanarak dikkate alınır. İçsel bilgilerin tanımı ve bu bilgilerin yönetimi, sermaye piyasası hukukunun temel taşlarından biridir. Sermaye piyasası araçlarının değerini, fiyatını veya yatırımcıların yatırım kararlarını etkileyebilecek henüz kamuya açıklanmamış her türlü bilgi, olay ve gelişme içsel bilgi olarak kabul edilir. Bu bilgiler ortaya çıktığında veya öğrenildiğinde ihraççılar tarafından derhal açıklanmalıdır. Eğer içsel bilgiler, ihraççı veya onun namına hareket eden bir kişi tarafından işinin olağan ifası sırasında üçüncü kişilere açıklanırsa, bu durum bilginin gizliliğini yitirmesine neden olacağı için ihraççı tarafından derhal kamuya açıklama yapılması gerekir. Ancak, içsel bilgilere erişimi olan kişinin yasal bir düzenleme veya sözleşme gereği bu bilgiyi gizli tutma yükümlülüğü varsa, üçüncü kişilere yapılan bu tür bildirimler genel açıklama yükümlülüğünü doğurmaz. İçsel bilgilerin kamuya açıklanmasının ertelenmesi, ihraççılara tanınmış istisnai bir haktır. İhraççı, sorumluluğu kendisine ait olmak üzere, meşru çıkarlarının zarar görmemesi için içsel bilgilerin açıklanmasını erteleyebilir. Erteleme yapılabilmesi için üç temel şartın bir arada bulunması gerekir: Yatırımcıların yanıltılmasına yol açılmaması, bilgilerin gizli tutulmasının sağlanması ve ihraççının meşru menfaatlerinin korunması. Erteleme sebepleri ortadan kalkar kalkmaz, ihraççı söz konusu bilgileri Tebliğ esaslarına göre kamuya açıklar ve açıklama metninde erteleme kararının gerekçelerini belirtir. Sermaye Piyasası Kurulu, bu erteleme sebeplerinin yerinde olup olmadığını inceleme yetkisine sahiptir. Eğer ertelenen bilgiye konu olan olay gerçekleşmezse, herhangi bir açıklama yapılmasına gerek kalmayabilir. İhraççılar, içsel bilgilere düzenli erişimi olan kişilerin listesini tutmak ve bu listeyi Merkezi Kayıt Kuruluşu yani Merkezi Kayıt Kuruluşu sistemine bildirmekle yükümlüdür. Bu listede yer alan bilgilerde bir değişiklik olduğunda, en geç iki iş günü içinde gerekli güncellemelerin yapılması şarttır. İdari sorumluluğu bulunan kişilerin tamamı, doğası gereği içsel bilgilere erişimi olan kişiler listesinde kabul edilir. Bu liste, bir kişinin listede olma sebebinin değişmesi, yeni bir kişinin eklenmesi veya bir kişinin erişim yetkisinin sona ermesi durumlarında güncellenir. Merkezi Kayıt Kuruluşu bu listeleri saklar ve talep edilmesi halinde Sermaye Piyasası Kurulu'na veya ilgili borsaya gönderir. Bu sistem, içeriden öğrenenlerin ticaretinin engellenmesi ve denetim faaliyetlerinin etkinliği açısından büyük önem taşır. Olağan dışı fiyat ve miktar hareketleri görüldüğünde, ihraççıların açıklama yapma zorunluluğu doğmaktadır. Sermaye piyasası araçlarının fiyatlarında veya işlem hacimlerinde olağan piyasa koşullarıyla açıklanamayan değişimler yaşanması durumunda, ilgili borsanın talebi üzerine ihraççı bir açıklama yapar. Bu açıklamada, kamuya henüz duyurulmamış özel bir durumun olup olmadığı net bir şekilde belirtilmelidir. Eğer açıklanması ertelenmiş bir içsel bilgi varsa, bu durumun gizliliği korunmaya devam edilebilir ancak haber veya söylentilerin doğrulanması yükümlülüğü saklıdır. Basın yayın organlarında çıkan haberler ertelenen bir bilgiye ilişkinse, artık erteleme şartlarının ortadan kalktığı kabul edilir ve ihraççı tarafından derhal kamuya açıklama yapılır. Sermaye yapısına ve yönetim kontrolüne ilişkin değişiklikler, sürekli bilgiler kapsamında değerlendirilir ve belirli oranlara dayalı olarak açıklanır. Bir gerçek veya tüzel kişinin, doğrudan veya dolaylı olarak payları borsada işlem gören bir ihraççının sermayesindeki payının veya toplam oy haklarının yüzde beş, yüzde on, yüzde on beş, yüzde yirmi, yüzde yirmi beş, yüzde otuz üç, yüzde elli, yüzde altmış yedi veya yüzde doksan beş oranlarına ulaşması ya da bu oranların altına düşmesi durumunda açıklama yapılması zorunludur. Yatırım fonları için de aynı oranlar geçerlidir ve açıklama yükümlülüğü kurucuya aittir. Halka açık olmayan ancak sermaye piyasası araçları borsada işlem gören ortaklıklarda ise bu oranlardan sadece yüzde yirmi beş, yüzde elli ve yüzde altmış yedi eşikleri esas alınır. Payları borsada işlem gören ihraççılarda doğrudan yüzde beş ve üzerindeki pay değişimlerine ilişkin açıklamalar Merkezi Kayıt Kuruluşu tarafından otomatik olarak yapılırken, dolaylı pay sahipliği veya birlikte hareket etme durumlarındaki açıklamalar ilgili kişiler tarafından yerine getirilmelidir. Oy haklarının hesaplanması sürecinde sadece mülkiyete dayalı haklar değil, kontrolü sağlayan diğer unsurlar da dikkate alınır. Yazılı sözleşmeler uyarınca oy haklarının ortak bir politika dahilinde kullanılması, oy haklarının geçici devri, teminat olarak verilen paylardaki oy kullanma niyetinin açıklanması, intifa hakları ve vekaleten kullanılan oy hakları bu hesaplamaya dahil edilir. Kontrol edilen işletme kavramı ise oy haklarının çoğunluğuna sahip olunan, yönetim kurulu üyelerinin salt çoğunluğunu atama yetkisi bulunan veya pay sahipleriyle yapılan sözleşmeler uyarınca oy haklarının çoğunluğunu tek başına kontrol eden yapıları ifade eder. Paya dayalı sermaye piyasası araçlarına sahip olunması yoluyla bu oranlara ulaşılması durumunda da aynı bildirim yükümlülükleri geçerlidir. Kamuyu aydınlatma belgelerinin içeriği ve bildirim süreleri sınav hazırlığında titizlikle incelenmelidir. Sermaye yapısı ve yönetim kontrolüne ilişkin değişikliklerin bildirimi, işlemin gerçekleşmesini izleyen üçüncü iş günü saat dokuz nokta sıfır'a kadar yapılmalıdır. Bu süre sınırı, mevzuattaki en spesifik zaman dilimlerinden biridir. Bildirimler kural olarak Kamuyu Aydınlatma Platformu yani KAP üzerinden Türkçe olarak yapılır. Ancak Kurul, gerekli gördüğü durumlarda yabancı dilde de açıklama yapılmasını isteyebilir. Borsada işlem görmeyen ihraççılar ise bildirimlerini doğrudan Sermaye Piyasası Kurulu'na gönderirler. Yapılan her açıklamada, bilgilerin tam ve doğru olduğu, ihraççının kayıtlarına uygun olduğu ve sorumluluğun üstlenildiği beyan edilmelidir. İhraççıların kamuyu aydınlatma süreçlerini yönetmek için bir bilgilendirme politikası oluşturmaları zorunludur. Bu politika, yatırımcı toplantılarına nasıl erişileceği, haber ve söylentilerin takibi, idari sorumluluğu bulunan kişilerin belirlenme esasları ve içsel bilgilerin gizliliğinin korunması gibi asgari unsurları içermelidir. Ayrıca genel kurul toplantı tarihleri, kar dağıtım kararları, sermaye artırımları ve yeni pay alma haklarının kullanımına ilişkin bilgiler de kamuya açıklanması zorunlu hususlar arasındadır. Pay dışındaki sermaye piyasası araçlarını halka arz eden ihraççılar için ise ihraç tavanı kararları, temerrüt durumları, derecelendirme notları ve teminat değişiklikleri gibi ek açıklama yükümlülükleri bulunmaktadır. Özel durum açıklamalarının kapsamı ve özellikleri konusunda temel ilke, bilginin zamanında, doğru, tam ve anlaşılabilir olmasıdır. Açıklamalar yanıltıcı, temelsiz veya abartılı olamaz. İhraççılar bu açıklamaları reklam veya pazarlama amacıyla kullanamazlar. Henüz kesinleşmemiş ancak belirsizlik içeren durumlar, bu belirsizliğin nedenleri ve çözüme kavuşması beklenen tarih belirtilerek açıklanmalıdır. Borsada işlem gören şirketler, yaptıkları açıklamaları kendi internet sitelerinde en geç bir sonraki iş günü ilan etmek ve beş yıl süreyle burada tutmak zorundadırlar. Borsada işlem görmeyen ihraççılar için bu süre beş iş günü olarak belirlenmiştir. Bu düzenlemeler, sermaye piyasasının güvenilirliğini ve şeffaflığını korumak adına getirilen emredici kurallardır. Kurumsal yönetim kavramı, modern şirket yapılarında mülkiyet ile kontrolün birbirinden ayrılmasının yarattığı riskleri yönetmek amacıyla ortaya çıkmıştır. Adolf Berle ve Gardiner Means tarafından bin dokuz yüz otuz iki yılında ortaya konulan çalışmalar, profesyonel yöneticilerin hissedarlara karşı hesap verebilirliğinin önemini vurgulamıştır. Kurumsal yönetim, en geniş anlamıyla bir kurumun yönetimi, yönetim kurulu, hissedarları ve diğer menfaat sahipleri arasındaki ilişkiler bütünüdür. Bu sistemin temel amacı, şirketin beşeri ve mali sermayeyi çekmesini, etkin çalışmasını ve uzun dönemde ortaklarına ekonomik değer yaratmasını sağlamaktır. Menfaat sahipleri kavramı ise sadece hissedarları değil; çalışanları, müşterileri, tedarikçileri, alacaklıları ve devleti de kapsayan geniş bir kitleyi ifade eder. Kurumsal yönetimin evrensel olarak kabul görmüş dört ana ilkesi bulunmaktadır: Adillik, hesap verebilirlik, şeffaflık ve sorumluluk. Adillik ilkesi, yönetimin tüm hak sahiplerine, özellikle azınlık ve yabancı ortaklara eşit davranmasını ve haklarını korumasını gerektirir. Sorumluluk ilkesi, tüm faaliyetlerin mevzuata, esas sözleşmeye ve etik değerlere uygunluğunu ve bunun denetlenmesini kapsar. Şeffaflık, ticari sırlar hariç olmak üzere, finansal ve finansal olmayan bilgilerin zamanında, doğru ve kolay erişilebilir şekilde kamuya duyurulmasıdır. Hesap verebilirlik ise yönetim kurulu üyelerinin anonim şirket tüzel kişiliğine ve pay sahiplerine karşı olan sorumluluğunu ifade eder. Şeffaflık faaliyet öncesi ve sırasını da kapsarken, hesap verebilirlik esas itibarıyla faaliyet sonrasına odaklanan bir denetim mekanizmasıdır. Dünyadaki kurumsal yönetim yaklaşımları incelendiğinde, mülkiyet yapısına göre farklılıklar gözlemlenmektedir. Anglosakson sistem olarak bilinen Amerika Birleşik Devletleri ve İngiltere modelinde, mülkiyet çok sayıda küçük hissedara dağılmış durumdadır ve kontrol profesyonel yöneticilerdedir. Bu modelde temel sorun, yönetici ile hissedar arasındaki çıkar çatışmasıdır. Diğer yaklaşımlarda ise mülkiyetin daha yoğun olduğu ve büyük hissedarların kontrolü elinde tuttuğu yapılar görülmektedir. Her iki durumda da kurumsal yönetimin amacı, yatırımcı haklarının korunması ve şirket kaynaklarının kişisel çıkarlar için kötüye kullanılmasının engellenmesidir. Bu ilkelerin etkin uygulanması, sermaye piyasalarının derinleşmesi ve yatırımcı güveninin tesisi için vazgeçilmezdir. Sınav hazırlığı sürecinde özellikle sayısal sınırların ve bildirim sürelerinin karıştırılmaması gerekir. Örneğin, sermaye yapısı değişikliklerindeki yüzde beş ve katları olan eşikler ile idari sorumluluğu bulunan kişilerin işlemlerindeki yüz on iki milyon Türk Lirası tutarındaki sınır, doğrudan soru potansiyeli taşımaktadır. Ayrıca, içsel bilgilerin ertelenmesi şartları ile haber ve söylentilerin doğrulanması zorunluluğu arasındaki farklar iyi analiz edilmelidir. Kurumsal yönetim ilkelerinin tanımları ve hangi ilkenin hangi durumu kapsadığı da sınavda sıklıkla sorulan teorik konular arasındadır. Bu bilgilerin mevzuattaki güncel halleriyle öğrenilmesi, lisanslama sınavlarında başarıya ulaşmanın anahtarıdır.

Bölüm 8

Kurumsal yönetim kavramının temelini oluşturan dört ana ilkeyi detaylandırarak dersimize başlayalım. Bu ilkeler adillik, sorumluluk, şeffaflık ve hesap verebilirlik olarak sınıflandırılmaktadır. Adillik ilkesi, şirket yönetiminin tüm hak sahiplerine karşı eşit mesafede durmasını ve eşit davranmasını ifade eder. Bu kapsamda azınlık hissedarları ve yabancı ortaklar da dahil olmak üzere bütün hissedar haklarının korunması esastır. Kurumsal yönetim çerçevesi, hissedarlık haklarını korumalı ve bu hakların kullanımını kolaylaştırmalıdır. Hissedarlara eşit muamele yapılması güvence altına alınırken, hakların ihlali durumunda hissedarların yeterli telafi veya tazminat elde etme imkanına sahip olması bu ilkenin sınavda sıklıkla vurgulanan bir boyutudur. Sorumluluk ilkesine geçtiğimizde, şirket yönetiminin tüzel kişilik adına yürüttüğü tüm faaliyetlerin ilgili mevzuata, esas sözleşmeye, şirket içi düzenlemelere ve toplumsal etik değerlere uygunluğunu görmekteyiz. Bu ilke, yönetimin faaliyetlerinin denetlenmesini ve şirket ile hissedarlar arasında mali yapıyı güçlendirici etkin bir iş birliğinin desteklenmesini hedefler. Şeffaflık ilkesi ise ticari sır niteliğinde olmayan ve henüz kamuya açıklanmamış bilgiler dışındaki tüm finansal ve finansal olmayan bilgilerin zamanında, doğru, eksiksiz ve anlaşılabilir bir şekilde kamuya duyurulmasını gerektirir. Şeffaflık, faaliyet öncesini, sürecini ve sonrasını kapsayan geniş bir zaman dilimine yayılır. Hesap verebilirlik ilkesi ise yönetim kurulu üyelerinin anonim şirket tüzel kişiliğine ve pay sahiplerine karşı olan hesap verme zorunluluğudur. Şeffaflıktan farklı olarak hesap verebilirlik, esas itibarıyla faaliyet sonrasındaki sonuçlara odaklanır. Kurumsal yönetim yaklaşımlarının literatürdeki gelişimini incelemek, konunun teorik altyapısını anlamak açısından kritiktir. Bu alandaki çalışmaların büyük çoğunluğu Berle ve Means tarafından bin dokuz yüz otuz iki yılında yayınlanan Modern Şirket ve Özel Mülkiyet adlı esere dayanmaktadır. Yazarlar, Amerika Birleşik Devletleri'ndeki modern şirket yapısında sermayenin küçük hissedarlar arasında dağıldığını, ancak yönetim ve kontrolün profesyonel üst düzey yöneticilerin elinde toplandığını belirtmişlerdir. Bu durum, mülkiyet ve kontrolün birbirinden ayrılması sonucunu doğurmuştur. Literatürde kurumsal yönetim, öncelikle hissedar haklarının korunması veya hissedar haklarıyla birlikte diğer menfaat sahiplerinin haklarının gözetilmesi şeklinde iki temel yaklaşımla ele alınmaktadır. Dünyadaki kurumsal yönetim sistemlerini inceleyen Shleifer ve Vishny, iki tür yaklaşım tanımlamıştır. Birinci yaklaşım, yatırımcı haklarının şirket yöneticileri tarafından gasp edilmesinin hukuk yoluyla önlenmesini içerir. Ekonomik teoriye göre, bir işletme sahipleri tarafından yönetildiğinde kar ve firma değeri maksimizasyonu eğilimi hakimdir. Ancak mülkiyet ve kontrol ayrıldığında, yöneticilerin kişisel çıkarları şirket varlıklarının yanlış kullanımına yol açabilmektedir. Bu durum özellikle Amerika Birleşik Devletleri ve İngiltere gibi Anglo Sakson sistemin hakim olduğu ülkelerde görülmektedir. Bu ülkelerde büyük şirketler, payları küçük olan çok sayıda hissedarın ortak olduğu dağılmış mülkiyet yapısına sahiptir. Bu modelde hissedarlar profesyonel yöneticileri yetkilendirir, ancak bu durum denetim zafiyeti riskini de beraberinde getirir. İkinci yaklaşım ise hakim ortağın ağırlıklı olduğu, şirketin kontrolünde ve nakit yönetiminde önemli söz sahibi olduğu uygulamadır. Belli bir hakim ortağın kontrolündeki şirketlerde, yönetimin büyük hissedar tarafından belirlenmesi denetim zafiyetini azaltabilir; çünkü hakim ortak yatırımının büyüklüğü nedeniyle denetleme konusunda daha fazla isteğe sahiptir. Fakat bu yapı, büyük hissedarların küçük hissedarların aleyhine yönetimle iş birliği yapması riskini doğurur. Özellikle azınlık haklarının yasal olarak yeterince korunmadığı ülkelerde mülkiyet yoğunluğu, şirket varlıklarının küçük hissedarların çıkarları aleyhine kullanılması tehlikesini artırır. Sınav hazırlığında bu iki mülkiyet yapısı arasındaki farkları ve doğurduğu riskleri bilmek önem arz etmektedir. Sistemler arasındaki temel farkları daha net ortaya koymak gerekirse, Anglo Sakson sisteminde çok ortaklı mülkiyet yapısı yaygındır ve ana hissedarlar genellikle bireysel emeklilik fonları ile yatırım fonlarıdır. Bu sistemde sermaye piyasaları şeffaf ve gelişmiş olup, piyasalar şirketleri kontrol eder. Buna karşılık Kıta Avrupası sisteminde hakim ortağın ağırlığı hissedilir, ana ortaklar genellikle bankalar veya finans dışı kuruluşlardır. Bu sistemde sermaye piyasalarında şeffaflık daha azdır ve piyasalar Anglo Sakson modeline göre daha az gelişmiştir. Gelişmekte olan ülkelerde ise genellikle ailelerin hakim ortak olduğu, finansmanın devlet bankalarından sağlanan borçlarla yürütüldüğü ve küçük hissedar haklarının hukuken zayıf korunduğu yapılar gözlemlenmektedir. Japonya'da Keiretsu, Güney Kore'de ise Chaebol olarak adlandırılan büyük grup yapıları bu sistemlerin karakteristik örnekleridir. Türk Ticaret Kanunu'nun kurumsal yönetime ilişkin hükümlerine geçtiğimizde, düzenlemelerin büyük ölçüde Avrupa Birliği müktesebatı ve Anglo Sakson hukuk sistemi çerçevesinde oluşturulduğunu görmekteyiz. Kanunun genel gerekçesinde kurumsal yönetimin temel kolonları şeffaflık, adillik, hesap verebilirlik ve sorumluluk olarak teyit edilmiştir. Şeffaflık anlayışı, şirketi bir camdan cep olarak görmeyi ve internet siteleri aracılığıyla pay sahiplerinin tam bilgilendirilmesini hedefler. Adillik ise eşit işlem ilkesiyle örtüşerek sadece pay sahiplerine değil, çalışanlara, alacaklılara ve müşterilere kadar uzanan geniş bir çevreyi kapsar. Hesap verebilirlik, kararların haklı bir sebebe ve profesyonel niteliğe dayanmasını; sorumluluk ise görevden kaynaklanan yükümlülüklere tam bağlılığı ifade eder. Türk Ticaret Kanunu kapsamında pay sahiplerine tanınan haklar, kişisel haklar ve azınlık hakları olarak ikiye ayrılır. Sınavda sıklıkla sorulan sayısal bir veri olarak, azınlık haklarının kullanılabilmesi için gerekli olan sermaye oranlarına dikkat edilmelidir. Kapalı anonim şirketlerde sermayenin en az yüzde onuna sahip olanlar azınlık kabul edilirken, halka açık anonim şirketlerde bu oran sermayenin en az yüzde beşi olarak belirlenmiştir. Bu eşikler, genel kurulu toplantıya çağırma, gündeme madde ekletme ve finansal tabloların müzakeresini erteleme gibi hakların kullanımı için temel teşkil eder. Kanunun çeşitli maddelerinde pay sahiplerinin korunmasına yönelik kritik düzenlemeler yer almaktadır. Madde üç yüz elli yedi uyarınca pay sahipleri eşit şartlarda eşit işleme tabi tutulur ve bu ilkeye aykırı yönetim kurulu kararları batıldır. Madde üç yüz elli sekiz ise pay sahiplerinin şirkete borçlanma yasağını düzenler. Buna göre pay sahipleri, sermaye taahhüdünden doğan vadesi gelmiş borçlarını ifa etmedikçe ve şirketin serbest yedek akçeleriyle birlikte karı geçmiş yıl zararlarını karşılayacak düzeyde olmadıkça şirkete borçlanamazlar. Ayrıca madde üç yüz altmış uyarınca, esas sözleşmede öngörülmek şartıyla belirli pay gruplarına veya azınlığa yönetim kurulunda temsil edilme hakkı tanınabilir. Denetçinin azli ve özel denetim isteme hakları da kurumsal yönetimin denetim ayağını oluşturur. Madde üç yüz doksan dokuz uyarınca, yönetim kurulunun veya azınlık pay sahiplerinin istemi üzerine mahkeme, haklı bir sebebin varlığı halinde başka bir denetçi atayabilir. Bu davanın, denetçi seçiminin ilanından itibaren üç hafta içinde açılması gerekir. Azınlığın bu davayı açabilmesi için genel kurulda karşı oy kullanmış olması ve en az üç aydan beri şirket pay sahibi sıfatını taşıması şarttır. Özel denetim isteme hakkı ise madde dört yüz otuz sekiz ve dört yüz otuz dokuzda düzenlenmiştir. Genel kurulun talebi reddetmesi halinde, yüzde onluk azınlık veya halka açık şirketlerde yüzde beşlik azınlık, üç ay içinde mahkemeden özel denetçi atanmasını isteyebilir. Ayrıca paylarının itibari değeri toplamı en az bir milyon Türk Lirası olan pay sahipleri de bu hakka sahiptir. Genel kurul süreçlerine ilişkin olarak, yönetim kurulunun toplanamadığı durumlarda mahkeme izniyle tek bir pay sahibinin bile genel kurulu toplantıya çağırma yetkisi bulunmaktadır. Finansal tabloların müzakeresinin ertelenmesi ise azınlığın talebiyle, genel kurul kararına gerek olmaksızın toplantı başkanının kararıyla bir ay sonraya bırakılabilir. Oy hakları konusunda ise her pay sahibinin en az bir oy hakkı olduğu ve payların toplam itibari değeriyle orantılı kullanım esası geçerlidir. Ancak bir paya en çok on beş oy hakkı tanınarak imtiyaz sınırlandırılabilir. Bilgi alma ve inceleme hakkı ise esas sözleşmeyle veya şirket organlarının kararıyla kaldırılamaz veya sınırlandırılamaz. Şeffaflık ve kamuyu aydınlatma başlığı altında, denetime tabi anonim şirketlerin finansal tablolarının Türkiye Denetim Standartlarına göre denetlenmesi zorunluluğu bulunmaktadır. Yönetim kurulu, finansal tabloları ve yıllık faaliyet raporunu bilanço gününü izleyen hesap döneminin ilk üç ayı içinde hazırlayıp genel kurula sunmalıdır. Faaliyet raporu, şirketin finansal durumunu dürüst bir şekilde yansıtmalı, karşılaşılabilecek risklere işaret etmeli ve yöneticilere sağlanan mali menfaatleri detaylandırmalıdır. Ayrıca denetime tabi sermaye şirketleri için internet sitesi kurma zorunluluğu şeffaflığın temel bir gereğidir. Menfaat sahiplerinin korunması noktasında Türk Ticaret Kanunu, hakimiyetin hukuka aykırı kullanılmasına karşı önemli bariyerler getirmiştir. Hakim şirketin bağlı şirketi kayba uğratması durumunda, bu kaybın aynı faaliyet yılı içinde denkleştirilmesi gerekir. Aksi takdirde alacaklılar ve pay sahipleri tazminat davası açabilirler. Ayrıca hakim şirket, topluluk itibarının kullanılmasıyla uyandırılan güvenden dolayı sorumludur. Şirketin sermayesinin belirli oranlarda kaybedilmesi durumunda yönetim kurulunun alması gereken önlemler ve sermaye azaltımı süreçlerinde alacaklıların haklarının korunması da kanunla teminat altına alınmıştır. Sermaye azaltımında alacaklılara iki aylık bir bildirim süresi tanınması ve alacakların ödenmesi veya teminat altına alınması şarttır. Yönetim kurulu yapısı ve işleyişine dair düzenlemeler kurumsal yönetimin icra aşamasını belirler. Yönetim kurulu üyeleri en çok üç yıl süreyle görev yapmak üzere seçilir ve esas sözleşmede aksine hüküm yoksa tekrar seçilmeleri mümkündür. Üyelerin görevlerini yaparken kusurlarıyla şirkete verebilecekleri zarar, şirket sermayesinin yüzde yirmi beşini aşan bir bedelle sigorta ettirilmişse, bu durum halka açık şirketlerde Sermaye Piyasası Kurulu bülteninde duyurulur. Yönetim kurulu, risklerin erken teşhisi ve yönetimi amacıyla uzman komiteler kurmakla yükümlüdür. Özellikle pay senetleri borsada işlem gören şirketlerde bu komitenin kurulması zorunludur. Diğer şirketlerde ise denetçinin gerekli görmesi halinde bu komite derhal oluşturulmalıdır. Yönetim kurulu üyelerinin özen ve bağlılık yükümlülüğü, görevlerini tedbirli bir yöneticinin özeniyle yerine getirmelerini ve şirketin menfaatlerini dürüstlük kurallarına uyarak gözetmelerini gerektirir. Üyelerin kendileriyle veya yakınlarıyla ilgili menfaat çatışması olan konularda müzakerelere katılması yasaktır. Ayrıca genel kurulun izni olmaksızın şirketin işletme konusuna giren ticari işlemleri kendi veya başkası hesabına yapamazlar, yani rekabet yasağına tabidirler. Birden çok kişinin aynı zararı tazminle yükümlü olması durumunda ise farklılaştırılmış teselsül ilkesi uygulanır; yani her bir kişi kendi kusuruna ve durumun gereklerine göre sorumlu tutulur. Sermaye Piyasası Kurulu düzenlemelerine geçtiğimizde, Kurumsal Yönetim Tebliği İki tire on yedi nokta bir büyük bir önem taşır. Sermaye Piyasası Kanunu'nun on yedinci maddesi, Kurul'a halka açık ortaklıklarda kurumsal yönetim ilkelerini belirleme, bunlara uyumu zorunlu tutma ve derecelendirme yapma yetkisi vermiştir. Kurul, bu yetkisini kullanırken şirketleri sistemik önemlerine, piyasa değerlerine ve fiili dolaşımdaki paylarının piyasa değerine göre üç gruba ayırmaktadır. Bu gruplandırma, hangi ilkelerin zorunlu, hangilerinin tavsiye niteliğinde olduğunu belirlemek açısından temel ölçüttür. Piyasa değeri ve fiili dolaşımdaki payların piyasa değerinin hesaplanmasında Mart, Haziran, Eylül ve Aralık ayları itibarıyla son işlem günlerinde oluşan ikinci seans kapanış fiyatlarının ve fiili dolaşımdaki pay oranlarının ortalaması esas alınır. Bu hesaplama yöntemi sınav sorularında teknik detay olarak karşımıza çıkabilmektedir. Tebliğ hükümleri, payları Borsa İstanbul Ulusal Pazar, İkinci Ulusal Pazar veya Kurumsal Ürünler Pazarı'nda işlem gören halka açık ortaklıklar için geçerlidir. Ancak Türk Parasını Kıymetini Koruma Hakkında otuz iki sayılı Karara göre dışarıda yerleşik sayılan ortaklıklar bu kapsamın dışında tutulmuştur. Halka açık ortaklıkların ilişkili taraflarıyla gerçekleştirecekleri işlemler de sıkı kurallara bağlanmıştır. Bu tür işlemlerden önce yönetim kurulu kararı alınması zorunludur ve bu kararın uygulanabilmesi için bağımsız yönetim kurulu üyelerinin çoğunluğunun onayı aranır. Eğer bağımsız üyelerin çoğunluğu işlemi onaylamazsa, durum kamuya duyurulur ve işlem genel kurul onayına sunulur. Genel kurulda yapılacak oylamada işlemin tarafları ve bunlarla ilişkili kişiler oy kullanamazlar. Bu oylamada toplantı nisabı aranmaz ve oy hakkı bulunanların basit çoğunluğu ile karar alınır. Bu prosedürlere uyulmadan alınan kararlar geçersiz sayılmaktadır. Son olarak, kurumsal yönetim ilkelerinin küresel ölçekte şekillenmesinde bin dokuz yüz doksan iki tarihli Cadbury Raporu'nun öncü rolünü hatırlatmak gerekir. Bu raporla başlayan süreç, anonim şirketlerin işleyişini, yönetimini ve denetimini kapsayan geniş bir yapılandırmaya dönüşmüştür. Günümüzde kurumsal yönetim sadece borsada işlem gören şirketler için değil, tüm işletmeler ve hatta devlet kurumları için tavsiye edilen bir yönetim modeli haline gelmiştir. Şirketlerin pay değerini maksimize etme hedefi ile toplumsal sorumlulukları arasındaki dengenin kurulması, kurumsal yönetimin gelecekteki gelişim yönünü belirlemeye devam edecektir. Bu kapsamlı düzenlemeler bütünü, sermaye piyasalarının güvenilirliğini ve sürdürülebilirliğini sağlamak adına vazgeçilmez bir mekanizmadır.

Bölüm 9

Sermaye piyasası mevzuatı çerçevesinde kurumsal yönetim ilkelerinin belirlenmesi, uygulanması ve denetlenmesi süreçlerini ele alacağımız bu derste, özellikle Sermaye Piyasası Kurulu iki, on yedi nokta bir sayılı Kurumsal Yönetim Tebliği hükümleri üzerinde duracağız. Kurulun bu alandaki yetkileri oldukça geniştir. Sermaye Piyasası Kurulu, payları borsada işlem gören halka açık ortaklıkların niteliklerine göre kurumsal yönetim ilkelerine kısmen veya tamamen uymalarını zorunlu tutmaya yetkilidir. Bu uyumun usul ve esaslarını belirlemekle birlikte, verilen süre içinde uyum zorunluluğunun yerine getirilmemesi halinde, Kurul bu zorunluluğun yerine getirilmesini sağlayacak kararları alma ve ilgili işlemleri resen yapma yetkisine sahiptir. Herhangi bir süre verilmemiş olsa dahi, uyum zorunluluğuna aykırı işlemlerin hukuka aykırılığının tespiti veya iptali için her türlü teminattan muaf olarak ihtiyati tedbir istemeye ve dava açmaya da yetkilidir. Bu davalarda, uyum zorunluluğunun yerine getirilmesi sonucunu doğuracak şekilde karar alınmasını mahkemeden talep edebilir. Sınav açısından bu yetkilerin kapsamını ve Kurulun resen işlem yapma gücünü bilmek önem arz etmektedir. Halka açık ortaklıkların ilişkili tarafları ile gerçekleştirecekleri işlemler, kurumsal yönetim düzenlemelerinin en kritik başlıklarından biridir. Ortaklıklar, ilişkili tarafları ile Kurulca belirlenecek nitelikteki işlemlere başlamadan önce, işlemin esaslarını belirleyen bir yönetim kurulu kararı almak zorundadır. Bu kararların uygulanabilmesi için bağımsız yönetim kurulu üyelerinin çoğunluğunun onayı şarttır. Eğer bağımsız üyelerin çoğunluğu söz konusu işlemi onaylamazsa, bu durum işleme ilişkin yeterli bilgiyi içerecek şekilde kamuyu aydınlatma düzenlemeleri çerçevesinde kamuya duyurulur ve işlem genel kurul onayına sunulur. Genel kurulda yapılacak oylamada, işlemin tarafları ve bunlarla ilişkili kişilerin oy kullanamayacağı bir prosedür izlenir. Bu tür genel kurul toplantılarında toplantı nisabı aranmaz ve oy hakkı bulunanların basit çoğunluğu ile karar alınır. Bu esaslara uygun olarak alınmayan yönetim kurulu ve genel kurul kararları hukuken geçerli sayılmaz. Ayrıca halka açık ortaklıklar, bu yükümlülüklerini ve Türk Ticaret Kanunu kapsamındaki diğer yükümlülüklerini Merkezi Kayıt Kuruluşu tarafından sağlanan elektronik ortam vasıtasıyla da yerine getirebilirler. Halka açık bankalar söz konusu olduğunda ise bu hükümlerin uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar, Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulunun uygun görüşü alınarak belirlenir. Kurumsal Yönetim Tebliği hükümleri, payları Borsa İstanbul bünyesindeki Ulusal Pazar, İkinci Ulusal Pazar veya Kurumsal Ürünler Pazarında işlem gören halka açık ortaklıklar tarafından uygulanmaktadır. Paylarının ilk defa halka arz edilmesi veya borsada işlem görmeye başlaması için Kurula başvuran ortaklıklardan, payları bu pazarlarda işlem görecek olanlar da kapsam dahilindedir. Ancak Türk Parasının Kıymetini Koruma Hakkında otuz iki Sayılı Karara göre dışarıda yerleşik sayılan ortaklıklar bu kapsamın dışında tutulmuştur. Kurumsal yönetim ilkelerinin uygulanmasında ortaklıklar sistemik önemlerine, piyasa değerlerine ve fiili dolaşımdaki paylarının piyasa değerlerine göre üç gruba ayrılır. Bu gruplandırma, hangi ilkelerin zorunlu olarak uygulanacağının belirlenmesinde temel teşkil eder. Piyasa değeri ile fiili dolaşımdaki payların piyasa değerinin hesaplanmasında; Mart, Haziran, Eylül ve Aralık ayları itibarıyla son işlem günlerinde oluşan ikinci seans kapanış fiyatlarının ve fiili dolaşımdaki pay oranlarının ortalaması esas alınır. Eğer ortaklığın farklı pay grupları borsada işlem görüyorsa, bu grupların tamamı hesaplamaya dahil edilir. Gruplandırma kriterlerine ve rakamsal eşiklere baktığımızda, sınavda sıklıkla sorulan şu değerlerle karşılaşırız. Birinci grup, piyasa değerinin ortalaması üç milyar Türk Lirası'nin ve fiili dolaşımdaki payların piyasa değerinin ortalaması yedi yüz elli milyon Türk Lirası'nin üzerinde olan ortaklıklardan oluşur. İkinci grup ise birinci grup dışında kalan ancak piyasa değerinin ortalaması bir milyar Türk Lirası'nin ve fiili dolaşımdaki payların piyasa değerinin ortalaması iki yüz elli milyon Türk Lirası'nin üzerinde olan ortaklıkları kapsar. Üçüncü grup, bu iki grubun dışında kalan ve payları ilgili pazarlarda işlem gören diğer tüm ortaklıklardır. Bu eşiklerin yeniden değerlemeye tabi tutulmadığını belirtmek gerekir. Kurul her yıl Ocak ayında bu hesaplamayı yaparak ortaklıkların dahil olduğu grupları yeniden belirler ve listeyi Kurul Bülteni aracılığıyla ilan eder. Üst gruba yükselen bir ortaklık, ilanı takip eden yıldan itibaren yeni grubun kurumsal yönetim ilkelerine tabi olur. Yeni gruba uyum, ilanı izleyen ilk genel kurul tarihi itibarıyla sağlanmalıdır. Payları yeni işlem görmeye başlayan ortaklıklar ise liste ilan edilene kadar üçüncü grup yükümlülüklerine tabi sayılırlar. Kurumsal yönetim ilkelerinin bir kısmı tüm gruplar için zorunluyken, bazıları sadece belirli gruplar için geçerlidir. Örneğin, bir nokta üç nokta bir, bir nokta üç nokta beş, dört nokta üç nokta dört ve dört nokta beş nokta bir gibi numaralandırılmış birçok ilke tüm gruplar için zorunludur. Ancak birinci gruptaki ortaklıklar, diğer gruplardan farklı olarak dört nokta üç nokta yedi numaralı ilkenin üçüncü fıkrası ile dört nokta üç nokta sekiz numaralı ilkenin ikinci fıkrasına da uymakla yükümlüdür. Bu noktada bazı istisnalar da mevcuttur. Üçüncü gruptaki ortaklıklar ile bankalar hariç olmak üzere, yönetim kontrolünü sözleşme ile eşit paylaşan iş ortaklıkları için bağımsız yönetim kurulu üye sayısının iki olması yeterli kabul edilmektedir. Kamu hizmeti vermek üzere lisans veya imtiyaz sahibi olan ortaklıklarda ise Kurulun uygun görüşüyle bazı bağımsızlık kriterleri aranmayabilir. Bankalar için bağımsız yönetim kurulu üye sayısı üçten az olmamak kaydıyla bankanın ihtiyarına bırakılmıştır. Bankaların denetim komitesi üyeleri, bu tebliğ çerçevesinde bağımsız yönetim kurulu üyesi olarak kabul edilir. Yatırım ortaklıkları için ise bağımsız üyelerin çoğunluğunun onayı olmasa dahi genel kurul onayı ile belirli işlemlerin icrası mümkündür, ancak bu durumda muhalefet gerekçelerinin Kamuyu Aydınlatma Platformunda yani KAP'ta açıklanması zorunludur. Kurumsal yönetim ilkelerine uyum zorunluluğuna aykırılık halinde Kurulun uygulayacağı tedbirler oldukça caydırıcıdır. Belirlenen sürelerde uyum sağlanmazsa Kurul, uyumun sağlanması için gerekli kararları resen alabilir. Mahkemeye başvurarak ihtiyati tedbir isteyebilir veya dava açabilir. Mahkemeye sunulacak talebe, kurumsal yönetim ilkelerine uyum sağlamak üzere yapılması gereken işlemleri içeren bir uyum önerisi eklenir. Eğer bir ortaklıkta yeterli sayıda yönetim kurulu üyesi olmasına rağmen gerekli kararlar alınmıyorsa, Kurul ortaklığa otuz gün süre verir. Bu süre sonunda da uyum sağlanmazsa, Kurul bağımsızlık kriterlerini sağlayan gerekli sayıda bağımsız üyeyi resen atar. Bu yeni yönetim kurulu, Kurulun uygun görüşünü alarak esas sözleşmede gerekli değişiklikleri yapar ve ticaret siciline tescil ettirir. Bu süreç, kurumsal yönetimin tesisi için devletin müdahale gücünü göstermesi açısından sınavda dikkat edilmesi gereken bir konudur. Uyum raporlaması süreçlerine geçtiğimizde, payları Yıldız Pazar, Ana Pazar ve Alt Pazar'da işlem gören ortaklıkların durumunu incelememiz gerekir. Bu şirketler, zorunlu ilkeleri uygulamak, diğer ilkeler karşısındaki durumlarını ise uygula uygulamıyorsan açıkla yaklaşımı kapsamında kamuya bildirmek zorundadır. Yıllık faaliyet raporlarında; ilkelerin uygulanıp uygulanmadığına, uygulanmıyor ise gerekçesine, tam uymama nedeniyle oluşan çıkar çatışmalarına ve gelecekteki değişim planlarına yer verilmelidir. iki bin on dokuz yılından itibaren bu raporlama KAP üzerinden iki ana şablonla yapılmaktadır. Bunlar, gönüllü ilkelere uyum durumunu raporlayan Kurumsal Yönetim Uyum Raporu yani URF ve mevcut uygulamalar hakkında bilgi veren Kurumsal Yönetim Bilgi Formu yani KYBF'dir. Şirketler URF şablonunda evet, kısmen, hayır, ilgisiz veya muaf yanıtlarından birini seçerken, kısmen veya hayır yanıtı vermeleri durumunda tavsiye edilen uygulamadan neden ayrıldıklarını detaylıca açıklamak zorundadırlar. Bu açıklamada riskin nasıl azaltıldığı ve gelecekteki uyum niyeti de belirtilmelidir. Sürdürülebilirlik ilkeleri de artık kurumsal yönetimin ayrılmaz bir parçasıdır. iki bin yirmi yılında yapılan değişiklikle, payları ilgili pazarlarda işlem gören ortaklıkların faaliyet raporlarında sürdürülebilirlik ilkelerinin uygulanma durumuna ve çevresel, sosyal risk yönetimi etkilerine yer vermesi zorunlu hale getirilmiştir. Sürdürülebilirlik ilkelerine uyum gönüllülük esasına dayalı olsa da, hazırlanan uyum raporunun yıllık finansal raporların bildirim süresi içinde ve genel kuruldan en az üç hafta önce KAP'ta açıklanması gerekmektedir. Ayrıca yeşil borçlanma araçları, sürdürülebilir borçlanma araçları ve yeşil kira sertifikası ihraçlarına ilişkin bir rehber yayımlanmıştır. Bu rehber ile ihraçtan elde edilen fonun münhasıran iklim değişikliği etkilerinin azaltılması, doğal kaynakların korunması ve kirliliğin önlenmesi gibi çevresel amaçlara katkı sağlayan yeşil projelerde kullanılması amaçlanmaktadır. İhraççılar, fonun kullanımına dair bilgileri yılda bir kez fon kullanım raporu ve etki raporu ile kamuya açıklamakla yükümlüdür. İlişkili taraf işlemlerinde uygulanacak prosedürler, işlemin yaygın ve sürekli olup olmamasına göre farklılık gösterir. Yaygın ve süreklilik arz etmeyen işlemlerde, varlık ve hizmet alım satımı gibi durumlarda işlem tutarının belirli oranları aşması halinde değerleme yaptırılması zorunludur. Eğer işlem tutarı, varlık toplamına, hasılat tutarına veya şirket değerine oranla yüzde beş'ten fazla ise Kurulca belirlenen bir kuruluşa değerleme yaptırılması şarttır. Bu oran yüzde on'u aşarsa, değerleme yükümlülüğüne ek olarak bağımsız yönetim kurulu üyelerinin çoğunluğunun onayı aranır. Onay verilmezse işlem genel kurul onayına sunulur ve burada ilgili taraflar oy kullanamaz. Yaygın ve süreklilik arz eden işlemlerde ise, bir hesap dönemi içindeki işlem tutarının satışların maliyetine veya hasılata oranının yüzde on'dan fazla olacağı öngörülüyorsa, yönetim kurulu tarafından bir rapor hazırlanması ve bu raporun KAP'ta açıklanması gerekir. Bu raporlarda işlemin piyasa koşullarına uygunluğu değerlendirilir. Yatırımcı ilişkileri bölümü, ortaklıklar ile yatırımcılar arasındaki iletişimi sağlayan ve doğrudan genel müdür veya ilgili bir üst yöneticiye bağlı çalışan bir birimdir. Bu bölümün yöneticisinin Sermaye Piyasası Faaliyetleri İleri Düzey Lisansı ve Kurumsal Yönetim Derecelendirme Uzmanlığı Lisansına sahip olması zorunludur. Ayrıca bu yöneticinin kurumsal yönetim komitesi üyesi olarak görevlendirilmesi ve yatırım ortaklıkları hariç tam zamanlı çalışıyor olması gerekir. Üçüncü gruptaki ortaklıklar için ise bu lisanslardan herhangi birine veya sadece Sermaye Piyasası Faaliyetleri Temel Düzey Lisansına sahip olmak yeterli görülmüştür. Yatırımcı ilişkileri bölümü, pay sahiplerinin bilgi taleplerini yanıtlamak, genel kurul dokümanlarını hazırlamak ve mevzuat yükümlülüklerini izlemekle görevlidir. Bölüm yöneticisi görevden ayrılırsa otuz gün içinde yeni bir görevlendirme yapılmalıdır. Teminat, rehin, ipotek ve kefaletler yani kısaca TRİK işlemleri konusunda da halka açık ortaklıklar için sınırlamalar mevcuttur. Ortaklıklar sadece kendi tüzel kişilikleri, tam konsolidasyon kapsamındaki ortaklıkları ve olağan ticari faaliyetlerinin yürütülmesi amacıyla üçüncü kişiler lehine TRİK verebilirler. Sermayesine doğrudan katıldıkları iştirak ve iş ortaklıkları lehine ise sadece sermaye payları oranında TRİK verebilirler. Bunların dışındaki üçüncü kişiler lehine TRİK verilmesi yasaktır. Olağan ticari faaliyetler kapsamında üçüncü kişiler lehine verilecek TRİK işlemleri için yönetim kurulunda bağımsız üyelerin çoğunluğunun onayı aranır. Ayrıca bu işlemler ve elde edilen menfaatler genel kurul gündeminde ayrı bir madde olarak görüşülmelidir. Payları yeni halka arz edilen ortaklıkların, bu hükme aykırı mevcut teminatlarını dördüncü yılın sonuna kadar sıfırlamaları zorunludur. Son olarak pay sahipliği haklarının kullanımına ilişkin esaslara değinelim. Ortaklıklar, pay sahipliği haklarının korunması ve kullanılmasını kolaylaştırmak için gerekli tedbirleri almalıdır. Genel kurul toplantı ilanı, toplantı tarihinden en az üç hafta önce, ilan ve toplantı günleri hariç olmak üzere yapılmalıdır. Bu süreçte ortaklık yapısı, oy hakları, imtiyazlar ve yönetim kurulu adaylarının özgeçmişleri gibi bilgiler KAP'ta ve internet sitesinde duyurulur. Genel kurulda pay sahiplerine soru sorma ve düşüncelerini açıklama imkanı eşit şartlarda verilir. Sorulan sorulara en geç on beş gün içinde yazılı cevap verilmeli ve tüm soru-cevaplar otuz gün içinde internet sitesinde yayımlanmalıdır. Şirketlerin varlık alım satımı gibi önemli işlemlerinde, işlem tutarının belirli eşikleri aşması durumunda bağımsız üyelerin onayı ve gerekirse genel kurul kararı aranması, pay sahiplerinin haklarını korumaya yönelik en temel mekanizmalardan biridir. Kar dağıtım politikası da genel kurul onayına sunulmalı ve tutarlı bir şekilde uygulanmalıdır. Bu kuralların tamamı, sermaye piyasalarında şeffaflığı ve hesap verebilirliği sağlamak amacıyla oluşturulmuştur. Sınav hazırlığınızda bu sayısal oranları, lisans şartlarını ve onay mekanizmalarını titizlikle incelemeniz başarı şansınızı artıracaktır.

Bölüm 10

Kurumsal yönetim ilkeleri ve sermaye piyasası mevzuatı çerçevesinde, ortaklıkların gerçekleştireceği önemli nitelikteki işlemler ve bu işlemlerin yönetim kurulu düzeyindeki onay süreçleri büyük bir hassasiyet arz etmektedir. Bir varlıktan elde edilen kârın, ortaklığın sürdürülen faaliyetler vergi öncesi kârına olan oranının veya yönetim kurulu karar tarihinden önceki altı aylık günlük düzeltilmiş ağırlıklı ortalama fiyatların aritmetik ortalaması baz alınarak hesaplanacak şirket değerine olan oranının yüzde on sınırını aşması durumunda özel yükümlülükler doğmaktadır. Aynı şekilde, bankalar ve finansal kuruluşların olağan faaliyetlerinden kaynaklanan ayni hak tesisleri hariç tutulmak kaydıyla, bir faaliyetin durdurulması gibi kritik kararlarda da benzer bir mekanizma işletilir. Bu tür işlemlerin icra edilebilmesi için yönetim kurulundaki bağımsız üyelerin çoğunluğunun onayı şarttır. Eğer yönetim kurulu kararı katılanların oybirliği ile alınmamışsa, imzalı karar metni ve muhalefet şerhinin Kamuyu Aydınlatma Platformu üzerinden kamuoyuna duyurulması yasal bir zorunluluktur. Kiralama işlemleri veya nakit akışlarının kesin olarak ayrıştırılabildiği diğer süreçlerde işlem tutarı belirlenirken, yıllık toplam brüt kira gelir veya giderlerinin ya da diğer gelir ve giderlerin indirgenmiş nakit akışı yöntemine göre hesaplanan net bugünkü değeri esas alınır. Bağımsız üyelerin çoğunluğu işlemi onaylamadığı takdirde, bu durum işleme ilişkin yeterli bilgiyi içerecek şekilde Kamuyu Aydınlatma Platformunda ilan edilir ve konu genel kurulun onayına sunulur. Bu süreçlerde Sermaye Piyasası Kanununun yirmi dokuzuncu maddesinin altıncı fıkrasında belirtilen esaslara riayet edilmesi gerekmektedir. Şayet hesaplanan oranlar negatif çıkarsa veya anlamlı olmayacak derecede yüksekse, bu oranlar değerlendirme dışı bırakılır ve gerekçesiyle birlikte kamuya açıklanır. Ayrıca, hasılatın yüzde on oranındaki kısmına isabet eden tutarın, toplam öz kaynakların binde ikisi oranındaki kısımdan düşük olması halinde, hasılata dayalı oran uygulanabilir kabul edilmemektedir. Bu teknik ayrıntılar, sınavda hesaplama ve usul soruları olarak karşınıza çıkabileceği için dikkatle incelenmelidir. Ortaklıkların bağış ve yardım faaliyetleri de belirli bir politika çerçevesinde yürütülmek zorundadır. Bu bağış ve yardım politikası oluşturularak genel kurulun onayına sunulur. Dönem içinde yapılan tüm bağış ve yardımların tutarı, bu yardımlardan yararlananlar ve politikadaki değişiklikler hakkında genel kurul toplantısında ayrı bir gündem maddesi ile ortaklara bilgi verilir. Genel kurul toplantılarının şeffaflığı açısından, toplantıların söz hakkı olmaksızın menfaat sahipleri ve medya dahil kamuya açık olarak yapılması mümkündür ve bu hususta esas sözleşmeye hüküm konulabilir. Oy hakkının kullanımı noktasında ise pay sahiplerinin bu hakkı kullanmasını zorlaştırıcı uygulamalardan kaçınılması esastır. Sınır ötesi de dahil olmak üzere her pay sahibine oy hakkını en kolay ve uygun şekilde kullanma fırsatı sağlanmalıdır. Kurumsal yönetim ilkeleri gereği oy hakkında imtiyazdan kaçınılması temel prensiptir. Eğer bir imtiyaz mevcutsa, halka açık pay sahiplerinin yönetimde temsilini engelleyen bu imtiyazların kaldırılması hedeflenir. Karşılıklı iştirak ilişkilerinde ise bir hakimiyet ilişkisi söz konusuysa, bu ortaklıkların genel kurullarda oy haklarını kullanmamaları esastır. Ancak çok zaruri durumlar ve nisap sağlama zorunluluğu gibi istisnalar hariç tutulur ve bu durum Kamuyu Aydınlatma Platformunda açıklanır. Azınlık haklarının korunması ve kullanılmasına azami özen gösterilmesi gerekir. Mevzuata göre azınlık hakları, esas sözleşme ile sermayenin yirmide birinden daha düşük bir orana sahip olanlara da tanınabilir ve bu hakların kapsamı esas sözleşme ile genişletilebilir. Kâr payı hakkı ve kâr dağıtım politikası, yatırımcı kararları üzerinde doğrudan etkili olan unsurlardır. Ortaklığın belirli ve tutarlı bir kâr dağıtım politikası bulunmalı, bu politika genel kurulda onaylanmalı ve kurumsal internet sitesinde ilan edilmelidir. Politika içeriği, pay sahiplerinin gelecek dönemlerdeki kâr dağıtım usul ve esaslarını öngörebilmesine imkan verecek asgari bilgileri içermelidir. Yönetim kurulu eğer kârın dağıtılmamasını teklif edecekse, bunun nedenlerini ve dağıtılmayan kârın kullanım şeklini gündem maddesinde belirtmekle yükümlüdür. Kâr dağıtımında pay sahiplerinin menfaatleri ile ortaklık menfaati arasında dengeli bir çizgi izlenmelidir. Payların devri konusunda ise serbestçe devredilebilirliği zorlaştırıcı her türlü uygulamadan kaçınılması gerekmektedir. Kamuyu aydınlatma ve şeffaflık başlığı altında, kurumsal internet sitesinin içeriği büyük önem taşır. Sitede ticaret sicili bilgileri, ortaklık ve yönetim yapısı, imtiyazlı paylar, esas sözleşmenin son hali, özel durum açıklamaları, finansal raporlar ve faaliyet raporları gibi belgelerin en az son beş yıllık verileri içerecek şekilde yer alması zorunludur. Ortaklık yapısı, dolaylı ve karşılıklı iştirak ilişkilerinden arındırılmış olarak, yüzde beş'ten yüksek paya sahip gerçek kişilerin isimleri ve imtiyazlarını gösterecek şekilde en az altı ayda bir güncellenmelidir. Ayrıca finansal tablo bildirimlerinin Türkçe ile eş anlı olarak İngilizce de Kamuyu Aydınlatma Platformunda yayımlanması, uluslararası yatırımcılar açısından kritik bir gerekliliktir. Yıllık faaliyet raporları, kamuoyunun şirket faaliyetleri hakkında tam ve doğru bilgiye ulaşmasını sağlayacak ayrıntıda hazırlanmalıdır. Raporda yönetim kurulu üyelerinin şirket dışındaki görevleri, bağımsızlık beyanları, yönetim kurulu bünyesindeki komitelerin çalışma esasları ve etkinlik değerlendirmeleri yer almalıdır. Ayrıca yıl içindeki toplantı sayısı, üyelerin katılım durumu, şirketi etkileyebilecek mevzuat değişiklikleri, önemli davalar ve yatırım danışmanlığı gibi hizmet alınan kurumlarla olan çıkar çatışmaları raporda açıklanmalıdır. Sermayeye doğrudan katılım oranının yüzde beş'i aştığı karşılıklı iştirakler ile çalışanların sosyal hakları ve kurumsal sosyal sorumluluk faaliyetleri de faaliyet raporunun ayrılmaz parçalarıdır. Menfaat sahipleri kavramı; çalışanlar, alacaklılar, müşteriler, tedarikçiler ve sivil toplum kuruluşları gibi şirketle ilgisi olan tüm kişi ve kurumları kapsar. Şirket, bu grupların mevzuat ve sözleşmelerle düzenlenen haklarını korumakla yükümlüdür. Hakların ihlali durumunda etkili ve süratli bir tazmin imkanı sağlanmalı, çalışanlara yönelik tazminat politikası internet sitesinde açıklanmalıdır. Menfaat sahiplerinin şirketin mevzuata aykırı veya etik olmayan işlemlerini denetimden sorumlu komiteye iletebilmesi için gerekli mekanizmalar kurulmalıdır. İnsan kaynakları politikası oluşturulurken eşit koşullardaki kişilere eşit fırsat sağlanması ilkesi benimsenmelidir. Yönetici değişikliklerinin aksaklığa yol açmaması için halefiyet planlaması yapılmalı, personel alım kriterleri yazılı olarak belirlenmelidir. Çalışanlara yönelik eğitim programları düzenlenmeli, finansal durum ve ücret gibi konularda bilgilendirme toplantıları yapılmalıdır. Şirket içinde ırk, din, dil ve cinsiyet ayrımı yapılmaması ve çalışanların kötü muameleye karşı korunması için önlemler alınmalıdır. Müşteri ve tedarikçi ilişkilerinde ise müşteri memnuniyeti esas alınmalı, kalite standartlarına uyulmalı ve ticari sırların gizliliğine özen gösterilmelidir. Şirket faaliyetleri, internet sitesinde açıklanan etik kurallar çerçevesinde yürütülmeli ve sosyal sorumluluk projelerine duyarlı olunmalıdır. Yolsuzluk, irtikap ve rüşvetle mücadele etmek şirketin temel görevleri arasındadır. Yönetim kurulu, şirketin risk, büyüme ve getiri dengesini en uygun düzeyde tutarak stratejik hedefleri tanımlar ve şirketi idare eder. Faaliyetlerini şeffaf, hesap verebilir, adil ve sorumlu bir şekilde yürütür. İç kontrol ve risk yönetim sistemlerini oluşturmak ve bunların etkinliğini yılda en az bir kez gözden geçirmek yönetim kurulunun sorumluluğundadır. Yönetim kurulu başkanı ile genel müdürün yetkilerinin net bir biçimde ayrılması ve bu durumun esas sözleşmede yazılı olarak ifade edilmesi esastır. Eğer bu iki görev aynı kişi tarafından yürütülecekse, gerekçesi Kamuyu Aydınlatma Platformunda açıklanmalıdır. Yönetim kurulu üyelerinin görevleri esnasındaki kusurları nedeniyle şirkete verebilecekleri zararlar, şirket sermayesinin yüzde yirmi beş'ini aşan bir bedelle sigorta edilmeli ve bu husus kamuya duyurulmalıdır. Yönetim kurulu üye sayısı, verimli çalışma ve hızlı karar alma imkanı sağlayacak şekilde, her durumda beş üyeden az olmamak kaydıyla belirlenir. Üyelerin çoğunluğu icrada görevli olmayan üyelerden oluşmalıdır. Bağımsız yönetim kurulu üyeleri, görevlerini hiçbir etki altında kalmaksızın yerine getirebilmelidir. Bağımsız üye sayısı, toplam üye sayısının üçte birinden az olamaz ve bu hesaplamada küsuratlar bir üst tam sayıya tamamlanır. Her durumda bağımsız üye sayısı iki'den az olamaz. Bağımsız üyelerin görev süresi üç yıla kadar olup tekrar seçilmeleri mümkündür. Bağımsızlık kriterleri arasında; son beş yıl içinde şirket veya ilişkili taraflarda yönetici pozisyonunda çalışmamış olmak, sermayenin yüzde beş'inden fazlasına sahip olmamak ve önemli bir ticari ilişki içinde bulunmamak yer alır. Ayrıca, son beş yıl içinde şirketin denetimini veya danışmanlığını yapan kurumlarda ortak veya yönetici olmamak, üniversite öğretim üyeliği hariç kamu kurumlarında tam zamanlı çalışmamak ve Türkiye'de yerleşik sayılmak gibi şartlar aranır. Bir üyenin bağımsız sayılabilmesi için son on yıl içinde altı yıldan fazla yönetim kurulu üyeliği yapmamış olması ve borsada işlem gören en fazla beş şirkette bağımsız üye olarak görev alması gerekir. Bağımsız üye adaylık süreci, aday gösterme komitesinin değerlendirmesi ve yönetim kurulunun onayı ile başlar. Aday listesi genel kuruldan en az altmış gün önce Sermaye Piyasası Kuruluna gönderilir. Kurul, otuz gün içinde olumsuz görüş bildirmezse adaylar genel kurula sunulabilir. Bağımsızlığın ortadan kalkması durumunda üye istifa etmeli ve bu durum derhal kamuya açıklanmalıdır. Şirketler ayrıca yönetim kurulunda kadın üye oranı için yüzde yirmi beş'ten az olmamak kaydıyla bir hedef oran ve hedef zaman belirlemelidir. Yönetim kurulu bünyesinde denetimden sorumlu komite, riskin erken saptanması komitesi, kurumsal yönetim komitesi, aday gösterme komitesi ve ücret komitesi oluşturulur. Bankalar hariç bu komitelerin kurulması zorunludur; ancak ayrı bir aday gösterme veya ücret komitesi kurulamıyorsa kurumsal yönetim komitesi bu görevleri üstlenir. Komiteler en az iki üyeden oluşur ve başkanları bağımsız üyeler arasından seçilir. Denetimden sorumlu komitenin tüm üyeleri bağımsız üye olmalıdır. İcra başkanı veya genel müdür komitelerde görev alamaz. Denetimden sorumlu komite, şirketin muhasebe sistemi, finansal bilgilerinin kamuya açıklanması ve iç denetim sisteminin gözetiminden sorumludur. Bu komite en az üç ayda bir olmak üzere yılda en az dört kez toplanır. Kurumsal yönetim komitesi, ilkelerin uygulanmasını takip eder ve yatırımcı ilişkileri bölümünü gözetir. Riskin erken saptanması komitesi ise risk yönetim sistemlerini yılda en az bir kez gözden geçirir. Ücret komitesi, yönetici ücretlendirme ilkelerini belirler. Yönetim kurulu üyelerine ve idari sorumluluğu bulunan yöneticilere borç verilmesi, kredi kullandırılması veya lehine kefalet verilmesi kesinlikle yasaktır. Bağımsız üyelerin ücretlendirilmesinde kâr payı veya pay opsiyonları kullanılamaz; ücretler bağımsızlığı koruyacak düzeyde olmalıdır. Gayrimenkul Yatırım Ortaklıkları, yani GYO'lar, gayrimenkuller, projeler ve gayrimenkule dayalı haklardan oluşan portföyü işletmek amacıyla kurulan sermaye piyasası kurumlarıdır. Mevzuat uyarınca iki tip GYO yapısı mevcuttur: Standart GYO'lar ve münhasıran altyapı yatırım ve hizmetlerinden oluşan portföyü işleten altyapı GYO'ları. Altyapı GYO'larının esas sözleşmelerinde aktif toplamının asgari yüzde yetmiş beş'inin altyapı yatırımlarından oluşacağı belirtilmelidir. GYO'ların kuruluş veya dönüşüm aşamasında başlangıç sermayelerinin standart yapılar için bir milyar Türk Lirası, altyapı GYO'ları için ise bir milyar beş yüz milyon Türk Lirası'den az olmaması şarttır. Eğer sermaye iki milyar Türk Lirası'den az ise, sermayeyi temsil eden payların en az yüzde on'unun nakit karşılığı çıkarılması gerekir. Sermaye iki milyar Türk Lirası ve üzerinde ise, standart GYO'larda iki yüz milyon Türk Lirası'lik, altyapı GYO'larında ise yüz elli milyon Türk Lirası'lik kısmın nakit karşılığı olması yeterlidir. Kuruluş veya dönüşüm başvurularında genel müdürün belirlenmiş olması ve çıkarılmış sermayenin yüzde yirmi beş'inin halka arz edileceğinin taahhüt edilmesi zorunludur. Nitelikli yatırımcı tanımı kapsamında, finansal varlıkları toplamı bir milyon Türk Lirası'yi aşan gerçek kişiler ile bankalar ve aracı kurumlar gibi profesyonel müşteriler yer almaktadır. Dönüşüm başvurularında portföy uyumunun tescili takip eden altı ay içinde sağlanması gerekir; aksi takdirde GYO statüsü kaybedilir. Altyapı GYO'larında eğer ortaklardan biri kamu kurumuysa ve payı en az yüzde yirmi ise, başlangıç sermayesi şartı yetmiş milyon Türk Lirası olarak uygulanabilir; ancak halka arz sonrası sermayenin yine bir milyar beş yüz milyon Türk Lirası'ye ulaşması zorunludur. GYO kurucularının müflis olmaması ve sermaye piyasası suçlarından mahkumiyetinin bulunmaması gibi nitelikleri taşıması, sistemin güvenilirliği açısından sınavda sıkça sorgulanan bir diğer önemli husustur.

Bölüm 11

Gayrimenkul yatırım ortaklıklarının sermaye yapısı ve nitelikli yatırımcı kavramı ile dersimize devam ediyoruz. Gayrimenkul Yatırım Ortaklığı Tebliği kapsamında nitelikli yatırımcı, Sermaye Piyasası Kurulu'nun yatırım kuruluşlarına ilişkin düzenlemelerinde tanımlanan ve talebe dayalı olarak profesyonel kabul edilenler de dahil olmak üzere tüm profesyonel müşterileri ifade etmektedir. Bu kapsamda, finansal varlıklarının toplamı bir milyon Türk Lirası'yi aşan gerçek kişiler ile aracı kurumlar, bankalar, portföy yönetim şirketleri, kolektif yatırım kuruluşları, emeklilik yatırım fonları, sigorta şirketleri, ipotek finansman kuruluşları ve varlık yönetim şirketleri nitelikli yatırımcı sınıfında yer almaktadır. Ayrıca bu kurumların yurt dışında yerleşik muadilleri de aynı kapsamda değerlendirilir. Ortaklıkların kuruluş veya dönüşüm aşamalarında, varlıkların rayiç değere taşınması suretiyle oluşan fonların son iki yıl içinde sermaye artırımında kullanılmamış olması şartı aranmaktadır. Bu husus, sermayenin gerçek ve nakdi bir değerle oluşturulmasını sağlamaya yönelik bir düzenlemedir. Diğer yatırım ortaklıklarının ve halka açık ortaklıkların gayrimenkul yatırım ortaklığına dönüşüm süreçlerinde dikkat edilmesi gereken özel hükümler bulunmaktadır. Dönüşüm başvurusu yapan ortaklıkların, portföylerindeki varlıkların toplam aktif içindeki oranlarını tebliğde belirtilen sınırlamalara uygun hale getirmeleri gerekmektedir. Bu uyumun sağlanması için tanınan süre, esas sözleşme değişikliklerinin ticaret siciline tescil edilmesini takip eden en geç altı aydır. Eğer ortaklık bu altı aylık süre zarfında portföy uyumunu sağlayamazsa, gayrimenkul yatırım ortaklığı olarak faaliyette bulunma hakkını kaybeder. Bu durumda ortaklık, sürenin bitiminden itibaren en geç üç ay içinde esas sözleşmesini gayrimenkul yatırım ortaklığı faaliyetini kapsamayacak şekilde değiştirmek üzere Kurula başvurmak zorundadır. Bu yükümlülüğün yerine getirilmemesi durumunda yönetim kurulu veya yetkilendirilmiş murahhas üyeler hukuki olarak sorumlu tutulmaktadır. Sınavda bu altı aylık uyum süresi ve sonrasındaki üç aylık başvuru süresi sıklıkla soru olarak karşımıza çıkmaktadır. Münhasıran altyapı yatırım ve hizmetlerinden oluşan portföyü işletecek olan gayrimenkul yatırım ortaklıkları için ise daha spesifik ve farklılaştırılmış şartlar mevcuttur. Bu tür ortaklıklarda, ortaklardan en az birinin kamu kurum ve kuruluşu niteliğinde bir tüzel kişi olması ve bu kurumun ortaklık sermayesine en az yuzde yirmi oranında iştirak etmesi durumunda, başlangıç sermayesi şartı yetmiş milyon Türk Lirası olarak uygulanır. Ancak bu noktada kritik bir eşik bulunmaktadır; halka arz veya nitelikli yatırımcıya satış yoluyla yapılacak sermaye artırımı sonucunda çıkarılmış sermayenin asgari bir milyar beş yüz milyon Türk Lirası'ye ulaşması zorunluluğu vardır. Kamu kurumlarının ortak olduğu bu yapılarda, genel kuruluş şartlarında yer alan yüz elli milyon Türk Lirası'lik nakit sermaye şartı ve belirli kurucu nitelikleri aranmaz. Eğer ortakların kendi özel mevzuatları uyarınca başka bir makamdan onay almaları gerekiyorsa, bu onayların kuruluş veya dönüşüm başvurusunda sunulması zorunludur. Gayrimenkul yatırım ortaklıklarının kurucu ve ortaklarının taşıması gereken nitelikler, piyasanın güvenilirliği açısından oldukça sıkı tutulmuştur. Kurucu ortakların müflis olmaması, konkordato ilan etmemiş olması veya hakkında iflasın ertelenmesi kararı verilmemiş olması temel şarttır. Ayrıca, faaliyet izni iptal edilen kuruluşlarda sorumluluğu bulunan kişilerden olmamaları ve Türk Ceza Kanunu'nun ilgili maddeleri uyarınca belirli suçlardan mahkumiyetlerinin bulunmaması gerekir. Özellikle devletin güvenliğine karşı suçlar, anayasal düzene karşı suçlar, zimmet, irtikap, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, güveni kötüye kullanma, hileli iflas ve ihaleye fesat karıştırma gibi suçlardan hüküm giymemiş olmak şarttır. Sınavda bu suç listesi ve mahkumiyet süreleri detaylı olarak sorgulanabilmektedir. Kurucuların ayrıca ortaklık için gerekli kaynağı kendi yasal faaliyetlerinden sağlamış olmaları ve muvazaadan ari bir mali güce sahip olmaları beklenir. Ortaklık yapısındaki dolaylı pay sahipliği ve banka ortaklıkları için de özel düzenlemeler getirilmiştir. Kuruluş ve dönüşüm başvurularında, ortaklıkta dolaylı olarak yuzde yirmi ve üzerinde pay sahibi olan gerçek kişiler ile yönetim kontrolünü sağlayacak imtiyazlı paya sahip olanların, kurucularda aranan dürüstlük ve itibar şartlarını sağlaması zorunludur. Eğer kurucu veya mevcut ortak bir banka ise, bankanın vergi borcu bulunmadığına dair belgelerin Kurula iletilmesi yeterli görülmektedir. Ancak bankaların doğrudan veya dolaylı pay sahibi olması durumunda Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu'nun uygun görüşünün alınması şarttır. Bu durum, finansal sektördeki denetim mekanizmalarının eşgüdümlü çalışmasını sağlamaktadır. Kuruluş ve dönüşüm işlemlerinin tescil süreçleri, kesin sürelere bağlanmıştır. Kurulca başvurunun uygun görülmesi ve Ticaret Bakanlığı'ndan gerekli izinlerin alınmasının ardından, kuruluş işlemlerinde esas sözleşmenin otuz gün içinde ticaret siciline tescil ettirilmesi gerekir. Dönüşüm işlemlerinde ise genel kurulun otuz gün içinde toplanması ve alınan kararların on beş gün içinde tescil edilmesi zorunludur. Tescil ve Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi'nde ilan işlemlerini takip eden altı iş günü içinde ilgili belgelerin Kurula gönderilmesi bir diğer önemli yükümlülüktür. Bu sürelerin ihlali, kuruluş veya dönüşüm sürecinin geçersiz kalmasına yol açabilir. Gayrimenkul yatırım ortaklıklarında ayni sermaye konulması hususu, belirli kısıtlamalara ve değerleme esaslarına tabidir. Ortaklığa ayni sermaye olarak ancak üzerinde ipotek veya değerini önemli ölçüde etkileyecek bir takyidat bulunmayan gayrimenkuller konulabilir. Altyapı gayrimenkul yatırım ortaklıklarında ise Kurulca uygun görülecek ek varlıklar da ayni sermaye olarak kabul edilebilir. Ayni sermaye konulurken Türk Ticaret Kanunu hükümlerine göre biçilen değer ile gayrimenkul değerleme kuruluşları tarafından hazırlanan rapordaki değer karşılaştırılır ve bu iki değerden düşük olanı esas alınır. Bu kural, ortaklık sermayesinin aşırı değerlenmesini önlemek amacıyla getirilmiş bir emniyet supabıdır. Ayni sermaye olarak konulan varlıkların, tescilden itibaren en geç on iş günü içinde tapu sicilinde ortaklık adına tescil edilmesi şarttır. Halka arz süreçleri, gayrimenkul yatırım ortaklıklarının en temel aşamalarından biridir. Ortaklıkların, tescili takip eden üç ay içinde gerekli organizasyonu kurmaları, genel müdür atamalarını yapmaları ve çıkarılmış sermayelerinin asgari yuzde yirmi beş'ini temsil eden payların halka arzı için Kurula başvurmaları zorunludur. Halka arz sonrasında, ortaklığın çıkarılmış sermayesinin en az yuzde yirmi beş'inin halka açık pay niteliğinde olması şarttır. Eğer belirtilen süreler içinde halka arz başvurusu yapılmaz veya başvuru reddedilirse, ortaklığın gayrimenkul yatırım ortaklığı statüsü sona erer. Bu durumda ortaklık üç ay içinde faaliyet konusunu değiştirmek ve kayıtlı sermaye sisteminden çıkmak zorundadır, aksi takdirde ortaklık sona ermiş sayılır. Altyapı gayrimenkul yatırım ortaklıkları için halka arz süreleri, sermaye büyüklüğüne göre farklılık göstermektedir. Çıkarılmış sermayesi üç milyar Türk Lirası'den az olan ortaklıklar için organizasyonun tamamlanmasını takip eden iki yıl, üç milyar Türk Lirası ve üzerinde olanlar için ise dört yıl içinde halka arz başvurusu yapılması gerekir. Bu ortaklıkların payları, belirli koşullar altında sadece nitelikli yatırımcılara da satılabilir. Özellikle işletme döneminden önce bir altyapı projesine yatırım yapılması veya işletme aşamasındaki projelerin aktif toplamının yuzde altmış'ından az olması durumunda, paylar sadece nitelikli yatırımcılara satılabilir ve devredilebilir. Nitelikli yatırımcıya satış yapan ortaklıklar, izahname düzenleme zorunluluğundan muaf tutulmuştur ancak payların tamamının nama yazılı olması ve Merkezi Kayıt Kuruluşu nezdinde izlenmesi zorunludur. Borsa İstanbul'da kotasyon süreci, halka arz edilen payların likiditesini sağlamak adına kritik bir adımdır. Satış süresinin bitimini takip eden on beş gün içinde payların kote edilmesi için Kurula ve ardından on beş gün içinde Borsa İstanbul'a müracaat edilmesi zorunludur. Gayrimenkul yatırım ortaklığı payları nama veya hamiline yazılı olabilir. İmtiyazlı pay ihracı konusunda ise ciddi kısıtlamalar mevcuttur. Ortaklıklar, sadece yönetim kurulu üyelerinin seçiminde aday gösterme imtiyazı tanıyan paylar ihraç edebilirler. Bunun dışında herhangi bir imtiyaz tanınması yasaktır. Halka açılma sonrasında ise hiçbir şekilde yeni imtiyaz yaratılamaz. Ayrıca, üst üste beş yıl dönem zararı eden halka açık ortaklıklarda, mevcut aday gösterme imtiyazları Kurul kararı ile kaldırılabilir. Bu kuralın istisnası, imtiyazlı payların kamu kurumlarına ait olması durumudur. Pay devirleri konusunda da denetim mekanizmaları devrededir. Halka arzdan veya nitelikli yatırımcıya satıştan önce, sermayenin yuzde on ve üzerini temsil eden pay devirleri ile her türlü imtiyazlı pay devri Kurul iznine tabidir. Halka arz sonrasında ise yönetim kontrolünün el değiştirmesine neden olan imtiyazlı pay devirlerinde Kurul izni aranır. Yönetim kontrolünü sağlayan ortakların, gerekli nitelikleri kaybetmeleri halinde paylarını üç ay içinde elden çıkarmaları zorunludur. Bu düzenlemeler, ortaklık yönetiminin ehil ellerde kalmasını garanti altına almayı hedefler. Yönetim kurulunun oluşumu ve üyelerin nitelikleri, kurumsal yönetim ilkeleriyle doğrudan ilişkilidir. Yönetim kurulu üyelerinin çoğunluğunun dört yıllık yükseköğrenim mezunu olması ve gayrimenkul, hukuk, inşaat, bankacılık veya finans gibi alanlarda en az üç yıllık tecrübeye sahip olması şarttır. Sadece gayrimenkul alım satımı ile uğraşmak bu tecrübe şartını karşılamaz. Genel müdür için ise şartlar daha ağırdır; dört yıllık üniversite mezuniyeti ve ilgili alanlarda en az beş yıllık tecrübe aranır. Ayrıca genel müdürün münhasıran ve tam zamanlı olarak istihdam edilmesi zorunludur. Genel müdürlük makamına vekalet edilmesi durumunda, bu sürenin son on iki ay içinde toplam altı ayı geçemeyeceği unutulmamalıdır. Yeni atanan yönetim kurulu üyeleri ve genel müdürlerin belgeleri on iş günü içinde Sermaye Piyasası Lisanslama Sicil ve Eğitim Kuruluşu'na bildirilmelidir. Gayrimenkul yatırım ortaklıklarının yatırım faaliyetleri, belirli sınırlar ve yasaklar çerçevesinde yürütülür. Ortaklıklar, kar elde etmek amacıyla her türlü gayrimenkulü alıp satabilir ve kiralayabilirler. Portföye alınacak binaların yapı kullanma izninin alınmış ve kat mülkiyetinin tesis edilmiş olması esastır. Ancak sadece kira geliri elde edilecekse yapı kullanma izni yeterli görülebilir. Ortaklıklar kendi mülkiyetlerindeki veya başkalarına ait arsalar üzerinde hasılat paylaşımı veya kat karşılığı modelleriyle proje geliştirebilirler. Mülkiyeti ortaklığa ait olmayan ipotekli arsalar üzerinde proje geliştirilebilmesi için, ipotek bedelinin arsa değerinin yuzde elli'sini ve ortaklık aktif toplamının yuzde on'unu aşmaması gerekir. Bu oranlar sınavda teknik detay olarak sorulabilmektedir. Sermaye piyasası işlemleri açısından ortaklıklar, portföylerindeki sermaye piyasası araçlarının piyasa değerinin en fazla yuzde elli'sini ödünç verebilirler. Bu işlem en fazla doksan iş günü süreyle ve en az yuzde yüz teminat karşılığında yapılabilir. Ortaklıklar, hiçbir şirkette sermaye veya oy haklarının yuzde beş'inden fazlasına sahip olamazlar. Ayrıca tek bir ihraççıya ait menkul kıymetlere yapılan yatırım, toplam aktifin yuzde on'unu geçemez. Altın, kıymetli maden ve emtialara yatırım yapılması ise kesinlikle yasaktır. Ortaklıklar, türev araçları sadece korunma amacıyla kullanabilirler ve bu işlemlerde spekülatif amaç güdemezler. Gayrimenkul yatırım ortaklıklarının yapamayacağı işler listesi oldukça uzundur. En başta, mevduat veya katılım fonu toplayamazlar ve bankacılık faaliyetlerinde bulunamazlar. Gayrimenkullerin inşaat işlerini kendileri üstlenemezler; bu işler için dışarıdan hizmet almaları zorunludur. Otel, hastane veya alışveriş merkezi gibi tesisleri ticari amaçla bizzat işletemezler, bunları işletmecilere kiraya vermeleri gerekir. Kredi veremezler ve iştirakleri dışındaki ilişkili taraflara borç para kullandıramazlar. Ayrıca sürekli olarak kısa vadeli gayrimenkul alım satımı yaparak ticari bir işletme gibi davranmaları yasaktır. Portföy sınırlamaları, gayrimenkul yatırım ortaklıklarının özünü oluşturur. Standart bir gayrimenkul yatırım ortaklığı, aktif toplamının en az yuzde elli bir'ini gayrimenkullere, projelere ve gayrimenkule dayalı haklara yatırmak zorundadır. Altyapı gayrimenkul yatırım ortaklıklarında bu asgari oran yuzde yetmiş beş'tir. Vadeli mevduat veya katılım hesaplarına yapılacak yatırımlar ise aktif toplamının yuzde on'u ile sınırlandırılmıştır. Portföydeki boş arsa ve arazilerin oranı, alımından itibaren beş yıl geçmişse aktif toplamının yuzde yirmi'sini aşamaz. Eğer hesap dönemi sonunda asgari yatırım oranları sağlanamazsa, Kurul ortaklığa bu durumu düzeltmesi için bir yıl ek süre verebilir. Altyapı ortaklıklarında ise belirli mücbir sebeplerle bu oran sağlanamazsa iki yıla kadar süre tanınabilir. Bu sürelerin sonunda da yükümlülük yerine getirilmezse ortaklık statüsü kaybedilir ve tasfiye süreci başlar. Son olarak, gayrimenkul yatırım ortaklıklarının şeffaflık ve kamuyu aydınlatma yükümlülüklerine değinmek gerekir. Ortaklıklar, ilişkili taraf işlemlerinde kurumsal yönetim ilkelerine uymak zorundadır. Aktif toplamının yuzde yetmiş beş'ini aşmayan varlık satışlarında genel kurul onayı aranmaması, operasyonel hızı artırmaya yönelik bir istisnadır. Ancak her türlü önemli nitelikteki işlemde yatırımcıların korunması esastır. Altyapı ortaklıkları, yurtdışındaki altyapı projelerine yatırım yapamazlar; bu sınırlama yerli altyapı yatırımlarının teşvik edilmesi amacını taşımaktadır. Ortaklıkların tüm bu kurallara uyumu, hem Sermaye Piyasası Kurulu hem de Borsa İstanbul tarafından titizlikle takip edilmektedir. Sınavda başarılı olmak için bu sayısal sınırların, sürelerin ve yasakların mantığını kavramak büyük önem arz etmektedir.

Bölüm 12

Gayrimenkul yatırım ortaklıklarının yatırım faaliyetlerine ilişkin sınırlamaları incelemeye devam ediyoruz. Bu ortaklıklar, özel cari ve katılma hesaplarına yapacakları yatırımlarda belirli bir sınırla karşı karşıyadırlar. Mevzuat uyarınca, gayrimenkul yatırım ortaklıkları aktif toplamlarının en fazla yüzde on oranındaki kısmını bu hesaplarda değerlendirebilirler. Bu oran, ortaklığın likidite yönetiminde dikkat etmesi gereken temel bir eşiktir. Portföye alınan varlıkların veya projelerin maliyetlerine ilişkin ödemelerin belirli hakedişler karşılığında veya taksitler halinde yapılması durumunda, bu ödemelere karşılık gelen nakit fazlalarının değerlendirilmesi hususu da düzenlenmiştir. Bu kapsamda, finansal tabloların hazırlandığı yıl ile onu takip eden iki yıl içerisinde yapılacak harcamaların tutarı, belirli oranların hesaplanmasında portföydeki ilgili varlıkların toplam tutarından indirilir. Ancak burada kritik bir kısıtlama mevcuttur. Finansal tablonun hazırlandığı tarihten önceki dönemlere ilişkin planlanan ancak gerçekleştirilmemiş olan harcamalar, bu indirim işlemine konu edilemez. Bu indirimin yapılabilmesi için projenin tamamlanmasına kadar olan süreçteki yıllık harcama planlarının Kurula bildirilmesi zorunludur. Harcama planlarında yapılacak değişiklikler ve önceden bildirilmiş tutarların revize edilmesi ise doğrudan Kurul iznine tabidir. Bu detaylar, ortaklığın mali yapısının şeffaflığı ve denetlenebilirliği açısından sınav sorusu olma potansiyeli taşımaktadır. Gayrimenkul yatırım ortaklıklarının portföy yönetiminde arsa ve arazi sınırlaması da hayati bir öneme sahiptir. Ortaklık portföyünde bulunan ve alım tarihinden itibaren beş yıl geçmesine rağmen üzerinde proje geliştirilmesine yönelik herhangi bir tasarrufta bulunulmayan arsa ve arazilerin oranı, aktif toplamının yüzde yirmi sınırını aşamaz. Bu kural, ortaklıkların atıl varlık biriktirmesini önlemek ve gayrimenkul geliştirme faaliyetlerini teşvik etmek amacıyla getirilmiştir. Gayrimenkul yatırım ortaklığına dönüşen ortaklıklar için bu beş yıllık süre, dönüşüme ilişkin esas sözleşme değişikliğinin ticaret siciline tescil edildiği tarihten itibaren işlemeye başlar. Sınavda bu sürenin başlangıç noktası ve yüzde yirmi oranı sıklıkla sorulmaktadır. Eğer bir ortaklık, hesap dönemi sonunda hazırladığı finansal tablolara göre mevzuatta öngörülen asgari oranları sağlayamazsa, Kurulun uygun görmesi halinde bu aykırılığın giderilmesi için bir yıl ek süre verilebilir. Bu sürenin sonunda da yükümlülük yerine getirilmezse, ortaklığın üç ay içinde gayrimenkul yatırım ortaklığı statüsünden çıkmak üzere esas sözleşme değişikliği için Kurula başvurması gerekir. Bu başvurunun yapılmaması durumunda ortaklık, Türk Ticaret Kanunu hükümleri uyarınca sona ermiş sayılır. Altyapı yatırım ve hizmetlerinden oluşan portföyleri işletecek ortaklıklar için ise daha esnek bir düzenleme mevcuttur. Bu tür ortaklıklarda yüzde yetmiş beş oranındaki asgari yatırım şartının altyapı yatırımlarının tamamlanması veya imtiyaz süresinin dolması gibi nedenlerle sağlanamaması durumunda, Kurulca iki yıl süre verilebilir. Ancak bu imkan, son beş yıl içinde sadece bir defa kullanılabilir. Bu süre sonunda da şartlar sağlanamazsa, yine üç ay içinde statü değişikliği için başvuru yapılması zorunludur. Aksi halde ortaklık infisah eder. Yabancı yatırım sınırlaması konusunda ise, altyapı ortaklıkları dışındaki gayrimenkul yatırım ortaklıklarının yabancı gayrimenkullere, yabancı sermaye piyasası araçlarına ve belirli iştiraklere yapacakları yatırımların toplamı, aktif toplamının en fazla yüzde kırk dokuz'u ile sınırlandırılmıştır. Bu oran, yerli gayrimenkul piyasasının desteklenmesi amacını gütmektedir. Ortaklık portföyünün yönetimi konusuna geçecek olursak, gayrimenkul yatırım ortaklıkları portföylerini kural olarak yeterli personel istihdam ederek kendileri yönetirler. Ancak proje geliştirme, kontrol hizmetleri ve danışmanlık gibi uzmanlık gerektiren alanlarda dışarıdan hizmet almaları mümkündür. İlişkili taraflardan danışmanlık hizmeti alınması durumunda, ödenecek komisyon ve ücretler için Kurulun üst sınır belirleme yetkisi bulunmaktadır. Burada dikkat edilmesi gereken en önemli husus, danışman şirket ile işletmeci şirket sıfatının aynı kişide birleşemeyeceğidir. Bu ayrım, çıkar çatışmalarının önlenmesi açısından kritiktir. Ayrıca, ortaklığın para ve sermaye piyasası araçlarından oluşan varlıklarının aktif toplamının yüzde on'unu aşması durumunda, bu kısmın yönetimi için ya bünyesinde lisanslı portföy yöneticisi istihdam etmesi ya da bir portföy yönetim şirketinden hizmet alması zorunludur. Portföydeki sermaye piyasası araçlarının saklanması ise münhasıran Takasbank nezdinde gerçekleştirilmelidir. Gayrimenkul yatırım ortaklıklarının hukuki güvenliği sağlamak adına tapu siciline şerh ettirmesi gereken sözleşmeler bulunmaktadır. Ortaklık lehine doğan alım, önalım ve geri alım hakları, gayrimenkul satış vaadi sözleşmeleri, kat karşılığı inşaat sözleşmeleri ve kira sözleşmelerinin tapuya şerhi zorunludur. Bu yükümlülüğün yerine getirilmesinden yönetim kurulu sorumludur. Ancak, sözleşmenin karşı tarafı Toplu Konut İdaresi Başkanlığı, İller Bankası, belediyeler veya bunların bağlı ortaklıkları ise şerh zorunluluğu bulunmamaktadır. Bu istisna, kamu kurumları ile yapılan işlemlerin güvenilirliği varsayımına dayanmaktadır. İşletme hizmetleri noktasında ise, portföydeki gayrimenkullerin güvenliği, temizliği ve genel idaresi gibi temel hizmetler ya ortaklık tarafından sunulur ya da bir işletmeci şirketten hizmet alınır. Altyapı gayrimenkul yatırım ortaklıkları, üretim lisansına sahip olmaları kaydıyla bu tesislerdeki faaliyetleri doğrudan kendileri yürütebilirler. İştirak esaslarına baktığımızda, gayrimenkul yatırım ortaklıklarının yatırım yapabileceği kurumlar sınırlıdır. Bunlar arasında işletmeci şirketler, diğer gayrimenkul yatırım ortaklıkları, yap işlet devret şirketleri ve yurt dışındaki gayrimenkul şirketleri yer alır. Ayrıca, aktif toplamının en az yüzde yetmiş beş'i gayrimenkullerden oluşan Türkiye'de kurulu şirketlere de iştirak edilebilir. Önemli bir güncel düzenleme olarak, ortaklıklar asansör, jeneratör, ısıtma ve soğutma sistemleri gibi teknoloji yoğun sektörlerde faaliyet gösteren şirketlere, inşaat sektörünün ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla bağlı ortaklık ilişkisi kurarak iştirak edebilirler. İşletmeci şirketlere yapılacak iştiraklerin toplamı, ortaklığın aktif toplamının yüzde on'unu geçemez. Sigorta mecburiyeti kapsamında, portföydeki arsa, arazi ve henüz inşaatına başlanmamış projeler hariç tüm varlıkların rayiç değerleri üzerinden sigortalanması zorunludur. Altyapı gayrimenkul yatırım ortaklıkları için ise sigorta yaptırmak ihtiyaridir. Finansman ve borçlanma sınırları sınavda en çok karşılaşılan konulardan biridir. Gayrimenkul yatırım ortaklıkları, öz sermayelerinin en fazla beş katı kadar kredi kullanabilirler. Bu sınırın hesaplanmasında finansal kiralama borçları ve gayri nakdi krediler de dikkate alınır. Borçlanma aracı ihraç limitinden ise kullanılan krediler düşülür. Portföydeki varlıklar üzerinde sadece kendi finansmanları veya yüzde yüz iştirak ettikleri bağlı ortaklıklar lehine ipotek ve rehin tesis edilebilir. Üçüncü kişiler lehine ipotek tesisi kesinlikle yasaktır ve bu hususun esas sözleşmede yer alması zorunludur. İnşaat hizmetleri konusunda ise ortaklıkların müteahhitlik yapması yasaktır. Tüm inşaat işlerinin bir sözleşme dahilinde dışarıdan müteahhitlere yaptırılması ve bu seçimin yönetim kurulu tarafından onaylanması şarttır. Ortaklıklar, belirli bir projeyi gerçekleştirmek amacıyla adi ortaklık kurabilirler ancak bu durum iştirak sınırlamaları kapsamında değerlendirilmez. Değerleme işlemleri, gayrimenkul yatırım ortaklıklarının faaliyetlerinin temel taşını oluşturur. Portföye varlık alımı, satımı, kiralanması, kira sözleşmesi yenilenmesi ve yıl sonu değerlemeleri için Kurulca yetkilendirilmiş değerleme kuruluşlarına rapor hazırlatılması zorunludur. Bir değerleme kuruluşu ile üst üste en fazla üç yıl çalışılabilir. Tekrar çalışabilmek için aradan en az iki yıl geçmesi gerekir. Yurt dışındaki gayrimenkuller için ise o ülkenin muadili kurum listesindeki kuruluşlardan hizmet alınabilir. Alım satım işlemlerinde ekspertiz değerleri esas alınır. Eğer alım işlemi ekspertiz değerinden yüksek, satım veya kiralama işlemi ekspertiz değerinin yüzde doksan beş'inden düşük bir bedelle gerçekleşirse, bu durumun gerekçeleriyle birlikte kamuya açıklanması ve genel kurulda ortaklara bilgi verilmesi zorunludur. Uzun süreli kira sözleşmelerinde de beş yıllık dönemler itibarıyla değerleme raporu yenilenmelidir. Finansal raporlama ve kamuyu aydınlatma yükümlülükleri çerçevesinde, değerleme raporlarının teslimini takip eden üç iş günü içinde Kamuyu Aydınlatma Platformu'nda ilan edilmesi gerekmektedir. Ayrıca, aktif toplamın yüzde iki'sini aşan alım, satım veya kiralama işlemleri en geç takip eden ilk iş günü içinde kamuya duyurulmalıdır. Yüzde iki'nin altındaki işlemler ise hesap dönemi bitiminden itibaren on iş günü içinde toplu olarak açıklanabilir. Ortaklıkların internet sitelerinde tüm bu bilgilerin ve değerleme raporlarının güncel olarak bulundurulması zorunludur. Gayrimenkul yatırım ortaklığı statüsünden çıkmak isteyen halka açık ortaklıklar için ise pay alım teklifi zorunluluğu bulunmaktadır. Bu süreçte, ayrılma hakkı doğmaz ancak muhalif ortakların paylarının satın alınması için teklif yapılması şarttır. Ayrıca, statü değişikliğinden sonra hakim ortakların paylarını bir yıl süreyle belirli bir fiyatın altında borsada satmaları yasaklanmıştır. Şimdi menkul kıymet yatırım ortaklıklarına ilişkin esaslara geçelim. Sabit sermayeli menkul kıymet yatırım ortaklıkları, sermaye piyasası araçları, kıymetli madenler, vadeli mevduat ve ters repo gibi varlıklardan oluşan portföyleri işletmek amacıyla anonim şirket şeklinde kurulan kurumlardır. Bu ortaklıkların kuruluş sermayesinin üç yüz milyon Türk Lirası'den az olmaması şarttır. Ayrıca, çıkarılmış sermayenin asgari yüzde kırk dokuz'unun halka arz edileceğinin taahhüt edilmesi ve pay bedellerinin nakden ödenmesi zorunludur. Kuruculardan en az birinin lider sermayedar olması ve tüm kurucuların mevzuatta belirtilen dürüstlük ve mali güç şartlarını taşıması gerekir. Bu ortaklıklar portföy çeşitlendirmesi yaparak yatırım riskini en aza indirmeyi ve sermaye piyasalarındaki gelişmeleri sürekli izleyerek portföy değerini korumayı amaçlarlar. Sabit sermayeli ortaklıkların yanı sıra değişken sermayeli yatırım ortaklıkları da mevcuttur ve her iki tür için de Kurulun belirlediği portföy sınırlamalarına ve saklama kurallarına uyulması esastır. Sınav hazırlığında, gayrimenkul yatırım ortaklıkları ile menkul kıymet yatırım ortaklıkları arasındaki sermaye şartı ve portföy sınırlaması farklarını bilmek büyük önem arz etmektedir.

Bölüm 13

Sabit sermayeli yatırım ortaklıklarının portföy yapısını ve yatırım araçlarını inceleyerek dersimize başlayalım. Bir yatırım ortaklığının portföyünde yer alabilecek varlıklar mevzuatla sınırlandırılmıştır. Bu kapsamda altın ve diğer kıymetli madenler ile bu madenlere dayalı olarak ihraç edilen sermaye piyasası araçları portföye dahil edilebilir. Ayrıca yatırım fonu katılma payları, repo ve ters repo işlemleri, kira sertifikaları ve gayrimenkul sertifikaları da yasal yatırım araçları arasındadır. Yatırım kuruluşu ve ortaklık varantları ile yatırım kuruluşu sertifikaları da portföyde yer alabilir. Nakit yönetimi açısından Takasbank para piyasası işlemleri ile türev araç işlemlerinin nakit teminatları ve primleri de değerlendirilebilir. Kurulca portföye alınması uygun görülen özel tasarlanmış yabancı yatırım araçları ve ikraz iştirak senetleri ile diğer yatırım araçları da bu kapsamda değerlendirilmektedir. Sabit sermayeli ortaklıkların başlıca faaliyet ve işlemlerine değinmek gerekirse, ilk sırada portföy oluşturma ve işletme görevi gelir. Ortaklık, portföyünü oluşturmak, işletmek ve gerektiğinde portföyde değişiklikler yapmakla yükümlüdür. Risk yönetimi ise bir diğer temel faaliyettir. Portföy çeşitlendirmesi yaparak yatırım riskini, faaliyet alanlarına ve şirketlerin durumlarına göre en aza indirecek bir biçimde dağıtmak esastır. Bu noktada piyasa takibi büyük önem arz eder. Sermaye piyasası araçlarına, mali piyasa ve kurumlara, şirketlere ilişkin gelişmeler sürekli izlenmeli ve portföy yönetimiyle ilgili gerekli önlemler alınmalıdır. Ayrıca portföyün değerini korumaya ve artırmaya yönelik araştırmalar yapmak da ortaklığın asli görevleri arasındadır. Sabit sermayeli ortaklıkların kuruluş esaslarını incelediğimizde, sınavda sıklıkla karşınıza çıkabilecek teknik detaylar mevcuttur. Bir ortaklığın kurulabilmesi için öncelikle kayıtlı sermayeli anonim ortaklık şeklinde kurulması şarttır. Kurucuların, sabit sermayeli ortaklığın çıkarılmış sermayesinin asgari yüzde kırk dokuz'u oranındaki paylarının, tebliğde belirtilen süre ve esaslar dahilinde halka arz edileceğini Kurula taahhüt etmiş olması gerekir. Kuruluş sermayesi konusunda ise güncel sınır üç yüz milyon Türk Lirası olarak belirlenmiştir. Bu tutarın altındaki başvurular kabul edilmez. Payların nakit karşılığı çıkarılması ve pay bedellerinin kuruluş sırasında tam ve nakden ödenmesi zorunludur. Ticaret unvanında mutlaka Menkul Kıymet Yatırım Ortaklığı ibaresi bulunmalıdır. Kuruculardan en az birinin lider sermayedar olması, genel müdür ve yönetim kurulu üyelerinin belirlenmiş olması ve bu kişilerin tebliğdeki şartları taşıması gerekir. Ayrıca Kurulca yetkilendirilmiş bir kuruluşun portföy saklama hizmetini yürütmek üzere belirlenmiş olması zorunludur. Kurucu ve ortakların nitelikleri, sermaye piyasası düzenlemelerinin en sıkı tutulduğu alanlardan biridir. Gerçek ve tüzel kişi kurucu ortakların müflis olmaması, konkordato ilan etmemiş olması ya da hakkında iflasın ertelenmesi kararı verilmemiş olması şarttır. Faaliyet izinlerinden biri Kurulca iptal edilmiş kuruluşlarda sorumluluğu bulunan kişilerden olmamaları gerekir. Kanunda yazılı suçlardan kesinleşmiş mahkumiyetinin bulunmaması ve mülga otuz beş sayılı Kanun Hükmünde Kararnameye göre tasfiye kararı verilmemiş olması da aranan şartlar arasındadır. Türk Ceza Kanununun ilgili maddeleri uyarınca; kasten işlenen bir suçtan dolayı beş yıl veya daha fazla süreyle hapis cezasına ya da devletin güvenliğine, anayasal düzene, zimmet, irtikap, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık gibi suçlardan mahkum olmamak esastır. Ayrıca kuruluş için gerekli kaynağın muvazaadan ari olarak yasal faaliyetlerden sağlanması ve mali güce sahip olunması gerekir. İşin gerektirdiği dürüstlük ve itibara sahip olmak, muaccel vergi borcu bulunmamak, terörizmin finansmanı suçlarından mahkum olmamak ve işlem yasaklı olmamak da mutlak şartlardır. Lider sermayedar kavramı ve bu kişilere ilişkin özel şartlar sınavda ayırt edici bir konudur. Lider sermayedar, halka arz sonrasındaki pay edinimleri hariç, sabit sermayeli ortaklıkta tek başına veya bir araya gelmek suretiyle sermayenin asgari yüzde yirmi beş'i oranındaki paylara sahip olan ortak veya ortaklardır. Eğer birden fazla ortak bu oranı sağlıyorsa, sadece birinin lider sermayedar olarak belirlenmesi yeterlidir. Lider sermayedar olacak gerçek kişinin toplam menkul ve gayrimenkul varlıklarının rayiç değerinin en az yüz elli milyon Türk Lirası olması gerekir. Birden fazla gerçek kişi lider sermayedar olarak belirlenmişse, bu kişilerin varlıklarının toplam rayiç değerinin en az üç yüz milyon Türk Lirası olması şarttır. Tüzel kişi lider sermayedarlar için ise en az üç yıllık faaliyet geçmişi, bağımsız denetimden geçmiş finansal tablolar ve belirli özsermaye şartları aranır. Tüzel kişinin özsermayesi, kurulacak ortaklığın çıkarılmış sermayesinin en az iki katı; aktif toplamı ise en az üç katı olmalıdır. Bu hesaplamalarda özsermaye şartı için bir milyar beş yüz milyon Türk Lirası, aktif toplamı şartı için ise üç milyar Türk Lirası tavan olarak uygulanır. Kuruluş işlemlerinin aşamalarına bakacak olursak, süreç Kurula başvuru ile başlar. Kurul incelemesinin ardından uygun görüş alınırsa Bakanlığa müracaat edilir. Bakanlık izni sonrası ticaret siciline tescil ile tüzel kişilik kazanılır. Esas sözleşme, Kurul iznini takip eden en geç otuz gün içinde tescil ettirilmeli ve ilan edilmelidir. İlanın yer aldığı Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi nüshası, ilan tarihini takip eden altı iş günü içinde Kurula gönderilmelidir. Payların satışı konusunda ise önemli bir fiyat sınırı mevcuttur. Sabit sermayeli ortaklıkların bedelli sermaye artırımı yapabilmesi için payların borsa fiyatının bir Türk Lirası'nin üzerinde olması şarttır. Eğer imtiyazlar kaldırılırsa nominal değerin altında pay ihracı mümkün olabilir. Tahsisli sermaye artırımında ise paylar, edinim tarihinden itibaren bir yıl süreyle borsada satılamaz. Halka arz süreci, kuruluşun tescilinden itibaren üç ay içinde başlatılmalıdır. Bu süre zarfında gerekli mekan, donanım ve personel temin edilmeli, genel müdür atanmalı ve çıkarılmış sermayenin asgari yüzde kırk dokuz'u için halka arz başvurusu yapılmalıdır. Sabit sermayeli ortaklıklar halka arz öncesinde kesinlikle sermaye artırımı yapamazlar. Eğer belirtilen sürede başvuru yapılmazsa ortaklığın faaliyette bulunma hakkı ortadan kalkar ve üç ay içinde esas sözleşmesini değiştirmek zorunda kalır; aksi takdirde sona ermiş sayılır. Halka arz sonrası payların Borsa İstanbul kotuna alınması için on beş gün içinde Kurula, ardından on beş gün içinde de Borsaya müracaat edilmesi zorunludur. Payların türü ve devri hususunda, paylar nama veya hamiline yazılı olabilir ancak imtiyaz veren herhangi bir menkul kıymet ihraç edilemez. Halka arzdan önce sermayenin yüzde on ve fazlasını temsil eden pay devirleri Kurul iznine tabidir. Yüzde on'dan az devirlerde ise on iş günü içinde Kurula bilgi verilmelidir. Lider sermayedarın asgari sermaye oranını temsil eden payları, halka arz satış süresinin bitimini takip eden iki yıl boyunca başkasına devredilemez. Bu süre sınav sorularında sıklıkla karşınıza çıkabilir. Yönetim kontrolünü sağlayan payların devrinde de Kurul izni ve pay alım teklifi zorunluluğu gibi kurallar geçerlidir. Yönetim kurulu yapısına geçtiğimizde, üyelerin çoğunluğunun dört yıllık yükseköğrenim mezunu olması ve finansal piyasalar alanında en az beş yıllık tecrübeye sahip olması zorunluluğu dikkat çeker. Genel müdür ise münhasıran ve tam zamanlı istihdam edilmeli, dört yıllık mezun olmalı ve finansal piyasalarda en az yedi yıllık tecrübe ile Sermaye Piyasası Faaliyetleri Düzey üç Lisans Belgesine sahip olmalıdır. Genel müdürlük görevine on iki aylık süre içinde üç aydan fazla vekalet edilemez. Yeni atamalar on iş günü içinde Kurula ve Sermaye Piyasası Lisanslama'ye bildirilmelidir. Ortaklık portföyünün idaresi konusunda ortaklıklar kendi portföylerini yönetebilecekleri gibi, Kurul onayıyla bir portföy yönetim şirketinden hizmet de alabilirler. Eğer dışarıdan hizmet alınmıyorsa, en az üç yıl tecrübeli ve lisanslı bir portföy yöneticisi istihdam edilmelidir. Dışarıdan alınan hizmetler için ödenen yıllık komisyon ve ücretlerin toplamı, günlük ortalama net aktif değerin yüzde iki'sini geçemez. Bu yüzde iki'lik sınır sınav açısından kritik bir rakamdır. İç kontrol sistemi ise hataların, hilelerin ve usulsüzlüklerin önlenmesi amacıyla oluşturulur. En az bir iç kontrol personeli istihdam edilmeli ve bu kişi en az üç yıl mesleki tecrübeye ve gerekli lisanslara sahip olmalıdır. İç kontrol raporları aylık olarak yönetim kuruluna sunulur. Risk yönetim sistemi de portföy yönetiminden bağımsız bir birim tarafından yürütülmelidir. Risk yönetim personeli Düzey üç ve Türev Araçlar lisanslarına sahip olmalıdır. Görevleri arasında risk limitlerine uyumu günlük olarak izlemek ve limit aşımlarını aynı gün içinde raporlamak yer alır. Teftiş birimi ise tüm faaliyetleri kapsayan gözetim fonksiyonunu yerine getirir. Müfettişler doğrudan yönetim kuruluna bağlı çalışır ve hazırladıkları raporlar hesap dönemini izleyen üç ay içinde yönetim kuruluna sunulur. Bu raporların en az beş yıl süreyle saklanması zorunludur. Ortaklıkların yapamayacağı işler de mevzuatta açıkça belirtilmiştir. Ödünç para veremezler, mevduat veya katılım fonu toplayamazlar, ticari, sınai veya zirai faaliyette bulunamazlar. Aracılık faaliyeti, açığa satış ve kredili menkul kıymet işlemi yapmaları yasaktır. Portföydeki varlıkları rehin veremezler; ancak kredi temini için portföyün yüzde on'unu teminat gösterebilirler. Portföye hiçbir şekilde rayiç değerinin üzerinde varlık satın alamazlar ve bu değerin altında varlık satamazlar. Yatırım sınırlamaları, bu dersin en teknik ve sayısal kısmını oluşturmaktadır. Net aktif değerin yüzde on'undan fazlası tek bir ihraççının para ve sermaye piyasası araçlarına yatırılamaz. Ancak ipotek ve varlık teminatlı menkul kıymetlerde bu sınır yüzde yirmi beş'tir. Net aktif değerin yüzde beş'inden fazla yatırım yapılan ihraççıların toplam değeri net aktif değerin yüzde kırk'ını aşamaz. Aynı grubun araçlarına yapılacak yatırım sınırı yüzde yirmi'dir. Portföye aynı ihraççının borçlanma araçlarının tedavüldeki miktarının yüzde on'undan fazlası dahil edilemez. Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası ve Hazine tarafından ihraç edilen araçlar için bu sınırlamalar uygulanmaz; ancak tek bir varlığa yatırım yüzde otuz beş'i geçemez. Diğer sınırlamalara bakıldığında, varant ve sertifikalara yapılan yatırımların toplamı net aktif değerin yüzde on'unu, tek bir ihraççı için ise yüzde beş'ini aşamaz. Mevduat ve katılım hesaplarında değerlendirilebilecek tutar toplamda yüzde on, tek bir bankada ise yüzde üç ile sınırlıdır. Kıymetli madenlere yapılacak yatırım net aktif değerin en fazla yüzde yirmi'si olabilir. Yatırım fonu katılma payları için toplam sınır yüzde yirmi iken, tek bir fon için sınır yüzde beş'tir. Repo işlemlerinde ise portföydeki varlıkların rayiç bedelinin yüzde on'una kadar işlem yapılabilir. Ödünç verme işlemlerinde portföydeki sermaye piyasası araçlarının piyasa değerinin en fazla yüzde elli'si, doksan iş günü süreyle ödünç verilebilir. Kıymetli madenlerde ise ödünç verme sınırı yüzde yetmiş beş olarak belirlenmiştir. Bu oranlar ve süreler sınavda doğrudan soru olarak karşınıza çıkabileceği için titizlikle ezberlenmelidir.

Bölüm 14

Sermaye piyasası mevzuatı çerçevesinde yatırım ortaklıklarının portföy sınırlamaları ve operasyonel esaslarını incelemeye devam ediyoruz. Bu bölümde özellikle sabit sermayeli yatırım ortaklıklarının portföy yapılandırmasındaki kritik eşikleri ve ardından değişken sermayeli yatırım ortaklıklarının hukuki yapısını detaylandıracağız. Sabit sermayeli yatırım ortaklıklarının portföy sınırlamalarına baktığımızda, ortaklık yöneticilerinin veya bunların yardımcılarının doğrudan veya dolaylı olarak sermayesinin yüzde yirmi sinden fazlasına sahip oldukları ortaklıkların sermaye piyasası araçlarına yönelik bir kısıtlama mevcuttur. Bu tür araçların toplamı, ortaklığın net aktif değerinin yüzde yirmi sini aşamaz. Bu kural, çıkar çatışmalarını önlemek ve portföyün bağımsızlığını korumak amacıyla getirilmiştir. Kıymetli madenler hususunda ise net aktif değerin en fazla yüzde yirmi si borsada işlem gören altın ve diğer kıymetli madenler ile bu madenlere dayalı ihraç edilmiş sermaye piyasası araçlarına yatırılabilir. Sınavda kıymetli madenler için belirlenen bu yüzde yirmi lik sınırın sadece borsada işlem gören varlıklar için geçerli olduğu unutulmamalıdır. Ortaklık portföyüne alınacak katılma paylarına ilişkin sınırlamalar da oldukça spesifiktir. Net aktif değerin en fazla yüzde yirmi si yatırım fonu katılma paylarına yönlendirilebilir. Ancak burada ikili bir sınır mekanizması işlemektedir. Toplamda yüzde yirmi olan bu sınırın yanı sıra, tek bir yatırım fonuna yapılacak yatırım tutarı net aktif değerin yüzde beş ini geçemez. Bu durum portföyün çeşitlendirilmesi ilkesinin bir yansımasıdır. Ayrıca, portföye dahil edilen yatırım fonlarına giriş, çıkış veya erken çıkış komisyonu ödenmesi yasaktır. Temel kural olarak, izahnamesi Sermaye Piyasası Kurulu tarafından onaylanmış fonların katılma payları portföye alınır. Fakat yabancı borsalarda işlem gören borsa yatırım fonları için, toplam yüzde yirmi lik sınır içerisinde kalmak kaydıyla Kurul onaylı izahname şartı aranmaz. Portföydeki varlıkların borsada işlem görme esaslarına dair düzenlemeler, şeffaflık ve likiditeyi sağlamayı amaçlar. Kural olarak portföye borsada işlem gören varlıkların alınması ve işlemlerin borsa kanalıyla yapılması zorunludur. İlk ihraçlarda ise borsada işlem görmesi uygun görülen araçlar portföye dahil edilebilir. İstisnai bir durum olarak, borsada işlem gören dış borçlanma araçlarının borsa dışında yapılacak işlemlerle portföyden çıkarılmasına izin verilmiştir. Repo ve ters repo işlemlerine ilişkin sınırlamalar sınav sorularında sıkça karşımıza çıkmaktadır. Sabit sermayeli ortaklıklar, portföylerindeki repo işlemine konu olabilecek varlıkların rayiç bedelinin yüzde on una kadar repo yapabilirler. Ters repo sözleşmelerinde ise borsa dışı işlemlere yönelik bir sınır mevcuttur. Borsa dışında taraf olunan ters repo sözleşmelerine net aktif değerin en fazla yüzde on una kadar yatırım yapılabilir. Bu noktada karşı tarafın niteliği önem arz eder. Karşı tarafın, Kurulun yatırım fonlarına ilişkin düzenlemelerinde öngörülen derecelendirme notuna sahip olması şarttır. Borsa dışı repo ve ters repo işlemlerinde faiz oranı belirlenirken, borsadaki benzer vadeli sözleşmelerin faiz oranları dikkate alınmalıdır. Bu işlemlerin sorumluluğu yönetim kuruluna veya yetkilendirilmiş murahhas üyeye aittir. İşlemi takip eden iş günü içinde vade, faiz oranı ve karşı taraf bilgileri Kamuyu Aydınlatma Platformunda açıklanmalı ve ilgili belgeler beş yıl süreyle saklanmalıdır. Ödünç işlemlerine ilişkin sınırlamaları ele alacak olursak, sabit sermayeli ortaklıklar portföylerindeki sermaye piyasası araçlarının piyasa değerinin en fazla yüzde elli sini ödünç verebilirler. Bu işlemin süresi en fazla doksan iş günü ile sınırlandırılmıştır. Ödünç verme işlemi için ödünç verilen varlıkların en az yüzde yüz ü karşılığında Takasbank nezdinde özkaynak kabul edilen varlıkların bloke edilmesi zorunludur. Kıymetli madenlerde ise ödünç verme sınırı piyasa değerinin yüzde yetmiş beş i olarak belirlenmiştir. Ödünç verme sözleşmelerinde ortaklık lehine tek taraflı fesih hakkı bulunması yasal bir zorunluluktur. Türev araçlar konusuna geçtiğimizde, portföye riskten korunma veya yatırım amacıyla türev araçlar dahil edilebilir. Ancak burada personel niteliği kritik bir sınav notudur. Portföy yöneticilerinin tamamının Sermaye Piyasası Faaliyetleri Düzey üç Lisans Belgesi ile Türev Araçlar Lisans Belgesine sahip olması şarttır. Türev araçlar nedeniyle maruz kalınan açık pozisyon tutarı net aktif değerini aşamaz. Para piyasası işlemlerinde ise net aktif değerin en fazla yüzde yirmi si Takasbank para piyasası işlemlerinde değerlendirilebilir. Portföy sınırlamalarının fiyat hareketleri veya rüçhan hakkı kullanımı gibi elde olmayan nedenlerle aşılması durumunda, bu durumun en geç otuz gün içinde düzeltilmesi gerekir. Eğer bu süre zarfında düzeltme imkansızsa veya büyük zarar doğuracaksa, Kuruldan süre uzatımı talep edilebilir. Borçlanma sınırı ise ortaklığın özkaynak tutarının yüzde yirmi si ile sınırlandırılmıştır. Bu kredi kullanımı veya bono ihracı yoluyla gerçekleştirilebilir. Sabit sermayeli ortaklıkların performans sunum raporları hazırlaması zorunludur. Bu raporlar Ocak ile Haziran ve Ocak ile Aralık dönemlerini kapsar ve dönemi takip eden bir ay içinde bağımsız denetimden geçirilmelidir. Haftalık raporlar ise portföy değeri ve net varlık değeri tablolarını içerir ve dönemi takip eden ilk iş günü açıklanmalıdır. Kamuyu aydınlatma yükümlülükleri kapsamında, aracı kuruluşlara ödenen komisyonlar ve çalışanlara yapılan prim ödemeleri gibi detaylar belirli süreler içinde Kamuyu Aydınlatma Platformunda ilan edilmelidir. Özellikle ortaklık pay fiyatının net aktif değerin iki katını aşması durumunda, her iş günü portföy tablolarının yayımlanması zorunluluğu sınav açısından önemli bir detaydır. Sabit sermayeli ortaklıktan çıkış ancak değişken sermayeli ortaklığa dönüşümle mümkündür. Bu süreçte, dönüşüme olumlu oy kullanmayan ortaklara yönelik bir pay alım teklifi yapılması zorunludur. Pay alım teklifi fiyatı, son otuz günlük ve altı aylık ağırlıklı ortalama borsa fiyatları ile net aktif değer ortalamasından yüksek olanı üzerinden belirlenir. Kar payı dağıtımında ise net dağıtılabilir kârın en az yüzde yirmi sinin nakden dağıtılması yasal bir zorunluluktur. Değişken sermayeli yatırım ortaklıkları konusuna giriş yapacak olursak, bu yapılar sermayesi her zaman net aktif değerine eşit olan anonim ortaklıklardır. Portföylerine paylar, borçlanma araçları, vadeli mevduat, kıymetli madenler, yatırım fonu payları, repo, kira sertifikaları ve türev araçlar dahil edilebilir. Portföyün en az üç yıllık tecrübeye sahip yöneticiler tarafından yönetilmesi ve varlıkların bir portföy saklama kuruluşu nezdinde saklanması esastır. Değişken sermayeli ortaklıklarda portföy türleri net aktif değerin en az yüzde seksen inin yatırıldığı varlık grubuna göre isimlendirilir. Örneğin, borçlanma araçları portföyünde bu oran borçlanma araçlarına, hisse senedi portföyünde ise paylara yönlendirilmelidir. Para piyasası portföylerinde ise vade yapısı önemlidir; vadesine en fazla yüz seksen dört gün kalmış araçlar seçilmeli ve portföyün ağırlıklı ortalama vadesi kırk beş günü geçmemelidir. Kuruluş şartları bakımından değişken sermayeli ortaklıkların başlangıç sermayesi otuz milyon Türk Lirası den az olamaz. Ayrıca kurucuların, net aktif değeri yatırımcı payı ihracı yoluyla asgari altmış milyon Türk Lirası ye artıracaklarını taahhüt etmeleri gerekir. Kurucuların müflis olmaması, finansal suçlardan mahkumiyetinin bulunmaması ve gerekli mali güce sahip olması gibi nitelik şartları mevcuttur. Kuruluş süreci Sermaye Piyasası Kurulu onayı, Bakanlık izni ve ticaret siciline tescil aşamalarından oluşur. Yatırımcı paylarının ihracı halka arz, tahsisli satış veya nitelikli yatırımcıya satış şeklinde olabilir. Bu payların itibari değeri yoktur; alım satım fiyatı net aktif değer üzerinden belirlenir. Kurucu payları nama yazılıdır ve genel kurulda oy hakkı tanırken, yatırımcı payları sadece kâr payı ve tasfiyeden pay alma hakkı verir. Ortaklık, pay sahibinin talebi üzerine payları itfa etmek ve bedelini geri ödemekle yükümlüdür. Yönetim yapısında, yönetim kurulu üyelerinin çoğunluğunun dört yıllık yükseköğrenim mezunu olması ve en az bir üyenin finansal piyasalarda beş yıllık tecrübeye sahip olması şarttır. İç kontrol ve risk yönetim sistemlerinin kurulması zorunludur. Risk yönetim birimi personelinin Düzey üç ve Türev Araçlar lisansına sahip olması gerekir. Bu birimler portföy yönetim biriminden bağımsız çalışmalı ve doğrudan iç kontrolden sorumlu yönetim kurulu üyesine raporlama yapmalıdır. Değişken sermayeli ortaklıkların yapamayacağı işler arasında ödünç para verme, mevduat toplama, ticari veya sınai faaliyette bulunma ve açığa satış işlemleri yer alır. Portföy çeşitlendirmesi açısından, net aktif değerin yüzde on undan fazlası tek bir ihraççının araçlarına yatırılamaz. Ayrıca, net aktif değerin yüzde beş inden fazlasının yatırıldığı ihraççıların toplam değeri, net aktif değerin yüzde kırk ını aşamaz. Bu kural beş kırk kuralı olarak bilinir ve riskin yayılması açısından temel bir düzenlemedir. Aynı grubun para ve sermaye piyasası araçlarına yönelik sınırlamalar da bu çerçevede titizlikle uygulanmaktadır.

Bölüm 15

Değişken sermayeli ortaklıkların kurumsal yapısı içerisinde denetim ve gözetim fonksiyonlarının sağlıklı bir şekilde yürütülmesi hayati önem taşımaktadır. Bu kapsamda, yönetimin ihtiyaçları ve ortaklığın yapısına göre mevzuat ve iç politikalara uygunluk denetimlerini gerçekleştirmek üzere bir teftiş birimi oluşturulması zorunluluğu bulunmaktadır. Bu birim, başta iç kontrol ve risk yönetim sistemlerinin işleyişi olmak üzere tüm faaliyetleri ve birimleri kapsayan bir gözetim ve teftiş fonksiyonunu yerine getirir. Teftiş biriminde görev alacak personelin nitelikleri Sermaye Piyasası Kurulu düzenlemeleriyle sıkı bir şekilde belirlenmiştir. Münhasır olarak bu birimde çalışmak üzere, Kurulun lisanslamaya ilişkin düzenlemeleri uyarınca mesleki yeterliliklerini gösteren lisans belgesine sahip yeterli sayıda müfettiş istihdam edilmesi esastır. Sınav hazırlık sürecinde bu personelin sadece teftiş biriminde çalışabileceği ve gerekli lisanslara sahip olması gerektiği hususu sıklıkla karşımıza çıkmaktadır. Teftiş biriminin organizasyon şemasındaki yeri, bağımsızlığının korunması açısından doğrudan yönetim kuruluna karşı sorumlu olarak belirlenmiştir. Ancak yönetim kurulu, teftiş birimine ilişkin yetkilerini iç kontrolden sorumlu bir yönetim kurulu üyesine devredebilir. Teftiş sürecinin işleyişine ilişkin usul ve esaslar yönetim kurulu tarafından onaylanarak yürürlüğe konulur. Özel durum raporlaması başlığı altında, mali durumu zayıflatacak veya olağan dışı sonuçlar doğuracak durumların tespiti halinde teftiş biriminin ivedilikle hareket etmesi gerekir. Mevzuata aykırılıkların tespiti durumunda hazırlanan rapor en kısa sürede yönetim kuruluna sunulmalı ve aynı gün bir örneği Sermaye Piyasası Kuruluna gönderilmelidir. Müfettişlerin çalışmalarını tarafsızlık ve sır saklama yükümlülüğü çerçevesinde yürütmeleri zorunludur. Ayrıca müfettişler, tecrübe ve lisans şartlarını sağlamak kaydıyla iç kontrol personelinin görev ve sorumluluklarını da üstlenebilirler. Bu çoklu görev imkanı, operasyonel verimlilik açısından önem arz etmektedir. Değişken sermayeli ortaklıkların faaliyet alanları belirli yasaklarla sınırlandırılmıştır. Bu sınırlamalar yatırımcı haklarının korunması ve piyasa disiplininin sağlanması amacını taşır. Ortaklıklar hiçbir şekilde ödünç para verme işleriyle uğraşamazlar ve Bankacılık Kanunu anlamında mevduat veya katılım fonu toplayamazlar. Ticari, sınai ve zirai faaliyetlerde bulunmaları yasaklandığı gibi, aracılık faaliyetinde bulunmaları da mümkün değildir. Ayrıca açığa satış ve kredili menkul kıymet işlemi yapamazlar. Operasyonel gereklilikler ve türev araç teminatları dışında ihtiyaç fazlası nakit tutulması engellenmiştir. Varlık alım satımlarında ise rayiç değer esası geçerlidir. Ortaklık portföyüne rayiç değerin üzerinde varlık satın alınamaz ve bu değerin altında varlık satılamaz. Rayiç değer, borsada işlem gören varlıklar için borsa fiyatını ifade ederken, borsa dışı işlemlerde işlem gününde ortaklık lehine olan en uygun fiyatlar esas alınır. Portföy yönetimi sürecinde ihraççı bazında ve varlık türüne göre getirilen sınırlamalar, riskin dağıtılması ilkesinin bir yansımasıdır. Net aktif değerin yüzde on undan fazlası tek bir ihraççının para ve sermaye piyasası araçlarına yatırılamaz. Ancak ipotek ve varlık teminatlı menkul kıymetler bu hesaplamada istisna tutulmuş olup, bu varlıklar için limit yüzde yirmi beş olarak uygulanır. Net aktif değerin yüzde beş inden fazlasının yatırıldığı ihraççıların toplam değeri ise portföyün yüzde kırk ını aşamaz. Aynı grup şirketlerine yapılacak yatırımlarda ise yüzde yirmi lik bir sınır mevcuttur. Borçlanma araçları özelinde, bir ihraççının tedavüldeki borçlanma araçlarının yüzde on undan fazlası portföye dahil edilemez. Bu noktada Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası, Hazine ve Maliye Bakanlığı ve ipotek finansmanı kuruluşları tarafından ihraç edilen araçlar için bu sınırlamaların uygulanmadığını bilmek sınav başarısı açısından kritiktir. Varlık kiralama şirketleri tarafından ihraç edilen araçlarda ise tek bir ihraççı için limit yüzde yirmi beş e kadar çıkabilmektedir. Yatırım stratejileri kapsamında varant ve sertifikalara yapılacak yatırımlar net aktif değerin yüzde on u ile sınırlandırılmıştır. Tek bir ihraççıya ait varant ve sertifikalarda ise bu oran yüzde beş tir. Nakit yönetimi açısından mevduat ve katılma hesaplarına yönelik kısıtlamalar da mevcuttur. Net aktif değerin en fazla yüzde on u, on iki aydan uzun vadeli olmamak şartıyla bankalarda değerlendirilebilir. Tek bir bankadaki mevduat tutarı ise yüzde üç ü geçemez. Takasbank para piyasası işlemlerinde ise üst sınır yüzde yirmi olarak belirlenmiştir. Kolektif yatırım kuruluşu paylarına yapılacak yatırımlarda da benzer bir çeşitlendirme kuralı işler. Diğer fonların katılma payları veya değişken sermayeli ortaklık paylarının toplam değeri net aktif değerin yüzde yirmi sini aşamaz. Portföye alınacak bu payların izahnamesinin veya ihraç belgesinin Kurulca onaylanmış olması temel şarttır. Ancak yabancı borsalarda işlem gören borsa yatırım fonları için bu onay şartı aranmaz. Portföydeki varlıkların borsada işlem görme esasları ve borsa dışı sözleşmelere ilişkin kurallar piyasa şeffaflığı için düzenlenmiştir. Genel kural, portföye borsada işlem gören varlıkların alınması ve işlemlerin borsa kanalıyla yapılmasıdır. İlk ihraçlarda ise borsada işlem görmesi uygun görülen araçlar portföye dahil edilebilir. Borsa dışında taraf olunan sözleşmelerin portföy stratejisine uygun olması, karşı tarafın derecelendirme notuna sahip olması, objektif koşullarda yapılması ve likidite şartlarını sağlaması zorunludur. Vade yapısına ilişkin tanımlamalar da gün bazında netleştirilmiştir. Kısa vadeli portföyler yirmi beş ile doksan gün, orta vadeli portföyler doksan bir ile yedi yüz otuz gün, uzun vadeli portföyler ise yedi yüz otuz günden fazla ağırlıklı ortalama vadeye sahip olmalıdır. Para piyasası ve kısa vadeli portföylerde vadesi hesaplanamayan varlıklara yer verilemezken, orta ve uzun vadeli portföylerde bu tür varlıkların oranı yüzde yirmi ile sınırlandırılmıştır. Kredi, repo ve ödünç işlemlerine ilişkin limitler finansal kaldıraç riskini yönetmek amacıyla belirlenmiştir. Portföydeki repo yapılabilecek varlıkların rayiç değerinin yüzde on una kadar repo işlemi gerçekleştirilebilir. Aynı şekilde net aktif değerin yüzde on unu geçmemek üzere kredi alınması mümkündür. Borsa dışı ters repo işlemlerinde de yüzde on luk bir sınır mevcuttur. Ödünç işlemlerinde ise portföydeki sermaye piyasası araçlarının piyasa değerinin en fazla yüzde elli si ödünç verilebilir. Belirli bir yatırımcı kitlesine tahsis edilmiş ortaklıklarda bu sınırlamalar daha esnektir. Örneğin, tahsis edilen şirketlerin araçlarına yapılacak yatırım toplamda yüzde yirmi beş e kadar çıkabilirken, tek bir şirket için limit yüzde beş tir. Endeks ortaklıklarında ise temel yükümlülük, portföy getirisinin takip edilen endeksten önemli ölçüde sapmamasını sağlamaktır. Türev araç kullanımı hem riskten korunma hem de yatırım amacıyla mümkündür. Ancak bu durumda portföy yöneticilerinin tamamının Sermaye Piyasası Faaliyetleri Düzey üç Lisansı ile Türev Araçlar Lisansına sahip olmaları zorunludur. Türev araçlar nedeniyle oluşan açık pozisyon tutarı net aktif değeri aşamaz. Serbest portföyler ise bu genel sınırlamalara tabi olmaksızın, bilgilendirme dokümanlarında yer alan kendi stratejileri doğrultusunda hareket ederler. Serbest portföy yönetenlerin de Düzey üç ve Türev Araçlar lisansına sahip olmaları şarttır. Bilgi verme yükümlülüğü kapsamında, ortaklıklar her yılın Ocak ayında ve değişiklik durumunda altı iş günü içinde portföy saklama kuruluşuna bildirim yaparlar. Olağanüstü durumlarda, örneğin ekonomik kriz veya doğal afet gibi hallerde, yönetim kurulu değerleme esaslarını belirleme yetkisine sahiptir ve bu durum Kamuyu Aydınlatma Platformu üzerinden duyurulur. Performans sunumu ve değerleme esaslarında Kurulun yatırım fonlarına ilişkin düzenlemeleri rehber niteliğindedir. Nispi getiri hesaplaması, net aktif değerdeki değişimin karşılaştırma ölçütü veya eşik değerden çıkarılmasıyla bulunur. Eğer yıllık performans sunum raporunda nispi getiri negatif ise performans yetersiz kabul edilir. Üst üste iki yıl yetersiz performans sergileyen ortaklıklar için ciddi yaptırımlar öngörülmüştür. Bu durumda portföy yönetim şirketinin değiştirilmesi veya yönetimin ortaklık bünyesine alınması zorunludur. Performansı yetersiz bulunan bir şirketten, değişikliği takip eden iki yıl boyunca tekrar hizmet alınamaz. Ayrıca yetersiz performans dönemlerinde çalışanlara veya yönetim kurulu üyelerine prim, ikramiye gibi ek ödemeler yapılamaz. Ortaklığın sona ermesi ise sürenin dolması, altı ay önceden yapılan fesih ihbarı, kuruluş şartlarının kaybı veya iflas gibi nedenlerle gerçekleşebilir. Portföy yönetim şirketlerine ilişkin esasları düzenleyen üç, elli beş nokta bir sayılı Tebliğ, bu kurumların kuruluş ve faaliyet ilkelerini belirler. Portföy yönetim şirketi, ana faaliyet konusu yatırım fonlarının kurulması ve yönetimi olan bir anonim ortaklıktır. Bu şirketler ayrıca yatırım ortaklıklarının, emeklilik yatırım fonlarının ve yabancı kolektif yatırım kuruluşlarının portföylerini de yönetebilirler. Şirketlerin münhasıran girişim sermayesi veya gayrimenkul yatırım fonu kurmak üzere özelleşmiş yapılar olarak kurulması da mümkündür. Portföy yöneticiliği ve yatırım danışmanlığı faaliyetleri için Kuruldan yetki belgesi alınması şarttır. Yan hizmetler olarak yatırım araştırması, finansal analiz ve sermaye piyasaları danışmanlığı sunulabilir. Şirketin kurucusu olduğu fonları temsil yetkisi yönetim kurulundadır, ancak bu yetki murahhas üyelere veya müdürlere devredilebilir. Bir portföy yönetim şirketinin kurulabilmesi için başlangıç sermayesinin en az yetmiş beş milyon Türk Lirası olması gerekmektedir. Şirketin kayıtlı sermaye sistemine tabi bir anonim ortaklık olması, paylarının tamamının nama yazılı olması ve nakit karşılığı çıkarılması zorunludur. Kurucu ortakların müflis olmaması, suç geçmişinin bulunmaması ve gerekli mali güce sahip olması gibi dürüstlük ve itibar şartlarını taşımaları esastır. Önemli etkiye sahip ortaklar, yani sermayenin yüzde beş veya daha fazlasına sahip olanlar için de aynı şartlar aranır. Şirketin ticaret unvanında portföy yönetimi ibaresinin bulunması zorunludur. Kuruluş izni alındıktan sonra üç ay içinde faaliyet izni için Kurula başvurulmalıdır, aksi takdirde kuruluş izni iptal edilir. Faaliyet izni alabilmek için organizasyon yapısının eksiksiz kurulması gerekir. Bu kapsamda iç kontrol, risk yönetim, teftiş ve fon hizmet birimlerinin oluşturulması, yeterli sayıda portföy yöneticisi ve araştırma uzmanının istihdam edilmesi şarttır. Şirket bünyesindeki her personelin görev tanımı ve iş akışları yazılı hale getirilerek imza karşılığı tebliğ edilmelidir. Portföy saklama hizmeti için bir saklayıcı kuruluşla sözleşme imzalanması ve gerekli teminatların Takasbank nezdinde bloke edilmesi de başvuru şartları arasındadır. Şirket yöneticileri ile portföy saklayıcısı veya aracılık hizmeti veren kuruluşların yöneticileri arasında çapraz görev yasağı bulunmaktadır. Bu kural, çıkar çatışmalarının önlenmesi açısından sınav sorularında sıklıkla vurgulanmaktadır. Faaliyetleri sınırlı olan portföy yönetim şirketleri, yani sadece girişim sermayesi veya gayrimenkul yatırım fonu yönetenler için bazı muafiyetler ve özel kurallar mevcuttur. Bu şirketler için asgari özsermaye ve sermaye tutarları genel kuralın yarısı, yani otuz yedi milyon beş yüz bin Türk Lirası olarak uygulanır. Ayrıca bu şirketler bazı hizmetleri dışarıdan alabilirler. Gayrimenkul portföy yönetim şirketlerinde yönetim kurulu üyelerinden en az birinin gayrimenkul yatırımları konusunda beş yıllık tecrübeye sahip olması ve bünyede bir yatırım komitesi oluşturulması zorunludur. Yatırım komitesi; gayrimenkul değerleme lisansına sahip bir uzman, ilgili yönetim kurulu üyesi ve genel müdürden oluşur. Girişim sermayesi şirketlerinde de benzer şekilde fon hizmet birimi görevleri muhasebe personeli tarafından yerine getirilebilir. Bu sınırlı yetkili şirketlerin bireysel portföy yöneticiliği veya yatırım danışmanlığı yapmaları ise yasaklanmıştır.

Bölüm 16

Portföy yönetim şirketlerinin organizasyonel yapıları ve dışarıdan hizmet alım süreçlerini inceleyerek dersimize başlayalım. Sermaye piyasası mevzuatı uyarınca portföy yönetim şirketleri, bilgi sistemlerine ilişkin hizmetleri yatırım kuruluşlarından veya uzmanlaşmış diğer kuruluşlardan temin edebilirler. Araştırma hizmeti konusunda ise yatırım kuruluşlarından veya bu hizmet birimini kendi bünyesinde oluşturmuş diğer şirketlerden destek almaları mümkündür. Risk yönetim sistemi ile fon hizmet birimi hizmetleri söz konusu olduğunda, kontrol ve takibin yönetim kurulu tarafından gerçekleştirilmesi şartıyla, yine yatırım kuruluşlarından, uzmanlaşmış kuruluşlardan veya kendi bünyesinde bu birimleri kurmuş şirketlerden hizmet alınabilir. Bu noktada sermaye yeterliliğine ilişkin yükümlülükler kapsamında belirli bir büyüklüğe sahip olan şirketler için özel bir durum mevcuttur. Yönetilen portföy büyüklüğüne göre ilgili düzenlemenin a ve b bentleri kapsamına giren şirketler, iç kontrol ve teftiş hizmetlerini de dışarıdan temin etme imkanına sahiptir. Faaliyetleri sınırlı olan şirketler ise kendi bünyelerinde bu birimleri oluşturmuşlarsa, sadece yöneticisi oldukları girişim sermayesi veya gayrimenkul yatırım fonları için ve fon hizmet birimi görevleriyle sınırlı kalmak kaydıyla kurucu şirkete hizmet sunabilirler. İç kontrol ve müfettişlik yapılanmasına dair görev paylaşımlarına değinmek gerekirse, iç kontrol elemanının görev ve sorumluluklarının, gerekli tecrübe şartını taşımak kaydıyla müfettiş tarafından da yerine getirilebileceği düzenlenmiştir. Muhasebe süreçleri açısından ise şirket bünyesinde tam zamanlı bir muhasebe sorumlusunun istihdam edilmesi zorunludur. Buradaki tam zamanlılık kavramı, kurumsallığın tesisi açısından mesleki olarak başka bir işle iştigal edilmemesini ve çalışma ortamında süreklilik arz edecek şekilde görev başında bulunulmasını ifade eder. Bu ayrım sınav sorularında tam zamanlılık tanımı üzerinden karşınıza çıkabilir. Gayrimenkul portföy yönetim şirketlerine ilişkin özel hükümlere geçtiğimizde, organizasyonel yapıda bazı kolaylıklar ve sıkı şartların bir arada olduğunu görmekteyiz. Bu şirketlerde muhasebeden sorumlu personel, ayrıca bir fon hizmet birimi kurulmasına gerek kalmaksızın bu birimin görevlerini ifa edebilir. Ancak faaliyet sınırları oldukça nettir. Şirket, bireysel portföy yöneticiliği ve yatırım danışmanlığı yapamaz. Ayrıca kurucusu veya yöneticisi olmadığı yatırım fonlarının katılma paylarına yönelik pazarlama ve dağıtım faaliyetlerinde bulunamaz, tebliğde yer alan yan hizmetleri veremez. Yönetim kurulu ve genel müdür için aranan tecrübe şartları sınav açısından kritik önemdedir. Yönetim kurulu üyelerinden en az birinin gayrimenkul alım satım işi haricinde gayrimenkul yatırımları konusunda en az beş yıllık tecrübeye sahip olması şarttır. Genel müdür için ise ya Sermaye Piyasası Faaliyetleri Düzey üç Lisansına sahip olmak ya da yine gayrimenkul yatırımları konusunda en az beş yıllık tecrübe sahibi olmak zorunluluğu getirilmiştir. Yatırım komitesi yapısında ise en az üç kişi bulunmalıdır. Bu komite, gayrimenkul değerleme lisansına sahip bir değerleme uzmanı, ilgili tecrübeye sahip yönetim kurulu üyesi ve genel müdürden oluşur. Portföy yöneticisi istihdamı konusunda ise para ve sermaye piyasası araçlarına ilişkin kısmın yönetimi için en az bir portföy yöneticisi istihdam edilmeli veya bu hizmet dışarıdan alınmalıdır. Eğer bu araçlara sadece likidite sağlamak amacıyla yatırım yapılıyorsa bu zorunluluk aranmaz. Girişim sermayesi portföy yönetim şirketleri için de benzer ancak alana özgü düzenlemeler mevcuttur. Fon hizmet birimi ve faaliyet sınırlamaları gayrimenkul portföy yönetim şirketleriyle paralellik gösterir. Yönetim kurulu üyelerinden en az birinin girişim sermayesi yatırımları konusunda en az beş yıllık tecrübe sahibi olması gerekir. Genel müdür için de Düzey üç lisansı veya girişim sermayesi yatırımları alanında en az beş yıllık tecrübe şartı aranır. Yatırım komitesi burada da en az üç kişiden oluşur ve komite üyeleri arasında dört yıllık yükseköğrenim görmüş, girişim sermayesi konusunda en az beş yıllık tecrübeye sahip bir kişinin bulunması zorunludur. Bu şirketlerin genel müdürlerine tanınan özel bir yetki bulunmaktadır. Genel müdür, şirketin yönettiği fonların portföyündeki şirketlerde, girişim sermayesi faaliyetlerinin yerine getirilmesi amacıyla sınırlı olmak üzere icrai görevler üstlenebilir. Şimdi, münhasıran yurt dışındaki yerleşik kişilere yönelik faaliyet gösteren şirketlerin durumunu ele alalım. Payları sadece yurt dışında yerleşik kişilere pazarlanacak yabancı kolektif yatırım kuruluşlarını kurmak ve yönetmek üzere kurulan şirketler, bu kişilere yatırım danışmanlığı ve portföy yöneticiliği hizmeti verebilirler. Hatta kurucusu olmadıkları fonların pazarlamasını da yapabilirler. Eğer bu şirketler, yabancı fonun kurulu olduğu ülkede fon hizmet birimi muadili bir organizasyonun varlığını belgeleyebilirlerse, Türkiye'de fon hizmet birimi kurma şartından muaf tutulabilirler. Bu tip şirketlerin yönetim kurulu üyelerinden en az birinin ve genel müdürünün finansal piyasalar alanında en az beş yıllık tecrübeye sahip olması zorunludur. Sermaye piyasası kurumlarının en temel sorumluluklarından biri olan çıkar çatışmalarının önlenmesi konusuna değinelim. Şirketler, hizmet verdikleri kişilerin çıkarlarını ve piyasa bütünlüğünü gözeterek adil davranmak zorundadır. Bu kapsamda dört temel yapı oluşturulmalıdır. Birincisi, çıkar çatışmalarını en aza indirecek örgütsel yapılanma ve karar alma süreçlerinin inşasıdır. İkincisi, yazılı bir çıkar çatışması politikasının oluşturulması ve bunun yönetim kurulu kararına bağlanmasıdır. Bu politika, personel ile müşteriler veya müşterilerin kendi arasındaki olası çatışmaları tanımlamalıdır. Üçüncüsü, çatışmanın kaçınılmaz olduğu durumlarda müşteriye piyasa koşullarına uygun, adil muamele edilmesi ve bilgilendirme yapılmasıdır. Son olarak, şikayetlerin kayıt altına alınması ve değerlendirilmesi için şeffaf prosedürler oluşturulmalıdır. Bu politikalar belirlenirken şirketin büyüklüğü, yönetilen portföy hacmi ve dahil olduğu şirketler topluluğunun yapısı mutlaka dikkate alınmalıdır. İç kontrol sisteminin genel esasları, şirketin tüm iş ve işlemlerinin mevzuata, yönetim stratejilerine ve etik kurallara uygun yürütülmesini sağlamayı amaçlar. Bu sistem; faaliyetlerin uygunluğu, işlemlerin yetkilendirilmesi, muhasebe düzeni, risk yönetimi, çıkar çatışması kontrolü, harcama kontrolü, değerleme ve sınırlama kontrolü ile ilişkili taraf işlemlerini kapsamalıdır. İç kontrol sistemine ilişkin tüm politika ve prosedürlerin yazılı hale getirilmesi ve yönetim kurulu onayıyla yürürlüğe konulması bir zorunluluktur. Bu faaliyetler günlük operasyonların ayrılmaz bir parçası olarak yürütülmeli ve hazırlanan raporlar aylık olarak yönetim kuruluna sunulmalıdır. Şirket yönetim kurulu, icracı olmayan üyelerinden birini iç kontrolden sorumlu yönetim kurulu üyesi olarak belirler. Bu üye, sistemin işleyişinden, risk düzeylerinin belirlenmesinden ve hedeflerin uygunluğundan sorumludur. Şirket bünyesinde en az bir iç kontrol elemanı istihdam edilmelidir. Bu kişinin sermaye piyasaları, muhasebe veya hukuk gibi alanlarda en az üç yıllık mesleki tecrübeye ve gerekli lisans belgesine sahip olması şarttır. İç kontrol elemanı, bu görevi dışında başka bir sorumluluk üstlenemez. Risk yönetim sistemi ise hem şirketin kendi faaliyetleri hem de yönettiği portföyler için hayati önem taşır. Yazılı prosedürlerin yönetim kurulu tarafından onaylanması şarttır. Sistem; risklerin tanımlanması, ölçülmesi ve kontrol edilmesini sağlayan bir mekanizma içermelidir. Risk yönetim birimi, portföy yönetim biriminden bağımsız olmalı ve personeli Sermaye Piyasası Faaliyetleri Düzey üç Lisansı ile Türev Araçlar Lisansına sahip olmalıdır. Birimde en az bir kişi münhasıran bu işle görevlendirilmelidir. Risk yönetim biriminin görevleri arasında risk ölçüm modellerini belirlemek, yönetim kurulunca onaylanan risk limitlerini günlük olarak izlemek ve limit aşımlarını aynı gün raporlamak yer alır. Ayrıca günlük risk takibi yapılarak bağlı olunan yöneticiye günlük, yönetim kuruluna ise haftalık rapor sunulması gerekmektedir. Olağan dışı durumlarda ise raporun derhal yönetim kuruluna sunulması esastır. Teftiş birimi, şirketin günlük faaliyetlerinden bağımsız olarak tüm birimleri ve sistemleri denetleyen bir gözetim fonksiyonu icra eder. Doğrudan yönetim kuruluna bağlıdır ve yeterli sayıda müfettiş istihdamı zorunludur. Müfettişler tarafından hazırlanan yıllık teftiş raporları, hesap dönemini izleyen üç ay içinde yönetim kuruluna sunulur ve bu raporlar en az beş yıl süreyle saklanır. Eğer şirketin mali durumunu zayıflatacak veya mevzuata aykırı bir durum tespit edilirse, müfettiş hazırladığı raporu derhal yönetim kuruluna sunar ve aynı gün bir örneğini Sermaye Piyasası Kurulu'na gönderir. Bu bildirim yükümlülüğü sınavda soru olarak gelebilecek kritik bir detaydır. Fon hizmet birimi ise fonun operasyonel mutfağıdır. Fon muhasebe kayıtlarının tutulması, nakit mutabakatları, katılma payı emirlerinin kontrolü ve mali tabloların hazırlanması bu birimin sorumluluğundadır. Birim bünyesinde bir fon müdürü bulunması şarttır. Fon müdürünün sermaye piyasası alanında en az yedi yıllık tecrübeye ve Sermaye Piyasası Faaliyetleri Düzey iki Lisansına sahip olması gerekir. Fon müdürü asla portföy yöneticiliği yapamaz. Görevden ayrılması durumunda altı iş günü içinde yeni bir müdür belirlenerek Kurula bildirilmelidir. Şirketin merkez dışı örgütlenmesi şube, acente ve irtibat bürolarından oluşur. Acentelik hizmeti bankalar ve aracı kurumlar vasıtasıyla yürütülebilir ve sadece tanıtım, tahsilat, tediye ve doküman paylaşımı ile sınırlıdır. Acente aracılığıyla yapılan işlemlerden doğan hukuki sorumluluk, müvekkil şirket ile acente arasında müteselsildir. Şube açılması için yeterli mekan, teknik donanım, uygun yönetim ve muhasebe sistemi ile şube müdürü ve ihtisas personeli istihdamı şarttır. İrtibat büroları ise sadece tanıtım faaliyetleri yapabilir; burada en az iki yıllık ön lisans mezunu ve Düzey bir lisansına sahip bir sorumlu bulunmalıdır. Şube ve irtibat bürolarının tüm işlemlerinden kaynaklanan sorumluluk ana şirkete aittir. Portföy yönetim şirketlerinin yapamayacağı iş ve işlemler de mevzuatta açıkça belirtilmiştir. Şirketler aracılık faaliyetinde bulunamaz, kendi mali taahhütlerini içeren evrak çıkaramaz, ödünç para veremez ve kısa süreli nakit ihtiyacı dışında kredi alamazlar. Ticari, sınai ve zirai faaliyetler yasaktır. Mevduat toplayamazlar. Pay sahipliği konusunda ise sermayesinin yüzde on'undan fazlasına sahip olan ortaklıklarda veya yöneticilerinin yüzde yirmi beş'inden fazlasına sahip olduğu şirketlerde pay sahibi olamazlar. Bu oranlar sınavda sıklıkla sorulmaktadır. Acil ve beklenmedik durum planı, şirketin operasyonel sürekliliğini sağlamak adına zorunludur. Bu plan; kayıtların saklanması, bilgi işlem yedeklerinin beş yıl süreyle tutulması, alternatif iletişim kanalları ve lokasyonların belirlenmesi gibi hususları içermelidir. Planın yönetim kurulunca onaylanması ve en az genel müdür yardımcısı düzeyinde bir sorumlunun atanması gerekir. Bu sorumlunun bilgileri Kurul, Merkezi Kayıt Kuruluşu ve Takasbank'a bildirilmelidir. Faaliyet izinlerinin iptali veya durdurulması süreçlerine baktığımızda, Kurulun geniş yetkileri olduğunu görüyoruz. Mevzuata aykırılık, mali yapının zayıflaması veya kuruluş şartlarının kaybedilmesi durumunda, Kurulun bildiriminden itibaren üç ay içinde durum düzeltilmezse izinler iptal edilebilir. Ayrıca faaliyet izni alındıktan sonra iki yıl boyunca faaliyette bulunulmaması veya faaliyetin bir yıldan fazla süreyle isteğe bağlı durdurulması da iptal nedenidir. İki yıl içinde aynı faaliyeti iki kez durdurulan şirketin üçüncüde belgesi iptal edilir. Yetki belgesi iptal edilen şirket, üç ay içinde ticaret unvanını ve amacını değiştirmek zorundadır. Personel ve yönetici şartları, lisanslama sınavlarının en yoğun soru gelen bölümlerinden biridir. Genel müdür ve genel müdür yardımcılarının finansal piyasalarda en az yedi yıllık tecrübeye ve Düzey üç lisansına sahip olması şarttır. Yönetim kurulu üyelerinin çoğunluğu en az yedi yıllık tecrübeye sahip olmalı, üyelerden en az biri ise hem Düzey üç hem de Türev Araçlar Lisansına sahip olmalıdır. Fon müdürü için yedi yıllık tecrübe ve Düzey iki lisansı aranır. Genel müdür tam zamanlı çalışmak zorundadır ancak icrai olmamak kaydıyla belirli finansal kuruluşlarda yönetim kurulu üyesi olabilir. Genel müdürlük makamına bir yıllık süre içinde toplamda üç aydan fazla vekalet edilemez. Portföy yöneticisi sayısı ise yönetilen portföy büyüklüğüne göre üç, dört, beş veya altı'dan az olamaz. Portföy yöneticisi yardımcıları en fazla üç yıl bu unvanla çalışabilir; lisans almaları halinde bu süre beş yıla uzayabilir. Son olarak mesleki ilkelere değinelim. Personel, dikkatli ve basiretli bir kişinin göstermesi gereken mesleki özen ve titizliği sergilemelidir. Bağımsızlık ilkesi gereği, dürüstlük ve tarafsızlığı etkileyebilecek her türlü müdahaleden ve çıkar çatışmasından uzak durulmalıdır. Sır saklama yükümlülüğü, hizmet verilen kişilerle ilgili öğrenilen bilgilerin açıklanmamasını ve menfaat amacıyla kullanılmamasını gerektirir. Ancak mevzuat gereği yapılan ilanlar, adli incelemeler ve suç teşkil eden durumlar sır kapsamı dışındadır. Şirketin esas sözleşme değişiklikleri Kurul iznine tabidir. Ortaklık yapısında yüzde on ve üzerindeki pay edinimleri ile payların yüzde on, yüzde yirmi, yüzde otuz üç veya yüzde elli'yi aşması sonucunu doğuran devirler de yine belirli izin ve esaslara bağlanmıştır. Bu sayısal eşikler, şirketin kontrol yapısındaki değişikliklerin denetimi açısından kritik önem taşır.

Bölüm 17

Portföy yönetim şirketlerinde yönetim kademesi ve personel yapısına ilişkin düzenlemeler, kurumsal yönetimin sağlıklı işleyişi açısından kritik öneme sahiptir. Bu bağlamda, genel müdürlük makamının boşalması durumunda bu göreve bir yıllık süre içerisinde toplamda üç aydan fazla vekalet edilemeyeceği kuralı, yönetimde süreklilik ve profesyonellik ilkesinin bir gereğidir. Şirket bünyesinde istihdam edilecek portföy yöneticisi sayısı ise yönetilen portföy büyüklüğüne göre kademeli olarak belirlenmiştir. Sermaye yeterliliğine ilişkin yükümlülükler çerçevesinde, yönetilen portföy büyüklüğü aralıklarına göre asgari portföy yöneticisi sayısı sırasıyla üç, dört, beş ve altıdan az olamaz. Bu hesaplamada önemli bir teknik detay bulunmaktadır. Şirketin kurucusu olduğu gayrimenkul ve girişim sermayesi yatırım fonları portföyleri, yönetilen portföy büyüklüğü hesaplamasında indirim kalemi olarak dikkate alınmaktadır. Sınav hazırlık sürecinde bu istisnayı akılda tutmak, hesaplama sorularında hata yapmamak adına elzemdir. Personel istihdamına yönelik diğer hususlara bakıldığında, portföy yöneticileri ve fon hizmet biriminin şirket bünyesinde oluşturulması durumunda fon müdürünün tam zamanlı ve münhasıran bu görevleri yerine getirmek üzere istihdam edilmesi zorunluluğu görülmektedir. Tebliğ hükümleri uyarınca şirket bünyesinde oluşturulması gereken birimlerde görevli diğer ihtisas personeli de, mevzuatta belirtilen istisnalar saklı kalmak kaydıyla, tam zamanlı ve sadece ilgili görev için çalıştırılmalıdır. Lisanslama düzenlemeleri kapsamında, portföy yöneticisine bağlı yardımcı olarak çalışan personelin Sermaye Piyasası Faaliyetleri Düzey bir Lisansına sahip olması bir zorunluluktur. Portföy yöneticisi yardımcısı olarak çalışma süresi en fazla üç yıl ile sınırlandırılmıştır. Ancak, portföy yöneticiliği için gerekli olan üst düzey lisansların edinilmesi durumunda bu süre beş yıla kadar uzatılabilmektedir. Ayrıca, faaliyet izni başvuru şartları uyarınca istihdam edilen personel, Türkiye Elektronik Fon Alım Satım Platformunda gerçekleştirilen işlemler için de görevlendirilebilmektedir. Mesleki özen ve titizlik ilkesi, portföy yönetim şirketinin tüm yöneticileri ve personeli için bağlayıcı bir kuraldır. Bu ilke, dikkatli ve basiretli bir kişinin aynı koşullar altında ayrıntılara vereceği önemi, göstereceği dikkat ve gayreti ifade eder. Personelin karar alma süreçlerinde bu standartlara uygun hareket etmesi yasal bir zorunluluktur. Bağımsızlık ilkesi ise mesleki faaliyetin dürüst ve tarafsız yürütülmesini sağlayacak bir anlayış ve davranışlar bütününü temsil eder. Portföy yöneticileri ve müfettişler, faaliyetlerinde tam bağımsız olmak zorundadırlar. Sadece dürüst ve tarafsız olmak yeterli değildir; aynı zamanda bağımsızlığı ortadan kaldırabilecek özel durumların da bulunmaması şarttır. Şirket çalışanları, ortaya çıkabilecek çıkar çatışmalarından uzak kalmak, dürüstlüklerini etkileyebilecek müdahalelere imkan vermemek ve bu tür iş ve işlemlerden kaçınmakla yükümlüdürler. Sır saklama yükümlülüğü, portföy yönetim şirketi personeli için hizmet verilen kişiler hakkında öğrenilen bilgilerin korunmasını ifade eder. Bu sırlar hiçbir şekilde açıklanamaz ve personelin veya üçüncü kişilerin menfaatine kullanılamaz. Ancak bu kuralın istisnaları sınav sorularında sıklıkla karşımıza çıkmaktadır. Kamuyu aydınlatma amacıyla mevzuat gereği yapılan ilan ve duyurular, adli veya idari inceleme ve soruşturma halleri ile suç oluşturan durumlara ilişkin bilgilerin yetkili makamlara verilmesi sır saklama yükümlülüğü kapsamında değerlendirilmez. Şirketin esas sözleşmesinde yapılacak her türlü değişiklik ise Sermaye Piyasası Kurulu iznine tabidir. Ortaklık yapısındaki değişiklikler ve pay devirleri, sıkı denetim kurallarına bağlanmıştır. Bir kişinin şirket sermayesinin yüzde on veya daha fazlasını temsil eden payları edinmesi veya mevcut bir ortağın paylarının yüzde on, yüzde yirmi, yüzde otuz üç veya yüzde elli sınırlarını aşması ya da bu oranların altına düşmesi sonucunu doğuran pay devirleri Kurul iznine tabidir. Yönetime katılma haklarında imtiyaz veren veya üzerinde intifa hakkı tanınan payların devri ise herhangi bir orana bakılmaksızın doğrudan Kurul iznine tabidir. Ancak, bu nitelikteki payların çoğunluğuna sahip mevcut ortaklar tarafından devralınması durumunda sadece Kurula bildirim yapılması yeterli görülmektedir. Tüzel kişi ortakların kendi ortaklık yapılarındaki değişiklikler de, dolaylı pay sahipliği oranlarının belirtilen eşikleri aşması durumunda Kurul onayına tabi tutulmaktadır. Doğrudan veya dolaylı olarak yukarıdaki oranlara ulaşmayan veya bu oranlar arasında kalan pay devirlerinde, devri izleyen on iş günü içinde yeni ortağa ilişkin bilgi ve belgelerle birlikte Kurula bildirimde bulunulması gerekmektedir. Pay devralan veya sermaye taahhüdünde bulunan kişilerin, şirketin kuruluş şartlarında aranan dürüstlük ve mali güç gibi nitelikleri taşıması zorunludur. Pay sahipliği hesaplamalarında, bir gerçek kişi ile eşi ve velayeti altındaki çocuklarına ait paylar tek bir kişiye ait kabul edilir. Ayrıca, birlikte hareket ettiği belirlenen kişilere ait paylar da tek bir kişi adına toplanmış sayılır. Mevzuata aykırı olarak gerçekleştirilen devirlerin pay defterine kaydedilmesi yasaktır ve bu tür kayıtlar hukuken hükümsüzdür. Şirketin defter ve kayıt tutma düzeni, Türk Ticaret Kanunu ve Vergi Usul Kanunu hükümlerinin yanı sıra Sermaye Piyasası Kurulu düzenlemelerine de uygun olmalıdır. Finansal raporların Kamuoyunu Aydınlatma Platformunda yayımlanması ve bağımsız denetimden geçirilmesi zorunludur. Bildirim yükümlülükleri kapsamında, ortakların veya personelin şartlarındaki değişiklikler, yeni personel istihdamı veya görev değişiklikleri on iş günü içinde Sermaye Piyasası Lisanslama Sicil ve Eğitim Kuruluşu Anonim Şirketine bildirilmelidir. Türkiye Sermaye Piyasaları Birliğine yapılacak bildirimler arasında ise murahhas üye tayini, iletişim bilgileri, bağımsız denetim kuruluşu seçimi, merkez dışı örgüt adresleri, imza sirküleri ve şirket aleyhine açılan davalar yer almaktadır. Tüm bu bildirimler için genel süre, değişikliğin meydana geldiği tarihten itibaren on iş günüdür. Kurula yapılacak bildirimlerde ise genel müdür ve müfettişin görevden ayrılma nedenleri ile yönetilen portföylerin büyüklüğüne ilişkin bilgiler önceliklidir. Tescil ve ilan yükümlülüğü çerçevesinde, her türlü yetki belgesi ve merkez dışı örgüt açma izni derhal şirketin internet sitesinde ve Kamuoyunu Aydınlatma Platformunda ilan edilmelidir. Merkez dışı örgüt açma izinleri ayrıca on iş günü içinde ticaret siciline tescil ettirilmeli ve Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde ilan olunmalıdır. Faaliyetlerin durdurulması veya iptali durumunda da benzer ilan süreçleri işletilmektedir. Sermaye yeterliliğine ilişkin yükümlülükler, portföy yönetim şirketlerinin mali sağlamlığını korumak adına belirlenmiş sayısal eşiklere dayanmaktadır. Yönetilen portföy büyüklüğüne göre asgari özsermaye tutarları şu şekildedir: iki milyar dört yüz milyon Türk Lirası’ye kadar olan portföyler için yetmiş beş milyon Türk Lirası, iki milyar dört yüz milyon bir Türk Lirası ile dokuz milyar altı yüz milyon Türk Lirası arası için doksan yedi milyon beş yüz bin Türk Lirası, dokuz milyar altı yüz milyon bir Türk Lirası ile doksan milyar Türk Lirası arası için yüz yirmi milyon Türk Lirası ve doksan milyar Türk Lirası’yi aşan portföyler için iki yüz kırk milyon Türk Lirası asgari özsermaye bulundurulmalıdır. Ayrıca, yönetilen portföy büyüklüğünün yüz seksen milyar Türk Lirası’yi aşması halinde, aşan tutarın yüzde sıfır virgül iki’si kadar ilave özsermaye şartı aranır. Ancak şirketin özsermaye tutarı dört yüz seksen milyon Türk Lirası’yi aşarsa bu ilave özsermaye şartı uygulanmaz. Şirketin asgari ödenmiş sermaye tutarı ise hiçbir koşulda otuz milyon Türk Lirası’den az olamaz. Sermaye yeterliliği hesaplamalarında, bireysel portföy yönetimi, yatırım ortaklıkları, emeklilik fonları ve kurucusu olunan fonların portföyleri dahil edilirken; sadece yöneticisi olunan fonlar, alt portföy yöneticiliği yapılan portföyler ve şirketin kendi portföyü dikkate alınmaz. Asgari özsermaye şartı, şirketin kuruluş tescilini takip eden ilk iki yıl boyunca yarı oranında uygulanır. Sermaye yeterliliği tabloları on beş günde bir hazırlanarak takip eden üç iş günü içinde Kurula gönderilmelidir. Herhangi bir aykırılık durumunda, sermaye artırımının bir ay içinde tamamlanması zorunludur. Müşterilere yönelik belge düzeninde ise portföy ekstreleri ve ücret formlarının gönderilmesi esastır. Bu bildirimlerin iadeli taahhütlü mektupla yapılması genel kural olsa da, müşterinin yazılı talebiyle elektronik ortamda gönderim de mümkündür. İştirak sınırlamalarına göre, bir portföy yönetim şirketinin iştirak edebileceği toplam tutar öz sermayesinin yüzde yirmi beş’ini aşamaz. Ancak finansal kuruluşlara yapılacak iştiraklerde bu sınır uygulanmaz. Kolektif portföy yöneticiliği faaliyeti kapsamında, portföy yönetim şirketleri vekil sıfatıyla hareket eder ve müşterilerin çıkarlarını gözetmek zorundadır. Bu süreçte rayiç değerin üzerinde varlık satın alınması veya rayiç değerin altında varlık satılması kesinlikle yasaktır. Rayiç bedel, borsada işlem gören varlıklar için borsa fiyatı, görmeyenler için ise işlem günündeki en avantajlı fiyattır. Portföy yöneticileri, yatırım kararlarını güvenilir analizlere dayandırmalı ve bu belgeleri en az beş yıl süreyle saklamalıdır. Ayrıca, portföyün belirli bir getiri sağlayacağına dair garanti verilmesi yasaktır. Portföy yönetim sözleşmesi, kurucu olunan fonlar hariç tüm müşterilerle yazılı olarak imzalanmalıdır. Sözleşmede portföy yöneticisinin değişmesi durumunda müşteriye derhal bilgi verilmeli ve müşteri yeni yöneticiyi uygun bulmazsa sözleşmeyi tek taraflı feshedebilmelidir. Müşteri varlıklarının saklanması ise yetkilendirilmiş portföy saklama kuruluşları nezdinde zorunludur. Yatırım fonu katılma payı pazarlama ve dağıtım faaliyeti için Kuruldan ayrıca izin alınması şarttır. Reklam ve ilanlarda ise yanıltıcı ifadelere yer verilemez ve kullanılan sayısal veriler için resmi kaynaklar referans gösterilmelidir. Kurul, mali durumu riskli görülen şirketlerden Takasbank nezdinde teminat bloke etmesini isteyebilir. Bu teminatlar nakit, kamu borçlanma aracı veya banka teminat mektubu şeklinde olabilir ve hiçbir şekilde haczedilemez veya rehnedilemez. Yatırım fonlarına ilişkin esaslar Tebliği, fonların kuruluş ve faaliyet ilkelerini düzenler. Yatırım fonu, tasarruf sahiplerinden toplanan varlıklarla inançlı mülkiyet esaslarına göre yönetilen ve tüzel kişiliği bulunmayan bir mal varlığıdır. Yeni düzenlemelerle birlikte şemsiye fon yapısına geçilmiştir. Şemsiye fon, tek bir içtüzük altında birden fazla fonun ihraç edilmesine olanak tanır. Şemsiye fonlar; yerli ve yabancı ihraççı payları, borçlanma araçları, mevduat, kıymetli madenler, repo işlemleri, kira sertifikaları ve türev araçlar gibi geniş bir yelpazede yatırım yapabilirler. Fon malvarlığı, kurucunun ve saklayıcının malvarlığından tamamen ayrıdır ve kamu alacakları için dahi haczedilemez. Şemsiye fon türleri arasında borçlanma araçları şemsiye fonu, hisse senedi şemsiye fonu ve katılım şemsiye fonu gibi kategoriler bulunmaktadır. Özellikle faizsiz yatırım araçlarını tercih edenler için tanımlanan katılım fonları, portföyünün tamamını kira sertifikası ve katılım hesabı gibi faizsiz araçlarda değerlendirmek zorundadır.

Bölüm 18

Sermaye piyasası mevzuatı çerçevesinde yatırım fonlarının portföyüne dahil edilebilecek varlıklar ve bu varlıkların yönetimine ilişkin esaslar, yatırımcıların korunması ve piyasa istikrarının sağlanması açısından büyük önem taşımaktadır. Yatırım fonları, portföylerine kamu borçlanma araçları ile ihraççı paylarını, on iki aydan uzun vadeli olmamak üzere vadeli mevduat, katılma hesabı ve mevduat sertifikalarını dahil edebilirler. Ayrıca borsada işlem görmeleri kaydıyla altın ve diğer kıymetli madenler ile bu madenlere dayalı olarak ihraç edilen sermaye piyasası araçları da fon portföyünde yer alabilir. Fon katılma payları, repo ve ters repo işlemleri, kira sertifikaları, gayrimenkul sertifikaları, varantlar ve sertifikalar da fonun yatırım yapabileceği araçlar arasındadır. Takasbank para piyasası ve yurtiçi organize para piyasası işlemleri ile türev araç işlemlerinin nakit teminatları ve primleri de fon portföyüne dahil edilebilir. Son olarak Sermaye Piyasası Kurulu tarafından uygun görülen özel tasarlanmış yabancı yatırım araçları, ikraz iştirak senetleri ve diğer yatırım araçları da bu kapsamda değerlendirilmektedir. Şemsiye fon yapısı ve bu yapıya bağlı fonların oluşturulması sürecine dair temel prensipleri ele alalım. Şemsiye fon içtüzüğünde yer alan esaslara uygun olarak, her katılma payı ihracı için ayrı bir izahname ve yatırımcı bilgi formu düzenlenmesi şartıyla şemsiye fona bağlı fonlar oluşturulur. Bu noktada varlık ve yükümlülük ayrımı ilkesi esastır; her bir fonun tüm varlık ve yükümlülükleri birbirinden tamamen ayrıdır. Gider paylaşımı konusunda ise şemsiye fonun kuruluş giderleri ile fonların katılma payı ihraç giderleri hariç olmak üzere, bir şemsiye fon için yapılması gereken tüm giderler fonların toplam değerleri dikkate alınarak oransal olarak bu fonların portföylerinden karşılanır. Tasfiye ve devir süreçlerinde şemsiye fonun sona ermesi veya devredilmesi durumunda, bu şemsiye fona bağlı fonların da tasfiye edilmesi veya devredilmesi zorunluluğu bulunmaktadır. Tebliğde yer alan hükümler, aksi belirtilmedikçe her bir fon için ayrı ayrı uygulanmaktadır. Fonun malvarlığına ilişkin esaslar, yatırım fonu hukukunun en kritik başlıklarından birini oluşturmaktadır. Fonun malvarlığı, kurucunun ve portföy saklayıcısının malvarlığından tamamen ayrıdır. Burada kurucu terimi, ana faaliyet konusu yatırım fonlarının kurulması ve yönetimi olan anonim ortaklık şeklinde kurulan portföy yönetim şirketini ifade ederken; portföy saklayıcısı ise Sermaye Piyasası Kanunu kapsamında yetkilendirilmiş portföy saklama hizmetini yürüten kuruluşu ifade etmektedir. Fon malvarlığının, fonun yatırım stratejisi doğrultusunda, sermaye piyasası alanında en az beş yıllık tecrübeye sahip portföy yöneticileri tarafından yatırımcı lehine ve çıkarını gözetecek şekilde yönetilmesi zorunludur. Ayrıca fon portföyündeki varlıkların Kurulun portföy saklama hizmetine ilişkin düzenlemeleri çerçevesinde saklanması yasal bir zorunluluktur. Teminat ve rehin yasağı konusu sınavda sıklıkla karşınıza çıkabilecek bir detaydır. Fon malvarlığı, fon hesabına olması ve içtüzük ile izahnamede hüküm bulunması şartıyla kredi almak, türev araç işlemleri, açığa satış işlemleri veya fon adına taraf olunan benzer nitelikteki işlemlerde bulunmak haricinde teminat gösterilemez ve rehnedilemez. Fon malvarlığı, kurucunun ve portföy saklayıcısının yönetiminin veya denetiminin kamu kurumlarına devredilmesi halinde dahi başka bir amaçla tasarruf edilemez, kamu alacaklarının tahsili amacı da dahil olmak üzere haczedilemez, üzerine ihtiyati tedbir konulamaz ve iflas masasına dahil edilemez. Mahsup yasağı uyarınca da kurucunun üçüncü kişilere olan borçları ve yükümlülükleri ile fonların aynı üçüncü kişilerden olan alacakları birbirlerine karşı mahsup edilemez. Bu hükümler fon malvarlığının mutlak bir koruma altında olduğunu göstermektedir. Şemsiye fon türlerini ve bu türlerin portföy sınırlamalarını inceleyelim. Borçlanma araçları şemsiye fonu, fon toplam değerinin en az yüzde seksen'i devamlı olarak yerli veya yabancı kamu ya da özel sektör borçlanma araçlarına yatırılan fonları kapsar. Hisse senedi şemsiye fonu ise yerli veya yabancı ihraççıların paylarına yatırım yapan fonları içerir. Kıymetli madenler şemsiye fonu, borsada işlem gören altın ve diğer kıymetli madenler ile bunlara dayalı para ve sermaye piyasası araçlarına yatırım yapar. Fon sepeti şemsiye fonu, diğer fonların ve borsa yatırım fonlarının katılma paylarından oluşan fonları kapsar. Para piyasası şemsiye fonu için sınavda sorulma ihtimali yüksek olan süre sınırları mevcuttur; bu fonların portföyünün tamamı devamlı olarak vadesine en fazla yüz seksen dört gün kalmış likiditesi yüksek araçlardan oluşmalı ve portföyün günlük olarak hesaplanan ağırlıklı ortalama vadesi en fazla kırk beş gün olmalıdır. Katılım şemsiye fonu, portföyünün tamamı devamlı olarak kira sertifikaları, katılma hesapları, ortaklık payları, altın ve diğer kıymetli madenler gibi faize dayalı olmayan araçlardan oluşan fonları kapsar. Değişken şemsiye fon, portföy sınırlamaları itibarıyla diğer türlerden herhangi birine girmeyen fonlar için kullanılır. Serbest şemsiye fon ise katılma payları sadece nitelikli yatırımcılara satılmak üzere kurulmuş olan fonları ifade eder. Garantili şemsiye fon, yatırımcının başlangıç yatırımının belirli bir kısmının veya tamamının belirli bir vadede geri ödenmesinin bir garantör tarafından taahhüt edildiği fonları kapsarken; koruma amaçlı şemsiye fon benzer bir amacı en iyi gayret esası çerçevesinde hedefler. Bu ayrım, yani garanti ile en iyi gayret esası arasındaki fark sınav açısından önem arz etmektedir. Hisse senedi yoğun fon tanımı ve bu statünün getirdiği sorumluluklar üzerinde durmak gerekir. Fon portföy değerinin en az yüzde seksen'i devamlı olarak, menkul kıymet yatırım ortaklıkları payları hariç olmak üzere Borsa İstanbul'da işlem gören ihraççı paylarından oluşan fonlar hisse senedi yoğun fon olarak kabul edilir. Bu yüzde seksen'lik oranın hesaplanmasına ihraççı payları, pay endekslerine dayalı vadeli işlem sözleşmelerinin nakit teminatları, opsiyon sözleşmelerinin primleri, aracı kuruluş varantları ve belirli endeksleri takip eden borsa yatırım fonu katılma payları dahil edilir. Bir fonun bu sınıfa dahil edilebilmesi için gerekli şartları günlük olarak sağlaması gerekir. Şartların sağlanmadığı günlere ilişkin olarak fonun, yatırımcıların ve ilgili kuruluşların tabi olacağı tüm yükümlülüklerin yerine getirilmesinden kurucu ve portföy saklayıcısı müteselsilen sorumludur. Fonun unvanının belirlenmesinde uyulması gereken temel şartlar ve kısıtlamalar mevcuttur. Fon unvanı, yatırım stratejisine uygun olmalı ve yatırımcıyı yanıltıcı, başka kurumları çağrıştırıcı veya subjektif ifadeler içermemelidir. Unvanda gelecek, performans, getiri, küresel, odak veya global gibi yatırım stratejisini yansıtmayan ifadelerin kullanılması yasaktır. Eğer fon toplam değerinin en az yüzde seksen'i devamlı olarak yabancı para ve sermaye piyasası araçlarına yatırılıyorsa unvanda yabancı ibaresinin bulunması zorunludur. Bu ibareye yer vermeyen fonlarda yabancı araçların oranı en fazla yüzde yirmi olabilir. Ayrıca fon toplam değerinin en az yüzde seksen'i belirli bir varlık grubuna, sektöre veya coğrafi bölgeye yatırılıyorsa bu durum unvana yansıtılmalıdır. Örneğin gümüşe yatırım yapan bir fonun unvanı gümüş fonu olarak belirlenir. Özel fonlar ve belirli bir kitleye tahsis edilmiş fonların unvan yapısı da özel kurallara tabidir. Katılma payları önceden belirlenmiş kişi veya kuruluşlara tahsis edilmiş fonların unvanının sonunda özel ibaresi yer alır. Örneğin bir şirketin çalışanlarına yönelik kurulan fon, şirket çalışanlarına yönelik hisse senedi özel fonu şeklinde adlandırılır. Döviz cinsinden ihraç edilmiş araçlara yatırım yapan fonlarda unvanda döviz ibaresi kullanılırken, portföyünde yabancı para birimi cinsinden varlık bulunmayan fonlarda Türk Lirası ibaresine yer verilir. Hisse senedi yoğun fonlarda ise unvanın sonunda parantez içinde bu ibarenin belirtilmesi zorunludur. Bu kurallar yatırımcının fonun risk ve getiri yapısını unvanından dahi ana hatlarıyla anlayabilmesini amaçlamaktadır. Şemsiye fon içtüzüğü, katılma payı sahipleri ile kurucu, portföy saklayıcısı ve varsa yönetici arasındaki ilişkileri düzenleyen, inançlı mülkiyet esaslarına dayanan iltihaki bir sözleşmedir. İçtüzük standardı Kurul tarafından belirlenir ve şemsiye fona bağlı her bir fonun katılma payları bu içtüzüğe dayalı olarak ihraç edilir. Kurucu, fonun temsili, yönetimi ve faaliyetlerinin mevzuata uygunluğundan sorumludur. Dışarıdan hizmet alınması kurucunun sorumluluğunu ortadan kaldırmaz. Borsa yatırım fonları, gayrimenkul yatırım fonları ve girişim sermayesi yatırım fonları dışındaki tüm yatırım fonlarının şemsiye fon şeklinde kurulması yasal bir zorunluluktur. Kuruluş başvurusu Kurul tarafından iki ay içinde karara bağlanır ve onaylanan içtüzük altı iş günü içinde ticaret siciline tescil ettirilerek ilan edilir. Katılma paylarının ihracı sürecinde, her bir fon için izahname ve yatırımcı bilgi formu düzenlenmesi şarttır. Şemsiye fona bağlı ilk fonun ihraç başvurusu, içtüzüğün tescilinden itibaren en geç üç ay içinde yapılmalıdır. Bu sürenin aşılması durumunda içtüzük sicilden terkin edilir. İzahname başvuruları Kurul tarafından yirmi iş günü içinde incelenir. İzahname ve yatırımcı bilgi formu onaylandıktan sonra on iş günü içinde Kamuyu Aydınlatma Platformu'nda ve kurucunun internet sitesinde yayımlanır. Yatırımcı bilgi formu, fonun yapısını ve risklerini özetleyen, azami iki sayfa uzunluğunda ve on iki punto ile hazırlanan bir belgedir. Serbest fonlarda bu formun düzenlenmesi ihtiyaridir ancak katılma payları TEFAS'ta işlem görecekse zorunlu hale gelir. Bilgilendirme dokümanlarında yapılacak değişiklikler de belirli prosedürlere tabidir. İçtüzük ve izahname değişiklikleri Kurul onayına tabidir ve yatırımcı kararlarını etkileyebilecek nitelikteyse yürürlüğe giriş tarihi on iş gününden az olmamak üzere ilan edilir. Yatırımcı bilgi formundaki değişiklikler için Kurul onayı aranmaz ancak değişikliğin altı iş günü önce Kurula bildirilmesi ve ardından ilan edilmesi gerekir. Katılma payı birim değeri, fon toplam değerinin katılma payı sayısına bölünmesiyle hesaplanır ve günlük olarak ilan edilir. Para piyasası ve kısa vadeli borçlanma araçları fonları dışındaki fonlarda işlemler, emri takip eden ilk fiyat üzerinden gerçekleştirilirken; bu iki fon türünde en son ilan edilen fiyat üzerinden işlem yapılır. Yatırım fonlarında katılma payı alım satımı esas itibarıyla nakden gerçekleştirilir. Ancak altın fonlarında Kurul onayıyla altın üzerinden de işlem yapılabilir. Kurucu, yönetici veya bunlarla ilişkili kurumların fonlarına yatırım yapılması durumunda giriş veya çıkış komisyonu ödenemez. Fon portföyüne alınacak varlıklar için getirilen ihraççı sınırlamaları sınavın en teknik ve önemli kısımlarından biridir. Bir fonun toplam değerinin yüzde on'undan fazlası tek bir ihraççının araçlarına yatırılamaz. Bu oran ipotek ve varlık teminatlı menkul kıymetlerde yüzde yirmi beş olarak uygulanır. Fon toplam değerinin yüzde beş'inden fazla yatırım yapılan ihraççıların araçlarının toplamı, fon toplam değerinin yüzde kırk'ını aşamaz. Aynı grup şirketlerinin araçlarına yapılacak yatırım ise yüzde yirmi ile sınırlandırılmıştır. İstisnai durumlar kapsamında Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası, Hazine ve Maliye Bakanlığı ve Türkiye Varlık Fonu tarafından ihraç edilen araçlar için genel sınırlamalar uygulanmaz; ancak tek bir varlığa yatırım yüzde otuz beş'i geçemez. Varlık kiralama şirketleri için belirli esneklikler mevcuttur. Fon, tek başına bir ihraççının sermayesinin veya oy haklarının yüzde on'undan fazlasına sahip olamaz. Varant ve sertifikalara yapılan yatırımlar toplamda yüzde on'u, tek bir ihraççı bazında ise yüzde beş'i aşamaz. Mevduat ve katılma hesapları için sınır yüzde on'dur ve tek bir bankada bu oran yüzde üç'ü geçemez. Katılım fonlarında ise bu oranlar sırasıyla yüzde yirmi beş ve yüzde on olarak daha esnek belirlenmiştir. Kolektif yatırım kuruluşu paylarına yatırım yaparken de belirli sınırlar mevcuttur. Fon toplam değerinin en fazla yüzde yirmi'si diğer fonların veya yatırım ortaklıklarının paylarına yatırılabilir. Tek bir fona yapılacak yatırım ise yüzde on ile sınırlıdır; ancak Türkiye'de kurulu borsa yatırım fonları için bu sınır yüzde yirmi'dir. Fon portföyündeki varlıkların borsada işlem görmesi ve alım satımların borsa kanalıyla yapılması esastır. Borsa dışında taraf olunan sözleşmelerde ise karşı tarafın yatırım yapılabilir seviyede derecelendirme notuna sahip olması, objektif koşullarda yapılması ve adil bir fiyat içermesi zorunludur. Bu sözleşmelerin fiyat açıklama dönemlerinde gerçeğe uygun değeri üzerinden nakde dönüştürülebilir olması şarttır. Vade yapısına ilişkin sınırlamalar, borçlanma araçları fonlarının unvanlarını doğrudan etkiler. Aylık ağırlıklı ortalama vadesi yirmi beş ile doksan gün arasında olanlar kısa vadeli, doksan bir ile yedi yüz otuz gün arasında olanlar orta vadeli, yedi yüz otuz günden fazla olanlar ise uzun vadeli olarak adlandırılır. Kısa vadeli fonlarda vadesi hesaplanamayan varlıklar portföye alınamazken, orta ve uzun vadeli fonlarda bu tür varlıkların oranı yüzde yirmi'yi geçemez. Vade hesaplamalarında iskontolu araçlar için itfa tarihine kalan süre, sabit kuponlular için Macaulay süresi, değişken kuponlular için ise bir sonraki kupon ödemesine kalan süre esas alınır. Son olarak fonlar, rayiç değerlerinin yüzde on'una kadar repo yapabilir ve toplam değerlerinin yüzde on'unu geçmemek üzere kredi alabilirler. Bu sınırlar fonun likidite yönetimini ve risk profilini dengede tutmak için vazgeçilmezdir.

Bölüm 19

Fon portföyündeki varlıkların borsada işlem görme esaslarını inceleyerek derse başlayalım. Sermaye piyasası mevzuatı uyarınca, fon portföyüne borsada işlem gören varlıkların alınması ve bu varlıkların alım satımlarının borsa kanalıyla yapılması temel bir zorunluluktur. Ancak ilk ihraçlarda, borsada işlem görmesi uygun görülen sermaye piyasası araçlarının fon portföyüne dahil edilmesi mümkündür. Yatırım fonu katılma payları için borsada işlem görme şartı aranmaz. Fon adına katılma paylarının alım satımı nedeniyle, Borsa İstanbul bünyesindeki ilgili piyasadan aynı gün valörü ile işlem yapılması gerekiyorsa, borsa tarafından belirlenen işlem kurallarına uyulması şarttır. Kamu ve özel sektör dış borçlanma araçlarının borsa dışında yapılacak işlemlerle fon portföyüne dahil edilmesi veya portföyden çıkarılması yasal olarak mümkündür. Bu istisnalar dışında kalan işlemlerin borsa kanalıyla yürütülmesi esastır. Borsa dışında taraf olunan sözleşmelere ilişkin sınırlandırmalar, fonun risk yönetimini doğrudan etkileyen unsurlardır. Kurucunun fon adına borsa dışında taraf olduğu sözleşmelerin geçerli olabilmesi için dört temel şartın bir arada bulunması zorunludur. İlk olarak, bu sözleşmelerin fonun yatırım stratejisine uygun olması gerekir. İkinci olarak, karşı tarafların yatırım yapılabilir seviyeye denk gelen bir derecelendirme notuna sahip olması şarttır. Üçüncü kural, işlemlerin herhangi bir ilişkiden etkilenmeyecek şekilde objektif koşullarda yapılması ve adil bir fiyat içermesi zorunluluğudur. Son olarak, fonun fiyat açıklama dönemlerinde bu varlıkların gerçeğe uygun değeri üzerinden nakde dönüştürülebilir olması gerekir. Bu uygunluk ilkelerinin temini için uygulanacak güvenilir yöntemler içtüzük ve izahnamelerde belirlenerek Kamuyu Aydınlatma Platformu üzerinden yatırımcılara duyurulur. Fon portföyüne dahil edilecek varlıkların vade yapısına ilişkin sınırlandırmalar, fonun unvanı ve risk profili ile doğrudan ilişkilidir. Borçlanma araçları fonlarının unvanlarında vade yapısına yer verilmek istenmesi durumunda belirli gün eşikleri uygulanır. Fon portföyünün aylık ağırlıklı ortalama vadesi yirmi beş ile doksan gün arasında ise kısa vadeli, doksan bir ile yedi yüz otuz gün arasında ise orta vadeli, yedi yüz otuz günden fazla ise uzun vadeli ifadeleri fon unvanında kullanılır. Bu sayısal değerler sınavda doğrudan soru olarak karşınıza çıkabileceği için ezberlenmesi gereken kritik verilerdir. Para piyasası fonları ile kısa vadeli borçlanma araçları fonlarında, vadeye kalan gün sayısı hesaplanamayan varlıkların portföye dahil edilmesi yasaktır. Orta ve uzun vadeli fonlarda ise bu tür varlıkların oranı fon toplam değerinin yüzde yirmi sini aşamaz. Ağırlıklı ortalama vade hesaplanırken iskontolu araçlarda itfa tarihine kalan süre, sabit kuponlu araçlarda ise Macaulay Duration olarak bilinen zaman ağırlıklı tahsil süresi dikkate alınır. Değişken faizli veya endeksli araçlarda ise bir sonraki kupon ödemesine kalan süre baz alınır. Fonun kredi, repo ve ters repo işlemlerine ilişkin sınırlandırmaları ele aldığımızda, likidite yönetiminin sınırlarını görmekteyiz. Fon portföyünde yer alan ve repo işlemine konu olabilecek varlıkların rayiç değerinin en fazla yüzde on una kadar borsada veya borsa dışında repo yapılabilir. Aynı şekilde, fon toplam değerinin yüzde on unu geçmemek üzere kredi alınması veya Takasbank Para Piyasası gibi organize piyasalarda borçlanma işlemleri yapılması mümkündür. Kredi alınması durumunda tutar, faiz, tarih ve alacaklı kuruluş bilgileri Kamuyu Aydınlatma Platformunda ilan edilerek Kurula bildirilir. Ters repo işlemlerinde ise borsa dışı sözleşmeler için fon toplam değerinin en fazla yüzde on u kadar bir sınır mevcuttur. Bu oranların aşılması mevzuata aykırılık teşkil eder ve yönetici kontrolü dışındaki durumlar hariç derhal düzeltilmelidir. Ödünç işlemlerine ilişkin sınırlandırmalar, fonun varlıklarının verimli kullanılması ile riskin dengelenmesi amacını taşır. Fonlar, portföylerindeki sermaye piyasası araçlarının piyasa değerinin en fazla yüzde elli si tutarındaki kısmını ödünç verebilirler. Bu sözleşmelerde, fon lehine tek taraflı fesih hakkının bulunması zorunlu bir hükümdür. Ödünç verme işleminde, ödünç verilen varlıkların en az yüzde yüz ü karşılığında özkaynak olarak kabul edilen varlıkların Takasbank nezdinde bloke edilmesi gerekir. Kıymetli madenlerin ödünç verilmesi durumunda ise sınır yüzde yetmiş beş olarak belirlenmiştir. Bu işlemlerden elde edilen komisyonlar günlük olarak fon hesabına gelir kaydedilmelidir. Nakit teminat alınması durumunda, bu tutarın nemalandırılması ve fon portföyünde doğru kalemlerde izlenmesi muhasebe standartları açısından önemlidir. Ödünç alma işlemleri ise sadece serbest fonlar tarafından gerçekleştirilebilir. Bu noktada serbest fonların diğer fon türlerinden ayrıldığı önemli bir fark ortaya çıkmaktadır. Takasbank Ödünç Pay Senedi Piyasası üzerinden yapılan ödünç alma işlemlerinde, alınan varlıklar diğer borçlar kaleminde izlenir ve portföyden çıkarılana kadar portföy değerine dahil edilir. İşlem nedeniyle ödenen komisyonların günlük olarak gider kaydedilmesi zorunludur. Nakit teminat verilmesi durumunda ise bu tutar diğer alacaklar kaleminde izlenmeye devam eder. Belirli yatırımcılara tahsis edilmiş fonlar ile belirli varlık gruplarına yatırım yapan fonlar için özel kurallar mevcuttur. Katılma payları önceden belirlenmiş kişi veya kuruluşlara tahsis edilen fonlarda, tanımlanmış şirketlerin ihraç ettiği araçlar tek bir şirket için yüzde beş, toplamda ise yüzde yirmi beş sınırına tabidir. Unvanında endeks ibaresi yer alan fonlarda, baz alınan endeks ile fonun birim pay değeri arasındaki korelasyon katsayısının en az yüzde doksan olması şarttır. Bu korelasyonun her ayın son gününde son üç aylık dönemler itibarıyla hesaplanması gerekir. Eğer korelasyon bu oranın altına düşerse, kurucu yönetim kurulu kararı ile birlikte durumu izleyen ayın ilk altı iş günü içinde Kurula bildirmekle yükümlüdür. Sektör fonlarında ise tek bir ihraççıya ait varlıkların oranı yüzde on yerine yüzde yirmi olarak uygulanır. Türev araçların fon portföyüne dahil edilmesinde hem niteliksel hem de niceliksel şartlar aranır. Fonun portföy yöneticilerinin tamamının sermaye piyasası faaliyetleri ileri düzey lisans belgesi ile türev araçlar lisans belgesine sahip olması zorunludur. Bu, sınavda mesleki yeterlilik açısından sıkça sorulan bir husustur. Türev araçlar nedeniyle maruz kalınan açık pozisyon tutarı fon toplam değerini asla aşamaz. Ayrıca para piyasası fonları gibi düşük riskli fonlarda, özel sektör borçlanma araçlarına yatırım yapabilmek için ihraççının yatırım yapılabilir seviyede derecelendirme notuna sahip olması şarttır. Fon toplam değerinin en fazla yüzde yirmi si Takasbank Para Piyasası ve organize para piyasası işlemlerinden oluşabilir. Fonların açığa satış ve kredili menkul kıymet işlemi yapması ise kesinlikle yasaktır. Portföy sınırlamalarının ihlali durumunda izlenecek prosedürler net bir takvime bağlanmıştır. Fiyat hareketleri veya temettü dağıtımı gibi yöneticinin kontrolü dışında gerçekleşen sınır ihlallerinin en geç otuz gün içinde giderilmesi zorunludur. Eğer bu süre içinde uyum sağlanması imkansızsa veya büyük bir zarar doğuracaksa, Kuruldan süre uzatımı talep edilebilir. Bu süre sonunda uyum sağlamayan fonların tasfiyesi veya dönüşümü Kurul tarafından istenebilir. Serbest fonlar, kurumsal ve nitelikli yatırımcılar için tasarlanmış olup birçok sınırlamadan muaftır. Bu fonlar, Kamuyu Aydınlatma Platformu sayfasında ilan edilen yatırım stratejileri ve limitleri dahilinde serbestçe yatırım yapabilirler. Ancak katılma paylarının sadece nitelikli yatırımcılara satılması zorunludur. Serbest fon yöneticilerinin tamamının ileri düzey ve türev araçlar lisansına sahip olması gerekir. Bu fonlarda toplam gider sınırı uygulanmaz ve pay fiyatlarının en az ayda bir kez hesaplanması yeterlidir. İzahname değişikliklerinde yatırımcıya otuz gün önceden haber verilmesi esastır. Serbest fonlar fon sepeti fonu şeklinde de kurulabilirler. Fon sepeti fonları, diğer fonların katılma paylarına yatırım yapan yapılardır. Burada en önemli kısıtlama, tek bir fona yapılan yatırımın fon sepeti fonu toplam değerinin yüzde yirmi sini aşamamasıdır. Ayrıca bir fon sepeti fonu, başka bir fon sepeti fonuna yatırım yapamaz. Portföye alınan fon paylarının sayısı, ilgili fonun toplam pay sayısının yüzde yirmi beş ini geçemez. Serbest fonlara yapılacak yatırımlar ise fon sepeti fonu toplam değerinin yüzde on u ile sınırlandırılmıştır. Garantili ve koruma amaçlı fonlarda ise yatırımcıya bir ana para koruması veya belirli bir getiri taahhüdü sunulur. Bu fonların vadelerinin asgari altı ay olması zorunludur. Koruma stratejisi kapsamında kamu borçlanma araçları, ters repo ve kira sertifikaları gibi güvenli liman varlıklarına yatırım yapılır. Garantili fonlarda bir garantörün bulunması ve bu garantörün yatırım yapılabilir seviyede nota sahip bir banka veya sigorta şirketi olması şarttır. Garanti sözleşmesi fona aittir ve hiçbir koşula bağlanamaz, garantiden cayılamaz. Bu fonların pay fiyatları en az ayda iki kez hesaplanarak ilan edilir. Fonun sona ermesi, devri ve birleşmesi süreçleri yatırımcı haklarının korunması adına sıkı denetime tabidir. Süre sonu, kurucunun faaliyet şartlarını kaybetmesi veya mali durumunun zayıflaması gibi nedenlerle fon sona erebilir. Tasfiye durumunda sadece katılma payı sahiplerine ödeme yapılır ve yeni pay ihracı durdurulur. Fonların birleşmesi veya dönüşümü durumunda, onaylı duyuru metninin Kamuyu Aydınlatma Platformunda ilan edilmesini takip eden otuz günden az olmamak üzere bir bekleme süresi uygulanır. Birleşme nedeniyle oluşan masraflar fon portföyünden karşılanamaz, bu giderler kurucular tarafından üstlenilir. Bilgi verme yükümlülükleri kapsamında kurucu ve yönetici, her yılın Ocak ayında ve değişiklik durumunda altı iş günü içinde portföy saklayıcısına gerekli bildirimleri yapar. Olağanüstü durumlarda, örneğin ekonomik kriz veya doğal afet gibi hallerde, kurucu yönetim kurulu değerleme esaslarını belirlemek üzere karar alabilir. Derecelendirme notu aranan durumlarda, notun yatırım yapılabilir seviyenin en alt sınırında olması halinde görünümün en az durağan olması şartı aranır. Not değişiklikleri iki iş günü içinde ilan edilmelidir. Fon toplam giderinin üst sınırı, fon türlerine göre günlük ve yıllık bazda belirlenmiştir. Para piyasası fonları için yıllık azami oran yüzde bir virgül altmış beş iken, fon sepeti fonlarında bu oran yüzde dört virgül otuz sekiz e kadar çıkabilmektedir. Kısa vadeli borçlanma araçları fonlarında yüzde iki virgül elli altı, endeks ve koruma amaçlı fonlarda ise yüzde iki virgül on dokuz limitleri uygulanır. Belirlenen bu oranların aşılması durumunda, aşan tutarın beş iş günü içinde fona iade edilmesinden kurucu ve portföy saklayıcısı müteselsilen sorumludur. Türkiye Elektronik Fon Dağıtım Platformu yani TEFAS, fonların merkezi bir sistem üzerinden alınıp satılmasını sağlar. Yatırım fonlarının büyük çoğunluğu için bu platforma üyelik zorunludur. Ancak özel fonlar, gayrimenkul ve girişim sermayesi fonları ile garantili ve koruma amaçlı fonlar TEFAS ta işlem görmezler. Serbest fonlar ve para piyasası fonları ise kurucunun talebi halinde platforma dahil edilebilir. TEFAS üzerinden yapılan işlemlerde dağıtım kuruluşuna ödenecek genel komisyon oranı, fon yönetim ücretinin sabit yüzde otuz beş idir. Özel anlaşmalarla bu oran yüzde altmış beş e kadar çıkarılabilir. Son olarak borsa yatırım fonlarına yani BYF lere değinelim. BYF lerin kurucusu sadece portföy yönetim şirketleri olabilir. Likiditeyi sağlamak adına, halka arz aşamasında konulacak avans tutarının veya halka arz tutarının en az elli milyon Türk Lirası olması zorunludur. Faaliyet süresi boyunca fon toplam değerinin son üç aylık ortalaması yirmi beş milyon Türk Lirası nin altına düşmemelidir. Bu sınırın altına düşülmesi durumunda Kurul bir aylık ek süre verir; uyum sağlanamazsa fon tasfiye edilir. BYF ler portföylerinin en az yüzde seksen ini takip ettikleri endeks kapsamındaki varlıklarda tutmak zorundadırlar. Performans ölçümünde takip farkı ve takip hatası kavramları kullanılır ve bu veriler kamuya açıklanır. BYF katılma payları sadece nakit karşılığı birincil piyasa işlemleriyle oluşturulabilir veya iade edilebilir.

Bölüm 20

Borsa yatırım fonlarına ilişkin Sermaye Piyasası Kurulu düzenlemeleri çerçevesinde, operasyonel süreçlerde önemli sadeleştirmelere gidilmiştir. Bu kapsamda borsa yatırım fonu içtüzüğünün notere onaylatılması uygulamasına son verilmiş olup, fon paylarının halka arzı için Kurulca belirlenen standartlara uygun olarak düzenlenen izahnamenin onaylanması talebiyle Kurula başvurulması esası getirilmiştir. Güncel düzenlemeler uyarınca sadece portföy yönetim şirketlerinin fon kurucusu olabilmesi ve fon varlıklarının Sermaye Piyasası Kanununun elli altıncı maddesi kapsamında yetkilendirilmiş portföy saklama hizmetini yürüten kuruluşlar tarafından saklanması öngörülmüştür. Sınav hazırlık sürecinde bu kurumsal yapı ve yetkilendirme şartları temel bilgi olarak kabul edilmelidir. Borsa yatırım fonlarının finansal büyüklüklerine ilişkin getirilen sınırlamalar, piyasa likiditesinin korunması açısından kritik öneme sahiptir. Katılma paylarının Borsa İstanbul Anonim Şirketi bünyesinde işlem göreceği dikkate alınarak, işlem hacminin çok düşük kalmasını engellemek amacıyla halka arz aşamasında konulacak avans tutarının veya yapılacak halka arz tutarının en az elli milyon Türk Lirası olması öngörülmüştür. Fonun faaliyet süreci boyunca ise her ayın son iş günü yapılacak değerlendirmeler itibarıyla, fon toplam değerinin son üç aylık ortalama değerinin yirmi beş milyon Türk Lirası altına düşmemesi hükme bağlanmıştır. Bu asgari tutarın altına düşülmesi durumunda Kurul tarafından kurucuya bir aylık ek süre tanınır. Şayet bu ek süreye rağmen asgari tutar koşulu sağlanamazsa, Kurul tarafından fonun tasfiye edilmesi veya bir başka fona dönüştürülmesi talep edilebilir. Borsa yatırım fonu portföyüne dahil edilebilecek varlıklar ve portföy sınırlamaları ayrıntılı bir biçimde tanımlanmıştır. Yatırım fonlarından farklı olarak, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası tarafından günlük alım satım kurları ilan edilen yabancı para birimlerinin borsa yatırım fonu portföylerine dahil edilebilmesi mümkündür. Portföyde yer alabilecek varlıklar arasında Türkiye’de kurulan ihraççılara ait paylar, özel sektör ve kamu borçlanma araçları, altın ve diğer kıymetli madenler ile bunlara dayalı sermaye piyasası araçları yer almaktadır. Ayrıca aynı endeksi takip eden ve yabancı borsalarda işlem gören borsa yatırım fonlarının katılma payları, kira sertifikaları, gayrimenkul sertifikaları, varantlar ve yatırım kuruluşu sertifikaları da portföye dahil edilebilir. Swap sözleşmelerinin de fon portföyüne dahil edilebileceği düzenlenmiş olup, bu sözleşmelere dayalı fonlarda karşı taraf riskinin fon toplam değerinin azami yüzde on’u ile sınırlandırılması şartı getirilmiştir. Bu tür fonların unvanlarında dolaylı endeks takibini belirtecek bir ibarenin bulunması zorunludur. Endeks takip yöntemleri açısından borsa yatırım fonlarının uyması gereken belirli oranlar mevcuttur. Fonların portföylerinin en az yüzde seksen’ini devamlı olarak sadece takip edilen endeks kapsamındaki varlıklara veya takip edilen endeksi takip eden ve yabancı borsalarda işlem gören borsa yatırım fonlarının katılma paylarına yatırmaları gerekmektedir. Performans ölçüm kriterlerinde ise önemli bir değişikliğe gidilmiştir. Daha önceki düzenlemelerde yer alan fonun birim pay değeri ile takip edilen endeks arasındaki korelasyon katsayısının en az yüzde doksan olması şartı kaldırılarak, uluslararası uygulamalara paralel olarak takip farkı ve takip hatası kavramları tanımlanmıştır. Takip farkı, fon portföyünün yıllık getirisi ile takip edilen endeksin yıllık getirisi arasındaki farkı ifade ederken; takip hatası, fon portföyünün getirisi ile takip edilen endeksin getirisi arasındaki farkın değişkenliğini temsil etmektedir. Bu performans kriterlerinin ve yatırım stratejisinden sapmaların gerekçelerinin kamuya açıklanması zorunluluğu bulunmaktadır. Borsa yatırım fonlarının hukuki niteliği ve işleyiş esasları incelendiğinde, bu fonların katılma paylarının Borsa İstanbul’da işlem gördüğü, fon portföy kompozisyonunu yansıtacak varlıkların veya nakdin teslimi suretiyle katılma payı oluşturulabildiği görülmektedir. Borsa yatırım fonları, tüzel kişiliği bulunmayan, inançlı mülkiyet esaslarına göre portföy yönetim şirketleri tarafından bir içtüzük ile kurulan mal varlıklarıdır. Bu yapılar hem yatırım fonlarına hem de menkul kıymet yatırım ortaklıklarına benzer özellikler taşımaktadır. Yatırım fonları ve borsa yatırım fonları tüzel kişiliğe sahip değilken, menkul kıymet yatırım ortaklıkları tüzel kişiliğe sahiptir. Yönetim tarzı açısından borsa yatırım fonları pasif yönetim sergilerken, yatırım fonları ve menkul kıymet yatırım ortaklıkları genellikle aktif yönetim altındadır. Fiyat oluşumu noktasında borsa yatırım fonları ve menkul kıymet yatırım ortaklıkları borsada arz ve talebe göre oluşan işlem fiyatı üzerinden işlem görürken, geleneksel yatırım fonlarında fiyat kurucu tarafından hesaplanan birim pay değeri üzerinden belirlenmektedir. Borsa yatırım fonlarını diğer kolektif yatırım kuruluşlarından ayıran en temel özellik, birincil piyasa işlemlerinde arbitraj imkanının bulunmasıdır. Fonun işlem fiyatı ile birim pay değeri arasında bir fark oluştuğunda, yetkilendirilmiş katılımcılar aracılığıyla pay oluşturma veya iade etme işlemleri yapılarak bu farkın giderilmesi sağlanır. Eğer fonun birim pay değeri işlem fiyatından yüksekse, yatırımcı payları iade edip temsil edilen menkul kıymetleri alarak borsada satabilir. Aksine, işlem fiyatı birim pay değerinden yüksekse, menkul kıymetleri teslim ederek yeni paylar oluşturup borsada satmak suretiyle arbitraj kazancı elde edebilir. Bu mekanizma sayesinde borsa yatırım fonlarında, menkul kıymet yatırım ortaklıklarında sıkça görülen iskontolu işlem görme sorunu yaşanmamaktadır. Birincil piyasa işlemleri genellikle elli bin pay ve katları gibi belirli asgari işlem birimleri üzerinden gerçekleştirildiği için bu işlemler daha çok nitelikli yatırımcılar tarafından tercih edilmektedir. Fon unvanlarının belirlenmesinde yatırım stratejisine uygunluk esastır. Yatırımcıları yanıltacak veya başka bir kurumu çağrıştıracak subjektif ifadelere yer verilemez. Portföyünde yabancı para birimi cinsinden varlık veya kıymetli maden bulundurmayan fonların unvanında Türk Lirası ibaresi yer alır. Yabancı para ve sermaye piyasası araçlarına devamlı olarak fon toplam değerinin en az yüzde seksen’i oranında yatırım yapan fonların unvanında Yabancı ibaresinin bulunması zorunludur. Portföyünün tamamı kira sertifikası, katılma hesabı ve ortaklık payı gibi faize dayalı olmayan araçlardan oluşan fonlar ise Katılım Fonu ibaresini kullanabilirler. Ayrıca takip edilen endeks kapsamında yatırım yapılması zorunlu olmayan varlıklara yatırım yapan fonların unvanlarında takip stratejilerini belirtecek bir ibareye yer verilmesi şarttır. Borsa yatırım fonu içtüzüğü, katılma payı sahipleri ile kurucu, portföy saklayıcısı ve yönetici arasında akdedilen, genel işlem şartlarını içeren iltihaki bir sözleşmedir. İçtüzükte fonun unvanı, süresi, kurucu ve yöneticinin bilgileri, asgari işlem birimi, endeks bilgileri, yatırım politikası, halka arz esasları, değerleme esasları ve yönetim ücreti gibi temel unsurların yer alması zorunludur. Kuruluş izni ve izahname onayı başvuruları kural olarak birlikte değerlendirilir. Ancak kurucunun ilk fonu olması durumunda bu süreçler ayrı ayrı yürütülür. Başvurular, gerekli belgelerin eksiksiz sunulmasından itibaren iki ay içinde Kurul tarafından karara bağlanır. Onaylanan içtüzük, altı iş günü içinde ticaret siciline tescil ettirilerek Türkiye Ticaret Sicil Gazetesi ve Kamuyu Aydınlatma Platformunda ilan edilir. İzahnamenin tescilden sonraki on iş günü içinde Kurula gönderilmesi ve onaylanması süreci takip edilir. Fon portföyünün oluşturulması aşamasında kurucu tarafından avans konulması veya halka arz yoluna gidilmesi mümkündür. Konulacak avans tutarının veya yapılacak ilk halka arz tutarının en az altı milyon Türk Lirası olması zorunluluğu bulunmaktadır. Kurul bu tutarı her yıl yeniden belirleme yetkisine sahiptir. Avans tahsisi durumunda, içtüzük tescilini takip eden on iş günü içinde işlemlerin tamamlanması gerekir. Halka arz durumunda ise izahname ilanından itibaren azami beş iş günü içinde sürecin başlatılması şarttır. Halka arz süresi iki iş gününden az, otuz iş gününden fazla olamaz. Fonun faaliyetleri süresince toplam değerinin son üç aylık ortalamasının üç milyon Türk Lirası altına düşmemesi esastır. Bu sınırın altında kalınması durumunda Kurul bir aylık ek süre verebilir; başarısızlık halinde fonun tasfiyesi veya dönüşümü gündeme gelir. Borsa yatırım fonlarının birincil piyasa işlemleri yetkilendirilmiş katılımcı ile portföy saklayıcısı arasında gerçekleşir. Yetkilendirilmiş katılımcı, pay oluşturma ve geri alım işlemlerine aracılık eden, kurucuyla sözleşme imzalamış ve Kuruldan gerekli izinleri almış aracı kurumdur. Borsada işlem yapması yasaklanan kişiler birincil piyasa işlemlerine taraf olamazlar. Katılma payı oluşturma süreci, fon portföy kompozisyonunu yansıtacak varlıkların veya nakdin saklayıcıya teslimi ile gerçekleşir. Geri alım ise payların iadesi karşılığında varlıkların teslim alınmasıdır. Bu süreçlerin ayrıntıları içtüzük ve izahnamede açıkça belirtilmelidir. Borsa yatırım fonlarının değerlemesinde iki farklı kavram karşımıza çıkmaktadır. Birim pay değeri, fon toplam değerinin dolaşımdaki pay sayısına bölünmesiyle hesaplanır ve bu hesaplama kurucunun sorumluluğundadır. İşlem fiyatı ise borsadaki arz ve talebe göre oluşan fiyattır. Olağanüstü durumlarda, örneğin savaş, doğal afet veya ekonomik kriz gibi hallerde, Kurul onayı ile birim pay değeri hesaplanmayabilir ve işlemler durdurulabilir. Portföy sınırlamaları kapsamında, varant ve yatırım kuruluşu sertifikalarına yapılan yatırımlar fon toplam değerinin yüzde on’unu, tek bir ihraççıya ait olanlar ise yüzde beş’ini aşamaz. Vadeli mevduat ve katılma hesapları için sınır yüzde on olup, tek bir bankada bu oran yüzde üç ile sınırlandırılmıştır. Katılım fonu unvanlı borsa yatırım fonlarında ise bu oranlar sırasıyla yüzde yirmi ve yüzde on olarak uygulanır. Ters repo ve Takasbank para piyasası işlemleri toplamı fon toplam değerinin yüzde yirmi’sini geçemez. Borsa dışında yapılan ters repo sözleşmeleri için ise yüzde on sınırı mevcuttur. Repo işlemlerinde ise portföydeki varlıkların rayiç değerinin yüzde on’una kadar işlem yapılabilir. Fon hesabına fon toplam değerinin yüzde on’unu geçmemek üzere kredi alınması mümkündür. Yabancı borsa yatırım fonlarına yatırım yapan fonların portföyünde en az dört farklı yabancı borsa yatırım fonu bulunmalı ve her birinin ağırlığı yüzde otuz’u aşmamalıdır. Endeks takibi yapan fonlarda yoğunlaşma riskini önlemek amacıyla, ihraççı paylarından oluşan endekslerde en az altı farklı ihraççı bulunmalı ve her birinin ağırlığı yüzde otuz’u geçmemelidir. Kamu borçlanma araçlarında tek bir varlığın ağırlığı yüzde otuz beş, özel sektör borçlanma araçlarında ise en az altı varlık bulunması şartıyla her birinin ağırlığı yine yüzde otuz beş ile sınırlandırılmıştır. Kamuya açıklama süreçlerinde şeffaflık esastır. Endeks değişiklikleri, performans metrikleri, kurucu veya yönetici değişiklikleri ile fonun birim pay değerini etkileyebilecek her türlü gelişme Kamuyu Aydınlatma Platformu üzerinden duyurulmalıdır. Takip farkı ve takip hatası verileri her ayın sonu itibarıyla, takip eden ayın ilk iş gününde açıklanır. Ayrıca her yılın son iş gününde bir sonraki yıla ilişkin tahmini takip hatası değeri paylaşılır. Ocak ayının sonuna kadar ise bir önceki yılın gerçekleşen verileri ile tahminler arasındaki farkların gerekçeleri raporlanır. Finansal raporlama esaslarında yatırım fonlarına ilişkin düzenlemeler geçerli olup, borsa yatırım fonları için performans sunuş raporu hazırlanması zorunlu tutulmamıştır. Gayrimenkul yatırım fonlarına ilişkin esaslar ise altı bin üç yüz altmış iki sayılı Sermaye Piyasası Kanunu ile hukuki altyapıya kavuşmuş ve ilgili tebliğ ile ayrıntılı olarak düzenlenmiştir. Bu fonlar sadece nitelikli yatırımcılara satılmak üzere kurulabilirler ve gayrimenkul odaklı yatırımları teşvik etmeyi amaçlarlar. Gayrimenkul yatırım fonlarının kuruluşu, faaliyetleri ve portföy yönetim stratejileri borsa yatırım fonlarından farklılık gösterse de, her iki tür de sermaye piyasalarının derinleşmesi ve kurumsal yatırımcı tabanının genişlemesi açısından stratejik öneme sahiptir. Sınavda özellikle borsa yatırım fonlarının arbitraj mekanizması, portföy sınırlamaları ve unvan kuralları sıklıkla soru konusu edilmektedir. Sayısal limitlerin ve sürelerin karıştırılmaması, başarı için temel şarttır.

Bölüm 21

Borsa yatırım fonlarının kamuyu aydınlatma yükümlülükleri kapsamında, fonun portföy yapısına ve yönetim stratejisine ilişkin belirli durumların ortaya çıkması halinde açıklama yapılması zorunluluğu bulunmaktadır. Bu kapsamda, değerlendirme tarihi itibarıyla borsa yatırım fonu toplam değerinin son üç aylık ortalama değerinin üç milyon Türk Lirası sınırının altına düşmesi durumunda ivedilikle bilgilendirme yapılmalıdır. Ayrıca fonun portföy yapısında, portföy sınırlamalarında, yatırım stratejisinde veya endeks takip stratejisinde meydana gelen her türlü değişiklik kamuoyu ile paylaşılmalıdır. Fon portföyünün değerleme esaslarında veya varlıkların saklama esaslarında bir değişiklik yapılması da bu kapsamda değerlendirilir. Borsa dışı repo ve ters repo işlemlerine taraf olunması durumunda, sözleşmenin vadesi, uygulanan faiz oranı, karşı tarafın kimliği ve bu karşı tarafın derecelendirme notuna dair detaylı bilgiler açıklanmalıdır. Taraf olunan borsa dışı sözleşmelerin mevzuatta yer alan ilkelere uygunluğunun sağlanması amacıyla kullanılan güvenilir yöntemler ve genel ilkeler de bu bilgilendirme sürecine dahildir. Fon tarafından kredi kullanılması halinde ise kredinin tutarı, faiz oranı, alındığı tarih, kredi alınan kuruluş ve geri ödeme tarihi gibi teknik detayların açıklanması yasal bir zorunluluktur. Bu bilgiler sınav sorularında fonun şeffaflık ve hesap verebilirlik ilkeleri çerçevesinde sıklıkla karşınıza çıkmaktadır. Borsa yatırım fonlarının idari yapısı ve organizasyonuna dair değişiklikler de kamuyu aydınlatma belgelerinde yer almalıdır. Kurucunun yönetim kurulu üyeleri, fon müdürü ve fon bünyesinde önemli karar alma yetkisine sahip diğer personelin atanması, görevden ayrılması veya herhangi bir nedenle değişmesi durumunda bu bilgiler paylaşılır. Söz konusu kişiler hakkında Sermaye Piyasası Kurulu tarafından uygulanan herhangi bir yaptırım bulunması halinde bu durumun da açıklanması gerekmektedir. Mali yapıya ilişkin olarak yönetim ücreti, komisyon oranları ve diğer giderler ile toplam gider oranında yapılacak her türlü değişiklik yatırımcılara duyurulmalıdır. Fon tarafından ödenen endeks lisanslama ücretleri ve bu ücretlerdeki değişimler de mali açıklamalar kategorisinde yer alır. Fonun sona ermesi, devredilmesi, dönüştürülmesi, birleştirilmesi veya kurucusunun değiştirilmesi gibi temel yapısal değişikliklerde yetkili organ kararlarının alınması, resmi başvuruların yapılması ve izin süreçlerine dair tüm gelişmelerin güncel olarak aktarılması esastır. Bu süreçte Kurul izni tarihinden itibaren değişikliklerin yürürlüğe gireceği tarihe kadar her gün duyuru yapılması ve duyuru metninin içeriğinin paylaşılması zorunludur. Diğer önemli açıklamalar arasında borsa yatırım fonu katılma paylarının yabancı ülke borsalarında işlem görmeye başlaması, işlem gördüğü piyasaların değişmesi veya kottan çıkarılması gibi durumlar yer almaktadır. Mevzuat değişiklikleri nedeniyle fon faaliyetlerinin önemli ölçüde etkileneceğinin anlaşıldığı hallerde de bildirim yapılmalıdır. Genel bir kural olarak, fonun faaliyetlerini ve mali durumunu önemli ölçüde etkileyebilecek her türlü gelişme veya daha önce kamuya açıklanmış raporlarda, mali tablolarda ve bilgilendirme dokümanlarında yer alan bilgilerde önemli bir değişikliğin ortaya çıkması durumunda kamuyu aydınlatma yükümlülüğü doğmaktadır. Ortak hükümler tebliğinde açıkça düzenlenmemiş konularda borsa yatırım fonları, Kurulun yatırım fonlarına ve portföy saklama hizmetine ilişkin genel düzenlemelerine tabidir. Fon toplam giderinin üst sınırının belirlenmesinde, unvanında endeks ibaresi bulunan fonlar için geçerli olan sınırlamalar esas alınır. Finansal raporlama süreçlerinde ise yatırım fonlarının finansal raporlamalarına ilişkin düzenlemelere uyulması şarttır. Ancak borsa yatırım fonları için performans sunuş raporu hazırlanması zorunlu tutulmamıştır; bu ayrıntı sınavda muafiyetler bağlamında sorulabilmektedir. Gayrimenkul yatırım fonlarına ilişkin esaslara geçtiğimizde, bu fonların ülkemizdeki hukuki altyapısının altı bin üç yüz altmış iki sayılı Sermaye Piyasası Kanunu ile oluşturulduğunu görmekteyiz. Gayrimenkul Yatırım Fonlarına İlişkin Esaslar Tebliği ile bu fonların kuruluşu, faaliyetleri ve nitelikli yatırımcılara satışı ayrıntılı olarak düzenlenmiştir. Gayrimenkul yatırım fonları, gayrimenkullerin menkul kıymetleştirilmesine imkan sağlayan, büyük ölçekli gayrimenkullere likidite kazandıran ve yatırımcılar ile gayrimenkul sahiplerini sermaye piyasası çatısı altında buluşturan kurumlardır. Bu fonların en temel özelliklerinden biri, katılma paylarının sadece nitelikli yatırımcılara satılabiliyor olmasıdır. Fon toplam değerinin en az yüzde seksen oranındaki kısmının gayrimenkul yatırımlardan oluşması yasal bir zorunluluktur. Bu yatırımlar arsa, arazi, konut, ofis, alışveriş merkezi, otel, lojistik merkezi, depo, park ve hastane gibi her türlü gayrimenkulü kapsayabilir. Portföydeki varlıkların bağımsız bir portföy saklayıcısı tarafından saklanması zorunluluğu, uluslararası uygulamalarla uyumlu bir koruma mekanizmasıdır. Gayrimenkul yatırım fonları, tüzel kişiliği haiz olmamakla birlikte, tapuya tescil, terkin ve düzeltme işlemleri ile sınırlı olarak tüzel kişiliği haiz addolunurlar. Sınav açısından kritik bir sayısal veri olarak, fonların asgari portföy büyüklüğünün katılma paylarının satışına başlandığı tarihi takip eden en geç bir yıl içerisinde iki yüz milyon Türk Lirası tutarına ulaşması zorunludur. Fonlar süreli veya süresiz olarak kurulabilir ve içtüzükte belirtilmesi kaydıyla performans ücreti tahsil edebilirler. Gayrimenkul yatırımlarının değerlemesi, her takvim yılı sonu itibarıyla Kurulca uygun görülen değerleme kuruluşlarınca yapılmak zorundadır. Ayrıca yatırımcılara tanınan hak ve yükümlülükleri farklılaştırmak amacıyla aynı fon içinde farklı pay grupları oluşturulabilir. Katılma payı alım satım işlemlerinin birim pay değerinden farklı bir fiyat üzerinden gerçekleştirilmesi de bilgilendirme dokümanlarında esasların belirtilmesi şartıyla mümkündür. Fonu kurmaya yetkili kuruluşlar portföy yönetim şirketleri, gayrimenkul portföy yönetim şirketleri ile gayrimenkul ve girişim sermayesi portföy yönetim şirketleridir. Fon portföyüne dahil edilebilecek varlıklar arasında gayrimenkuller, gayrimenkule dayalı haklar, TOKİ ve belediyelerin iştirak ettiği projelerdeki bağımsız bölümler, gayrimenkul yatırım ortaklığı hisseleri ve gayrimenkul sertifikaları yer alır. Ayrıca fon toplam değerinin belirli bir kısmıyla hisse senetleri, borçlanma araçları, vadeli mevduat, repo işlemleri ve altın gibi diğer yatırım araçlarına da yatırım yapılabilir. Eğer fonun faaliyetleri katılım finans ilkelerine uygun olarak yürütülecekse, fon unvanında katılım ibaresinin kullanılması mümkündür. Fon malvarlığının korunması hususunda katı kurallar uygulanmaktadır. Gayrimenkul yatırım fonunun malvarlığı; kurucunun, portföy saklayıcısının ve portföy yöneticisinin malvarlığından tamamen ayrıdır. Fon malvarlığı, sadece fon hesabına kredi kullanılması veya koruma amaçlı türev işlemler gibi belirli durumlar haricinde teminat gösterilemez ve rehnedilemez. Portföy yönetiminde yatırımcı lehine hareket edilmesi ve çıkar çatışmalarının önlenmesi esastır.

İlk 5 dakika ücretsiz dinlendi

Kalan 252 dakikayı dinlemek ve tüm bölümlere erişmek için premium lisans gerekli.

Lisans Satın Al

Premium ile Tam Erişim

Bu dersin ilk 5 dakikası ücretsiz. Tamamını dinlemek için lisans satın alın.

Paketleri görüntüle