Bölüm 1
Sermaye piyasası araçları ve bu araçların ihracına ilişkin hukuki çerçeveyi ele alacağımız bu ders kapsamında, Sermaye Piyasası Kurulu uzmanları tarafından hazırlanan güncel çalışma notları üzerinden ilerleyeceğiz. Dersimizin temelini altı bin üç yüz altmış iki sayılı Sermaye Piyasası Kanunu ve bu kanuna dayanılarak hazırlanan alt düzenlemeler oluşturmaktadır. Özellikle Sermaye Piyasası Faaliyetleri Düzey iki, Düzey üç ve Türev Araçlar sınavlarına hazırlanan adaylar için bu içerik, müfredatın en ağırlıklı bölümlerinden birini teşkil etmektedir. Ders akışımızda öncelikle İzahname ve İhraç Belgesi Tebliği üzerinde duracak, ardından sermaye piyasası araçlarının satışı, varlık finansmanı, faizsiz finans araçları, gayrimenkul sertifikaları, varantlar ve yabancı sermaye piyasası araçları gibi teknik konuları detaylandıracağız. Sermaye piyasası araçlarının ihracına ilişkin düzenlemelerin merkezinde iki, beş nokta bir sayılı İzahname ve İhraç Belgesi Tebliği yer almaktadır. Bu tebliğ, altı bin üç yüz altmış iki sayılı Sermaye Piyasası Kanunu'nun dört, beş, altı, yedi, on bir ve otuz üçüncü maddelerine dayanılarak hazırlanmıştır. yirmi iki Haziran iki bin on üç tarihli Resmi Gazete'de yayımlanan bu düzenleme, yirmi iki Temmuz iki bin on üç tarihinde yürürlüğe girmiştir. Tebliğin temel amacı, izahname ve ihraç belgesinin hazırlanması, onaylanması, kamuya duyurulması ve bu süreçteki ilan ve reklamlara ilişkin esasları belirlemektir. Sınav hazırlığı sürecinde tebliğin kapsamı ve bu kapsamın dışında kalan istisnai durumlar sıklıkla soru olarak karşımıza çıkmaktadır. Tebliğin kapsamına baktığımızda, esas itibarıyla sermaye piyasası araçlarının ihracında veya borsada işlem görmesinde hazırlanacak belgelerin düzenlendiğini görmekteyiz. Yatırım kuruluşu varantları ve sertifikalarının ihracı da bu tebliğ hükümlerine tabidir. Ancak bazı özel durumlar ve kurumlar bu tebliğin uygulama alanı dışında bırakılmıştır. Yatırım fonu katılma payları, emeklilik yatırım fonu payları ve değişken sermayeli yatırım ortaklıklarının pay ihraçları bu tebliğe tabi değildir. Bu araçlar için Kurulun ilgili kuruluşlara yönelik özel düzenlemeleri uygulanır. Ayrıca genel bütçe kapsamındaki kamu idareleri, özel bütçeli idareler ve Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası tarafından ihraç edilen araçlar da kapsam dışındadır. Hazine ve Maliye Bakanlığı tarafından koşulsuz ve geri dönülemez şekilde garanti edilen sermaye piyasası araçları ile yatırım kuruluşu varant ve sertifikaları hariç olmak üzere türev araçlar da bu tebliğ hükümlerinden muaftır. Bu muafiyetlerin sınavda hangi kurumların kapsam dışında tutulduğu şeklinde sorulabildiğini hatırlatmakta fayda vardır. İzahname kavramını teknik olarak tanımlamak gerekirse, ihraççının ve varsa garantörün finansal durumu, performansı, geleceğe yönelik beklentileri ve faaliyetleri ile ihraç edilecek araçların özelliklerine ilişkin tüm bilgileri içeren bir kamuyu aydınlatma belgesidir. Bu belgenin temel işlevi, yatırımcıların bilinçli bir değerlendirme yapmasını sağlamaktır. Sermaye piyasası araçlarının halka arz edilebilmesi veya borsada işlem görebilmesi için izahnamenin hazırlanması ve Kurulca onaylanması zorunludur. Burada halka arz kavramına dikkat etmek gerekir. Halka arz, sermaye piyasası araçlarının satın alınması için her türlü yoldan yapılan genel bir çağrıyı ve bu çağrı devamında gerçekleştirilen satışı ifade eder. Eğer bir satış halka arz edilmeksizin, yani tahsisli veya nitelikli yatırımcıya satış şeklinde yapılacaksa izahname düzenlenmesi zorunlu değildir. Ancak bu araçların borsada işlem görmesi planlanıyorsa izahname yine zorunlu hale gelecektir. Onaylı bir izahname yayımlama yükümlülüğü yerine getirilmeden sermaye piyasası araçlarının halka arz edilmesi, kanunun yüz dokuzuncu maddesi uyarınca usulsüz halka arz suçunu oluşturur. Bu suçun cezası iki yıldan beş yıla kadar hapis ve beş bin günden on bin güne kadar adli para cezasıdır. Bu yaptırımlar sınavda hukuki sorumluluklar bağlamında sorulabilmektedir. İzahname hazırlanması zorunlu olsa da bazı durumlarda bu yükümlülükten muafiyet tanınmıştır. Bu muafiyetler sayısal eşiklere ve yatırımcı niteliğine dayanmaktadır. Yatırımcı başına en az iki yüz elli bin Türk Lirası değerinde araç alanlara yönelik halka arzlar veya birim nominal değeri en az iki yüz elli bin Türk Lirası olan araçların halka arzı izahname hazırlama yükümlülüğünden muaftır. Ancak bu iki yüz elli bin Türk Lirası tutarı yeniden değerleme oranına göre güncellenmektedir. otuz bir Aralık iki bin yirmi beş tarihli veriler ışığında, iki bin yirmi altı yılı için bu muafiyet tutarı dokuz milyon beş yüz bin Türk Lirası olarak belirlenmiştir. Sınavda güncel tutarların sorulması ihtimaline karşı bu dokuz milyon beş yüz bin Türk Lirası eşiği kritik önemdedir. Diğer muafiyet durumları arasında nitelikli yatırımcılara yönelik ihraçlar ile birleşme ve bölünme işlemleri yer almaktadır. Birleşme, devir veya bölünme nedeniyle çıkarılan payların borsada işlem görmesi durumunda, Kurulca belirlenen bir duyuru metninin ilan edilmesi şartıyla izahname hazırlama yükümlülüğünden muafiyet sağlanabilir. Ayrıca payların ilk halka arzı hariç olmak üzere, ihraççıların halka arz ettikleri araçların toplam satış bedeli yüz on iki milyon beş yüz bin Türk Lirası'nin altında ise yine Kurulca muafiyet tanınabilir. Bu tutar hesaplanırken on iki aylık süre içerisindeki tüm ihraçlar dikkate alınır ancak bedelsiz paylar bu hesaba dahil edilmez. Sınavda toplam satış bedeli sınırının iki bin yirmi beş yılı için yüz on iki milyon beş yüz bin Türk Lirası olduğu bilgisi yanıltıcı seçenekler arasında yer alabilir, bu nedenle rakamın net olarak bilinmesi gerekir. İzahnamelerin yapısal olarak üç farklı türde hazırlanması mümkündür. Bunlar tek belgeden oluşan izahname, birden fazla belgeden oluşan izahname ve arz programı izahnamesidir. Birden fazla belgeden oluşan izahname yapısında üç temel bileşen bulunur. Bunlar ihraççı bilgi dokümanı, sermaye piyasası aracı notu ve özet bölümüdür. İhraççı bilgi dokümanı, kurumun yönetimi, faaliyetleri ve finansal durumu gibi kurumsal bilgileri içerirken; sermaye piyasası aracı notu, ihraç edilecek aracın özelliklerini ve risklerini kapsar. Özet bölümü ise yatırımcıların hızlıca anlayabileceği temel bilgileri içerir. İzahnamenin birden fazla belge şeklinde hazırlanması durumunda, ihraççı bilgi dokümanı daha önce onaylanmışsa, sonraki halka arzlarda sadece sermaye piyasası aracı notu ve özetin onaylanması yeterli olmaktadır. Bu durum ihraççılara operasyonel kolaylık sağlar. Arz programı izahnamesi ise bankalar tarafından ihraç edilen ve ortaklık hakkı vermeyen sermaye piyasası araçları için kullanılan özel bir yöntemdir. Arz programı, benzer türdeki araçların azami beş yıllık bir süre içinde mükerrer şekilde ihraç edilmesine izin veren bir plandır. Mükerrer ihraç ifadesinden on iki aylık süre içinde en az iki defa ihraç yapılması anlaşılmalıdır. Bu programın uygulanabilmesi için ihraççı genel kurulunun onayı şarttır ve toplantı nisaplarında Türk Ticaret Kanunu'nun dört yüz on sekizinci maddesi uygulanır. Arz programı kapsamında yapılacak her ihraçtan önce bir arz programı sirküleri hazırlanması ve bunun Kurulca onaylanması zorunludur. Sınavda arz programının azami süresinin beş yıl olduğu ve sadece ortaklık hakkı vermeyen araçlar için düzenlenebileceği hususu sıklıkla sorgulanmaktadır. İzahnamenin hazırlanma esaslarına geçtiğimizde, belgenin tam, güncel ve yatırımcılar tarafından kolayca analiz edilebilir olması gerektiğini görmekteyiz. İzahname, ihraççı, halka arz eden ve yetkili kuruluş tarafından imzalanmalıdır. Konsorsiyum varsa lider ve eş liderlerin imzası zorunludur. İzahnamede yer alacak finansal tablolar ise en kritik teknik detaylardan biridir. Ortaklık hakkı veren araçlarda son üç yıla ve ilgili ara döneme ait tablolar istenirken, ortaklık hakkı vermeyen araçlarda son iki yılın tabloları yeterli görülmektedir. Eğer ihraççı finansal tablolarını Kamuyu Aydınlatma Platformu'nda düzenli olarak yayımlıyorsa, izahnamede bu tabloların yer alması yerine ilan tarihlerine atıf yapılması mümkündür. Bankalar, sigorta şirketleri ve finansal kiralama şirketleri gibi özel düzenlemeye tabi kurumlar için kendi özel mevzuatlarına göre hazırlanan tablolar esas alınır. Finansal tablo dönemlerinin satış tarihlerine göre belirlenmesi konusu sınavda hesaplama sorularına konu olabilmektedir. Halka açık olmayan ortaklıkların paylarının ilk halka arzında, satış dönemi bir Ocak ile on beş Şubat arasındaysa son üç yıllık tablolar ile dokuz aylık ara dönem tabloları istenir. Satış on altı Şubat ile on beş Mayıs arasındaysa sadece son üç yıllık tablolar yeterlidir. on altı Mayıs ile on beş Ağustos arasındaki satışlarda son üç yıl ve üç aylık ara dönem; on altı Ağustos ile on beş Kasım arasında son üç yıl ve altı aylık ara dönem; on altı Kasım ile otuz bir Aralık arasında ise son üç yıl ve dokuz aylık ara dönem tabloları zorunludur. Ortaklık hakkı veren diğer araçlarda ise bir Ocak ile on beş Şubat arası satışlarda son üç yıl ve altı aylık ara dönem tabloları gerekirken, on altı Şubat ile on beş Ağustos arası sadece son üç yıllık tablolar talep edilir. Bu tarih aralıkları ve istenen tablo dönemleri arasındaki farklar sınavda ayırt edici sorulardır. Özellikle iki bin yirmi dört yılı başından itibaren uygulanan enflasyon muhasebesi kuralları da izahname hazırlık sürecine dahil edilmiştir. Sermaye Piyasası Kurulu'nun sekiz Şubat iki bin yirmi dört tarihli kararı uyarınca, halka arz edilecek araçların izahnamelerinde karşılaştırma imkanı sağlamak amacıyla enflasyon muhasebesi uygulanmış tabloların yer alması zorunlu kılınmıştır. Örneğin pay ihracında iki bin yirmi bir, iki bin yirmi iki ve iki bin yirmi üç yıllarına ait tabloların enflasyon düzeltmesine tabi tutulmuş olması gerekir. Borçlanma araçlarında ise iki bin yirmi iki ve iki bin yirmi üç yılları için bu düzeltme aranmaktadır. Halka açık ortaklıklar için ise iki bin yirmi üç yılından başlamak üzere karşılaştırmalı tablolar talep edilmektedir. Bu güncel düzenleme, finansal verilerin doğruluğu ve yatırımcının korunması açısından büyük önem taşımaktadır. İzahnamede yer alan finansal verilerin bağımsız denetimden geçmiş olması esastır. Eğer bağımsız denetimden geçmemiş veriler kullanılacaksa, bunların denetimden geçmiş verilerle tutarlı olması ve denetimden geçmiş verilerin daha dikkat çekici şekilde sunulması şarttır. Ayrıca denetimden geçmemiş verilerin bu niteliği açıkça vurgulanmalıdır. İzahnamenin geçerlilik süresi boyunca yeni finansal tabloların ortaya çıkması durumunda, ihraççı bilgi dokümanının güncellenmesi gerekebilir. Ancak bu tablolar zaten Kamuyu Aydınlatma Platformu'nda yayımlanmışsa güncelleme yükümlülüğünden muafiyet tanınabilir. Bu teknik ayrıntılar, sermaye piyasası mevzuatının şeffaflık ve kamuyu aydınlatma ilkelerinin birer yansımasıdır. Sınavda bu süreçlerin işleyişi ve süreleri hakkındaki sorulara hazırlıklı olunmalıdır.
Bölüm 2
Sermaye piyasası araçlarının halka arzı ve ihracı süreçlerinde finansal tabloların sunumu ve bu belgelerin güncelliği, yatırımcıların doğru bilgilendirilmesi açısından kritik bir öneme sahiptir. İzahnamelerde yer alacak finansal tablo dönemleri, kural olarak mali dönemi bir Ocak ile otuz bir Aralık tarihleri arasında olan ortaklıklara göre belirlenmektedir. Ancak özel hesap dönemine tabi olan ortaklıklar için bu dönemlerin kendi hesap dönemlerine uygun şekilde uyarlanması yasal bir zorunluluktur. İzahnamenin birden fazla belge şeklinde hazırlanması ve ihraççı bilgi dokümanının Kurul tarafından daha önce onaylanmış olması durumunda, geçerlilik süresi içinde yapılacak halka arzlardan ilkinin başlayacağı günden önce yeni finansal tabloların hazırlanması gerekirse, ihraççı bilgi dokümanının bu yeni verileri içerecek şekilde güncellenmesi şarttır. Bununla birlikte, sonraki halka arzlarda ihraççı bilgi dokümanında veya izahnamede yer almayan finansal tabloların Kamuyu Aydınlatma Platformu üzerinden ilan edilmesi durumunda, ihraççıların bu belgeleri güncelleme yükümlülüğünden muaf tutulduğu görülmektedir. Bu muafiyet, bilginin kamuya halihazırda şeffaf bir şekilde sunulmuş olması esasına dayanmaktadır. Sermaye Piyasası Kurulu Karar Organı'nın sekiz Şubat iki bin yirmi dört tarihli ve dokuz taksim iki yüz yirmi bir sayılı kararı ile satış dönemlerinin uzatılmasına ilişkin önemli bir düzenleme yapılmıştır. Bu karara göre, İzahname ve İhraç Belgesi Tebliği'nin on birinci maddesinde bir Ocak ile on beş Şubat tarihleri arasında belirlenen satış dönemi, iki bin yirmi dört yılı için bir Mart iki bin yirmi dört tarihine kadar uzatılmıştır. Bu kapsamda, bir sonraki dönemde kullanılması esas olan bağımsız denetimden geçmiş son dönem finansal tabloların izahnameye ek olarak verilmesine ilişkin hükmün bu spesifik satış dönemi için uygulanmamasına karar verilmiştir. Bu tür geçici düzenlemeler sınav sorularında tarih ve uygulama istisnası olarak karşınıza çıkabileceği için dikkatle not edilmelidir. Enflasyon muhasebesi uygulaması, hem halka açık olmayan ortaklıklar hem de halka açık ortaklıklar için belirli kriterlere bağlanmıştır. Halka açık olmayan ortaklıkların paylarının ilk defa halka arz edilmesi işlemlerinde ve yatırım kuruluşu varantları ile sertifikaları dahil ortaklık hakkı vermeyen araçların halka arzında, karşılaştırma imkanı sağlamak amacıyla enflasyon muhasebesi uygulanmış finansal tabloların sunulması zorunludur. Örneğin, pay ihracına ilişkin bir izahnamede otuz bir Aralık iki bin yirmi bir, otuz bir Aralık iki bin yirmi iki ve otuz bir Aralık iki bin yirmi üç tarihlerinde sona eren hesap dönemlerine ait yıllık finansal tabloların enflasyon muhasebesine göre düzeltilmiş olması gerekir. Borçlanma araçları ihracında ise bu zorunluluk otuz bir Aralık iki bin yirmi iki ve otuz bir Aralık iki bin yirmi üç tarihli tabloları kapsamaktadır. Halka açık ortaklıkların pay arzlarında ise otuz bir Aralık iki bin yirmi üç tarihinde sona eren hesap döneminden başlamak üzere enflasyon muhasebesi uygulanmış karşılaştırmalı tabloların yer alması esastır. Bu noktada otuz bir Aralık iki bin yirmi iki ve otuz bir Aralık iki bin yirmi üç tabloları enflasyon düzeltmeli olarak sunulurken, otuz bir Aralık iki bin yirmi bir tablosunun düzeltilmemiş haliyle yer alabileceği bir istisna olarak belirtilmiştir. Özel düzenlemelere tabi kuruluşlar için finansal raporlama esasları farklılık göstermektedir. beş bin dört yüz on bir sayılı Bankacılık Kanunu'na tabi bankalar, varlık yönetim şirketleri, beş bin altı yüz seksen dört sayılı Sigortacılık Kanunu'na tabi sigorta şirketleri ve altı bin üç yüz altmış bir sayılı Finansal Kiralama, Faktoring, Finansman ve Tasarruf Finansman Şirketleri Kanunu'na tabi ortaklıklar, kendi özel mevzuatları uyarınca hazırladıkları finansal tabloları ve bağımsız denetim raporlarını esas alırlar. Kurul, bu kuruluşların izahname veya ihraç belgesi onay başvurularını değerlendirirken söz konusu özel düzenlemeleri temel kabul etmektedir. Bu ayrım, sınavda kurum türlerine göre hangi finansal raporlama standartlarının uygulanacağı sorulduğunda belirleyici olacaktır. İzahnamede bilgi sunumu yöntemlerinden biri olan atıfta bulunma usulü, sürecin operasyonel verimliliğini artırmaktadır. İhraççı veya halka arz edenle ilgili olarak daha önceden Kurulun, Borsanın internet sitesinde veya Kamuyu Aydınlatma Platformu'nda duyurulan bilgilere izahnamede atıf yapılabilir. Ancak bu bilgilerin ihraççının sahip olduğu en güncel bilgiler olması şarttır. Özet bölümünde ise izahname dışındaki bilgilere atıf yapılamayacağı kuralı unutulmamalıdır. Finansal tablolar, bağımsız denetim raporları, esas sözleşme, özel durum açıklamaları, faaliyet raporları ve değerleme raporları atıf yapılabilecek belgeler arasında yer alır. Atıf yapılan bilginin kaynağı ve bu bilgiye erişim yolu izahnamede açıkça belirtilmelidir. Bazı durumlarda izahnamede belirli bilgilerin yer almaması Kurul iznine tabi olabilir. Eğer bir bilginin açıklanması kamu yararına aykırıysa veya bilginin açıklanması ihraççıyı önemli bir zarara uğratacak nitelikteyse ve bu durum yatırımcının bilinçli değerlendirme yapmasını engellemiyorsa, Kurul bu bilginin gizli tutulmasına izin verebilir. Ayrıca, bilginin halka arz için önemsiz olması veya bu bilgiye ulaşmanın maliyetli ve güç olması durumunda da benzer bir izin mekanizması işleyebilir. Kesin halka arz fiyatı veya faiz oranı gibi verilerin izahnamede yer almaması durumunda, bu değerlerin hangi kriterlere göre belirleneceğinin izahnamede açıklanması zorunludur. İzahnamede yapılacak değişiklikler ve yeni hususların eklenmesi süreci sıkı kurallara bağlanmıştır. Yatırım kararlarını etkileyebilecek bir değişiklik veya yeni bir durum ortaya çıktığında, ihraççı veya halka arz eden bu durumu derhal Kurula yazılı olarak bildirmelidir. Gerekli görüldüğünde satış süreci durdurulabilir. Değişiklikleri içeren kısımlar bildirimden itibaren yedi iş günü içinde Kurulca onaylanır ve derhal ilan edilir. Özet kısmında değişiklik yapılması gerekiyorsa, bu kısmın yatırımcılar tarafından kolayca fark edilebilmesi için dikkat çekici bir şekilde sunulması gerekir. En kritik haklardan biri ise geri alma hakkıdır. Değişiklik veya yeni hususların yayımlanmasından önce talepte bulunmuş yatırımcılar, bu yayımı takip eden iki iş günü içerisinde taleplerini geri alma hakkına sahiptirler. Bu süre ihraççı tarafından uzatılabilir ancak kısaltılamaz. İzahnamenin geçerlilik süresi, güncelliğinin korunması kaydıyla ilk yayım tarihinden itibaren on iki aydır. Bu sürenin dolmasından sonra yapılacak halka arzlarda izahnamenin yeniden onaylanması gerekir. İzahnamenin birden fazla belge şeklinde hazırlanması durumunda on iki aylık süre, ihraççı bilgi dokümanının ilk yayım tarihinde başlar. Sermaye piyasası aracı notu ve özetin geçerlilik süresi, ihraççı bilgi dokümanının süresini aşamaz. İzahnamenin tescil ve ilanı aşamasında ise Kurul onayından önce izahnamenin henüz onaylanmadığını belirten bir ibareyle internet sitelerinde ilan edilmesi zorunludur. Onaylanmış izahname ise ihraççının internet sitesinde, varsa yetkili kuruluşun sitesinde ve ihraççı Kamuyu Aydınlatma Platformu üyesi ise orada ilan edilir. İzahnamenin nerede yayımlandığı hususu, ilandan itibaren on iş günü içerisinde ticaret siciline tescil ve Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi'nde ilan edilmelidir. Elektronik ortamda yayımlanan izahnamelerin basılı bir nüshasının talep eden yatırımcıya bedelsiz verilmesi yasal bir zorunluluktur. İhraç belgesi, sermaye piyasası araçlarının halka arz edilmeksizin ihraç edilmesi durumunda veya yurt dışı ihraçlarda hazırlanan ve satış şartlarını içeren belgedir. İhraç tavanı içerisinde farklı zamanlarda yapılan satışlar tertip olarak adlandırılır ve bu durumda tertip ihraç belgesi düzenlenir. Ortaklık hakkı vermeyen araçların halka arz edilmeksizin satışında, bir yıllık süre içerisinde satılması planlanan toplam tutar için ihraç tavanı içeren bir ihraç belgesi onaylatılır. Bu bir yıllık süre Kurul karar tarihinden itibaren başlar. Yurt içi satışlarda her bir tertip için ayrı bir tertip ihraç belgesi hazırlanması esas olsa da, Kurulun uygun gördüğü durumlarda her tertip için ayrı başvuru yerine Merkezi Kayıt Kuruluşu üzerinden işlemlerin tamamlanması mümkündür. İhraç belgesi ve tertip ihraç belgesi ticaret siciline tescil edilmez, ancak onaydan itibaren on beş iş günü içinde internet sitelerinde ilan edilmelidir. Tasarruf sahiplerine satış duyurusu, özellikle sermaye artırımı yoluyla halka açılacak ortaklıklar veya rüçhan haklarının kullanılmasından sonra kalan payların satışı için zorunludur. Ancak halka açık ortaklıkların sermaye artırımlarında kalan payların nominal değeri yüz elli bin Türk Lirası'nin altında kalıyorsa veya satışa sunulan payların nominal değerinin yüzde bir'inden az ise, Kuruldan onay almadan özel durum açıklaması yapılarak bu duyuru yayımlanmayabilir. Bu sayısal eşikler sınavda muafiyet şartı olarak sorulabilmektedir. Tasarruf sahiplerine satış duyurusu, rüçhan hakkı kullanım süresinin bitiminden veya izahnamenin ilanından sonra aynı gün içinde ilan edilmelidir. İnceleme süreleri konusunda Kurulun iki temel süresi bulunmaktadır. Genel kural olarak izahname veya ihraç belgesi başvuruları on iş günü içinde karara bağlanır. Ancak payların ilk defa halka arzında bu süre yirmi iş gününe çıkmaktadır. Eksik belge durumunda Kurul on iş günü içinde bildirim yapar ve eksikliklerin giderilmesi için yirmi iş günü süre verir. Bu sürelerin sonunda eksiklikler tamamlanmazsa başvuru işlemden kaldırılır. Kurulun onayı, belgelerdeki bilgilerin doğru olduğunun devlet tarafından garanti edildiği veya bir yatırım tavsiyesi olduğu anlamına gelmez. Bu hususun reklam ve ilanlarda kullanılması kesinlikle yasaktır. Onaylanan belgelerin yirmi iş günü içinde teslim alınmaması veya teslimden sonra on beş iş günü içinde ilan edilmemesi durumunda onay geçersiz sayılır ve yeniden onay süreci gerekir. Sorumluluk hukuku açısından izahname ve diğer kamuyu aydınlatma belgelerinden doğan zararlardan ihraççılar birincil derecede sorumludur. Zararın ihraççıdan tazmin edilememesi durumunda halka arz edenler, aracılık eden lider yetklili kuruluşlar, varsa garantör ve ihraççının yönetim kurulu üyeleri kusurlarına göre sorumlu tutulurlar. Bağımsız denetim, derecelendirme ve değerleme kuruluşları da hazırladıkları raporlardaki yanlış veya eksik bilgilerden dolayı Sermaye Piyasası Kanunu'nun altmış üçüncü maddesi uyarınca sorumludur. Sorumluluğu hafifleten veya kaldıran anlaşmalar hukuken geçersizdir. Yatırımcıların zararı ile yanlış bilgi arasında illiyet bağı, gerçeğe uygun bilginin ortaya çıktığı tarihten sonraki işlemler için kurulmuş sayılır. Tanıtım ve reklam faaliyetlerinde izahnamede yer alan bilgilerle tutarlılık esastır. Reklamlarda yatırım kararlarının izahnamenin incelenmesi suretiyle verilmesi gerektiğine dair bir uyarı bulunmalıdır. İzahname onaylanmadan önce yapılacak reklamlar sadece şirketin sektörü ve ürünleri ile sınırlı kalmalı, halka arz detaylarına girmemelidir. Eğer bir reklamda halka arz fiyatına yer veriliyorsa, bu fiyatın belirlenmesinde Kurulun veya Borsanın bir takdir yetkisinin bulunmadığı açıkça belirtilmelidir. Bilgi eşitsizliğine yol açacak her türlü açıklamadan kaçınılması yasal bir zorunluluktur. Sermaye Piyasası Araçlarının Satışı Tebliği, satış yöntemlerini ve dağıtım esaslarını düzenler. Tebliğdeki tutarlar her yıl yeniden değerleme oranına göre güncellenir. otuz bir Aralık iki bin yirmi beş tarihli bülten ile iki bin yirmi altı yılı için geçerli tutarlar belirlenmiştir. Satış sürecinde yatırımcılar bedelleri ilgili banka hesaplarına yatırır. Kurumsal yatırımcılar için yetkili kuruluşun riski üstlenmesi kaydıyla talep toplama sonrası ödeme imkanı tanınabilir. Ayrıca Borsa İstanbul otuz endeksindeki paylar, para piyasası fonları veya kamu borçlanma araçları gibi varlıkların blokajı yoluyla da talepte bulunulabilir. Bu durumun izahnamede hangi oranlarda kabul edileceği belirtilmelidir. Halka arz edilmeksizin yapılan satışlarda tahsisli satış ve nitelikli yatırımcıya satış yöntemleri öne çıkar. Tahsisli satışlarda yatırımcı sayısının belirli bir anda yüz elli kişiyi geçmemesi esastır. Nitelikli yatırımcılar bu yüz elli kişilik sınırın hesaplanmasında dikkate alınmazlar. Eğer yatırımcı sayısı yüz elli sınırını aşarsa, Merkezi Kayıt Kuruluşu durumu derhal Kurula bildirir ve ihraççı yirmi iş günü içinde izahname hazırlayarak Kurula başvurmak zorundadır. Tahsisli ve nitelikli yatırımcıya satışlarda, yatırımcılara riskleri anladıklarına dair bir beyan imzalatılması zorunludur. Bu beyanlar ihraççı veya yetkili kuruluş tarafından beş yıl süreyle saklanmalıdır. Merkezi Kayıt Kuruluşu nezdinde nitelikli yatırımcı kaydı bulunanlardan ayrıca beyan alınmasına gerek yoktur ancak aracı kurumun bu kontrolü yapma yükümlülüğü devam etmektedir. Sermaye piyasası mevzuatı kapsamında sermaye piyasası araçlarının halka arz edilmeksizin satış yöntemlerini ve bu süreçteki temel düzenlemeleri incelemeye devam ediyoruz.
Bölüm 3
Sermaye piyasası mevzuatı kapsamında sermaye piyasası araçlarının halka arz edilmeksizin satış yöntemlerini ve bu süreçteki temel düzenlemeleri incelemeye devam ediyoruz. Halka arz edilmeksizin gerçekleştirilen satışlar temel olarak iki ana başlık altında toplanmaktadır. Bunlardan ilki nitelikli yatırımcılara satış, ikincisi ise tahsisli satıştır. Nitelikli yatırımcılara satılmak üzere ihraç edilen sermaye piyasası araçları, borsa düzenlemeleri çerçevesinde yalnızca bu niteliğe sahip yatırımcılar arasında alınıp satılmak üzere borsada işlem görebilir. Bu noktada nitelikli yatırımcı kavramını doğru tanımlamak sınav açısından kritik önem taşımaktadır. Nitelikli yatırımcı, Sermaye Piyasası Kurulu’nun yatırım kuruluşlarına ilişkin düzenlemelerinde tanımlanan ve talebe dayalı olarak profesyonel kabul edilenler de dahil olmak üzere tüm profesyonel müşterileri ifade etmektedir. Tahsisli satış ise sermaye piyasası araçlarının doğrudan yurt dışında veya yurt içinde yerleşik kişilere borsa dışında tahsisli olarak ya da borsada toptan satışı şeklinde tanımlanmaktadır. Halka arz edilmeksizin yurt içinde yapılacak satışlarda, içeriği Kurul tarafından belirlenen beyanların satıştan önce yatırımcılara imzalatılması yasal bir zorunluluktur. Tahsisli olarak satılmak üzere ihraç edilen sermaye piyasası araçlarının temel kural olarak borsada işlem görmemesi esastır. Ancak payları halihazırda borsada işlem gören ortaklıkların sermaye artırımlarında, artırılan payların borsada işlem gören nitelikte oluşturulması veya sonradan bu niteliğe dönüştürülmesi durumları bu kuralın istisnasını teşkil eder. Tahsisli satışlarda yatırımcı sayısı sınırlaması sınavda sıklıkla sorulan teknik bir detaydır. Payların ikincil piyasa işlemleri hariç olmak üzere, tahsisli olarak satılan sermaye piyasası araçlarını belirli bir anda elinde bulunduran yatırımcı sayısının yüz elli kişiyi geçmemesi esastır. Halka açık ortaklıklarca halka arz edilmeksizin ihraç edilen payların, Kurulun payların ihracına ilişkin düzenlemeleri çerçevesinde borsada işlem gören nitelikte oluşturulması durumunda ise bu yatırımcı sayısı sınırı uygulanmaz. Beyan yükümlülüğü konusuna dönecek olursak, tahsisli satışlarda imzalanacak beyanda satışa konu araçların risklerine ve yatırımcının bu riskleri anlayıp kabul ettiğine dair bilgilere yer verilir. Nitelikli yatırımcılara yapılan satışlarda ise bu bilgilere ek olarak yatırımcının nitelikli yatırımcı vasfını taşıdığına dair açıklama bulunmalıdır. Merkezi Kayıt Kuruluşu nezdinde kaydı tutulan nitelikli yatırımcılardan ayrıca beyan alınması gerekmez; ancak ilgili yatırım kuruluşu, işlem öncesinde yatırımcının bu listede olup olmadığını kontrol etmekle yükümlüdür. Önemli bir husus olarak, daha önceki tahsisli satışlarda beyan alınmış olması, yeni bir satışta bu yükümlülüğü ortadan kaldırmaz. Beyan yükümlülüğü her bir tahsisli satış için ayrı ayrı yerine getirilmelidir. İhraççılar ve yetkili kuruluşlar bu beyanları alındığı tarihten itibaren beş yıl süreyle saklamak ve talep halinde Kurula sunmak zorundadır. Tahsisli satışlara ilişkin özel hükümler kapsamında kontrol mekanizması ISIN kodu bazında ve sermaye piyasası aracının vadesi boyunca günlük olarak yürütülür. Bu kontrolde müşterek hesap sahibi kişiler ayrı ayrı dikkate alınır ve yalnızca gün sonu itibarıyla bakiyesi olan hesaplar hesaba katılır. Yatırımcı sayısı hesaplanırken nitelikli yatırımcılar yüz elli kişilik sınırın dışında tutulur. Eğer tahsisli satışta yatırımcı sayısı yüz elli kişiyi geçerse, bu durum Merkezi Kayıt Kuruluşu tarafından derhal ihraççıya ve Kurula bildirilir. İhraççı, bu bildirimi takip eden yirmi iş günü içerisinde bir izahname hazırlayarak onaylanması amacıyla Kurula başvurmak ve aynı süre içinde aracın borsada işlem görmesi için borsaya müracaat etmekle yükümlüdür. Nitelikli yatırımcılara yapılacak satışlarda ise süreç daha farklı işlemektedir. Bu satışlar yalnızca nitelikli yatırımcılara yönelik bir çağrıda bulunulması veya bu yatırımcıların önceden belirlenmesi suretiyle gerçekleştirilir ve yatırımcı sayısı yönünden herhangi bir kısıtlama uygulanmaz. Bir yatırımcının nitelikli yatırımcı olduğu bilgisi, ilgiliden alınan beyan üzerine Merkezi Kayıt Kuruluşu üyesi yatırım kuruluşları tarafından Merkezi Kaydi Sistem üzerinde kayıt altına alınmalıdır. Kurumsal yatırımcıların kaydı ise beyan alınmasına gerek duyulmaksızın yatırım kuruluşları tarafından resen yapılır. Müşterek hesapların nitelikli kabul edilebilmesi için hesap sahibi tüm kişilerin bu özelliği taşıması şarttır. Nitelikli yatırımcı vasfını kaybeden bir yatırımcı, bu durumu derhal yatırım kuruluşuna bildirmelidir. Profesyonel müşteri statüsünden çıkılması, nitelikli yatırımcı özelliğinin de kaybedildiği anlamına gelir. Bu konuya somut bir örnek olarak Akbank’ın iki bin on beş yılındaki borçlanma aracı ihracı verilebilir. Banka, yurt içinde halka arz edilmeksizin nitelikli yatırımcılara satılmak üzere yedi milyar Türk Lirası tutarındaki ihraç tavanı kapsamında, yüz otuz altı gün vadeli ve üç yüz doksan dokuz milyon elli bin Türk Lirası nominal değerli bono ihracı gerçekleştirmiştir. Sermaye piyasası araçlarının satış yöntemlerini incelediğimizde üç temel yöntemle karşılaşırız. Bunlar talep toplama yoluyla satış, talep toplanmaksızın satış ve borsada satış yöntemleridir. Talep toplama yoluyla satış, yatırımcıların taleplerinin önceden belirlenmiş usuller çerçevesinde toplanması ve karşılanması sürecidir. Bu yöntemde yatırımcılar, Tebliğ ekinde yer alan ve kimlik bilgileri, talep miktarı, kabul edilen fiyat gibi unsurları içeren talep formunu doldururlar. Yatırımcılar talep formunda satın almak istediklerini miktar için bir alt sınır belirleyebilirler. İzahnamede aksine bir hüküm yoksa, yatırımcılar talep toplama süresi içinde taleplerini değiştirme veya geri alma hakkına sahiptirler. Eğer halka arz edilen paylara yeterli talep gelmezse, kalan kısım için talep toplanmaksızın satış yöntemi hükümleri uygulanır. Bazı durumlarda talep toplama yönteminin kullanılması zorunludur. Payları borsada işlem görmeyen halka açık ortaklıkların sermaye artırımlarında, yeni pay alma hakları kullanıldıktan sonra kalan payların defter değeri nominal değerinin en az iki katı ise ve ortaklık son yıllık hesap döneminde net dönem kârı elde etmiş, aktif toplamı da yirmi milyon Türk Lirası’yi aşmışsa talep toplama yöntemi kullanılmalıdır. Ancak kalan tutarın nakit artırılan sermayeye oranı yüzde on ve altındaysa Kurul bu zorunluluğu kaldırabilir. Talep toplama yönteminin üç türü bulunmaktadır. Sabit fiyatla talep toplama yönteminde, paylar için belirlenmiş tek bir fiyat üzerinden talep toplanır. Fiyat teklifi alarak talep toplama yönteminde ise asgari bir satış fiyatı belirlenir ve bunun üzerindeki teklifler toplanır. Fiyat aralığı ile talep toplama yönteminde ise bir taban ve tavan fiyat belirlenir. Bu yöntemde kritik kural, tavan fiyatın taban fiyatın yüzde yirmi fazlasını aşamayacak şekilde belirlenmesidir. Örneğin Ulusoy Elektrik halka arzında on üç virgül kırk Türk Lirası taban ve on altı virgül sıfır Türk Lirası tavan fiyat belirlenmiştir; burada tavan fiyat taban fiyatın yüzde on dokuz virgül kırk fazlasıdır ve yasal sınıra uygundur. Talep toplanmaksızın satış yöntemi, payları borsada işlem görmeyen ve belirli nitelikleri taşımayan ortaklıkların paylarının belirli bir fiyattan halka arz edilmesidir. Bu yöntemde yatırımcılar arasında eşitsizliğe yol açmayacak bir usul izlenmesi ve pay bedellerinin izahnamede belirtilen banka hesabına yatırılması esastır. Borsada satış yöntemi ise sermaye piyasası araçlarının borsa düzenlemeleri çerçevesinde borsada satılmasıdır. Payları borsada işlem gören ortaklıkların, rüçhan hakları kullanıldıktan sonra kalan paylarını borsada satmaları zorunludur. Bu paylar nominal değerin altında satışa sunulamaz. Eğer borsa birincil piyasası açılmamışsa, satış fiyatı rüçhan hakkı kullanım süresinin son gününde ikincil piyasada oluşan günlük ağırlıklı ortalama fiyatın altında olamaz. Pergamon Status Dış Ticaret örneğinde olduğu gibi, iki bin on dört yılındaki halka arzda borsada satış ve sabit fiyatla talep toplama yöntemi birlikte kullanılmıştır. Satış fiyatının belirlenmesi sürecinde, bedelli sermaye artırımlarında rüçhan hakkı kullanım fiyatı ortaklığın yetkili organı tarafından belirlenir. Ancak Kurul, piyasa fiyatı nominal değerin üzerindeyse rüçhan haklarının nominal değerin üzerinde bir fiyattan kullanılmasını isteyebilir. Pay dışındaki araçların halka arz edilmeksizin satışında ise fiyat piyasa koşullarına göre serbestçe belirlenir. Kesinleşen fiyatlar halka arzın bitimini takip eden bir iş günü içinde özel durum açıklaması ile kamuya duyurulur. Satışa başlama ve satış süreleri de mevzuatta titizlikle düzenlenmiştir. Halka arz yoluyla gerçekleştirilen ihraçlarda satışa en erken, izahname ve fiyat tespit raporunun yayımlanmasını takip eden üçüncü gün başlanabilir. Eğer bu belgeler farklı günlerde yayımlanmışsa, son yayımlanan belgenin tarihi esas alınır. Payları borsada işlem gören ihraççılar için bu süre takip eden iş günü olarak uygulanır. Ancak payların ilk defa halka arz edilmesi durumunda üç günlük bekleme süresi her zaman geçerlidir. Fiyat revizyonu yapılması durumunda, eğer revizyon aşağı yönlü ise izahname değişikliği gerekmez. Satış süresi başlamadan önce yapılan revizyonlarda satışa en erken özel durum açıklamasını takip eden ikinci gün başlanabilir. Satış süresi içinde yapılan revizyonlarda ise satış süresine en az iki iş günü ilave edilir. Rüçhan hakkı kullanıldıktan sonra kalan payların satışına ise kullanım süresinin bitiminden itibaren on iş günü içinde başlanmalıdır. Halka arz edilmeksizin yapılan ihraçlarda ise ihraç belgesinin ilanını takip eden on iş günü içinde satışa başlanması zorunludur. Satış süreleri genel olarak iki iş gününden az ve yirmi iş gününden fazla olamaz. Talep toplama yönteminde yeterli talep gelse bile sürenin sonuna kadar beklenmesi gerekirken, talep toplanmaksızın borsada satış yönteminde tüm araçlar satıldığında süre dolmadan satış sona erdirilebilir. Halka arzda tahsisat ve dağıtım esasları, yatırımcılar arasında adaletin sağlanması açısından kritik öneme sahiptir. Halka arz edilecek araçların nominal değerinin en az yüzde on’unun yurt içi bireysel yatırımcılara ve en az yüzde on’unun yurt içi kurumsal yatırımcılara tahsis edilmesi zorunludur. Kurumsal yatırımcılar, profesyonel müşterileri kapsarken; bireysel yatırımcılar bu tanım dışındaki gerçek ve tüzel kişileri ifade eder. İzahnamede belirtilmek kaydıyla tahsisat oranları arasında kaydırma yapılabilir; ancak herhangi bir grup için belirlenen tutar yüzde yirmi’den fazla azaltılamaz. Eğer bir gruba yeterli talep gelmezse, kalan kısım diğer gruplara aktarılabilir ve bu durumda asgari yüzde on sınırlamaları uygulanmaz. Dağıtım ilkelerinde temel kural, her bir yatırımcı grubuna kendi içinde eşit ve adil davranılmasıdır. Ancak nitelikli veya kurumsal yatırımcılar için izahnamede belirtilmek kaydıyla farklı dağıtım ilkeleri benimsenebilir. Sabit fiyatla veya fiyat aralığı ile talep toplamada dağıtım yapılırken, toplam tutar talep eden yatırımcı sayısına bölünür ve bu tutarın altındaki talepler karşılanır. Kalan tutar ise talebi karşılanamayanlar arasında benzer şekilde dağıtılmaya devam edilir. İstenirse oransal dağıtım yöntemi de kullanılabilir. Fiyat teklifi alma yönteminde ise teklifler en yüksekten en düşüğe sıralanır ve en çok aracın satılabildiği fiyat satış fiyatı olarak belirlenir. Dağıtım en yüksek fiyatlı talepten başlanarak yapılır. Mükerrer talep durumunda, bir yatırımcının birden fazla talebi varsa sadece en yüksek miktarlı olanı dikkate alınır. Ancak oransal dağıtım yönteminde bu kural uygulanmaz. Dağıtım listesi talep toplama süresinin bitiminden itibaren iki iş günü içinde hazırlanır ve ihraççıya sunulur. İhraççı da iki iş günü içinde listeyi onaylar. Karşılanamayan taleplere ilişkin bedel iadeleri, listenin teslim alınmasını izleyen iş günü içinde gerçekleştirilir. Sermaye piyasası araçlarının teslimi, onaylanan dağıtım listesine göre yapılır. Payları borsada işlem gören veya görecek olan ortaklıkların ihraçlarında teslimat, Merkezi Kayıt Kuruluşu nezdinde hak sahipleri ismine açılan hesaplarda izlenmesi yoluyla kayden gerçekleştirilir. Kayden izlenen araçların yatırımcı hesabına aktarılmasıyla satış tamamlanmış sayılır. Son olarak satış sonuçlarının saklanması ve kamuya açıklanması yükümlülüklerine değinmek gerekir. Satış sonuçları ve yatırımcı listeleri ihraççı ve yetkili kuruluş tarafından beş yıl süreyle hem basılı hem de elektronik ortamda saklanmalıdır. Payların ilk halka arzında ve sermaye artırımlarında, halka arz edilen nominal değerin yüzde beş’inden fazlasını satın alan kişi ve kurumların açıklanması zorunludur. Ayrıca ortaklığın ilişkili taraflarının yaptığı alımlar da herhangi bir orana bakılmaksızın kamuya duyurulmalıdır. Bu açıklamalar dağıtım listesinin kesinleştiği günü takip eden iki iş günü içerisinde özel durum açıklaması formatında yapılmalıdır. İdari sorumluluğu bulunan kişilerin pay alımları da bu kapsamda şeffaflıkla kamuoyuyla paylaşılmalıdır. Bu düzenlemeler, sermaye piyasasında güvenin ve şeffaflığın tesisi için temel yapı taşlarını oluşturmaktadır. Sermaye piyasası araçlarının satışı ve bu sürecin hukuki sonuçları üzerine kurgulanan düzenlemeleri inceleyerek dersimize başlıyoruz.
Bölüm 4
Sermaye piyasası araçlarının satışı ve bu sürecin hukuki sonuçları üzerine kurgulanan düzenlemeleri inceleyerek dersimize başlıyoruz. Sermaye Piyasası Kurulu, sermaye piyasası aracının türüne ve ihraççının veya Merkezi Kayıt Kuruluşu üyesinin niteliğine göre, hak sahibi ismine hesap açılmaksızın hesapların toplu olarak tutulmasına karar verme yetkisine sahiptir. Kayden izlenen sermaye piyasası araçlarının satışı, bu araçların Merkezi Kayıt Kuruluşu nezdinde izlenen yatırımcı hesabına ya da ilgili hesaplara aktarılmasıyla birlikte hukuken tamamlanmış sayılır. Kayden izlenmeyen sermaye piyasası araçlarının tesliminde ise ilgili sermaye piyasası araçlarının ihracına ilişkin Kurul düzenlemelerinde yer alan özel hükümler uygulanmaktadır. Satış sonuçlarının saklanması ve bildirimi hususu, denetim ve şeffaflık açısından kritik öneme sahiptir. Sermaye piyasası araçlarının satış süresinin sona erdiği tarihten itibaren beş yıl süreyle, bu araçları satın almak isteyen tüm yatırımcılara ilişkin hazırlanan listenin ve satış sonuçlarının ihraççı veya halka arz eden tarafından hem basılı hem de elektronik ortamda saklanması ve korunması zorunludur. Satışın bir yetkili kuruluş veya konsorsiyum aracılığıyla gerçekleştirilmesi durumunda, saklama ve koruma sorumluluğu yetkili kuruluşa veya konsorsiyum liderine aittir. Ayrıca ihraççı ile sermaye veya yönetim bakımından ilişkili olan gerçek ve tüzel kişilerin satın aldıkları sermaye piyasası aracı miktar ve tutarlarını gösteren tabloların da aynı esaslar çerçevesinde tutulması gerekmektedir. Kurul veya borsa tarafından talep edilmesi halinde bu belgelerin bir örneğinin ilgili kuruma gönderilmesi zorunludur. Payların ilk halka arzında ise yatırımcı listesi hariç olmak üzere, diğer tüm bilgi ve belgelerin Kurulca talep edilmeksizin gönderilmesi yasal bir zorunluluktur. İlan ve reklamların bildirimi noktasında, satış süresinin sona ermesini izleyen on iş günü içinde ilan ve reklamların yayımlandığı mecraların örneklerinin Kurula iletilmesi gerekmektedir. Satış sonuçlarının kamuya açıklanması süreci, yatırımcıların bilgilendirilmesi açısından belirli sürelere ve eşik değerlere bağlanmıştır. Payların ilk halka arzı ve pay dışındaki sermaye piyasası araçlarının halka arzında, yetkili kuruluşun dağıtım sonuçlarını, ek satış ve tahsisat kaydırması sonuçlarını ve halka arz edilen araçların nominal değerinin yüzde 5inden fazlasını satın alan kişi ve kurumları açıklaması gerekir. Bu açıklama, dağıtım listesinin kesinleştiği günü takip eden iki iş günü içerisinde, Kurulun özel durumların kamuya açıklanmasına ilişkin düzenlemeleri çerçevesinde yapılmalıdır. Halka açık ortaklıkların sermaye artırımlarında da benzer bir iki iş günü kuralı geçerlidir. Burada farklı olarak, herhangi bir orana bağlı olmaksızın ilişkili taraflardan pay satın alanların da açıklanması zorunluluğu bulunmaktadır. Ayrıca ortaklıkta idari sorumluluğu bulunan kişilerin pay alımları, yüzde 5lik orana bakılmaksızın kamuya açıklanmalıdır. Bu kurallar sınav sorularında sıklıkla süre ve oran bazlı olarak karşımıza çıkmaktadır. Şimdi, on dokuz Eylül iki bin yirmi dört tarihli ve bin beş yüz sekiz sayılı Kurul İlke Kararı ile getirilen güncel düzenlemeleri ele alalım. Bu düzenleme, halka açık olmayan ortaklıkların paylarının ilk halka arzında yatırımcı taleplerinin yüksek oranda karşılanmasını amaçlamaktadır. Karara göre, halka arz edilen payların piyasa değeri yedi yüz elli milyon Türk Lirası ve altı olan halka arzlarda borsada satış yönteminin uygulanması zorunlu tutulmuştur. Piyasa değeri yedi yüz elli milyon Türk Lirası üzerinde olan halka arzlarda ise borsa dışında talep toplama yoluyla satış yöntemi kullanılabilmektedir. Bu durumda yurt içi bireysel yatırımcı grubuna eşit dağıtım yapılması esastır. İzahnamede tanımlanması şartıyla, kurumsal yatırımcı grubu dışında kalan yüksek talepli yatırımcılar için toplam tutarın yüzde 10una kadar tahsisat yapılabilir. Bu grup için oransal dağıtım yöntemi seçilirse, talep edilen tutarın tamamı kadar nakit veya yüzde 120si oranında BİST otuz endeksinde yer alan pay teminatı gösterilmesi şarttır. Yatırımcı bazında talep edilebilecek pay tutarı, gruba tahsis edilen toplam pay tutarının dörtte birini geçemez. Yurt içi kurumsal yatırımcı grubunda yapılacak dağıtımda ise yeterli talep olması halinde, tahsis edilen pay tutarının en az yüzde 50sinin yatırım fonlarına, emeklilik yatırım fonlarına veya otomatik katılım sistemi emeklilik yatırım fonlarına dağıtılması gerekmektedir. Her bir kurumsal yatırımcı bazında dağıtılacak pay tutarı, toplam halka arz tutarının yüzde 1ini aşamaz. Bir portföy yönetim şirketinin kurucusu veya yöneticisi olduğu fonlar için bu sınırlama yüzde üç olarak uygulanır. Portföy yönetim şirketlerinin ve ilişkili tüzel kişilerin kendi nam ve hesabına yapacakları taleplerde ise dağıtılacak pay tutarı halka arz tutarının yüzde 2sini geçemez. Kurumsal yatırımcı grubu tanımı dışında kalan yapılar da net bir şekilde belirlenmiştir. Bireysel portföy yöneticiliği sözleşmesi olan müşteriler adına iletilen talepler, gayrimenkul yatırım fonları, girişim sermayesi yatırım fonları ve unvanında serbest veya özel ibaresi yer alan yatırım fonları kurumsal yatırımcı grubu kapsamında değerlendirilmez. İçsel bilgiye ulaşabilecek kişilerin talepleri konusunda da sıkı kısıtlamalar mevcuttur. İzahnamede içsel bilgiye ulaşabilecek kişiler listesinde yer alanlar, eşleri ve birinci derece kan ve sıhri hısımları, yurt içi bireysel yatırımcı grubu dışında kalan hiçbir tahsisat grubundan talepte bulunamazlar. Tahsisat kaydırma kurallarına göre, talep toplama sonunda bir gruba tahsis edilen tutarı karşılayacak talep gelmişse, o grubun tahsisatından diğer gruplara kaydırma yapılamaz. Sadece yeterli talep gelmeyen gruplardan diğer gruplara aktarım yapılabilir. Dağıtımdan pay alan yatırımcılar için getirilen devir kısıtlamaları sınav açısından oldukça önemlidir. Yatırımcılar, hesaplarına aktarılan payları doksan gün boyunca borsa dışında satamaz, virmanlayamaz veya borsada özel emirle toptan satış işlemine konu edemezler. Ortaklığın mevcut ortakları için bu kısıtlama, izahname onay tarihinden itibaren yüz seksen gün boyunca ve borsada satışı da kapsayacak şekilde uygulanır. Bu doksan ve yüz seksen günlük sürelerin karıştırılmaması gerekmektedir. Yetkili kuruluşlara ilişkin esaslara geçtiğimizde, sermaye piyasası araçlarının halka arzının bir yetkili kuruluş veya konsorsiyum aracılığıyla yapılması esas kuraldır. Aracılığın birden fazla kuruluş tarafından yapılması durumunda en az bir konsorsiyum lideri belirlenmelidir. Eş liderlerin belirlenmesi de mümkündür ancak her birinin görev ve sorumlulukları sözleşmede açıkça belirtilmelidir. Konsorsiyum lideri, konsorsiyumun sözleşmeye uygun yürütülmemesinden doğan zararlardan kusuru ölçüsünde sorumludur. Halka arz süreci devam ederken gelen talep tutarına ilişkin açıklama yapılması yasaktır. Bu açıklama ancak halka arz süresinin bitimini takiben yapılabilir ve tahsisat gruplarının sadece bir kısmını kapsayacak şekilde seçici olamaz. Halka arzda teşvikler konusuna değinecek olursak, belirli yatırımcı gruplarına nakdi veya gayri nakdi teşvikler sağlanması Kurul iznine tabidir. Bu teşviklerin izahnamede tam ve doğru olarak yer alması, sağlıklı fiyat oluşumunu engellememesi ve yatırımcıların serbest iradesini bozmaması şarttır. Farklı fiyat uygulaması durumunda, halka arz fiyatları arasındaki fark yüzde 20yi aşamaz ve aynı yatırımcı grubu içerisinde farklı fiyat uygulanamaz. Eğer iskontolu satış yapılacaksa ve mevcut paylar da halka arz ediliyorsa, iskonto öncelikle halka arz edenlerin mevcut paylarından karşılanır. Halka arzdan toplanan fonun satış tamamlandıktan sonra azalması sonucunu doğuracak teşvikler ise yasaklanmıştır. Ancak fiyat istikrarını sağlayıcı işlemler ve payların geri alımı bu yasak kapsamında değildir. Varlık finansmanına ilişkin menkul kıymetlerin tarihsel ve kavramsal çerçevesini incelemek, konunun mantığını kavramak açısından faydalıdır. Türkiye'de konut finansmanının temel dayanağı Anayasanın elli yedinci maddesindeki konut hakkı düzenlemesidir. İlk yasal düzenleme bin dokuz yüz doksan iki yılında üç bin yedi yüz doksan dört sayılı Kanun ile yapılmış, iki bin yedi yılında beş bin beş yüz seksen iki sayılı Konut Finansmanı Sistemine İlişkin Çeşitli Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun ile modern altyapı tamamlanmıştır. iki bin on dört yılında ise üç, elli sekiz nokta bir sayılı Varlığa veya İpoteğe Dayalı Menkul Kıymetler Tebliği yürürlüğe girmiştir. Konut finansmanı, tüketicilere konut edinmeleri amacıyla kredi kullandırılması, finansal kiralama yapılması veya sahip oldukları konutların teminatı altında kredi verilmesi süreçlerini kapsar. Varlık finansmanı ise bu varlıklara dayalı sermaye piyasası araçlarının ihracıdır. Konut finansmanı sistemleri dört ana grupta toplanır. Dolaysız yöntemde finansal aracı bulunmaz, bireyler kendi birikimleri veya yakınlarından aldıkları fonlarla konut edinirler. Sözleşme yönteminde bireyler düşük faizle birikim yapar ve karşılığında düşük maliyetli kredi kullanma hakkı kazanırlar. Mevduat finansmanı yöntemi, bankaların topladıkları mevduatları konut kredisi olarak kullandırması esasına dayanan en yaygın modeldir. İpotek bankası yönteminde ise konut finansmanı kuruluşları sermaye piyasalarından menkul kıymet ihracı yoluyla fon temin ederler. İpotekli konut finansmanı sistemi, yani mortgage sistemi, uzun vadeli kredilerin bu kredilere dayalı alacaklar kullanılarak sermaye piyasaları aracılığıyla finanse edilmesidir. Bu sistemin temelinde ipotek tesisi ve menkul kıymetleştirme işlemleri yer alır. İpotek, Türk Medeni Kanununun sekiz yüz ellinci maddesine göre bir taşınmaz rehni türüdür. Alacak ödenmediğinde taşınmazı sattırarak alacağı tahsil etme yetkisi veren sınırlı bir ayni haktır. İpoteğin feri niteliği, onun asıl alacağa sıkı sıkıya bağlı olduğunu, alacak sona erdiğinde ipoteğin de sona ereceğini ifade eder. Menkul kıymetleştirme ise alacaklardan elde edilecek nakit akımları karşılığında borçlanma senedi ihraç edilmesidir. Bu işlemin avantajları arasında bilançoya likidite sağlanması, riskin devredilmesi ve düşük maliyetli fon temini yer alırken; dezavantajları arasında kredi riski, vade uyumsuzluğu ve erken ödeme riski bulunmaktadır. İpotekli konut finansmanı piyasaları birincil ve ikincil piyasalar olarak ikiye ayrılır. Birincil piyasa, kredi verenler ile tüketicilerin karşılaştığı alandır. İkincil piyasa ise bu kredilerin menkul kıymetleştirildiği piyasadır. İkincil piyasa işlemleri bilanço içi ve bilanço dışı sistemler olarak ikiye ayrılır. Bilanço içi sistemlerde, yani Avrupa modelinde, risk ihraççının bilançosunda kalır ve İpotek Teminatlı Menkul Kıymetler (İTMK) veya Varlık Teminatlı Menkul Kıymetler (VTMK) ihraç edilir. Bilanço dışı sistemlerde, yani Amerika Birleşik Devletleri modelinde, varlıklar bilançodan çıkarılarak özel amaçlı kuruluşlara devredilir ve İpoteğe Dayalı Menkul Kıymetler (İDMK) veya Varlığa Dayalı Menkul Kıymetler (Varlığa Dayalı Menkul Kıymet) ihraç edilir. üç, elli sekiz nokta bir sayılı Tebliğ, Varlığa Dayalı Menkul Kıymet ve İDMK niteliklerini, ihracını ve bu amaçla kurulan fonların esaslarını düzenler. Varlık Finansmanı Fonu (VFF) ve Konut Finansmanı Fonu (KFF), inançlı mülkiyet esaslarına göre fon içtüzüğü ile kurulan, tüzel kişiliği olmayan mal varlıklarıdır. Ancak bu fonlar tapu, ticaret sicili ve diğer resmi sicillerdeki işlemlerle sınırlı olarak tüzel kişiliği haiz sayılırlar. Fon adına yapılacak işlemler, fon kurucusu ve fon kurulunu temsil eden birer yetkilinin müşterek imzasıyla gerçekleştirilir. Fon içtüzüğü, yatırımcılar, kurucu ve fon kurulu arasındaki ilişkileri düzenleyen bir iltihaki sözleşmedir. İçtüzükte fonun unvanı, süresi, genel esasları ve tasfiye şekli gibi asgari unsurların bulunması zorunludur. Sınav hazırlığında özellikle süreler, yüzde oranları ve yedi yüz elli milyon Türk Lirası gibi güncel eşik değerler üzerinde durulması başarı için elzemdir. Satış sonuçlarının iki iş günü içinde açıklanması, belgelerin beş yıl saklanması ve doksan ile yüz seksen günlük satış yasakları sıkça sorulan teknik detaylardır. Bu temel yapı taşlarını kavramak, sermaye piyasası araçlarının satışı ve varlık finansmanı konularındaki soruları doğru yanıtlamanızı sağlayacaktır. Sermaye piyasası mevzuatında varlık ve konut finansmanı fonlarının hukuki yapısı, işleyişi ve bu fonlar aracılığıyla gerçekleştirilen menkul kıymetleştirme süreçleri oldukça detaylı bir düzenleme alanına sahiptir.
Bölüm 5
Sermaye piyasası mevzuatında varlık ve konut finansmanı fonlarının hukuki yapısı, işleyişi ve bu fonlar aracılığıyla gerçekleştirilen menkul kıymetleştirme süreçleri oldukça detaylı bir düzenleme alanına sahiptir. Varlık Finansmanı Fonu ve Konut Finansmanı Fonu, Sermaye Piyasası Kurulu tarafından belirlenen esaslar çerçevesinde kurulan ve tüzel kişiliği olmayan mal varlığı toplulukları olarak tanımlanmaktadır. Bu ders kapsamında, Varlık Finansmanı Fonu için VFF, Konut Finansmanı Fonu için KFF kısaltmaları kullanılacaktır. Ayrıca bu fonlar tarafından ihraç edilen sermaye piyasası araçları olan varlığa dayalı menkul kıymetler Varlığa Dayalı Menkul Kıymet, ipoteğe dayalı menkul kıymetler ise İDMK olarak adlandırılmaktadır. Mevzuat uyarınca, bu kapsamda kurulmayan yapılar için bu terimlerin veya bunlara eşdeğer ifadelerin kullanılması kesinlikle yasaktır. Bu husus, yatırımcıların korunması ve piyasadaki şeffaflığın sağlanması açısından kritik bir öneme sahiptir. Varlık ve konut finansmanı fonlarının işleyişine ilişkin temel düzenlemeler Varlık ve Konut Finansmanına İlişkin Belgelere ve Bu Belgelerin İhracına İlişkin Esaslar Tebliği, kısa adıyla VİDMK Tebliği içerisinde yer almaktadır. Tebliğin sistematik yapısı incelendiğinde; genel esaslar, kuruluş süreçleri, ihraç şartları, fon portföyüne ilişkin hükümler, finansal raporlama ve bağımsız denetim gibi başlıkların ayrı bölümler halinde düzenlendiği görülmektedir. İhraç başvuruları sırasında Tebliğde hüküm bulunmayan hallerde, İzahname ve İhraç Belgesi Tebliği ile Sermaye Piyasası Araçlarının Satışı Tebliği hükümleri, mahiyetine uygun düştüğü ölçüde tatbik edilir. Bu noktada sınav açısından önemli bir ayrıntı mevcuttur; ihracın fon tarafından yapılması durumunda, fon ihraççı olarak kabul edilir ve ihraççının sorumlulukları fon kurulu tarafından yerine getirilir. Varlık ve konut finansmanı fonlarının genel esaslarını incelediğimizde, bu fonların Türkiye'de kurulmasının zorunlu olduğunu görmekteyiz. Fonlar süreli veya süresiz olarak tesis edilebilirler ancak kuruluş amaçları yalnızca VİDMK ihracı ile sınırlandırılmıştır. Fonun tüzel kişiliği konusundaki hukuki düzenleme, yirmi Şubat iki bin yirmi tarihli ve yedi bin iki yüz yirmi iki sayılı Kanun ile önemli bir değişikliğe uğramıştır. Bu düzenleme uyarınca fonun genel bir tüzel kişiliği bulunmamakla birlikte; tapu, ticaret sicili ve diğer resmi sicillerdeki tescil, değişiklik, terkin ve düzeltme talepleri dahil olmak üzere her türlü sicil işlemiyle sınırlı olarak tüzel kişiliği haiz addolunur. Bu durum, fon portföyüne alınan varlıkların ve hakların doğrudan fon adına tescil edilmesine imkan tanımaktadır. Tapu ve ticaret sicili gibi mecralarda fon adına yapılacak işlemler, fon kurucusu ile fon kurulunu temsil eden birer yetkilinin müşterek imzalarıyla gerçekleştirilmek zorundadır. Fonun temel hukuki dayanağını oluşturan fon içtüzüğü, yatırımcılar, fon kurucusu ve fon kurulu arasında akdedilen iltihaki bir sözleşme niteliğindedir. Bu sözleşme, fon portföyünün inançlı mülkiyet esaslarına göre saklanmasını ve vekalet akdi hükümlerine göre yönetimini konu alır. Kurul tarafından belirlenen standartlar çerçevesinde hazırlanan içtüzükte; fonun unvanı, süresi, genel esasları ve tasfiye şekli gibi asgari unsurların bulunması şarttır. İçtüzükte yapılacak herhangi bir değişiklik için mutlaka Sermaye Piyasası Kurulu'ndan onay alınması gerekmektedir. Onay sürecini müteakip, değişiklikler fon kurulu tarafından ticaret siciline tescil ettirilir ve Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi'nde ilan edilir. Bu prosedürlerin eksiksiz takibi, fonun hukuki geçerliliği açısından elzemdir. Fon kurucusu olabilecek kurumlar mevzuatla sınırlandırılmıştır. Bu kurumlar arasında bankalar, finansal kiralama ve finansman şirketleri, varlık yönetim şirketleri, ipotek finansmanı kuruluşları ve geniş yetkili aracı kurumlar yer almaktadır. Kurucu olacak kurumların kendi özel mevzuatları ve sermaye piyasası mevzuatındaki kriterleri sağlamaları, son bir yıl içinde faaliyetlerinin durdurulmamış olması ve muaccel vergi borçlarının bulunmaması şarttır. Eğer kurucu bir banka veya finansal kuruluş ise, Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu'nun uygun görüşünün alınması zorunludur. Burada dikkat edilmesi gereken bir diğer husus, finansal kiralama, finansman ve varlık yönetim şirketlerinin kurduğu fonların yalnızca kendi aktiflerindeki varlıkları devralabilmesidir. Buna karşın bankalar, ipotek finansmanı kuruluşları ve geniş yetkili aracı kurumlar, diğer kaynak kuruluşların varlıklarını da devralarak ihraç gerçekleştirebilirler. Fonun unvanı ve mal varlığının korunması konuları, yatırımcı güvenliği açısından merkezi bir konumdadır. Fon unvanı, yatırımcıları yanıltmayacak ve diğer fonlarla karışıklığa yol açmayacak şekilde belirlenmelidir. Fon mal varlığı ise kurucunun, hizmet sağlayıcının ve kaynak kuruluşun mal varlığından tamamen ayrıdır. Bu varlıklar, ihraç edilen menkul kıymetler itfa edilinceye kadar başka bir amaçla tasarruf edilemez, haczedilemez, üzerine ihtiyatı tedbir konulamaz ve iflas masasına dahil edilemez. Kamu alacaklarının tahsili amacı dahi bu koruma zırhını delemez. Fon mal varlığı, sadece fon hesabına olması ve içtüzükte belirtilmesi şartıyla kredi almak veya türev araç işlemleri yapmak gibi sınırlı amaçlarla teminat gösterilebilir. Kuruluş ve ihraç başvuruları sürecinde, fon kuruluş izni ile izahname veya ihraç belgesi onay başvurusunun birlikte değerlendirilmesi esastır. Kurucu, gerekli belgelerle Kurula eş anlı başvuru yapar. Ancak ayrı başvuru yapılması durumunda, kuruluş izninden itibaren en geç altı ay içinde ihraç başvurusu yapılmalıdır. Bu süre içinde başvuru yapılmazsa fon içtüzüğü ticaret sicilinden terkin edilir. Kurul, başvuruları belgelerin eksiksiz sunulmasından itibaren yirmi iş günü içinde sonuçlandırır. Eğer belgelerde eksiklik varsa, on iş günü içinde başvuru sahibine bildirilir. Onaylanan fon içtüzüğü, altı iş günü içinde ticaret siciline tescil ve ilan ettirilmelidir. İzahname veya ihraç belgesi ise tescil belgelerinin Kurula iletilmesini takiben verilir. VİDMK ihraç yöntemleri; halka arz, nitelikli yatırımcılara satış veya birim nominal değeri asgari yüz bin Türk Lirası olmak kaydıyla tahsisli satış şeklinde gerçekleştirilebilir. Varlık yönetim şirketlerinin kaynak kuruluş olduğu ihraçlar sadece yurt dışında yapılabilmektedir. Halka arz edilecek VİDMK'lar için derecelendirme notu alınması ve bu notun düzenli olarak güncellenmesi zorunludur. Finansal tabloların Türkiye Muhasebe Standartlarına uygun olması ve bağımsız denetimden geçmesi şarttır. Halka arz edilmeksizin yapılacak ihraçlarda ise bir ihraç tavanı belirlenir. Bu tavan, kaynak kuruluşun aktif toplamının iki katını aşamaz. İpotek finansmanı kuruluşları için bu limit uygulanmamaktadır. İhraç edilen menkul kıymetler tamamen itfa edilmeden aynı fon üzerinden yeni bir ihraç tavanı başvurusu yapılamaz. Fonun yönetim yapısı, her fon için kurucu tarafından atanan üç kişiden oluşan fon kurulu tarafından yürütülür. Kurul üyelerinden en az birinin bağımsız üye niteliği taşıması, en az birinin ise Sermaye Piyasası Faaliyetleri Düzey üç Lisansına sahip olması zorunludur. Üyelerin yükseköğrenim görmüş olması ve bankacılık veya sermaye piyasası alanında en az beş yıllık tecrübeye sahip bulunması gerekir. Ayrıca üyelerin iflas etmemiş olması ve belirli yüz kızartıcı suçlardan mahkumiyetinin bulunmaması şarttır. Fon kurulu, portföyün oluşturulması, değerlenmesi, kayıtların tutulması ve yatırımcı ödemelerinin takibi gibi kritik sorumlulukları üstlenir. Kurul, operasyonel işlemleri yürütmek üzere bir banka veya geniş yetkili aracı kurumu fon operasyon sorumlusu olarak atayabilir. İç kontrol sistemi ve denetim mekanizması, fonun sağlıklı işleyişi için hayati öneme sahiptir. İç kontrol sistemi; faaliyetlerin mevzuata uygunluğunu, hizmet sağlayıcının gözetimini ve varlıkların muhafazasını sağlar. Fon kurulu, operasyonel görev almayan ve Düzey üç Lisansına sahip bir kişiyi fon denetçisi olarak atar. Denetçi, hazırladığı raporları yıllık olarak fon kuruluna sunar ve bu raporlar beş yıl süreyle saklanır. Eğer fon geri ödeme güçlüğüne düşerse, denetçi bu durumu derhal Kurula bildirmekle yükümlüdür. Hizmet sağlayıcı ise portföydeki varlıkların günlük idaresini, tahsilatları ve raporlamaları yürütür. Hizmet sağlayıcının faaliyetleri, altı aylık dönemler itibarıyla bağımsız denetim kuruluşları tarafından bilgi sistemleri denetimine tabi tutulur. Risk yönetimi çerçevesinde getirilen en önemli kurallardan biri risk tutma yükümlülüğüdür. Kaynak kuruluş veya kurucu, ihraç edilen VİDMK'nın nominal değerinin yüzde beş'ini satın almak ve vade sonuna kadar elinde tutmak zorundadır. Kurul, varlık türüne göre bu oranı yüzde on'a kadar artırmaya yetkilidir. Bu kural, ihraççı ile yatırımcı arasındaki çıkar birliğini sağlamayı amaçlar. Kamuyu aydınlatma esasları kapsamında ise; içtüzük değişiklikleri, görevden ayrılmalar, üçer aylık yatırımcı raporları ve kredi derecelendirme notları altı iş günü içinde Kamuyu Aydınlatma Platformu'nda ve kurucunun internet sitesinde ilan edilmelidir. Bu bilgilerin doğruluğundan ve güncelliğinden kurucu sorumludur. Fon portföyüne alınabilecek varlıklar VFF ve KFF için farklılık göstermektedir. VFF portföyüne; banka ve finansman şirketi alacakları, finansal kiralama alacakları, TOKİ alacakları, ticari alacaklar ve varlık yönetim şirketlerinin devraldığı krediler alınabilir. KFF portföyüne ise; ipotekli konut finansmanı alacakları, konut finansal kiralama alacakları, ipotekli ticari alacaklar ve TOKİ'nin konut satışından doğan alacakları dahil edilebilir. Portföye alınacak varlıkların belirli şartları taşıması zorunludur. Örneğin, banka kredilerinin birinci grup alacak niteliğinde olması, taşınmazların Türkiye sınırları içinde bulunması ve sigorta yükümlülüklerinin yerine getirilmiş olması gerekir. Ayrıca, KFF portföyünde riskten korunma amacıyla türev araçlar kullanılabilir ancak bu araçların karşı tarafının yüksek kredi notuna sahip bir finansal kuruluş olması şarttır. Fon portföyünün yönetimi ve harcamalar konusunda da sıkı kurallar mevcuttur. Fon portföyü, ihraç tarihinden itibaren bir ay içinde yükümlülükleri karşılayacak şekilde oluşturulmalıdır. Fon portföyünden sadece mevzuatın izin verdiği tescil, ilan, bağımsız denetim, derecelendirme ve yönetim ücretleri gibi giderler karşılanabilir. Piyasa rayicinin üzerinde harcama yapılması yasaktır ve tüm giderler belgelendirilmelidir. Portföy kalitesini artırmak amacıyla sigorta, garanti mekanizmaları veya yedek hesaplar kullanılabilir. Fon işlemlerine ilişkin tüm defter ve kayıtlar Türk Ticaret Kanunu ve Vergi Usul Kanunu çerçevesinde tutulmalı, her bir varlık için ayrı bir dosya numarası verilerek detaylı bilgiler saklanmalıdır. Bu belgelerin itfaya kadar ve her halükarda beş yıl süreyle muhafazası zorunludur. Son olarak, fon yetkililerinin niteliklerini kaybetmesi durumunda derhal yeni atamaların yapılması gerektiğini belirtmek gerekir. Fonun, kurucunun ve hizmet sağlayıcının tüm hesap ve işlemleri Sermaye Piyasası Kurulu denetimine tabidir. Sınav hazırlık sürecinde, özellikle yüzde beş'lik risk tutma oranı, altı iş günlük ilan süreleri, yirmi iş günlük başvuru sonuçlandırma süresi ve fon kurulunun üye yapısı gibi sayısal ve idari detaylara dikkat edilmesi başarınız için belirleyici olacaktır. Bu düzenlemeler, sermaye piyasalarımızın derinleşmesi ve varlığa dayalı finansman modellerinin güvenli bir zeminde büyümesi için kurgulanmış kapsamlı bir mevzuat bütününü temsil etmektedir. Sermaye piyasası mevzuatı ve finansal araçlar dersimizin bu bölümünde, varlık finansman fonları ve konut finansman fonları portföyüne dahil edilebilecek alacak türlerini ve bu varlıkların yönetim esaslarını detaylandıracağız.
Bölüm 6
Sermaye piyasası mevzuatı ve finansal araçlar dersimizin bu bölümünde, varlık finansman fonları ve konut finansman fonları portföyüne dahil edilebilecek alacak türlerini ve bu varlıkların yönetim esaslarını detaylandıracağız. Finansman şirketlerinin tüketici kredileri ile ticari kredilerinden kaynaklanan alacakları, fon portföyünün temel yapı taşlarından birini oluşturmaktadır. Bununla birlikte, konut finansmanı alacakları da kritik bir öneme sahiptir. Bankaların ve finansman şirketlerinin, ilgili sicilde ipotek tesis edilmek suretiyle teminat altına alınmış, Sermaye Piyasası Kanununun elli yedinci maddesinin birinci fıkrasında tanımlanan konut finansmanından kaynaklanan alacakları bu kapsamda değerlendirilir. Finansal kiralama alacakları ise altı bin üç yüz altmış bir sayılı Kanun çerçevesinde yapılan finansal kiralama sözleşmelerinden doğan alacakları ifade eder. Varlık yönetim şirketlerinin bankalardan devraldığı kredilerden kaynaklanan alacaklar ile konut finansmanı kapsamındaki finansal kiralama alacakları da portföye dahil edilebilir. Ticari alacaklar noktasında, finansal kuruluşlar hariç mal ve hizmet üretimi faaliyetinde bulunan anonim ortaklıkların müşterilerine yaptıkları faturalı satışlardan kaynaklanan senede veya temnata bağlanmış alacaklar dikkate alınır. Ayrıca bankaların, finansal kiralama şirketlerinin ve finansman şirketlerinin ipotekle teminat altına alınmış ticari kredi ve alacakları ile Toplu Konut İdaresi Başkanlığının gayrimenkul satışından kaynaklanan taksitli ve sözleşmeye bağlanmış alacakları da bu varlık grubunda yer almaktadır. Fon portföyüne devredilen varlıklara ilişkin dosyalarda asgari olarak bulunması gereken bilgiler, şeffaflık ve denetlenebilirlik açısından büyük önem taşımaktadır. Krediler ve Toplu Konut İdaresi alacakları için borçlunun adı, para birimi, anapara değeri, kredinin veriliş tarihi, vadesi, faiz oranı ve faiz hesaplama metodu dosyada yer almalıdır. Varsa azami faiz oranı, tutarı ve endeks bilgileri ile ödeme planı ve sigorta bilgilerinin de eksiksiz olması gerekir. Varlık yönetim şirketlerinin kaynak kuruluş olduğu ihraçlarda ise ek olarak kredinin devralındığı banka, varsa teminatı, devir aşamasında sağlanan borcun tahsil edilme yüzdesi ve süresi ile gerçeğe uygun değer bilgileri dosyaya eklenmelidir. Finansal kiralama alacaklarında kiracı ve kiralayanın adı, kira bedeli ve ödeme planı bilgileri esastır. Ticari alacaklarda ise borçlunun adı, anapara değeri, vade ve faiz oranı gibi temel unsurların yanı sıra teminatın niteliği, rehin ve sicil bilgileri, ekspertiz değeri ve sigorta bilgileri dosyada açıkça belirtilmelidir. Bu dosyaların fiziksel veya elektronik ortamda tutulması fark etmeksizin, ilgili varlığın hangi fona ait olduğu anlaşılır bir şekilde işaretlenmelidir. Fon portföyünde yer alan nakit ve menkul kıymetlerin takibi de benzer bir titizlikle yürütülür. Nakdin tutarı, tutulduğu hesap numarası, menkul kıymetlerin türü, işlem tipi, varsa fon kodu, ISIN kodu, sayısı, ihraç tarihi, ihraç değeri, nominal değeri, para birimi, vadesi, faiz oranı ve hesaplama metodu muhasebe kayıtlarında yer almalıdır. Bu noktada sınav açısından saklama sürelerine dikkat etmek gerekir. Fon kurulunun görevini ifa etmesine yönelik tüm sözleşmeler, yazışmalar, finansal tablolar, raporlar ve kurul kararları, düzenlenme tarihlerinden itibaren beş yıldan az olmamak üzere varlığa dayalı menkul kıymetlerin itfasına kadar saklanmalıdır. Eğer bu belgeler bir davaya konu olmuşsa, davanın kesin hükme bağlanmasına kadar saklama yükümlülüğü devam eder. Elektronik kopyaların yedeklenerek muhafaza edilmesi ve alacaklara ilişkin belgelerin kaynak kuruluş veya hizmet sağlayıcı nezdinde saklanması durumunda bu hususun hizmet sözleşmesinde belirtilmesi zorunludur. Varlıkların fondan çıkarılması veya değiştirilmesi süreci, yatırımcı haklarının korunması amacıyla sıkı kurallara bağlanmıştır. Uygun olmayan varlıkların değiştirilmesi durumunda, tebliğ veya ihraç belgesindeki nitelikleri taşımayan varlıklar, kaynak kuruluş tarafından en geç on gün içinde uygun olanlarla değiştirilmelidir. Ayrıca garanti kapsamında yapılacak değişiklikler için de fon kurulu kararı alınması şarttır. Fonun geri ödeme güçlüğüne düşmesi durumunda Sermaye Piyasası Kurulu müdahale yetkisine sahiptir. Kurul, fon kurulu üyelerinin değiştirilmesini talep edebilir veya fonun başka bir kurucuya devredilmesine karar verebilir. Kurucunun faaliyet izninin iptali halinde de benzer bir devir süreci işletilir. Fonun sona ermesi ise sürenin bitmesi veya tüm yükümlülüklerin ifa edilmesiyle gerçekleşir. Sona erme kararı alındıktan sonra artık yeni bir varlığa dayalı menkul kıymet ihracı yapılamaz. Şimdi Teminatlı Menkul Kıymetler Tebliği çerçevesindeki düzenlemelere geçelim. Teminatlı menkul kıymet, ihraççının genel yükümlülüğü niteliğinde olan ve teminat varlıklar karşılık gösterilerek ihraç edilen bir borçlanma aracıdır. Bu araçlar, ipotek teminatlı menkul kıymetler ve varlık teminatlı menkul kıymetler olmak üzere iki ana gruba ayrılır. Varlık teminatlı menkul kıymetleri bankalar, ipotek finansmanı kuruluşları, finansal kiralama, faktoring ve finansman şirketleri ile gayrimenkul yatırım ortaklıkları ve kamu kurumları ihraç edebilir. İpotek teminatlı menkul kıymetler ise yalnızca konut finansmanı kuruluşları ve ipotek finansmanı kuruluşları tarafından ihraç edilebilir. Bankaların konut finansmanı faaliyetinde bulunmaları durumunda konut finansmanı kuruluşu sayıldıklarını ve bu ihraç yetkisine sahip olduklarını belirtmek gerekir. İhraç yetkisi, esas sözleşme ile yönetim kuruluna devredilebilir ancak yetkili organ kararında ihracın türü, azami tutarı ve satış şekli açıkça belirtilmelidir. Teminatlı menkul kıymetlerin satışı halka arz, nitelikli yatırımcıya satış veya tahsisli satış yöntemleriyle yapılabilir. Tahsisli satışlarda birim nominal değerin yüz bin Türk Lirası'den aşağı olmaması şartı aranırken, yurt dışı ihraçlarda bu şart uygulanmaz. Halka arz edilen kıymetlerin borsada işlem görmesi zorunludur. Sınavda sıklıkla karşınıza çıkabilecek bir diğer husus ise tedavül limitidir. İhraç edilmiş teminatlı menkul kıymetlerin tedavüldeki kısmının nominal değeri, ihraççının bağımsız denetimden geçmiş son yıllık finansal tablolarındaki aktif toplamının yüzde on'unu aşamaz. Ancak ipotek finansmanı kuruluşları için bu limit uygulanmaz. Ayrıca, yüksek derecelendirme notuna sahip bankalar ve finansal kuruluşlar için bu limit yüzde yüz oranında artırılmaktadır. Teminat defteri, teminat varlıkların ihraççının diğer malvarlığından ayrıştırılması amacıyla tutulan kritik bir kayıt sistemidir. Halka arz edilecek kıymetler için izahname onayı öncesinde, diğer satışlarda ise ihraç belgesi alınmadan önce oluşturulmalıdır. Teminat defteri yazılı veya elektronik ortamda tutulabilir. Elektronik ortamda tutulması halinde kayıtların günlük olarak Merkezi Kayıt Kuruluşuna iletilmesi esastır. Ancak manuel müdahale olmaksızın geriye dönük takip imkanı sağlayan bir altyapı varsa bu bildirim zorunluluğu kalkabilir. Teminat varlıklar, ihraççı iflas etse dahi teminat amacı dışında kullanılamaz, haczedilemez ve üzerine ihtiyati tedbir konulamaz. Bu varlıkların idaresinden ihraççı sorumludur ancak bu görevleri bir hizmet sağlayıcıya veya nakit yöneticisine devredebilir. Teminat uyum ilkeleri, yatırımcıların güvenliğini sağlamak adına üç temel ölçüt üzerine kurulmuştur. Birincisi nominal değer uyumudur; teminat varlıkların nominal değeri, menkul kıymetlerin nominal değerinden az olamaz. İkincisi nakit akımı uyumudur; bir yıl içinde beklenen gelirler, aynı dönemdeki yükümlülük ödemelerini karşılamalıdır. Üçüncüsü ise net bugünkü değer uyumudur. İpotek teminatlı menkul kıymet ihraçlarında teminat varlıkların net bugünkü değeri, yükümlülüklerin net bugünkü değerinden en az yüzde iki oranında fazla olmalıdır. Bu oran sınav sorularında sıkça sorulan bir eşiktir. Ayrıca ikame varlıkların net bugünkü değerinin, toplam teminat varlıklarının net bugünkü değerinin yüzde on beş'ini aşmaması gerektiği kuralı da unutulmamalıdır. Risk yönetimi kapsamında stres testleri büyük önem arz eder. İpotek teminatlı menkul kıymet ihraçlarında stres testi yapılması her durumda zorunludur. Faiz oranı stres testinde Türk Lirası faiz oranları üç yüz baz puan, yabancı para faiz oranları ise yüz elli baz puan artırılıp azaltılarak etkiler ölçülür. Kur stres testinde ise Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası döviz alış kuru yüzde otuz oranında artırılarak ve azaltılarak nakit akımları üzerindeki etkisi analiz edilir. Bu testler en az ayda bir kez tekrarlanmalıdır. Eğer teminat uyum ilkelerinde bir ihlal tespit edilirse, ihraççı bu durumu derhal temnat sorumlusuna bildirmeli ve bir ay içinde gerekli düzeltici tedbirleri almalıdır. İhlal süresince tahsil edilen paralar ayrı bir hesapta biriktirilir. Teminat sorumlusu, bu sürecin bağımsız bir şekilde denetlenmesini sağlayan, bilgi sistemleri bağımsız denetimi yapmaya yetkili kuruluştur. İhraççının bağımsız denetimini yapan kuruluş, aynı zamanda temnat sorumlusu olamaz; bu çıkar çatışmasını önlemek adına getirilmiş bir kuraldır. Temnat sorumlusu, teminat defterinin oluşturulmasını, kayıtların doğruluğunu ve teminat uyum ilkelerine uygunluğu denetlemekle yükümlüdür. Halka arz edilen ihraçlarda üçer aylık, diğerlerinde ise en az altışar aylık dönemlerle uyum raporu hazırlayarak ihraççıya sunar. Eğer temnat varlıkların ortalama birim anapara değeri yirmi bin Türk Lirası'den düşükse veya sayıları beş yüz'den fazlaysa, incelemeler yüzde doksan beş güvenilirlik düzeyinde örnekleme yöntemiyle yapılabilir. Bu düzenlemeler, sermaye piyasası araçlarının güvenilirliğini artırarak yatırımcıların korunmasını hedeflemektedir. Teminat sorumlusunun görev ve yetkileri ile sermaye piyasası araçlarındaki denetim süreçlerini incelemeye devam ediyoruz. Niteliklerini kaybeden bir teminat sorumlusunun değiştirilmesi hususunda Sermaye Piyasası Kurulu yetkilidir.
Bölüm 7
Teminat sorumlusunun görev ve yetkileri ile sermaye piyasası araçlarındaki denetim süreçlerini incelemeye devam ediyoruz. Niteliklerini kaybeden bir teminat sorumlusunun değiştirilmesi hususunda Sermaye Piyasası Kurulu yetkilidir. Kurul, görevlerinin yerine getirilmesinde ihmal veya kusuru bulunan teminat sorumlusunun değiştirilmesini talep edebileceği gibi, bu değişikliği resen yapma yetkisine de sahiptir. Teminat sorumlusu, görevlerini icra ederken Uluslararası Denetim ve Güvence Standartları Kurulu tarafından yayımlanan dört bin dört yüz numaralı standarda uymakla yükümlüdür. Bu noktada kritik bir kural olarak, teminat sorumlusunun görevlerinin yerine getirilmesi sorumluluğunu bir başkasına devredemeyeceğini belirtmek gerekir. Teminat sorumlusunun sözleşme süresince yerine getirmekle yükümlü olduğu görevlerin başında teminat defterinin incelenmesi gelmektedir. Bu kapsamda, Tebliğ hükümlerine uygun varlıkların kaydedilmesi suretiyle teminat defterinin oluşturulup oluşturulmadığı denetlenir. Halka arz edilecek teminatlı menkul kıymetler için başvuru tarihi itibarıyla, halka arz edilmeksizin veya yurt dışında ihraç edilecek olanlar için ise teminat defterinin oluşturulmasını müteakip teminat uyum ilkelerinin sağlanıp sağlanmadığı titizlikle incelenir. Bilgi işlem sisteminin incelenmesi de bu sürecin ayrılmaz bir parçasıdır. Teminat defterinin elektronik ortamda tutulması halinde, varlıkların uygun şekilde kaydedilmesi ve korunması için ihraççının veya dışarıdan hizmet alınan kuruluşun altyapısında gerekli çapraz kontrollerin, otomasyonun ve yetkilendirmelerin tesis edildiği kontrol edilir. Bu incelemenin sonuçlarını içeren bir rapor ihraççıya sunulur ve bir örneği Kurula gönderilir. Kayıtların doğruluğunun teyidi aşamasında teminat sorumlusu, varlıkların teminat defterine eklenmesi, çıkarılması veya değiştirilmesine ilişkin kayıtları, dayanak kredi dokümanlarını ve gerekli gördüğü diğer belgeleri inceleyerek doğruluğunu teyit eder. Ayrıca teminat varlıkların Tebliğde belirtilen uyum ilkelerine uygunluğu ve yapılan stres testi ölçümlerinin doğruluğu da denetim kapsamındadır. Teminat uyum raporu hazırlama süreci ise ihraç yöntemine göre farklılık göstermektedir. Halka arz edilerek yapılan ihraçlarda asgari üçer aylık, halka arz edilmeksizin veya yurt dışında yapılan ihraçlarda ise asgari altışar aylık hesap dönemleri itibarıyla rapor hazırlanır. Bu raporun bir örneği, hesap döneminin bitimini izleyen yirmi iş günü içinde ihraççıya iletilmelidir. İhlal durumunda kontrol mekanizması devreye girer. Teminat uyum ilkelerinin ihlal edilmesi durumunda, ihlalin tespit edildiği tarihten itibaren bir ay içerisinde, söz konusu ilkelere uyumun yeniden sağlanıp sağlanmadığı ve teminat varlıklardan yapılan tahsilatların ayrı bir hesapta biriktirilip biriktirilmediği kontrol edilir. Yükümlülüklerin yerine getirilmemesi durumunda ise yine bir aylık süre içinde, tahsilatların yalnızca muaccel hale gelen yükümlülüklerin yerine getirilmesinde kullanılıp kullanılmadığı ve teminat varlıkların alacakları karşılayıp karşılamadığı denetlenir. Sınav açısından önemli bir sayısal veri olarak örneklem kullanımı kuralına dikkat edilmelidir. Teminat varlıkların kalan ortalama birim anapara değerinin yirmi bin Türk Lirası den düşük olması veya sayılarının beş yüz den yüksek olması durumunda, incelemeler asgari yüzde doksan beş oranında bir güvenilirlik düzeyi esas alınarak hesaplanacak örneklem sayısı üzerinden gerçekleştirilir. Teminat sorumlusunun yetkileri çerçevesinde, ihraççıdan her türlü bilgi ve belgeyi isteme, kayıtları inceleme ve çalışanlardan bilgi alma hakkı bulunmaktadır. Bu yetkilerin teminat sorumlusu ile imzalanacak sözleşmede yer alması zorunludur. Ayrıca bağımsız denetim, değerleme ve derecelendirme kuruluşları ile sicil müdürlüklerinden de bilgi talep edilebilir. Eğer bilgi ve belgelere ulaşılması engellenirse, teminat sorumlusu bu durumu derhal ve yazılı olarak Kurula bildirmekle yükümlüdür. İhraççının yükümlülüklerini yerine getirememesi durumunda ise tahsilatların kontrolü, kullanımın kontrolü ve yeterliliğin kontrolü süreçleri işletilir. Şartların sağlanmaması halinde teminat sorumlusu, borçlulara ödemelerini ihraççı dışındaki bir hesaba yapmaları yönünde yazı gönderir. Kurulun idareci atama yetkisi, ihraççının yönetiminin kamuya devri, faaliyet izninin kaldırılması veya iflası hallerinde ortaya çıkar. Bu durumlarda bir banka, yatırım finansman kuruluşu veya başka bir uzman kuruluş idareci olarak atanabilir. İdareci, teminat varlıkları aktif olarak yönetebilir, varlık satabilir veya kredi kullanabilir. Yatırımcıların menfaati gerektiriyorsa, idareci erken itfa önerisinde de bulunabilir. Bilgilendirme ve kamuyu aydınlatma esasları uyarınca, teminat uyum raporları ihraççının internet sitesinde ve Kamuyu Aydınlatma Platformu olan KAP ta ilan edilir. Yatırımcı raporu ise üçer aylık dönemler itibarıyla, dönemin bitimini izleyen altı iş günü içinde yayımlanmalıdır. Sermaye piyasası araçları dersimizin faizsiz finans araçları bölümüne geçiş yapıyoruz. Faizsiz finans sistemi, hesaplamaların faiz getirisine dayanmadığı bir yapıya işaret eder. Bu sistemde paranın zaman değeri anlayışı tamamen reddedilmez; ancak bu değerin kapital faizi veya reel faiz şeklinde ortaya çıkmasına izin verilmez. Vadeli alım satım işlemlerinde peşin fiyat ile vadeli fiyatın farklı olması kabul edilebilir bir durumdur. İslam hukukunda faiz, yani rba, kesin olarak yasaklanmıştır. Faizsiz finans sisteminin temelinde dört ana yasak ve iki temel unsur bulunmaktadır. Yasaklar faiz yasağı, sözleşmenin esaslı unsurunda önemli derecede belirsizlik olması yani garar fahiş, sözleşme konusunun yasal olmaması yani haram ve spekülasyon yasağı olan masir olarak sınıflandırılır. Temel unsurlar ise varlığa dayalı finansman ve kâr zarar ortaklığıdır. İslam finansman yöntemlerini karşılıksız ve karşılığı alınan yöntemler olarak ikiye ayırabiliriz. Karşılıksız yöntemler arasında zekât, sadaka, vakıf ve faizsiz ödünç verme anlamına gelen karzı hasen yer alır. Ticari hayatta en sık kullanılan karşılığı alınan yöntemler ise şunlardır. Mudaraba, bir tarafın sermaye diğer tarafın ise emek ve tecrübe koyduğu bir ortaklıktır. Muşaraka ise iki veya daha fazla tarafın ortak sermaye ile kâr ve zarara ortak olduğu yöntemdir. Murabaha, bir malın maliyet üzerine kâr eklenerek vadeli satılmasıdır. İcara, geleneksel finansal kiralamaya benzeyen bir yöntemdir. İstisna, sipariş üzerine mal yaptırma işlemini ifade ederken, selem ise özellikle tarım sektöründe kullanılan, bedelin peşin ürünün vadeli olduğu bir yapıdır. İslam sermaye piyasası araçları arasında en yaygın olanı sukuk, yani kira sertifikalarıdır. İlk İslam bankası bin dokuz yüz altmış üç yılında Mısır da kurulan Mit Ghamr dır. İlk İslam sigorta şirketi bin dokuz yüz yetmiş dokuz da Sudan da, ilk İslam bonosu ise bin dokuz yüz seksen üç te Malezya da ortaya çıkmıştır. Kira sertifikaları, her türlü varlık ve hakkın finansmanını sağlamak amacıyla varlık kiralama şirketleri tarafından ihraç edilen menkul kıymetlerdir. Bu sertifikalar sahiplerine, dayanak varlıktan elde edilen gelirlerden payları oranında hak sahibi olma imkânı tanır. Varlık kiralama şirketi olan VKŞ, münhasıran bu amaçla kurulmuş bir anonim şirkettir. Kira Sertifikaları Tebliği uyarınca altı farklı sertifika türü tanımlanmıştır. Sahipliğe dayalı kira sertifikaları, varlıkların kaynak kuruluştan devralınması ve tekrar kiralanması esasına dayanır. Yönetim sözleşmesine dayalı sertifikalarda, varlıkların VKŞ lehine yönetilmesi neticesinde elde edilen gelirler aktarılır. Alım satıma dayalı sertifikalar, bir varlığın vadeli satışı işlemindeki finansmanı sağlar. Ortaklığa dayalı sertifikalar, VKŞ nin bir ortak girişime ortak olması amacıyla ihraç edilir. Eser sözleşmesine dayalı sertifikalar ise bir eserin meydana getirilmesi sürecini finanse eder. Son olarak hibrit yapıdaki sertifikalar, bu türlerin birlikte kullanılmasıyla oluşturulur. Hibrit yapılarda, varlık havuzunda yüzde elli bir den fazla paya sahip olan varlık türü, sertifikanın isimlendirilmesinde esas alınır. Sınav hazırlığı sürecinde kira sertifikası türleri arasındaki farkları bilmek kritik önem taşımaktadır. Özellikle sahipliğe dayalı ihraçlarda, dayanak varlığın mülkiyetinin VKŞ ye devredilmesi ve VKŞ nin temerrüt halinde varlık üzerinde doğrudan tasarruf yetkisine sahip olması zorunluluğu sıkça sorulan bir konudur. Ayrıca VKŞ yönetim kurulunda bağımsız üye bulundurma zorunluluğu ve önemli kararların bu üyelerin olumlu oyuna bağlanması, yatırımcı haklarının korunması açısından getirilen temel düzenlemelerden biridir. Kamu finansmanı ve borç yönetimi kanunu kapsamında ihraç edilen kira sertifikaları ise Kurul düzenlemelerinin kapsamı dışındadır, bu ayrım sınavda yanıltıcı olabilir. Kira sertifikası ihraç sürecinde yer alan tarafların tanımları da netleştirilmelidir. Kaynak kuruluş, varlıkları devreden veya yöneten şirkettir. Fon kullanıcıları ise ihraç türüne göre kaynak kuruluş, girişimci veya yüklenici olabilir. Ortaklığa dayalı sertifikalarda mudaraba ve muşaraka ayrımı önemlidir. Mudarabada zarar durumunda, eğer bir ihmal yoksa, zararın tamamı sermayedar tarafından karşılanır. Muşarakada ise taraflar zarara sermaye payları oranında katılırlar. Bu iki ortaklık yapısı arasındaki temel fark, sermaye ve risk paylaşım modelidir. Son olarak, kira sertifikaları ile ilgili bilgilendirme yükümlülüklerine değinelim. İhraççının ödeme yükümlülüğünü yerine getirememesi durumunda, bu durumun ortaya çıktığı tarihte internet sitesinde ve KAP ta ilan edilmesi zorunludur. Halka arz edilmeksizin yapılan ihraçlarda ise bu bilgilendirmeler Merkezi Kayıt Kuruluşu aracılığıyla elektronik ortamda yatırımcılara iletilir. Bu şeffaflık kuralları, faizsiz finans araçlarının güvenilirliğini ve piyasa disiplinini sağlamak amacıyla titizlikle uygulanmaktadır. Sınavda bu süreler ve ilan yöntemleri hakkında gelebilecek sorulara karşı hazırlıklı olunmalıdır. Sermaye piyasası araçları dersimizin bu bölümünde kira sertifikaları ve gayrimenkul sertifikaları üzerine yoğunlaşacağız. İlk olarak kira sertifikası ihraç süreçlerinde karşımıza çıkan temel aktörleri ve kavramları tanımlayarak başlayalım.
Bölüm 8
Sermaye piyasası araçları dersimizin bu bölümünde kira sertifikaları ve gayrimenkul sertifikaları üzerine yoğunlaşacağız. İlk olarak kira sertifikası ihraç süreçlerinde karşımıza çıkan temel aktörleri ve kavramları tanımlayarak başlayalım. Yönetim sözleşmesine dayalı kira sertifikası ihraçlarında, sahip olduğu varlık ve hakları Varlık Kiralama Şirketi yani VKŞ adına yöneten ve Tebliğde belirtilen niteliklere sahip olan şirketler ortaklık olarak ifade edilir. Yeni bir projeyi gerçekleştirmek, mevcut bir projenin geliştirilmesini sağlamak veya herhangi bir iktisadi faaliyetin finansmanını temin etmek amacıyla kurulan sermaye şirketi ya da ortaklık sözleşmesi düzenlenmesi yoluyla oluşturulan adi ortaklıklar ise ortak girişim tanımı kapsamına girmektedir. Ortak girişimin yönetilmesinden sorumlu olan sermaye şirketini veya tacir niteliğini haiz gerçek veya tüzel kişilerin bir araya gelerek mal varlıklarını birleştirmek suretiyle yazılı bir sözleşmeye istinaden oluşturdukları adi ortaklık girişimci olarak adlandırılır. altı bin doksan sekiz sayılı Borçlar Kanunu çerçevesinde eser sözleşmesine konu eseri meydana getirmekle mükellef olan sermaye şirketi veya tacir niteliğini haiz gerçek veya tüzel kişilerin oluşturduğu adi ortaklıklar ise yüklenici olarak tanımlanmaktadır. Finansman sürecinin merkezinde yer alan fon kullanıcıları kavramı, ihraç türüne göre farklılık göstermektedir. Sahipliğe ve yönetim sözleşmesine dayalı kira sertifikası ihraçlarında kaynak kuruluşlar fon kullanıcısıdır. Alım satıma dayalı ihraçlarda ise VKŞ tarafından vadeli olarak satılan varlık veya hakkı alan kurucu niteliğindeki şirketler bu sıfatı taşır. Ortaklığa dayalı ihraçlarda girişimci ve ortak girişimin VKŞ dışındaki ortakları, eser sözleşmesine dayalı ihraçlarda ise meydana getirilecek eseri satın alan kişi veya yüklenici fon kullanıcısı olarak kabul edilir. Kira sertifikası türlerini incelediğimizde Tebliğ kapsamında beş ana kategori ve bir karma yapı ile karşılaşmaktayız. Sahipliğe dayalı kira sertifikaları, kaynak kuruluştan devralınacak varlık ve hakların finansmanı için ihraç edilir. Yönetim sözleşmesine dayalı olanlar, varlıkların mülkiyeti devredilmeksizin VKŞ lehine yönetilmesi neticesinde elde edilen gelirlerin aktarılması amacıyla çıkarılır. Alım satıma dayalı ihraçlarda bir varlığın VKŞ tarafından satın alınıp vadeli olarak satılması söz konusudur. Ortaklığa dayalı türde VKŞ bir ortak girişime ortak olmak amacıyla ihraç gerçekleştirir. Eser sözleşmesine dayalı ihraçlarda ise VKŞ iş sahibi sıfatıyla bir eserin meydana getirilmesini finanse eder. Bu türlerin birlikte kullanılması durumunda ise hibrit yapıdaki kira sertifikaları söz konusu olur. Kurulun diğer düzenlemeleri kapsamında yer almayan ancak niteliği itibarıyla kira sertifikası olduğu kabul edilen araçlar için de bu Tebliğ hükümleri kıyasen uygulanır. Önemli bir kural olarak, Tebliğ kapsamında ihraç edilmeyen araçlar için kira sertifikası, bu amaçla kurulmayan yapılar için ise varlık kiralama şirketi ifadeleri kullanılamaz. Sahipliğe dayalı kira sertifikalarını detaylandırdığımızda, bu ihraçlarda üç temel zorunluluk karşımıza çıkar. Öncelikle dayanak varlığın mülkiyetinin VKŞ ye devrine ilişkin bir sözleşme düzenlenmelidir. Eğer devir işlemi tescile veya özel şekil şartına tabi ise bu işlemler yerine getirilmelidir. En kritik husus ise VKŞ nin temerrüt halinde varlıklar üzerinde doğrudan tasarruf yetkisine sahip olmasıdır. Sayısal sınırlar açısından sınavda sıklıkla sorulan bir kural mevcuttur. Sahipliğe dayalı kira sertifikası ihraç tutarı, hazırlanan değerleme raporundaki gerçeğe uygun değerin yuzde doksan oranını aşamaz. Eğer dayanak varlık bir gayrimenkul ise ve kaynak kuruluş talep ederse, geri alım hakkının tapu kütüğüne şerh edilmesi zorunludur. Ayrıca bu varlıklar üzerinde üçüncü kişiler lehine hiçbir ayni veya şahsi hak tesis edilmemiş olmalı, varlıklar üzerinde haciz veya tedbir bulunmamalıdır. Yönetim sözleşmesine dayalı kira sertifikalarında mülkiyet devri gerçekleşmez. Kaynak kuruluşa ait varlıklar vade boyunca VKŞ lehine yönetilir ve elde edilen gelirler sözleşme çerçevesinde aktarılır. VKŞ nin elde edeceği gelirin veya bu gelirin hesaplanma esaslarının sözleşmede açıkça düzenlenmesi şarttır. Alım satıma dayalı ihraçlarda ise VKŞ, ihraçtan elde edilen fonların hesabına aktarıldığı günü izleyen bir iş günü içinde varlıkları spot piyasadan alıp maliyetinin üzerinde bir bedelle vadeli olarak satmak zorundadır. Bu işlem süresinde gerçekleşmezse, toplanan fonlar en geç iki iş günü içinde yatırımcılara iade edilir. Bu tür ihraçlarda varlıkların Borsa İstanbul veya diğer likit piyasalarda alınıp satılması zorunluluğu vardır. Likit piyasa, çok sayıda gerçek teklifin bulunduğu, fiyatın makul ölçüde rekabetçi belirlendiği ve işlemlerin ticari teamüllere uygun kısa sürede gerçekleştiği piyasadır. Ortaklığa dayalı kira sertifikalarında iki farklı model mevcuttur. İlk modelde münhasıran VKŞ sermaye koyar. Yönetim girişimci veya üçüncü bir kişi tarafından yürütülür. Kâr paylaşım oranları veya sabit ücret sözleşmede belirtilir. VKŞ, girişimcinin kötü niyeti veya hukuka aykırı eylemleri hariç olmak üzere, zarara sadece koyduğu sermaye ile sınırlı olarak katlanır. İkinci modelde ise VKŞ nakdi sermaye koyarken diğer ortaklar kişisel emek veya ticari itibar haricinde sermaye koyarlar. Her iki modelde de ihraç tutarı gerçeğe uygun değerin yuzde doksan oranını aşamaz. Ayrıca kira sertifikası sahiplerinin haklarını korumak amacıyla, ortak girişimin veya diğer ortakların mal varlıkları üzerinde ihraç tutarı kadar VKŞ lehine rehin kurulması zorunludur. Eğer rehin gayrimenkul üzerindeyse, sertifika adedi tapu kütüğünün düşünceler sütununda belirtilir. Zarar durumunda öncelikle sözleşmedeki teminatlar, yetersiz kalırsa kurulan rehin paraya çevrilerek yatırımcılara ödeme yapılır. Eser sözleşmesine dayalı kira sertifikalarında VKŞ iş sahibi sıfatıyla taraf olur. Bu kapsamda hizmet, kat veya arsa karşılığı inşaat sözleşmeleri de düzenlenebilir. VKŞ meydana getirilecek eseri kiralayabilir veya doğrudan satışa konu edebilir. Vade bitiminde satış bedelinin tamamının tahsil edilerek sertifika sahiplerine ödenmesi zorunludur. Bu türde de ihraç tutarı değerleme raporundaki değerin yuzde doksan oranını geçemez. Eğer eser bedeli peşin ödenirse, yükleniciden rehin veya benzeri bir teminat alınması zorunludur. Varlık ve hakların korunması konusu kira sertifikası mevzuatının en güçlü yanlarından biridir. Sertifikalar itfa edilinceye kadar VKŞ portföyündeki varlıklar, şirketin yönetimi kamuya devredilse dahi teminat amacı dışında tasarruf edilemez, rehnedilemez, haczedilemez ve iflas masasına dahil edilemez. Yatırımcılar bu varlıklardan elde edilen gelirler üzerinde payları oranında hak sahibidirler. İtfa süreci izahnamede belirlenen esaslara göre yürütülür. Fon kullanıcılarının yükümlülüklerini yerine getirmemesi durumunda yatırımcıların korunması için alınacak tedbirlerin daha ihraç aşamasında sözleşmelerle düzenlenmiş olması zorunludur. İhraç başvuruları Kurula ve Borsaya yapılır. Kira sertifikaları bir ihraç tavanı içinde tertipler halinde satılabilir. Halka arz edilecek sertifikaların borsada işlem görmesi zorunludur. Kurul, ödemelerin bir banka tarafından garanti altına alınmasını veya derecelendirme notu alınmasını talep edebilir. Kurul ücretleri vadelere göre değişkenlik gösterir. Vadesi yüz seksen güne kadar olanlar için on binde iki virgül beş; yüz seksen bir ile üç yüz altmış dört gün arası olanlar için on binde üç virgül beş; üç yüz altmış beş ile yedi yüz otuz gün arası olanlar için on binde beş ve yedi yüz otuz günden uzun olanlar için binde bir oranında ücret alınır. Ancak yirmi dört Haziran iki bin on altı tarihli Kurul duyurusu ile gayrimenkul stokunun menkul kıymetleştirilmesini teşvik amacıyla bu oranlarda yuzde elli indirim uygulanmaktadır. Yani indirimli oranlar sırasıyla on binde bir virgül yirmi beş; on binde bir virgül yetmiş beş; on binde iki virgül beş ve binde sıfır virgül beş olarak uygulanmaktadır. İhraç yöntemleri halka arz, tahsisli satış veya nitelikli yatırımcıya satış şeklinde olabilir. Yurt içi ihraçların Merkezi Kayıt Kuruluşu yani Merkezi Kayıt Kuruluşu nezdinde kayden izlenmesi zorunludur. Yurt dışı ihraçlarda da kayden izleme esastır ancak Kurul muafiyet verebilir. Muafiyet durumunda ihraç bilgileri üç iş günü içinde Merkezi Kayıt Kuruluşu ya iletilmelidir. Değerleme raporu hazırlanması; sahipliğe dayalı ihraçlarda devir aşamalarında, ortaklığa dayalı ihraçlarda proje değeri belirlenirken ve eser sözleşmesine dayalı ihraçlarda eser bedeli tespit edilirken zorunludur. Varlık kiralama şirketlerinin kuruluşuna dair kurallar da oldukça sıkıdır. VKŞ ler bankalar, belirli faaliyetleri yürüten aracı kurumlar, ipotek finansmanı kuruluşları, payları borsada işlem gören gayrimenkul yatırım ortaklıkları, belirli gruptaki halka açık ortaklıklar, yatırım yapılabilir seviyede derecelendirme notu alan ortaklıklar veya sermayesinin yuzde elli bir veya fazlası Hazineye ait olan ortaklıklar tarafından kurulabilir. VKŞ yönetim kurulu en az üç kişiden oluşur. Üyelerin yükseköğrenim görmüş olması, finans alanında en az beş yıllık tecrübeye sahip olması ve gerekli itibara sahip olması şarttır. Ayrıca en az bir üyenin bağımsız üye olması ve en az bir üyenin Sermaye Piyasası Faaliyetleri Düzey üç Lisansına sahip olması zorunludur. Eğer fon kullanıcısı ile VKŞ kurucusu aynı kişi ise, varlık satışı veya rehinlerin paraya çevrilmesi gibi kritik kararlarda bağımsız üyenin olumlu oyu şarttır. VKŞ ler esas sözleşmelerinde belirtilen faaliyetler dışında ticari işlemlerde bulunamaz, kredi kullanamaz ve borçlanamazlar. Esas sözleşme onayından itibaren bir yıl içinde ihraç başvurusu yapmayan şirketlerin tasfiye sürecine girmesi veya faaliyet konusunu değiştirmesi gerekir. Muhasebe kayıtları her bir tertip bazında ayrı ayrı tutulur. Finansal raporlamada varlık ve yükümlülükler likidite esasına göre ve itfa tarihi en yakın olan en üstte olacak şekilde sıralanır. Şirketin tasfiyesi ancak tüm sertifikaların itfa edilmesinden sonra mümkündür. Ayrıca VKŞ yönetim kurulu, üçer aylık dönemler itibarıyla yatırımcı raporu düzenlemekle yükümlüdür. Bu rapor, dönem bitimini izleyen beş iş günü içinde halka arz edilenlerde KAP ta yayınlanır, diğerlerinde ise Kurula ve yatırımcılara iletilir. Gayrimenkul sertifikaları konusuna geçtiğimizde, bu aracın inşa edilecek veya edilmekte olan projelerin finansmanı için çıkarılan, belirli bağımsız bölümleri veya alan birimlerini temsil eden, nominal değeri eşit sermaye piyasası araçları olduğunu görmekteyiz. Gayrmenkul sertifikası, yatırımcıya projeye ortak olma imkanı tanırken aynı zamanda belirli bir vadeye sahip olmasıyla hibrit bir yapı sunar. Bu araçların temel özellikleri arasında asli edim yani konut veya iş yeri edinme imkanı ile tali edim yani projenin değer artışından nakit olarak yararlanma imkanı yer alır. Ayrıca kentsel dönüşüm projelerinde hak sahiplerine verilerek alternatif bir uzlaşma yöntemi olarak da kullanılabilirler. Gayrimenkul sertifikalarının sunduğu faydalar çok boyutludur. Yatırımcılar açısından düşük bütçeyle gayrmenkul yatırımı yapma, yüksek likidite ve yuzde on oranındaki stopaj avantajı ile vergi kolaylığı sağlar. İhraççılar için düşük maliyetli ön finansman ve marka bilinirliği artışı sunar. Kamu ve hak sahipleri açısından ise riskli yapıların dönüşümü ve sürdürülebilir kentsel dönüşüm finansmanı için kritik bir araçtır. İlk gayrimenkul sertifikası ihracı iki bin on yedi yılında TOKİ tarafından gerçekleştirilmiş ve Borsa İstanbul bünyesinde işlem görmeye başlamıştır. Tebliğdeki temel kavramları incelediğimizde, bağımsız bölümün Kat Mülkiyeti Kanununa göre tanımlandığını görmekteyiz. Vade, ihraç tarihinden ifa sürelerinin bitimine kadar olan süreyi kapsar. Proje bitiş tarihi ise bağımsız bölümlerin vaat edilen vasıflara uygun tamamlanması için öngörülen tarihtir. Vade tarihi proje bitiş tarihinden sonraki bir tarih olarak belirlenebilir. Örneğin TOKİ ihracında proje bitişi altı Aralık iki bin on dokuz iken vade altı Nisan iki bin yirmi olarak belirlenmiştir. Asli edim, bağımsız bölümün teslimini ve mülkiyetin devrini ifade ederken; tali edim, bağımsız bölümlerin satılarak tutarın sertifika sahiplerine payları oranında dağıtılmasını kapsar. Bu süreçlerin kontrolünden sorumlu olan ve bağımsız denetim yetkisine sahip kuruluş edim sorumlusu olarak adlandırılır. Kentsel dönüşüm amaçlı projelerde hak sahibi, ilgili kanunlar kapsamında taşınmazı üzerinde hak sahibi olduğu tespit edilen ve uzlaşma sağlanan kişileri ifade eder. İfa bedeli, Kurula başvuru sırasındaki değerleme raporuna göre belirlenen sertifika bedelidir. Eğer edimler zamanında yerine getirilmezse, ihraççı için öngörülen ek yükümlülükler ceza şartı olarak tanımlanır. Gayrimenkul sertifikası ihraçlarında da kira sertifikalarında olduğu gibi şeffaflık, yatırımcı korunması ve borsada işlem görme zorunluluğu temel prensiplerdir. Bu araçların finansal piyasaların derinleşmesine ve gayrimenkul stokunun menkul kıymetleştirilmesine katkısı büyüktür. Sınav hazırlığı sürecinde kira sertifikası türleri arasındaki farkları, VKŞ yönetim kurulu yapılarını, Kurul ücretlerindeki indirimli oranları ve gayrimenkul sertifikalarındaki asli ve tali edim ayrımlarını iyi kavramak başarı için elzemdir. Özellikle sayısal oranlar olan yuzde doksan ihraç sınırı ve yuzde on vergi avantajı gibi detaylar teknik sorularda sıklıkla karşımıza çıkmaktadır.
Bölüm 9
Sermaye piyasası mevzuatı çerçevesinde gayrimenkul sertifikalarına ilişkin düzenlemeler, yedi, yüz yirmi sekiz nokta iki sayılı Gayrimenkul Sertifikaları Tebliği ile hüküm altına alınmıştır. Bu düzenlemelerin temel amacı, ihraç sürecinin standartlaştırılması ve piyasa etkinliğinin en üst seviyeye çıkarılmasıdır. Gayrimenkul sertifikası ihracı ve sürecinin tam olarak kavranabilmesi için öncelikle Tebliğ içerisinde yer alan teknik kavramların ve tanımların titizlikle analiz edilmesi gerekmektedir. Gayrimenkul projesi kavramı, gayrimenkul sertifikası ihracı yoluyla finansmanı planlanan konut veya ticari alan projelerini ifade eder. Bağımsız bölüm ise altı yüz otuz dört sayılı Kat Mülkiyeti Kanunu kapsamında tanımlanan, ana gayrimenkulün ayrı ayrı ve başlı başına kullanılmaya elverişli olan ve bağımsız mülkiyete konu olabilen bölümleridir. Bu noktada vade ve proje bitiş tarihi arasındaki ayrım sınav açısından kritik bir öneme sahiptir. Vade, izahname veya ihraç belgesinde belirtilen, sertifikanın ihraç tarihinden edimlerin ifa sürelerinin bitimine kadar geçen süreyi kapsar. Proje bitiş tarihi ise ihraççı tarafından bağımsız bölümlerin izahnamede belirtilen vasıflara uygun şekilde tamamlanması için öngörülen tarihtir. Uygulamada gayrimenkul sertifikalarının vadesi, proje bitiş tarihinden sonraki bir tarih olarak belirlenmektedir. Edimler kavramı, asli ve tali edimleri kapsayan genel bir terimdir. Asli edim, ihraççı tarafından gayrimenkul sertifikası sahipleri adına kat mülkiyetinin tesis edilmesi ve bağımsız bölümün teslim edilmesini ifade eder. Tali edim ise asli edimin gerçekleşmemesi durumunda, sertifikalara karşılık gelen bağımsız bölümlerin satılması ve elde edilen tutarın sertifika sahiplerine payları oranında dağıtılması sürecidir. Bu süreçlerin denetimi edim sorumlusu tarafından gerçekleştirilir. Edim sorumlusu, sermaye piyasasında bağımsız denetim faaliyetinde bulunmaya yetkili olan ve edimlerin izahnameye uygunluğunu kontrol etmekle yükümlü kuruluştur. Yapı denetim kuruluşu ise dört bin yedi yüz sekiz sayılı Kanun kapsamında Çevre ve Şehircilik Bakanlığından izin belgesi almış, ortakları mimar ve mühendislerden oluşan tüzel kişiliktir. Hak sahibi kavramı ise kentsel dönüşüm projeleri kapsamında taşınmazı üzerinde hak sahibi olduğu tespit edilen ve uzlaşma sağlanan kişileri tanımlar. İtfa bedeli, değerleme raporuna göre belirlenen sertifika bedelini, ceza şartı ise edimlerin yerine getirilmemesi durumunda ihraççı için öngörülen ek yükümlülükleri ifade eder. Gayrimenkul sertifikası ihracına ilişkin esaslara geçildiğinde, bu araçların belirli bağımsız bölümleri veya belirli bir alan birimini temsil edebileceği görülmektedir. Belirli bağımsız bölümleri temsil eden ihraçlarda, her bir bölüme karşılık gelen sertifika adedinin ihraç öncesinde belirlenmesi zorunludur. Şerefiye farklılıkları, yani blok, kat, cephe ve malzeme farklılıkları dikkate alınarak sertifika karşılıkları tespit edilir. Alan birimi bazlı ihraçlarda ise asli edim sırasında yatırımcılardan şerefiye tutarı talep edilebilir. Ancak bu durumda şerefiye tutarlarının hangi esaslara göre belirleneceği veya düzeltileceği izahnamede açıkça yer almalıdır. İhraca konu edilen bağımsız bölümler üzerinde edimlerin yerine getirilmesini engelleyecek herhangi bir ayni veya şahsi hak, haciz kaydı veya hukuki ihtilaf bulunmamalıdır. Ayrıca, bir binanın veya bloğun ancak bütünü tamamlandığında kullanılabilecek bölümlerinin bir kısmı değil, tamamı ihraca konu edilmelidir. Bu kuralın istisnası TOKİ ve İller Bankası tarafından gerçekleştirilen ihraçlardır. İhraç tutarının belirlenmesinde, Kurula başvuru aşamasında hazırlanan değerleme raporundaki takdir edilen değer referans alınır. İzahnamede belirtilmesi kaydıyla ek satış yapılması mümkündür ancak ek satış dahil toplam tutarın izahnamede açıkça belirtilmesi bir zorunluluktur. Proje bitiş tarihiyle ilgili olarak, eğer bağımsız bölümler öngörülen tarihten önce tamamlanırsa ve bu durum en az on beş gün önce kamuya açıklanırsa, yeni tarih proje bitiş tarihi olarak kabul edilir. Bu durumda izahname değişikliği yapılmasına gerek duyulmaz. Gayrimenkul projesinin tamamlanması için sigorta yaptırılması da mümkündür. Satış yöntemleri açısından gayrimenkul sertifikaları yurt içinde halka arz edilerek, nitelikli yatırımcıya satılarak veya yurt dışında ihraç edilebilir. Yurt içindeki tüm ihraçlarda sertifikaların borsada işlem görmesi zorunludur. Halka arz edilen sertifikalar Pay Piyasası bünyesindeki Yapılandırılmış Ürünler ve Fon Pazarı'nda, nitelikli yatırımcılara yönelik olanlar ise Girişim Sermayesi Pazarı'nda işlem görür. Gayrimenkul sertifikaları kredili işlemlere konu edilemez ve açığa satışı yapılamaz. Sertifikaların kaydileştirilmesi süreci Merkezi Kayıt Kuruluşu nezdinde yürütülür. Yurt içinde ihraç edilen sertifikaların elektronik ortamda kayden ihracı ve hak sahiplerinin izlenmesi zorunludur. Yurt dışı ihraçlarda ise ihraç tutarı, ISIN kodu, vade ve saklamacı kuruluş gibi bilgiler işlemin ardından üç iş günü içinde Merkezi Kayıt Kuruluşu'na iletilmelidir. İtfa süreci, edimlerin yerine getirilmesi veya itfa bedelinin ödenmesiyle tamamlanır. Projenin gerçekleşmemesi durumunda itfa bedeli ve ceza şartının ödenmesi esastır. İhraççı, vade öncesinde sertifikaları borsada oluşan fiyat üzerinden geri alarak da itfa edebilir. Bu işlemlerin yatırım hizmetleri ve faaliyetlerinde bulunmaya yetkili bankalar veya aracı kurumlar vasıtasıyla yapılması zorunludur. Edim sorumlusu ile ihraççı arasında Kurula başvuru öncesinde sözleşme imzalanması şarttır. Edim sorumlusu, edimlerin uygunluğunu kontrol eder, tali edimlerdeki satış fiyatlarını denetler ve yatırımcılara aktarılan tutarların doğruluğunu teyit eder. Raporlama yükümlülükleri kapsamında edim sorumlusu, halka arz edilen ihraçlarda üçer aylık, halka arz edilmeksizin yapılan ihraçlarda ise altışar aylık periyotlarla güvence raporu hazırlar. Bu raporlar dört bin dört yüz numaralı Uluslararası Hizmet Standardına uygun olmalı ve aynı gün Kamuyu Aydınlatma Platformu'nda ilan edilmelidir. Edim sorumlusu, ihraççıdan değerleme raporları ve satış fiyatlarına ilişkin bilgi talep etme yetkisine sahiptir. Yatırımcı zararlarının tazminine ilişkin esaslar da izahnamede yer almalıdır. Ceza şartı, edimlerin yerine getirilmemesi durumunda yatırımcılara ödenmesi zorunlu olan bir tutardır. Kurul, gerekli gördüğü takdirde itfa bedelinin bir banka tarafından garanti altına alınmasını, satışın sadece nitelikli yatırımcılara yapılmasını veya sertifikaların derecelendirilmesini talep edebilir. İhraççı ve arsa sahibi için belirlenen genel şartlar oldukça katıdır. İhraççının, son beş yıl içerisinde projenin satış değerinin en az yarısı büyüklüğünde bir projeyi tamamlamış olması veya gayrimenkul yatırım ortaklığı ise tamamlatmış olması gerekir. Arsa mülkiyetinin münferiden ihraççıya ait olması ve kat irtifakının tesis edilmiş olması şarttır. Finansal açıdan, bağımsız denetimden geçmiş son yıllık finansal tablolara göre özkaynaklar toplamının ödenmiş veya çıkarılmış sermayeden yüksek olması ve yatırım yapılabilir seviyede uzun vadeli derecelendirme notu alınması zorunludur. TOKİ ve İller Bankası için bu tecrübe, özkaynak ve derecelendirme notu şartları aranmaz. Ayrıca bu kurumların dahil olduğu projelerde kat irtifakı tesisi şartı da aranmamaktadır. Sermayesinin yüzde elli bir veya daha fazlası kamuya ait olan ihraççılar için Kurul tarafından çeşitli muafiyetler tanınabilir. Raporlama sürecinde değerleme raporu, fizibilite raporu, inşaat ilerleme raporları ve yatırımcı raporu olmak üzere dört temel belge öne çıkar. Değerleme raporu, bağımsız bölümlerin tahmini satış bedellerini ve emsal değerlerini içermelidir. Fizibilite raporu, projenin gecikmesi durumunda mevcut tamamlanma düzeyi ve gerekli maliyetler hakkında bilgi verir. İnşaat ilerleme raporları, fonların ihraççıya aktarılabilmesi için yapı denetim kuruluşları tarafından düzenlenir. Yatırımcı raporu ise her altı aylık dönemde projenin tamamlanma düzeyini ve asli edim bilgilerini içeren bir belgedir. Asli edimlerin kullanılması sürecinde yatırımcılar, ihraççı tarafından belirlenen süreler içerisinde taleplerini Merkezi Kayıt Kuruluşu sistemleri üzerinden iletirler. Birden fazla yatırımcının aynı bölümü talep etmesi durumunda zaman önceliği esastır. Asli edim talebinde bulunan yatırımcılar, gerekli sertifika adedini ihraççıya aktarmalı ve varsa şerefiye tutarını ödemelidir. Asli edimin proje bitiş tarihinden önce talep edilmesi durumunda tapuda devir yapılır veya gayrimenkul satış vaadi sözleşmesi imzalanarak tapu kütüğüne şerh edilir. TOKİ ve İller Bankası projelerinde bu şerh zorunluluğu bulunmamaktadır. Sertifikalar, edim ifa edilene kadar bloke edilir. Tali edim sürecinde ise asli edim talebinde bulunmayan yatırımcıların tali edim istediği kabul edilir. İhraççı, bu sertifikalara karşılık gelen bölümleri satmak ve tutarı yatırımcılara dağıtmak zorundadır. Satıştan elde edilen tutarlar, bağımsız bölümlerin tamamı satılıncaya kadar devlet tahvili, hazine bonosu, kira sertifikası veya mevduat gibi araçlarda yatırımcılar adına değerlendirilir. Satışların tamamlanmasını takip eden iki iş günü içinde tutarlar yatırımcı hesaplarına aktarılır. Tali edim süresi sonunda satılamayan bölümler olursa, vade tarihinden önceki üç aylık borsa fiyatlarının ortalaması esas alınarak ödeme yapılır. Projenin gecikmesi durumunda, bu durumun anlaşılmasından itibaren on beş iş günü içinde fizibilite raporu hazırlanır ve Kuruldan ek süre talep edilir. Bu ek süre, zorlayıcı sebepler hariç proje bitiş tarihini izleyen yüz seksen günü aşamaz. Projenin gerçekleşmemesi durumunda ise ihraççı itfa bedelini ve ceza şartını ödemekle yükümlüdür. Eğer ihraççı bu ödemeyi yapamazsa, otuz gün içinde gayrimenkul sertifikası sahipleri toplantısı düzenlenir. Toplantıda projenin tamamlatılması veya mevcut varlıkların satılarak bedelin dağıtılması karara bağlanır. İhraçtan elde edilen fonlar, bir banka nezdindeki özel hesapta toplanır ve sadece projenin tamamlanması veya ilgili finansman kaynaklarının geri ödenmesi için kullanılır. Bu fonlar haczedilemez, rehnedilemez ve iflas masasına dahil edilemez. Fonun ihraççıya aktarımı kademelidir: yüzde yirmi beş inşaat başlamadan önce, yüzde altmış beş inşaat ilerleme oranına göre ve kalan yüzde on tüm edimler ifa edildikten sonra aktarılır. Kurula yapılacak başvurularda ihraç tavanı belirlenir ve bu tavan dahilinde tertipler halinde satış yapılabilir. İzahnamenin geçerlilik süresi boyunca her tertip için Kurul onayı gereklidir. Kurul ücreti normal şartlarda ihraç değerinin binde ikisi tutarındadır. Ancak gayrimenkul stokunun menkul kıymetleştirilmesini teşvik etmek amacıyla bu ücrette yüzde elli oranında indirim yapılmış olup, güncel oran binde bir olarak uygulanmaktadır. Kentsel dönüşüm amaçlı projelerde ise hak sahiplerine gayrimenkul sertifikası verilebilmesi mümkündür. Bu projelerde ihraççı olabilecek kurumlar arasında İller Bankası, TOKİ, belediyeler ve Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından belirlenen tüzel kişiler yer alır. Belediye ihraçlarında İller Bankası'nın garantörlüğü ve Hazine ve Maliye Bakanlığı'nın izni gereklidir. Kentsel dönüşüm projelerinde hak sahiplerine verilecek sertifika adedi, taşınmazın ilgili mevzuat uyarınca tespit edilen değeri üzerinden belirlenir. Bu projelerde tapu şerhi zorunluluğu aranmaz ve edim sorumlusu ile sözleşme imzalama yükümlülüğü gibi bazı maddelerden muafiyet tanınabilir. Projenin gerçekleşmemesi veya bir yıldan uzun süre gecikmesi durumunda sertifikaların itfa edilmesi zorunludur. İhraççı, elinde yeterli sertifika olmayan yatırımcılar için kredi veya taksitli ödeme imkanları sunabilir. Bu düzenlemeler, kentsel dönüşüm süreçlerine sürdürülebilirlik kazandırmayı ve finansman maliyetlerini düşürmeyi hedeflemektedir. Sınav hazırlığında özellikle TOKİ ve İller Bankası'na tanınan muafiyetler, fon aktarım oranları olan yüzde yirmi beş, yüzde altmış beş ve yüzde on rakamları ile yüz seksen günlük ek süre sınırı gibi sayısal verilerin dikkatle not edilmesi gerekmektedir.
Bölüm 10
Gayrimenkul sertifikalarının geri alım süreçlerini inceleyerek dersimize devam edelim. İhraççı, belirleyeceği tutar veya borsada oluşan fiyat üzerinden, piyasada yeniden satılmamak şartıyla gayrimenkul sertifikalarını geri alabilir. Bu noktada şeffaflığın sağlanması amacıyla, vade boyunca yapılacak geri alımlara ilişkin asgari tutar ve fiyat bilgisinin her ayın ilk işlem günü kamuya açıklanması zorunludur. Ayrıca, geri alınan gayrimenkul sertifikalarının iptal talebiyle yetkili kuruluş tarafından derhal Merkezi Kayıt Kuruluşu yani Merkezi Kayıt Kuruluşu’ya başvuru yapılması gerekmektedir. Bu prosedür, piyasadaki sertifika miktarının kontrolü ve yatırımcı haklarının korunması açısından kritik bir öneme sahiptir. Kentsel dönüşüm amaçlı projelerde projenin tamamlanması süreci, hem hak sahiplerinin hem de yatırımcıların haklarının korunması için özel düzenlemelere tabidir. altı bin üç yüz altı Sayılı Kanun kapsamında, Toplu Konut İdaresi Başkanlığı yani TOKİ ve İller Bankası önemli roller üstlenmektedir. Eğer altı bin üç yüz altı Sayılı Kanun uyarınca talep edilir ve Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından yetki devri yapılarak proje uygun görülürse, belirli tüzel kişilerin ihraççı olduğu durumlarda projenin tamamlatılacağına dair hükümlerin anlaşmalarda yer alması zorunludur. Bu kapsamda TOKİ tarafından belirlenen tüzel kişilerin ihraççı olduğu projelerde TOKİ, İller Bankası tarafından belirlenen tüzel kişilerin ihraççı olduğu projelerde ise İller Bankası projenin tamamlanmasından sorumlu tutulmaktadır. Benzer şekilde, belediyeler ve belediyelerce belirlenen tüzel kişilerin ihraççı olması durumunda da İller Bankası’nın sorumluluğu devreye girmektedir. Ayrıca yedi yüz yetmiş beş sayılı Kanun ve iki bin dokuz yüz seksen beş sayılı Kanun uyarınca TOKİ’nin anlaşma yapacağı bağlı ortaklıkları ve iştirakleri için de TOKİ’nin projenin tamamlatılacağına dair taahhüdü şart koşulmuştur. Bu düzenlemeler, kentsel dönüşüm projelerinin finansmanında güven unsurunu pekiştirmeyi amaçlamaktadır. Yatırımcılar için sağlanan imkanlar arasında kredi kullanımı ve nakit ödeme seçenekleri de bulunmaktadır. İhraççı, elinde yeterli sayıda gayrimenkul sertifikası bulunmamasına rağmen asli edim kullanmak isteyen yatırımcılar için, izahname veya ihraç belgesinde açıklanmak koşuluyla kredi kullanımı veya nakit ve taksitli ödeme gibi imkanlar sağlayabilir. Bu durum, yatırımcının konut veya iş yeri sahibi olma sürecini kolaylaştıran bir esneklik sunmaktadır. Ancak projenin gecikmesi veya gerçekleşmemesi durumunda daha katı kurallar uygulanır. Kentsel dönüşüm amaçlı projelerde projenin gerçekleşmemesi veya bir yıldan daha uzun süre gecikmesi durumunda, ihraç değerinden aşağı olmamak üzere belirlenecek bir tutarın ve eğer izahnamede öngörülmüşse ceza şartının ödenmesi suretiyle gayrimenkul sertifikalarının itfa edilmesi zorunludur. Bu itfa sürecine ilişkin esasların en baştan izahname veya ihraç belgesinde belirtilmesi, sınavda karşınıza çıkabilecek önemli bir hukuki zorunluluktur. Kentsel dönüşüm projelerine yönelik ihraçlarda bazı muafiyet ve istisnalar da tanımlanmıştır. Örneğin, gayrimenkul satış vaadi sözleşmesi ya da alım hakkı sözleşmesinin tapu kütüğüne şerh edilmesi zorunluluğu bu tür projelerde aranmaz. Ceza şartı konusunda da bir esneklik söz konusudur; projenin gecikmesi durumundaki ceza şartı hükümleri, ancak ihraççı tarafından özellikle öngörülmüşse uygulanır. Ayrıca, projenin gecikmesine ilişkin süreler Sermaye Piyasası Kurulu tarafından uygun görülmesi halinde uzatılabilir. Bu noktada, edim sorumlusu ile sözleşme imzalama yükümlülüğü ve mülkiyet devrinin gecikmesi durumundaki bazı prosedürlerin kentsel dönüşüm projelerinde uygulanmadığını belirtmek gerekir. Kat irtifakı tesisine ilişkin istisnalar nedeniyle bir zarar oluşması durumunda ise bu zararın ihraççı tarafından tazmin edileceğine dair esasların izahnamede yer alması şarttır. Kamu kurumlarının dahil olduğu ihraçlarda raporlama ve fon yönetimi süreçlerinde de farklılıklar mevcuttur. Eğer ihraççı TOKİ, İller Bankası veya bunların bağlı ortaklıkları ise, fizibilite ve inşaat ilerleme raporları yapı denetim kuruluşları yerine bizzat bu kurumlarca hazırlanabilir. Bu raporlar üçer aylık dönemler itibarıyla kamuya duyurulur. Ayrıca, ihraçtan elde edilen fonlar yetkili kuruluş tarafından doğrudan bu kamu kurumlarına aktarılır. Bağımsız bölümlerin satışından elde edilen tutarların değerlendirilmesi de yine bu kurumlar tarafından yatırımcılar adına gerçekleştirilebilir. Sınav açısından dikkat edilmesi gereken bir diğer husus, sermayesinin veya oy haklarının yüzde elli bir veya daha fazlası kamuya ait olan ihraççılar için Kurul ücretinin belirli dönemlerde binde sıfır olarak uygulanabilmesidir. Gayrimenkul sertifikası ihraçlarında kamuyu aydınlatma yükümlülükleri son derece kapsamlıdır. İhraççı, asli edim kullanım ve itfa sürelerini, bu sürelerin başlangıcından en az on gün önce ilan etmelidir. Yatırımcıların tali edimden asli edime geçiş talebinde bulunabilecekleri süreler de yine en az on gün önceden duyurulmalıdır. Değerleme, inşaat ilerleme ve fizibilite raporlarının sonuçları hazırlandığı gün; benzer nitelikteki bağımsız bölümlerin ortalama satış fiyatları ise her ayın ilk iş günü açıklanmalıdır. Geri alım fiyatları ve bağımsız bölüm satışlarına ilişkin bilgiler de düzenli aralıklarla Kamuyu Aydınlatma Platformu yani KAP üzerinden paylaşılmalıdır. Edim sorumlusu tarafından hazırlanan güvence raporları da iletildiği gün kamuya açıklanmak zorundadır. Bu şeffaflık kuralları, sermaye piyasası araçlarının güvenilirliğini sağlamak adına tavizsiz uygulanmaktadır. Şimdi sermaye piyasası araçları içerisinde oldukça dinamik bir yapıya sahip olan varantlar ve yatırım kuruluşu sertifikaları konusuna geçelim. Varantlar, tarihsel olarak on sekiz. yüzyılda Amerika Birleşik Devletleri’nde ortaya çıkmış, modern anlamda ise bin dokuz yüz’lü yılların başında şirketler tarafından ihraç edilmeye başlanmıştır. Türkiye’de ise varant piyasası on üç Ağustos iki bin on tarihinde Deutsche Bank tarafından ihraç edilen aracı kuruluş varantı ile resmiyet kazanmıştır. Varant, en temel tanımıyla, yatırımcıya bir dayanak varlığı veya göstergeyi, önceden belirlenen bir fiyattan, belirli bir tarihte veya tarihe kadar alma ya da satma hakkı veren bir sermaye piyasası aracıdır. Burada kritik olan husus, varantın bir hak vermesi ancak bir yükümlülük getirmemesidir. Yatırımcı bu hakkı satın almak için başlangıçta bir bedel öder ki buna varant primi denir. Varantlarla ilgili teknik terimleri iyi kavramak sınav başarısı için elzemdir. Kullanma terimi, dayanak varlığı önceden sabitlenmiş fiyattan alma veya satma hakkının işleme konulmasını ifade eder. Kullanım fiyatı, varantın ihraç aşamasında belirlenen ve vade sonuna kadar geçerli olan işlem fiyatıdır. Uzlaşı ödemesi ise, vade sonunda kullanım fiyatı ile dayanak varlığın piyasa fiyatı arasındaki farkın yatırımcıya nakden ödenmesidir. Vade, bu hakkın kullanılabileceği son tarihi; dönüşüm oranı ise bir adet varantın kaç adet dayanak varlık üzerinde hak sağladığını gösterir. Örneğin, dönüşüm oranı sıfır virgül on olan bir alım varantında, bir adet paya sahip olmak için on adet varant gerekmektedir. Varant türlerini ihraççısı bakımından ikiye ayırıyoruz: Yatırım kuruluşu varantları ve ortaklık varantları. Ortaklık varantları, halka açık şirketlerin kendi payları üzerine ihraç ettikleri araçlardır ve Türkiye’de sadece alım varantı olarak ihraç edilebilirler. Yatırım kuruluşu varantları ise aracı kurumlar veya bankalar tarafından endeks, pay, döviz veya kıymetli maden gibi çeşitli dayanak varlıklar üzerine yazılabilir. Dayanak varlık tek bir pay olabileceği gibi, Borsa İstanbul otuz endeksinde yer alan paylardan oluşan bir sepet de olabilir. Varantlar, yatırımcıya doğrudan dayanak varlığa sahip olmadan o varlığın fiyat hareketlerinden yararlanma imkanı sunar. Ancak unutulmamalıdır ki, varant sahibi olan kişi pay sahibi sayılmaz; dolayısıyla kar payı, rüçhan hakkı veya oy hakkı gibi ortaklık haklarından yararlanamaz. Alım varantlarını yani call varantlarını detaylandıralım. Alım varantı, sahibine vade sonunda veya vadeye kadar dayanak varlığı belirli bir fiyattan alma hakkı verir. Yatırımcı, dayanak varlığın fiyatının yükseleceğini öngörüyorsa alım varantı satın alır. Eğer vade sonunda dayanak varlığın piyasa fiyatı, kullanım fiyatından yüksekse, yani F büyüktür K durumu oluşmuşsa, varant kârdadır ve yatırımcı hakkını kullanır. Bu durumda alıcının kârı, piyasa fiyatı ile kullanım fiyatı arasındaki farktan ödenen primin çıkarılmasıyla hesaplanır. Eğer piyasa fiyatı kullanım fiyatının altında kalırsa, yatırımcı hakkını kullanmaz ve zararı sadece başlangıçta ödediği primle sınırlı kalır. Satıcı açısından ise durum tam tersidir; satıcının kârı primle sınırlıyken, zararı teorik olarak sınırsızdır. Bir örnekle somutlaştıralım. Kullanım fiyatı yüz kırk Türk Lirası olan bir Akbank alım varantını dört Türk Lirası prim ödeyerek satın aldığınızı varsayalım. Vade sonunda Akbank pay fiyatı yüz elli Türk Lirası’ye yükselirse, uzlaşı ödemesi yüz elli eksi yüz kırk işleminden on Türk Lirası olarak gerçekleşir. Net kârınız ise on Türk Lirası’lik ödemeden dört Türk Lirası’lik primi çıkardığınızda altı Türk Lirası olacaktır. Eğer fiyat iki yüz Türk Lirası’ye çıkarsa kârınız elli altı Türk Lirası’ye yükselir. Ancak fiyat yüz Türk Lirası’ye düşerse, varantı kullanmazsınız ve sadece dört Türk Lirası’lik prim tutarı kadar zarar edersiniz. Bu örnekten de anlaşılacağı üzere, alım varantında başabaş noktası, kullanım fiyatı ile ödenen primin toplamıdır. Bu seviyenin üzerindeki her fiyat artışı yatırımcı için kâr anlamına gelir. Satım varantları yani put varantları ise yatırımcıya dayanak varlığı belirli bir fiyattan satma hakkı verir. Bu araçlar, dayanak varlığın fiyatının düşeceği beklentisiyle satın alınır. Eğer piyasa fiyatı kullanım fiyatının altına düşerse, yani F küçüktür K durumu gerçekleşirse, satım varantı kâra geçer. Satım varantında alıcının net kârı, kullanım fiyatı ile piyasa fiyatı arasındaki farktan primin düşülmesiyle bulunur. Örneğin, kullanım fiyatı yüz kırk Türk Lirası olan bir satım varantını dört Türk Lirası primle aldığınızda, fiyat yüz otuz Türk Lirası’ye düşerse on Türk Lirası uzlaşı ödemesi alırsınız ve altı Türk Lirası net kâr elde edersiniz. Fiyat sıfıra ne kadar yaklaşırsa kârınız o kadar artar, ancak alım varantından farklı olarak satım varantında kâr, fiyatın sıfırın altına düşemeyeceği gerçeğiyle sınırlıdır. Eğer fiyat yükselir ve yüz altmış Türk Lirası olursa, varantı kullanmazsınız ve zararınız yine dört Türk Lirası primle sınırlı kalır. Varantlar ile opsiyonlar arasındaki benzerlik ve farklar sınavda sıklıkla sorulan bir konudur. Her iki araç da hak verir, yükümlülük getirmez ve kaldıraç sağlar. Ancak opsiyonlar standart sözleşmelerdir ve vadeli işlem piyasalarında işlem görürler; varantlar ise ihraççı tarafından belirlenen özelliklere sahiptir ve spot piyasada işlem görürler. En önemli farklardan biri teminat mekanizmasıdır. Opsiyonlarda hem alıcı hem satıcı için teminat yükümlülükleri doğabilirken, varantlarda yatırımcı sadece primi öder ve ek bir teminat yatırması gerekmez. Varantlarda risk ihraççı kuruluşun üzerindedir ve yatırımcı varant yazamaz, yani sadece alıcı konumunda olabilir. Varantların avantajlarını asimetrik getiri yapısı, kaldıraç imkanı, düşük işlem komisyonu ve likidite olarak sıralayabiliriz. Asimetrik getiri, sınırlı risk karşılığında yüksek kazanç potansiyelini ifade eder. Kaldıraç ise, az bir sermaye ile büyük pozisyonlar yönetilmesini sağlar. Ancak bu avantajların yanında ciddi riskler de mevcuttur. Varantların vadesi sınırlıdır ve vade sonunda kullanım değeri yoksa tüm yatırım kaybedilir. Ayrıca zaman değeri kaybı yani theta etkisi, varantın her geçen gün değer kaybetmesine neden olur. Vade yaklaştıkça bu değer kaybı hızlanır. Bu nedenle varantlar uzun vadeli yatırım araçları değil, daha çok kısa ve orta vadeli taktiksel araçlardır. Varant fiyatını etkileyen faktörler Black-Scholes gibi matematiksel modellerle hesaplanır. Dayanak varlığın fiyatı arttıkça alım varantının fiyatı artar, satım varantının fiyatı düşer. Kullanım fiyatı arttıkça alım varantı ucuzlar, satım varantı değerlenir. Vadeye kalan süre ve volatilite yani oynaklık, her iki varant türü için de pozitif etkiye sahiptir. Süre ne kadar uzun ve piyasa ne kadar hareketliyse, varantın kâra geçme ihtimali o kadar yüksek olacağından fiyatı da o kadar pahalı olur. Faiz oranları ise alım varantlarını olumlu, satım varantlarını olumsuz etkiler. Bu ilişkileri bilmek, piyasa hareketlerine göre doğru varantı seçmek ve sınav sorularını yanıtlamak için temel şarttır.
Bölüm 11
Varant fiyatlarını etkileyen temel unsurları ve bu unsurlar arasındaki ilişkileri inceleyerek dersimize başlayalım. Varant fiyatları üzerinde hem içsel değer hem de zaman değeri etkili olmaktadır. Bunun yanı sıra makroekonomik faktörler de varant fiyat oluşumunda belirleyici rol oynar. Varant fiyatını etkileyen en temel değişkenlerden biri dayanak varlığın fiyatıdır. Dayanak varlığın fiyatı ile alım varantının fiyatı arasında pozitif bir ilişki bulunmaktadır. Dayanak varlığın fiyatının yükselmesi, alım varantının kullanılma ihtimalini ve dolayısıyla sınırsız kâr elde etme olanağını artırır. Sınırsız kâr potansiyelinin bugünkü değeri yüksek olacağından, dayanak varlık fiyatındaki artış varant fiyatını da yukarı çeker. İhraççı açısından bakıldığında, alıcıya sunulan bu yüksek kâr potansiyeli karşısında varantın satış fiyatının da yüksek olması bir zorunluluktur. Satım varantlarında ise durum tam tersidir. Dayanak varlığın fiyatı ile satım varantının fiyatı arasında negatif yönlü bir ilişki mevcuttur. Dayanak varlığın fiyatı arttıkça satım varantının kullanılmama ihtimali artar ve bu durum varantın fiyatını düşürür. Özetle ifade etmek gerekirse, dayanak varlığın fiyatı yükseldikçe alım varantlarının fiyatı artarken satım varantlarının fiyatı azalır. Dayanak varlığın fiyatı düştüğünde ise alım varantlarının fiyatı azalırken satım varantlarının fiyatı artış gösterir. Bir diğer önemli değişken işleme koyma fiyatı veya diğer adıyla kullanım fiyatıdır. İşleme koyma fiyatı ile dayanak varlık fiyatı, varantın değerlemesinde birbirine zıt karakterde hareket eden iki temel değişkendir. İşleme koyma fiyatı ile alım varantının fiyatı arasında negatif bir ilişki bulunurken, satım varantının fiyatı ile pozitif yönlü bir ilişki söz konusudur. İşleme koyma fiyatı yükseldikçe alım varantlarının kullanılma ihtimali veya kâr potansiyeli düşer. Bu düşük kâr potansiyeli nedeniyle alım varantının fiyatı da düşük kalır. Satım varantında ise kullanım fiyatı arttıkça varantın kullanılma ihtimali ve kâr potansiyeli artar. Artan kâr potansiyeli satım varantını daha değerli hale getirir. Sınavda bu ilişkilerin yönü sıklıkla sorulmaktadır. Unutulmamalıdır ki işleme koyma fiyatı yükseldikçe alım varantı değer kaybederken satım varantı değer kazanmaktadır. Vadeye kalan gün sayısı, varant fiyatlamasında hem alım hem de satım varantları için pozitif yönlü bir etkiye sahiptir. Vadeye kalan gün sayısı arttıkça her iki varant türünün de fiyatı artar. Yatırımcılar, vade tarihine kadar daha uzun bir süreye sahip olan varantlar için daha yüksek bir prim ödemeyi kabul ederler. Bunun temel sebebi, sürenin uzun olmasının dayanak varlığın kullanım fiyatını aşma veya kâra geçme ihtimalini artırmasıdır. Ayrıca vade uzadıkça riskin artması da fiyatın yükselmesine neden olan bir diğer unsurdur. Dayanak varlığın ileriye dönük fiyat oynaklığı, yani volatilite de varant fiyatlarını doğrudan etkiler. Volatilite ile hem alım hem de satım varantları arasında pozitif bir ilişki vardır. Dayanak varlığın volatilitesi arttıkça varantların fiyatı da artış gösterir. Çünkü yüksek volatilite, dayanak varlığın fiyat hareketlerinin daha sert olacağı anlamına gelir. Bu durum varantların kullanılma ve kâra geçme ihtimalini güçlendirir. Kâra geçme ihtimali yükselen bir finansal aracın bugünkü değerinin de daha yüksek olması beklenen bir sonuçtur. Piyasa faiz oranı ve temettü ödemeleri de varant fiyatlamasında dikkate alınması gereken faktörlerdir. Piyasa faiz oranı ile alım varantının fiyatı arasında pozitif, satım varantının fiyatı arasında ise negatif yönlü bir ilişki bulunmaktadır. Faiz oranı yükseldikçe alım varantlarının fiyatı artarken satım varantlarının fiyatı azalır. Bunun temel sebebi, başlangıçta ödenen primin zaman değerinin faize bağlı olmasıdır. Faiz arttıkça ödenen primin zaman değeri artar. Varant fiyatlamasında faiz oranı, dayanak varlığın fiyatı ile aynı yönde bir etki yaratır. Temettü veya kâr payı ödemeleri ise alım varantının fiyatını negatif, satım varantının fiyatını ise pozitif etkiler. Dayanak varlığın ait olduğu şirketin ödediği kâr payları yükseldikçe alım varantlarının fiyatı azalırken satım varantlarının fiyatı artmaktadır. Sınav hazırlığı sürecinde bu ilişkilerin bir tablo gibi zihne yerleştirilmesi faydalı olacaktır. Dayanak varlık fiyatı, vade ve volatilite alım varantını pozitif etkilerken; kullanım fiyatı ve temettü negatif etkiler. Satım varantında ise kullanım fiyatı, vade, volatilite ve temettü pozitif; dayanak varlık fiyatı ve faiz negatif etkiye sahiptir. Varant fiyatının bu faktörlere olan duyarlılığını ölçmek için Yunan harfleri olarak adlandırılan katsayılar kullanılır. Bu katsayılar risk yönetimi ve fiyat tahmini açısından kritik öneme sahiptir. Delta katsayısı, varant fiyatının dayanak varlık fiyatındaki değişimlere olan duyarlılığını ölçer. Teta katsayısı, varant fiyatının vadeye kalan süreye olan duyarlılığını, yani zaman aşımının fiyat üzerindeki etkisini gösterir. Gama katsayısı, varant fiyatının dayanak varlık fiyatına olan duyarlılığındaki hatayı veya Delta'daki değişimi ölçer. Vega katsayısı, varant fiyatının dayanak varlığın volatilitesindeki değişimlere olan duyarlılığını ifade eder. Son olarak Ro katsayısı, varant fiyatının faiz oranındaki değişimlere karşı ne kadar hassas olduğunu ortaya koyar. Bu katsayıların hangi değişkeni ölçtüğü sınavda doğrudan soru olarak karşınıza çıkabilir. Şimdi yapılandırılmış kaldıraçlı finansal ürünler kategorisinde yer alan sertifikalar konusuna geçelim. Sertifikalar, dayanak varlığın veya göstergenin fiyatlarına göre önceden belirlenmiş koşulların oluşması durumunda yatırımcısına alacak hakkı veren sermaye piyasası araçlarıdır. Bu hak ihraççıya karşı ileri sürülebilir. Sertifika sahibi, vade tarihinde dayanak varlığın nihai değeri ile kullanım fiyatı arasındaki fark üzerinden hesaplanan bir geri ödeme hakkına sahip olur. Sertifikalar, yatırım kuruluşu varantları ile benzerlik gösterse de değer hesaplama yöntemleri ve nakavt özelliği gibi unsurlarla onlardan ayrılırlar. Sertifikalar da varantlar gibi ihraççıya mali yükümlülük yükler. Bu nedenle ihraççının mali durumu, ödeme kabiliyeti ve kredibilitesi yatırım kararı verilirken titizlikle incelenmelidir. Sertifikalar sundukları risk ve getiri yapılarına göre farklı türlere ayrılırlar. İskontolu sertifikalar, yatırımcıya belirli bir dayanak varlığa cari piyasa değeri üzerinden bir indirimle yatırım yapma imkanı sağlar. Bu ürünlerde genellikle yatırımcının elde edeceği azami getiriye bir üst limit, yani cap getirilir. Vade sonunda dayanak varlık fiyatı bu üst limitin üzerindeyse yatırımcı önceden belirlenmiş azami getiriyi alır. Eğer fiyat limitin altındaysa dayanak varlık fiyatına eşit bir ödeme yapılır veya varlığın kendisi teslim edilir. Turbo sertifikalar ise vade sonunda dayanak varlık fiyatı ile işleme koyma fiyatı arasındaki fark üzerinden getiri sağlar. Bu ürünlerin en belirgin özelliği nakavt seviyesidir. Dayanak varlık fiyatı önceden belirlenen bariyer seviyesine ulaştığında sertifika nakavt olur ve geçerliliğini yitirir. Turbo sertifikalar, beklentiye göre uzun veya kısa olarak ihraç edilebilir. Endeks sertifikaları, bir dayanak göstergenin değeri ile birebir ilişkili şekilde fiyatlanır ve belirli bir dönüşüm oranı üzerinden geri ödeme hakkı sağlar. Prim ödeyen veya bonus sertifikalar ise dayanak varlık fiyatının belirlenen bir bariyerin altına düşmemesi halinde vade tarihinde belirli bir geri ödeme fiyatını garanti eder. Varantlar ve yatırım kuruluşu sertifikalarına ilişkin yasal düzenlemeleri incelediğimizde, temel dayanağın yedi, yüz yirmi sekiz nokta üç sayılı Varantlar ve Yatırım Kuruluşu Sertifikaları Tebliği olduğunu görmekteyiz. Bu tebliğ on Eylül iki bin on üç tarihinde Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. Bu düzenleme ile daha önceki ayrı tebliğler tek bir çatı altında birleştirilmiş ve aracı kuruluş varantları ifadesi yatırım kuruluşu varantları olarak değiştirilmiştir. Tebliğ ile getirilen en önemli yeniliklerden biri, yatırım kuruluşu sertifikalarının da kapsam dahiline alınmasıdır. Ayrıca bu araçların halka arz edilmeksizin nitelikli yatırımcılara satışına imkan tanınmış, dayanak varlık çeşitliliği artırılarak devlet iç borçlanma senetlerinin kullanımı mümkün kılınmıştır. İhraççı çeşitliliği de genişletilerek, banka veya aracı kurumun dahil olduğu grup bünyesindeki diğer kuruluşların da ihraç yapabilmesinin önü açılmıştır. Ortaklık varantlarında ise Amerikan tipi ihraçlara ve nakdi uzlaşı yöntemlerine olanak sağlayan düzenlemeler getirilmiştir. Tebliğ kapsamında yer alan bazı temel tanımlara dikkat etmek gerekir. Ortaklık varantı, sahibine vade tarihinde veya vadeden önce ihraççının paylarına veya başka bir ortaklığın paylarına ilişkin uzlaşı talep etme hakkı verir. Yatırım kuruluşu varantı ise dayanak varlığı önceden belirlenen fiyattan alma veya satma hakkı veren, kaydi teslimat veya nakdi uzlaşı ile kullanılan bir araçtır. Nakavt kavramı, dayanak varlık fiyatının bariyer seviyesine ulaşmasıyla varantın veya sertifikanın değerini yitirip geçersiz kalmasını ifade eder. Artık değer ise nakavt durumunda ihraççı tarafından hesaplanıp yatırımcıya ödenen tutardır. Piyasa yapıcı, borsada likiditeyi sağlamak ve düzenli bir piyasa oluşmasına katkıda bulunmak amacıyla kotasyon vermekle yükümlü olan yetkili aracı kurumdur. İhraç esaslarına baktığımızda, yatırım kuruluşu varantı ve sertifikası ihraç edebilecek kurumların belirli şartları taşıması gerektiğini görüyoruz. Esas itibarıyla derecelendirme kuruluşlarından yatırım yapılabilir seviyenin en yüksek ilk üç kademesine denk gelen uzun vadeli derecelendirme notu alan banka ve aracı kurumlar ihraç yapabilir. Eğer bir kurumun bu notu yoksa, şartı sağlayan başka bir banka veya aracı kurumun garantörlüğü altında ihraç gerçekleştirebilir. Ayrıca bir şirketler topluluğu bünyesindeki banka dışı kuruluşlar da garantörlük şartıyla ihraç yapabilmektedir. Ortaklık varantlarını ise payları borsada işlem gören veya işlem görmek üzere başvuran ortaklıklar ihraç edebilir. İhraç başvurusu sırasında derecelendirme notunun güncel olduğunun tevsik edilmesi zorunludur. Vade boyunca bu notun yılda en az bir kez gözden geçirilmesi gerekir. Eğer ihraççının notu belirlenen seviyenin altına düşerse yeni ihraçlar durdurulur ancak işlem görmekte olan mevcut araçlar vade sonuna kadar işlem görmeye devam eder. İzahname ve ihraç belgesi onay süreci de sıkı kurallara bağlanmıştır. Yetkili organ kararının alınmasından itibaren üç ay içinde Kurula başvurulması zorunludur. İzahnamenin birden fazla belgeden oluşması bir zorunluluktur. İzahnamede ihraççının mali durumu, risk yönetim politikaları, garantörlük esasları, dayanak varlık değişimlerinde uygulanacak işlemler ve piyasa yapıcılığına ilişkin detaylı bilgiler yer almalıdır. Satış yöntemleri arasında halka arz ve halka arz edilmeksizin satış seçenekleri bulunur ancak bu araçların yurt içinde tahsisli satışı yasaktır. Nitelikli yatırımcılara yapılacak satışların yetkili kuruluşlar vasıtasıyla gerçekleştirilmesi ve bu araçların borsada işlem görmesi şarttır. Vade sınırlamaları açısından, ihraç edilecek varant ve sertifikaların vadesi iki aydan az, beş yıldan fazla olamaz. Nominal değer ise bir kuruştan aşağı belirlenemez. Borsa İstanbul bünyesindeki işlem esaslarını incelediğimizde, varant ve sertifikaların Yapılandırılmış Ürünler ve Fon Pazarı'nda işlem gördüğünü görmekteyiz. İşlemler sürekli işlem yöntemiyle ve piyasa yapıcılı olarak gerçekleştirilir. Piyasa yapıcı üye, sürekli olarak alış ve satış kotasyonu vererek piyasanın oluşmasını sağlar. Varantlarda baz fiyat uygulaması yoktur, yani serbest marj uygulanır ve fiyat oluşumunda alt veya üst limit bulunmaz. Fiyat adımı her fiyat seviyesinde bir kuruş olarak belirlenmiştir. Dayanak varlığın işlem sırasının kapatılması durumunda, o varlığa dayalı varantların sırası da geçici olarak kapatılır. Ancak endeks varantlarında, endeks hesaplanmaya devam ettiği sürece işlem sırası açık kalabilir. Varantlar kredili alım ve açığa satış işlemlerine konu edilemezler. Bir lot varant, bir adet varantı temsil eder. Takas ve dönüşüm süreçleri de yatırımcılar için büyük önem taşır. Varantlarda takas işlemleri işlem gününü izleyen ikinci iş günü, yani T artı iki formatında gerçekleşir. Vade sonundaki hak kullanımına ise varant dönüşümü denir. Dönüşüm süreci nakdi uzlaşı veya kaydi teslimat şeklinde olabilir. Nakdi uzlaşıda ihraççı varant sahibine nakit ödeme yaparken, kaydi teslimatta pay ve kullanım bedeli değişimi gerçekleşir. Eğer varant başabaşta veya zararda ise herhangi bir aktarım yapılmaz. Son işlem günü genellikle vade sonu günüdür ancak sirkülerde farklı bir tarih belirlenebilir. Hak sahiplerinin belirlenmesi süreci V artı iki gününde tamamlanır ve hak kullanım işlemleri en erken V artı üç gününde başlar. Sertifikalarda da takas süresi T artı iki'dir. Sertifikalar vadesi dolduğunda, dayanak varlık kottan çıktığında veya nakavt seviyesine ulaşıldığında pazardan çıkarılır. İhraççının yükümlülüklerini yerine getirememesi durumunda ortaya çıkan mağduriyetlerin Garanti Hesabı'ndan karşılanmadığı, riskin tamamen yatırımcıya ait olduğu sınavda sorulabilecek kritik bir detaydır. Son olarak piyasa yapıcılık görevine değinelim. Piyasa yapıcıların portföy aracılığı faaliyet iznine sahip olması ve iç kontrol sistemlerinin işleyişine dair yıllık özel amaçlı bağımsız denetim raporunu Kurula sunması gerekir. İhraççı ile piyasa yapıcı arasında kapsamlı bir sözleşme yapılır. Piyasa yapıcı, olağanüstü durumlar hariç sürekli kotasyon vermek zorundadır. Eğer piyasa yapıcı faaliyetlerini durdurursa veya şartları kaybederse, ihraççı üç iş günü içinde yeni bir piyasa yapıcı belirleyerek Kurula bildirmelidir. Kurul beş iş günü içinde aksini bildirmezse yeni atama kesinleşir. İhraççının yurt dışında yerleşik olması durumunda, kamuyu aydınlatma ve finansal raporlama sorumlulukları ihraççı ile piyasa yapıcıya müteselsilen aittir. Bu sorumluluk paylaşımı, yatırımcıların korunması adına getirilen önemli bir düzenlemedir.
Bölüm 12
Sermaye piyasası araçları ve bu araçların işlem gördüğü piyasalardaki düzenlemeleri ele aldığımız dersimizin bu bölümünde, sertifika işlemlerinin teknik detayları, piyasa yapıcılık müessesesi, nakavt mekanizması ve ortaklık varantları ile yabancı sermaye piyasası araçlarına ilişkin hukuki çerçeveyi derinlemesine inceleyeceğiz. Sertifika işlemlerinde fiyat adımı, yatırım kuruluşu varantlarında olduğu gibi her fiyat kademesinde bir kuruş olarak belirlenmiştir. Bu işlemlerin takas süreci ise işlem gününü izleyen ikinci iş günü, yani T artı iki prensibiyle gerçekleştirilmektedir. Sertifikaların borsada işlem gördüğü pazardan çıkarılması belirli şartlara bağlanmıştır. Vadenin dolması veya sepet ve endekse dayalı sertifikalar hariç olmak üzere, dayanak varlığın birleşme, devrolma gibi nedenlerle kottan çıkarılması durumunda sertifikalar pazardan sürekli olarak çıkarılır. Ayrıca, izahnamede belirtilmek kaydıyla, dayanak varlığın likidite kaybı nedeniyle ihraççının riskten korunma işlemlerinde zorluk yaşaması durumunda yapılan erken itfa talebinin borsa yönetimi tarafından kabul edilmesi veya nakavt seviyesine gelinmesi hallerinde işlem sırası kapatılır ve sertifikalar herhangi bir ilave işleme gerek kalmaksızın otomatik olarak pazardan çıkarılır. Piyasa yapıcılık faaliyetlerine geçtiğimizde, nitelikli yatırımcılara satılacak varant ve sertifikalar da dahil olmak üzere, ihraç belgesinin onaylanması aşamasında bir aracı kurumun piyasa yapıcı olarak belirlenip Kurula bildirilmesi zorunludur. Piyasa yapıcı olacak kurumun portföy aracılığı faaliyet iznine sahip olması ve iç kontrol sistemlerinin işleyişine dair yıllık bazda düzenlenen özel amaçlı bağımsız denetim raporunu Kurula ibraz etmiş olması gerekmektedir. Şartları taşıyan aracı kurumlar kendi ihraç ettikleri varant veya sertifikalarda piyasa yapıcılık yapabilirler. İhraççı ile piyasa yapıcı arasındaki ilişkiler, kapsamı ve şartları netleştirilmiş bir sözleşmeye dayanır. Piyasa yapıcı, likidite sağlamak amacıyla sürekli alım satım kotasyonu vermekle yükümlüdür. Ancak borsa mevzuatında yer alan olağanüstü durumlar veya mücbir nedenler ortaya çıktığında bu yükümlülük kalkar ve durum derhal borsaya bildirilir. Piyasa yapıcının faaliyetlerinin durdurulması veya şartları yitirmesi durumunda ihraççı, üç iş günü içerisinde yeni bir piyasa yapıcı belirleyerek Kurula bildirmek zorundadır. Kurul beş iş günü içinde aksini bildirmezse atama kesinleşir. İhraççının yurt dışında yerleşik olması durumunda, özel durum açıklamalarından ve finansal raporlamadan doğan sorumluluk ihraççı ile piyasa yapıcıya müteselsilen aittir. Bu noktada, Kurulun iki bin yirmi bir taksim otuz iki sayılı bülteninde yayımlanan ilke kararına değinmek sınav açısından önem arz etmektedir. Piyasa yapıcılık işlemleri sonucu oluşan pozisyonların riskten korunması amacıyla yapılan işlemlerle sınırlı olmak üzere bazı istisnalar getirilmiştir. Yatırım kuruluşlarının kendi veya ana ortaklık paylarında yaptıkları işlemlerde, geri alınan paylar tebliğindeki program hazırlama ve yetkilendirme yükümlülüklerinden muafiyet tanınmıştır. Ancak bu kapsamda geri alınabilecek payların nominal tutarı, yatırım kuruluşunun veya ana ortaklığın sermayesinin yüzde bir ini aşamaz. Bu sınırın aşılması durumunda ilgili tebliğ hükümlerine tam uyum sağlanması zorunludur. Nakavt mekanizmasını incelediğimizde, dayanak varlık fiyatının önceden belirlenmiş bariyer seviyesine ulaşması durumunda enstrümanın geçersiz hale geldiğini görmekteyiz. Bu durumda ihraççı, varsa artık değeri hesaplar ve beş iş gününü geçmemek üzere yatırımcıya transfer eder. Nakavt durumu gerçekleştiğinde ihraççı, bariyer seviyesine ulaşan varlıkları ve artık değer bilgilerini Kamuyu Aydınlatma Platformu üzerinden ilan etmekle yükümlüdür. Kamuyu aydınlatma yükümlülükleri kapsamında, sermaye artırımı veya temettü ödemesi gibi nedenlerle dayanak varlıkta meydana gelen değişikliklerin, bariyer seviyesindeki güncellemelerin veya nakavt durumunun kamuya açıklanması zorunludur. Yurt dışında yerleşik ihraççılar için bu bildirimler piyasa yapıcı aracılığıyla yapılır ve açıklamalar iki iş günü içinde ihraççının internet sitesinde de yayımlanır. Ortaklık varantı ihracına ilişkin esaslara geçtiğimizde, ihraç yetkisinin esas sözleşmede yer alması ve genel kurul kararı alınması gerektiğini görmekteyiz. Genel kurul kararı Türk Ticaret Kanunu nun dört yüz on sekiz inci maddesi hükümlerine göre alınmalıdır. Bu yetki yönetim kuruluna devredilebilir ancak ihraççının kendi payları üzerine varant ihraç edebilmesi için kayıtlı sermaye sisteminde bulunması şarttır. Ortaklık varantları bedelli veya bedelsiz olarak ihraç edilebilir. Bedelli ihraçlarda satılamayan varantlar iptal edilirken, bedelsiz ihraçlarda yatırımcılara sahip oldukları sermaye piyasası aracıyla orantılı dağıtım yapılması zorunludur. İzahnamede belirtilmek kaydıyla, bedelli satılacak varantların toplam nominal değerinin yüzde yirmi beş i halka arz edilmeksizin satılabilir. Bu durumda vadenin bir yıldan az olamayacağı kuralı sınavda sıklıkla sorulmaktadır. Ortaklık varantlarının vadesi genel olarak iki aydan az ve beş yıldan fazla olamaz. Nominal değerleri ise bir kuruştan aşağı belirlenemez. Yurt içinde ihraç edilen bu araçların Merkezi Kayıt Kuruluşu nezdinde elektronik ortamda kayden ihracı ve takibi zorunludur. Borsada işlem görme sürecinde, aracı kurumların müşterilerine Türkiye Sermaye Piyasaları Birliği tarafından belirlenen risk bildirim formunu vermeleri ve bir örneğini müşteriye iletmeleri yasal bir zorunluluktur. Uzlaşı yöntemleri ise kaydi teslimat, pay ile uzlaşı ve nakdi uzlaşı olmak üzere üç ana başlıkta toplanır. Kaydi teslimatta yatırımcı payları satın alma hakkına sahipken, pay ile uzlaşıda fiyat farkı kadar pay, nakdi uzlaşıda ise fiyat farkı kadar nakit talep edilir. Kullanım süresi, vadenin bitimini takip eden ilk iş gününde başlar ve beş iş gününden az, on iş gününden fazla olamaz. Kullanım fiyatı, halka arz edilmeksizin yapılan satışlarda ilgili aracın halka arz fiyatından düşük belirlenemez. Kullanım oranı ise vade boyunca değiştirilemez; ancak sermaye işlemleri nedeniyle düzeltilmiş fiyatlar üzerinden yeniden hesaplama yapılabilir. İhraççının kendi payları üzerine yazılı varantlarda sermaye artırımı süreci titizlikle düzenlenmiştir. Vade sonunda kullanımın mümkün olduğu durumlarda ihraççı, kullanım süresinden en az kırk beş gün önce Kurula ihraç belgesi onayı için başvurmalı ve en az on beş gün önce özel durum açıklaması yapmalıdır. Kaydi teslimat yönteminde ihraççı, kullanım fiyatı karşılığında tahsisli sermaye artırımı yaparak payları ihraç eder. Vade içerisinde kullanımın mümkün olduğu durumlarda ise paylar, izahname onayından önce ortakların yeni pay alma hakları kısıtlanarak devir işlemine hazır bekletilir. Bu süreçte gerçekleşen devir sonuçları her ay sonunu takip eden üç iş günü içinde kamuya açıklanır. Süreç tamamlandığında satılamayan paylar iptal edilir ve on iş günü içinde esas sözleşme tadili için Kurula başvurulur. Ortaklık varantı sahiplerine yapılacak tahsis, Türk Ticaret Kanunu nun dört yüz altmış bir inci maddesindeki yeni pay alma hakları dahil tüm önceliklerin önünde yer alır. Kullanım hakkı süresi sonunda kullanılmayan haklar ortadan kalkar ve varantlar iptal edilir. İhraççının tasfiyesiz infisahı durumunda yükümlülükler devralan kuruma geçerken, tasfiye durumundaki prosedürler izahnamede önceden belirtilmelidir. Yabancı sermaye piyasası araçları ve depo sertifikaları konusuna geçtiğimizde, bu araçların tarihsel gelişiminin bin dokuz yüz yirmi yedi yılına dayandığını görmekteyiz. Depo sertifikaları, bir depo kuruluşuna emanet edilen menkul kıymetleri temsil eden ve onlarla özdeş haklar sağlayan araçlardır. İhraç edildikleri piyasaya göre Amerika da ADR, Avrupa da EDR ve küresel piyasalarda GDR olarak adlandırılırlar. Bu enstrümanlar ihraççılara uluslararası tanınırlık ve fon temini sağlarken, yatırımcılara düşük işlem maliyeti ve döviz riskinin minimize edilmesi gibi avantajlar sunar. ADR ler sponsorlu ve sponsorsuz olmak üzere ikiye ayrılır. Sponsorsuz ADR lerde maliyetler yatırımcıya aittir ve ihraççının katılımı olmadan depocu tarafından çıkarılır. Sponsorlu ADR lerde ise ihraççı ile depocu arasında bir sözleşme bulunur ve maliyetler ihraççıya aittir. Bilgi riski sponsorlu ADR lerde daha düşüktür çünkü ihraççının finansal tablolarını belirli standartlara göre düzenleme zorunluluğu vardır. EDR ler genellikle Euro cinsinden ihraç edilir ve Londra veya Lüksemburg borsalarında işlem görür. Depo sertifikası işlemlerinin işleyişinde ihraççı firma, yerel saklama kuruluşu, uluslararası depocu banka ve uluslararası takas kuruluşu olmak üzere dört temel taraf bulunmaktadır. Bu süreçte yerel saklama kuruluşunun payları teslim aldığı bilgisini uluslararası depocu bankaya iletmesiyle sertifika ihracı gerçekleşir. Son olarak, bu işlemlerin yasal dayanağının bin beş yüz altmış yedi sayılı Türk Parasının Kıymetini Koruma Hakkında Kanun olduğunu ve bu çerçevede Bakanlar Kurulu na geniş yetkiler tanındığını belirtmek gerekir. Sınav hazırlığınızda özellikle süreler, yüzde sınırlamaları ve bildirim yükümlülükleri üzerindeki bu detayları kavramış olmanız başarı oranınızı artıracaktır.
Bölüm 13
Sponsorlu Amerikan Depo Sertifikaları yani ADR uygulamaları, ihraççı firmanın yatırımcı ilişkileri ve kamuyu aydınlatma süreçlerine doğrudan katılımını içermektedir. Sponsorlu ADR'lere yatırım yapan yatırımcılar açısından bilgi riski oldukça düşüktür çünkü bu programlarda ihraççının Amerika Birleşik Devletleri'ndeki muhasebe standartlarına göre finansal tablo düzenlemesi veya kendi ülkesindeki finansal raporlama standartları ile arasındaki farklılığı belirtmesi zorunludur. Sponsorlu ADR uygulamalarında ihraççı, kâr dağıtımına ilişkin maliyetlere katılırken depocu kuruluş aracılığıyla genel kurul ilanları ve oy kullanma gibi konularda sertifika sahiplerini bilgilendirmekle yükümlüdür. Depocu banka, ADR sahiplerinin oy kullanmalarına yardımcı olur ve ortaklara yapılacak her türlü duyuruyu firmaya ilişkin diğer bilgilerle birlikte yatırımcılara iletir. Yatırımcılar açısından sponsorlu ADR uygulamaları, yabancı menkul kıymetlere yatırım yapmanın taşıdığı risklerin bir kısmını ortadan kaldırmaktadır. Yatırım aracıyla ilgili bilgilerin ve yatırım aracının sağladığı hakların kullanılmasının depocu tarafından güvence altına alınması, yatırımcının maruz kaldığı operasyonel riskleri minimize etmektedir. Avrupa piyasalarına yönelik bir diğer araç ise Avrupa Depo Sertifikası olarak bilinen EDR sistemidir. EDR, Avrupa merkezli bir banka tarafından çıkarılarak bankanın kurulduğu ülke dışındaki bir ülke borsasında işlem gören depo sertifikalarını ifade eder. Bu araçlar daha çok Avrupa bölgesine yatırım yapmak isteyen yatırımcıların tercih ettiği bir enstrüman niteliğindedir. EDR'ler genellikle Euro cinsinden ihraç edilmekte olup çoğunlukla Londra ve Lüksemburg borsalarına kote edilmektedir. Bu sertifikaların takas işlemleri ise Euroclear ve CEDEL sistemleri aracılığıyla gerçekleştirilmektedir. EDR uygulamaları, Amerikan Sermaye Piyasası Kurulu olan SEC'in ADR ihracı için öngördüğü ağır koşulları ve raporlama yükümlülüklerini yerine getiremeyen şirketlerin Avrupa piyasalarından fon sağlamalarına imkan tanımaktadır. Küresel ölçekte fon sağlamak isteyen şirketler için ise Global Depo Sertifikaları yani GDR'ler devreye girmektedir. GDR'ler, ADR ve EDR'lerin bir karışımı olarak hem Amerika hem de Avrupa piyasalarından eş zamanlı fon bulmaya yarayan bir depo sertifikası türüdür. GDR'lerin Amerika Birleşik Devletleri'nde ihraç edilecek kısmı, SEC'in ADR'ler için öngördüğü ayrıntılı kamuyu aydınlatma ve raporlama yükümlülüklerine tabi tutulmaktadır. Depo sertifikası uygulamaları sadece bu üç türle sınırlı değildir; birçok ülkenin kendi iç hukukunda farklı depo sertifikası modelleri mevcuttur. Sınav hazırlık sürecinde bu üç temel türün hangi piyasalara hitap ettiğini ve hangi denetim otoritelerinin kurallarına tabi olduğunu bilmek önem arz etmektedir. Depo sertifikası işlemlerinin işleyiş mekanizmasını anlamak için sürece dahil olan dört temel tarafı incelemek gerekir. İlk taraf, uluslararası piyasalarda finansman sağlamak amacıyla depo sertifikası ihraç etmeye karar veren ihraççı firmadır. İkinci taraf, ihraççı firmanın kendi ülkesinde bulunan ve dayanak varlık olan hisse senetlerini fiziksel veya kaydi olarak saklayan saklama kuruluşudur. Üçüncü taraf, depo sertifikalarını ihraç eden ve yatırımcılara satan uluslararası depocu bankadır. Son taraf ise depo sertifikalarının alım satım işlemlerinin gerçekleştiği ve takasının yapıldığı uluslararası takas kuruluşudur. Bu dörtlü yapı, sınır ötesi yatırımların güvenli bir şekilde yürütülmesini sağlar. Sürecin operasyonel adımlarına bakıldığında, depo sertifikası ihracı yoluyla finansman sağlamak isteyen firma, öncelikle uluslararası depocu bir banka ile tarafların görev, sorumluluk ve haklarının belirlendiği bir depozitör anlaşması imzalar. Daha sonra ihraççı firma, ulusal piyasada işlem gören belirli bir miktar hisse senedini faaliyet gösterdiği ülkedeki saklama kuruluşunda güvenceye alır. Ulusal saklama kuruluşu, hisse senetlerinin teslim alınarak saklandığı bilgisini uluslararası depocu bankaya iletir. Bu teyit üzerine depocu banka, saklamaya alınan hisse senetlerini temsil eden ve onlarla aynı haklara sahip olan depo sertifikalarını ihraç eder. İhraç edilen bu sertifikalar uluslararası takas kuruluşuna veya doğrudan müşteriye teslim edilerek işlem tamamlanır. Türkiye'deki yasal düzenlemelere geçildiğinde, yabancı sermaye piyasası araçları ve depo sertifikaları ile yabancı yatırım fonu payları tebliğinin dayanağını anlamak gerekir. Bu düzenlemelerin temel yasal dayanağı yirmi Şubat bin dokuz yüz otuz tarihli ve bin beş yüz altmış yedi sayılı Türk Parasının Kıymetini Koruma Hakkında Kanun'dur. Bu kanunun birinci maddesi, kambiyo, hisse senedi ve tahvil alım satımının düzenlenmesi konusunda Bakanlar Kurulu'na, güncel yapıda ise Cumhurbaşkanlığı'na geniş yetkiler tanımıştır. Türk parasının kıymetini korumak amacıyla alınan bu kararların Resmi Gazete'de yayımlanması ve yayımını takip eden gün yürürlüğe girmesi esastır. Bu noktada otuz iki sayılı Karar olarak bilinen düzenleme, sermaye piyasalarımızdaki yabancı araç trafiğinin temel taşını oluşturmaktadır. on bir Ağustos bin dokuz yüz seksen dokuz tarihli Resmi Gazete'de yayımlanan Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında otuz iki Sayılı Karar, zaman içinde birçok değişikliğe uğramıştır. Özellikle dört Mart bin dokuz yüz doksan üç tarihli Bakanlar Kurulu Kararı ile bu kararın on beşinci maddesinde yapılan değişiklik, dışarıda yerleşik kişilerin Türkiye'de menkul kıymet ihraç etmelerinin önünü açmıştır. Bu madde uyarınca yabancıların Türkiye'de yapacakları ihraçlar, halka arzlar ve satışlar tamamen sermaye piyasası mevzuatı hükümlerine tabi kılınmıştır. Bu hukuki gelişim süreci, bin dokuz yüz doksan altı yılında Seri üç No yirmi sayılı tebliğ ile başlamış, bin dokuz yüz doksan sekiz yılında yabancı yatırım fonlarına ilişkin Seri yedi No on dört sayılı tebliğ ile devam etmiştir. iki bin on üç yılına gelindiğinde ise tüm bu düzenlemeler altı bin üç yüz altmış iki sayılı Sermaye Piyasası Kanunu'na uyumlu hale getirilerek yedi, yüz yirmi sekiz nokta dört sayılı tebliğ altında birleştirilmiştir. Güncel mevzuat olan yedi, yüz yirmi sekiz nokta dört sayılı Tebliğ, yabancı sermaye piyasası araçlarının ve depo sertifikalarının ihracı ile yabancı yatırım fonu paylarının satışına ilişkin esasları belirlemektedir. Bu tebliğ, Sermaye Piyasası Kanunu'nun on iki, on üç, yüz yirmi sekiz ve yüz otuzuncu maddelerine dayanmaktadır. Tebliğin finansal raporlama ve bağımsız denetime ilişkin bölümleri otuz bir Aralık iki bin on üç tarihinden sonraki raporlar için geçerli kılınmış, yabancı yatırım fonlarına ilişkin hükümler ise bir Temmuz iki bin on dört tarihinde yürürlüğe girmiştir. Sınavda bu tarihsel süreçten ziyade tebliğin getirdiği güncel düzenlemeler ve sayısal sınırlar sorulmaktadır. Tebliğ ile getirilen önemli düzenlemelerden biri izahname ve kamuyu aydınlatma standartlarıdır. Halka arz yoluyla yapılacak satışlarda hazırlanacak izahnamelerin içeriği gözden geçirilmiş ve sorumluluk esasları kanunla uyumlu hale getirilmiştir. Ayrıca piyasa yapıcılığı müessesesi düzenlenmiş, çıkar çatışması oluşmaması kaydıyla piyasa yapıcının temsilci olabilmesine imkan tanınmıştır. Yabancı ortaklıkların finansal raporlarını Türkiye'de ilan etme yükümlülükleri ve bağımsız denetim yaptıracakları kuruluşlara ilişkin kriterler de bu tebliğ ile yeniden şekillendirilmiştir. Özellikle temsilci olabilecek kurumlar, bankalar veya geniş yetkili aracı kurumlar olarak sınırlandırılmıştır. Yabancı yatırım fonlarının Türkiye'de satılabilmesi için getirilen şartlar sınav açısından kritik öneme sahiptir. Bir yabancı yatırım fonunun Türkiye'de satışa sunulabilmesi için kurulu olduğu ülkede dolaşımdaki paylarının toplam cari değerinin en az on milyon Avro veya muadili bir tutarda olması gerekmektedir. Ayrıca satışı yapılacak payların başvuru tarihi itibarıyla toplam değerinin asgari iki milyon Avro olması şarttır. Fonun yurt dışında satışa sunulmaya başlandığı tarihten itibaren en az üç yıl geçmiş olması da bir diğer zorunluluktur. Yatırımcıların bilgilendirilmesi amacıyla sirküler yerine yatırımcı bilgi formu kullanımı getirilmiş ve tüm işlemlerin Merkezi Kayıt Kuruluşu nezdinde temsilci adına açılacak hesaplarda izlenmesi zorunlu tutulmuştur. Tebliğin kapsamına giren işlemler arasında yabancı sermaye piyasası araçlarının halka arzı, yabancı yatırım fonu paylarının satışı, tahsisli satışlar ve nitelikli yatırımcılara yönelik satışlar yer almaktadır. Ayrıca payları borsada işlem gören yabancı ortaklıkların bedelli ve bedelsiz pay ihraçları ile yurt dışı borsalarda işlem gören araçların Borsa İstanbul'da işlem görmeye başlaması da bu tebliğ hükümlerine tabidir. Tebliğde geçen yabancı ortaklık tanımı, otuz iki sayılı Karar uyarınca dışarıda yerleşik olan ve ilgili ülke mevzuatına göre sermaye piyasası aracı ihraç eden her türlü kurum ve kuruluşu kapsamaktadır. Yabancı yatırım fonu payları ise yurt dışında kurulmuş kolektif yatırım kuruluşları tarafından ihraç edilen araçlar olarak tanımlanmıştır. Uluslararası kuruluşlara ilişkin istisnalar da mevzuatta yer bulmaktadır. Türkiye Cumhuriyeti'nin, Hazine ve Maliye Bakanlığı'nın veya Merkez Bankası'nın üyesi olduğu uluslararası kuruluşların Türkiye'de halka arz ederek veya etmeyerek ortaklık hakkı vermeyen araç satmaları durumunda, bu kuruluşlar tebliğin birçok hükmünden muaf tutulmuştur. Bu tür işlemlerde Kurul ücreti binde sıfır olarak uygulanır ve bu kuruluşlar özel durum açıklaması veya finansal raporlama yükümlülüklerine tabi değildir. Ancak bu araçların borsada işlem görmesi halinde, yatırımcıların bilgilendirilmesi amacıyla borsa tarafından Kamuyu Aydınlatma Platformu'nda gerekli duyuruların yapılması zorunludur. Tebliğ kapsamı dışında kalan hususlara da dikkat etmek gerekir. Türkiye'de yerleşik kişilerin, halka arz niteliği taşımamak kaydıyla, yetkili kuruluşlar aracılığıyla yurt dışındaki piyasalardan kendi talepleriyle yabancı araç alıp satmaları bu tebliğin dışındadır. Ayrıca yabancı ortaklıkların Türkiye'deki çalışanlarına yönelik uyguladıkları pay edindirme planları, eğer Türkiye'de bir satış faaliyeti veya halka arz izlenimi yaratmıyorsa tebliğ hükümlerine tabi değildir. Bu ayrım, sermaye piyasası faaliyetlerinin sınırlarını belirlemek açısından sınavda karşınıza çıkabilecek bir detaydır. Yabancı sermaye piyasası araçlarının halka arz edilebilmesi için belirli ön şartların yerine getirilmesi zorunludur. İlk olarak, ilgili aracın veya ihracın başka bir borsa veya sermaye piyasası otoritesi tarafından yatırımcının korunması gerekçesiyle reddedilmemiş olması gerekir. İkinci olarak, araçların Türk Lirası veya Merkez Bankası tarafından kurları ilan edilen yabancı paralar üzerinden düzenlenmiş olması şarttır. Üçüncü olarak, ihraç edildikleri ülkede bu araçların Türkiye'de satışına veya mali haklarının kullanılmasına yönelik herhangi bir kısıtlama bulunmamalıdır. Ayrıca araçlar üzerinde devir veya tedavülü kısıtlayıcı rehin, hapis hakkı gibi unsurlar yer almamalıdır. Pay dışındaki ihraçlarda ise ihraççının yatırım yapılabilir seviyede bir derecelendirme notuna sahip olması aranmaktadır. Halka arz sürecinde temsilci atanması mutlak bir zorunluluktur. Ancak tahsisli satışlarda veya nitelikli yatırımcılara yönelik ihraçlarda temsilci atanması isteğe bağlı bırakılmıştır. Temsilci, Türkiye'de yerleşik geniş yetkili aracı kurumlar veya kalkınma ve yatırım bankaları arasından seçilmelidir. Yabancı ortaklık ile temsilci arasında imzalanacak sözleşmenin süresi, ihraç edilen aracın vadesinden kısa olamaz. Sözleşmenin feshi durumunda altmış gün önceden ihbar şartı aranır ve bu süre zarfında yeni bir temsilci atanması zorunludur. Temsilci, yabancı araçlara ilişkin mali ve yönetimsel hakların kullandırılmasından, aylık bildirimlerin yapılmasından ve kamuyu aydınlatma belgelerinin imzalanmasından sorumludur. Temsilcinin en önemli görevlerinden biri de her ay sonunu takip eden bir hafta içinde Merkezi Kayıt Kuruluşu ve Kamuyu Aydınlatma Platformu'na gerekli bildirimleri yapmaktır. Bu bildirimlerde saklamadaki araç miktarı, ay içindeki alış ve satışlar ile depo sertifikası değişim miktarları yer almalıdır. Ayrıca yabancı ortaklığın yurt dışındaki borsa kapanış fiyatlarının günlük olarak temsilcinin internet sitesinde duyurulması bir yükümlülüktür. İzahname imzalama aşamasında temsilci, lider aracı kurum gibi sorumlu tutulmaktadır; yani zararın ihraççıdan tazmin edilememesi durumunda kusuru oranında müteselsil sorumluluğu bulunmaktadır. İzahname içeriğinde yabancı araçlara özgü bazı ek bilgilerin bulunması şarttır. Örneğin, yabancı para birimiyle yapılan ihraçlarda uygulanacak kur ve kur değişiminin etkileri açıkça yazılmalıdır. Depo sertifikalarının dayanak varlıklarla değiştirilme esasları, ödeme tarihleri ve giderlerin kimin tarafından karşılanacağı belirtilmelidir. Eğer ihraç edilen depo sertifikasının nominal değeri yüz bin Türk Lirası ve üzerinde ise ve uluslararası muhasebe standartları kullanılmıyorsa, bu durumun yaratabileceği riskler hakkında yatırımcılar uyarılmalıdır. İzahname ekinde ayrıca eşt haklar beyanı, Türk hukukunun yetkili olduğuna dair beyan ve ihraççının kendi ülkesindeki yasal sisteme uyum sağladığına dair beyanlar yer almalıdır. Yabancı sermaye piyasası araçlarının kaydi olarak izlenmesi esastır. Bu araçlar Merkezi Kayıt Kuruluşu nezdinde hak sahipleri bazında takip edilir. Depo sertifikası ihraç eden bankaların Merkezi Kayıt Kuruluşu üyesi olması zorunludur. Eğer depo sertifikası sahipleri sahip oldukları sertifikaları dayanak hisse senetleri ile değiştirmek isterlerse, depocu kuruluş bu talebi izahnamede belirtilen esaslar çerçevesinde yerine getirmekle yükümlüdür. Nakit veya bedelsiz sermaye artırımlarında yeni ihraç edilen payların da depo sertifikası formunda çıkarılması bir zorunluluk olarak düzenlenmiştir. Finansal raporlama standartlarında temel kural, Uluslararası Muhasebe ve Finansal Raporlama Standartları'na veya Avrupa Birliği tarafından kabul edilen standartlara uyulmasıdır. Türkiye'de ilan edilecek tablolarda sunum para birimi mutlaka Türk Lirası olmalıdır. Raporların kamuya açıklanma sürelerinde ise Türkiye'deki benzer ortaklıklar için geçerli olan sürelere uyulur. Eğer yabancı ortağın kendi ülkesindeki açıklama süresi Türkiye'den daha kısa ise eş zamanlı açıklama yapılması gerekir. Eğer kendi ülkesindeki süre daha uzun ise Türkiye'deki süre sınırları içinde bir özel durum açıklaması yapılarak raporların ne zaman yayımlanacağı duyurulmalı ve en geç on iş günü içinde Türkçe tercümeler paylaşılmalıdır. Bağımsız denetim süreci de benzer şekilde sıkı kurallara bağlanmıştır. Denetimlerin Uluslararası Denetim Standartları'na uygun yapılması ve denetim görüşünde bu durumun belirtilmesi şarttır. Denetimi yapacak kuruluşun Kurul listesinde yer alması veya bu kuruluşların uluslararası ağının bir parçası olması gerekir. yüz bin Türk Lirası nominal değer eşiği burada da geçerlidir; bu tutarın üzerindeki ihraçlarda standartlardan sapma varsa bunun izahnamede detaylandırılması istenir. Son olarak, yabancı yatırım fonlarına ilişkin özel hükümlere bakıldığında, fonun net varlık değerinin en az yüzde seksen'inin Türkiye dışındaki varlıklara yatırılmış olması ve tek bir ortaklıkta yüzde on'dan fazla pay sahibi olmaması gibi yoğunlaşma sınırları, fonun risk dağılımını korumaya yönelik temel kurallardır. Bu kuralların herhangi birinin ihlali durumunda Kurul satışı durdurma yetkisine sahiptir.
Bölüm 14
Sermaye piyasası araçları dersimizin bu bölümünde yabancı yatırım fonları ve projeye dayalı menkul kıymetler düzenlemelerini detaylı bir şekilde ele alacağız. Yabancı yatırım fonlarının dağıtımı ve kurumsal yönetimine ilişkin düzenlemelerden, Sermaye Piyasası Kurulu tarafından gerekli görülen haller dışında muaf tutulduğunu görmekteyiz. Ancak zorunlu pay alım teklifi düzenlemelerinde, yatırımcı lehine olan ülke mevzuatının uygulanması esastır. Yabancı yatırım fonu kavramı, yurt dışında kurulmuş kolektif yatırım kuruluşlarını ve bu kuruluşlarca ihraç edilen sermaye piyasası araçlarını ifade eder. Bu fonların paylarının Türkiye'de satılabilmesi için belirli şartların karşılanması zorunludur. Payları Türkiye'de satılacak fonların taşıması gereken şartlara baktığımızda, öncelikle alım satım işlemlerinin Türk Lirası veya Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası tarafından günlük kurları ilan edilen yabancı paralar üzerinden yapılması gerektiğini görüyoruz. İhraççının kendi ülkesindeki ilgili otoriteden bu payların satışı için gerekli izni almış olması şarttır. Süre ve cari değer açısından, payların yurt dışında satılmaya başlandığı tarihten itibaren en az üç yıl geçmiş olması ve başvuru tarihi itibarıyla cari değerinin asgari iki milyon Avro veya muadili bir parasal değerde olması gerekir. Ayrıca ihraççının ülkesinde, bu payların Türkiye'de satışına veya sağladığı mali hakların Türkiye'de ödenmesine ilişkin herhangi bir kısıtlama bulunmamalıdır. Fonun finansal büyüklüğü ve yatırım stratejisi de belirli limitlere tabidir. Fonun net varlık değerinin en az on milyon Avro veya muadili bir tutarda olması zorunludur. Yatırım sınırlaması açısından, fonun net varlık değerinin en az yüzde seksen'inin Türkiye'de yerleşik ihraççıların para ve sermaye piyasası araçları ile Türk kamu borçlanma araçları dışındaki varlıklara yatırılması gerekir. Eğer portföy yönetimi hizmeti dışarıdan alınıyorsa, ilgili kuruluşun kendi ülkesinde portföy yönetimi yetki belgesine sahip olması şarttır. Yoğunlaşma sınırları kapsamında, fon net varlık değerinin yüzde on'undan fazlası aynı kurumun araçlarına yatırılamaz; ancak kamu kurumları tarafından ihraç edilen araçlar için bu oran yüzde otuz beş olarak uygulanır. Ayrıca fon, herhangi bir ortaklıkta sermayenin veya oy haklarının yüzde on'undan fazlasına tek başına sahip olamaz. Fonun borçlanma ve ödünç verme işlemleri, Türkiye'deki yatırım fonlarının tabi olduğu mevzuata uygun olmalıdır. Finansal tabloların yılda en az bir kez uluslararası muhasebe standartları çerçevesinde hazırlanması ve bağımsız denetimden geçmesi zorunludur. Fonun yetkili organı, Kurulca istenecek her türlü bilgi ve belgenin verilmesini ve denetlenmesini kabul eden bir taahhütnameyi Kurula sunmalıdır. Bu şartlardan herhangi birinin kaybedilmesi durumunda, Kurul satışı geçici veya sürekli olarak durdurabilir. Payların Türkiye'de halka arz edilebilmesi için kurulu olduğu ülkede de halka arz edilmiş olması temel bir kuraldır. Yabancı yatırım fonlarının Türkiye'deki faaliyetleri için bir temsilci bulundurması zorunludur. Fon temsilcisi, bankalar veya geniş yetkili aracı kurumlar arasından seçilir. Temsilci ile fon arasında yazılı bir sözleşme imzalanır ve bu sözleşmenin sona ermesi durumunda yeni bir sözleşme onaylanana kadar eski yükümlülükler devam eder. Temsilcinin, faaliyetlerinin son bir yıl içinde bir ay veya daha fazla süreyle geçici olarak durdurulmamış olması gerekir. Temsilci, Türkiye'deki pay sahiplerinin haklarının korunmasından, kamuyu aydınlatma belgelerinin doğruluğundan ve payların alım satım işlemlerinden sorumludur. Özellikle fonun ödeme yapamaması durumunda, temsilcinin en geç iki iş günü içinde bedelleri tam ve nakden ödeyerek payları yatırımcıdan geri alması sınav açısından önemli bir sorumluluktur. Kurula başvuru sürecinde izahname, yatırımcı bilgi formu ve diğer belgelerle eksiksiz başvuru yapılması gerekir. Kurul, başvuruyu yirmi iş günü içinde inceleyerek sonuçlandırır. Eğer belgelerde eksiklik varsa, on iş günü içinde bildirim yapılır ve bu eksikliklerin yirmi iş günü içinde tamamlanması istenir. İzahnamenin onaylanması, Kurulun bu belgedeki bilgileri tekeffül ettiği veya bir tavsiye verdiği anlamına gelmez. Onaylanan izahname ve yatırımcı bilgi formu, onay yazısının tebliğinden itibaren on iş günü içinde Kamuyu Aydınlatma Platformu ve temsilcinin internet sitesinde yayımlanır. İzahnamenin nerede yayımlandığı hususu ticaret siciline tescil ettirilir ve Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi'nde ilan edilir. Yabancı yatırım fonu paylarının sadece nitelikli yatırımcılara tahsisli olarak satılması da mümkündür. Bu durumda izahname yerine ihraç belgesi hazırlanır ve bazı ön şartlar aranmaz. Ancak temsilci, yatırımcıların nitelikli yatırımcı vasfını taşıdığını kontrol etmek ve bu kayıtları tutmakla yükümlüdür. Kamuyu aydınlatma kapsamında, finansal raporların ve bağımsız denetim raporlarının Türkçe özetleri ile birlikte Kamuyu Aydınlatma Platformu'nda ilan edilmesi gerekir. Ayrıca her ay itibarıyla hazırlanan tabloların, izleyen ayın ilk haftası içinde ilan edilmesi zorunludur. Tahsisli satış yapan fonların hiçbir şekilde ilan ve reklam veremeyeceği kuralı unutulmamalıdır. Şimdi projeye dayalı menkul kıymetler, yani kısa adıyla PDMK konusuna geçelim. Bu araçlar, yedi bin iki yüz yirmi iki sayılı Kanun ile sermaye piyasası mevzuatımıza dahil edilmiştir. Proje finansmanı; ulaşım, enerji, sanayi veya teknoloji gibi uzun vadeli ve yoğun sermaye gerektiren yatırımların gerçekleştirilmesi için proje finansman fonu yoluyla kaynak sağlanmasını ifade eder. Proje finansman fonu, tüzel kişiliği olmayan ancak tapu ve ticaret sicili gibi işlemlerde tüzel kişiliği haiz sayılan bir mal varlığıdır. Fon, bankalar veya geniş yetkili aracı kurumlar tarafından inançlı mülkiyet esaslarına göre kurulur. Fonun Türkiye'de kurulması ve sadece PDMK ihracı amacıyla kullanılması zorunludur. PDMK ihracı için dayanak varlıklar iki ana grupta toplanır. Birincisi, projenin gelirleri ve diğer haklarıdır. İkincisi ise bankaların ve geniş yetkili aracı kurumların bu projelere yönelik kullandırdıkları teminatlı kredilerden kaynaklanan alacaklarıdır. Fon mal varlığı; kurucunun, hizmet sağlayıcının ve kaynak kuruluşun mal varlığından tamamen ayrıdır. Fon portföyündeki varlıklar rehnedilemez, teminat gösterilemez ve kamu alacaklarının tahsili dahil olmak üzere haczedilemez. Fon, sadece nakit yönetimi amacıyla ve varlıklar toplamının yüzde bir'ini geçmeyecek tutarda borçlanabilir. Fon kuruluş başvurusu Kurul tarafından yirmi iş günü içinde sonuçlandırılır. Onaylanan fon içtüzüğü altı iş günü içinde ticaret siciline tescil ve ilan ettirilir. Kuruluş tamamlandıktan sonra en geç altı ay içinde PDMK ihracı için izahname veya ihraç belgesi onayı amacıyla Kurula başvurulmalıdır. PDMK'lar yurt içinde halka arz edilerek, nitelikli yatırımcılara satılarak veya birim nominal değeri asgari yüz bin Türk Lirası olmak kaydıyla tahsisli olarak ihraç edilebilir. Halka arz edilecek PDMK'ların borsada işlem görmesi ve kredi derecelendirmesinin yapılması zorunludur. İhraç tavanının belirlenmesinde belirli limitler mevcuttur. Genel kural olarak ihraç tavanı, fizibilite etüdü ile tespit edilen proje maliyetinin yüzde yetmiş beş'ini aşamaz. Maliyetin en az yüzde yirmi beş'inin kaynak kuruluşun özkaynaklarıyla karşılanması şarttır. Ancak kamu-özel iş birliği modelleri veya kamu kurumlarının kaynak kuruluş olduğu ihraçlarda bu tavan yüzde seksen olarak uygulanabilir. Öngörülemeyen durumlar nedeniyle ilave kaynak ihtiyacı doğarsa, Kurul tarafından yüzde yirmi'ye kadar ek ihraç tavanı verilebilir. Bu durumda kaynak kuruluşun ek tavanın en az yüzde yirmi beş'i kadar özkaynak sağlaması ve mevcut PDMK sahiplerine on beş iş günü süreyle alım hakkı tanınması gerekir. Fonun yönetim yapısında fon kurulu ve fon operasyon sorumlusu yer alır. Kurucu, her fon için en az üç kişiden oluşan bir fon kurulu atar. Bu kurulda en az bir bağımsız üyenin bulunması ve en az bir üyenin Sermaye Piyasası Faaliyetleri Düzey üç Lisansına sahip olması zorunludur. Fon kurulu üyelerinin yükseköğrenim görmüş, sermaye piyasası veya bankacılık alanında en az beş yıllık tecrübeye sahip olması ve belirli suçlardan mahkum olmaması gerekir. Fon kurulu, fonun temsilinden, yönetiminden ve varlıkların korunmasından sorumludur. Fonun iç kontrol sistemi ve denetimi de sıkı kurallara bağlanmıştır. Fon kurulu, operasyonel işlemlerde görev almayan ve Düzey üç lisansına sahip bir kişiyi fon denetçisi olarak atar. Eğer fon türev araç işlemlerine taraf olacaksa, risk yönetimi prosedürlerini takip edecek üyenin hem Düzey üç hem de Türev Araçlar Lisansına sahip olması şarttır. Fon denetçisi tarafından hazırlanan raporlar, takvim yılını izleyen üç ay içinde fon kuruluna sunulur ve bu raporların PDMK'nın tamamen itfa edilmesinden itibaren en az beş yıl süreyle saklanması zorunludur. Son olarak hizmet sağlayıcı kurumun görevlerine değinelim. Fon portföyündeki varlıkların günlük idaresi hizmet sağlayıcı tarafından yerine getirilir. Kurucu, kaynak kuruluş veya benzer nitelikteki bir kurum hizmet sağlayıcı olabilir. Hizmet sağlayıcı; ödemelerin tahsil edilmesi, sigorta ve vergi gibi idari işlemlerin yürütülmesi, borçluların gözetimi ve üç ayda bir fon kuruluna raporlama yapılması gibi görevleri üstlenir. Özellikle yapım aşamasındaki projelerin fiziksel ve finansal ilerleme yüzdelerinin takibi hizmet sağlayıcının kritik görevleri arasındadır. Bu düzenlemeler, büyük ölçekli projelerin sermaye piyasaları yoluyla finanse edilmesini sağlarken yatırımcı haklarını da koruma altına almaktadır.
Bölüm 15
Proje finansmanı fonlarında denetim ve raporlama süreçlerinin işleyişine dair teknik detaylarla dersimize devam ediyoruz. Fon denetçisi tarafından gerçekleştirilen denetim faaliyetleri sonucunda hazırlanan raporlar, takvim yılını takip eden üç ay içerisinde fon kuruluna ve kurucuya sunulmak zorundadır. Bu raporların içeriğinde yer alan tespitler ve denetleme sonuçları, fonun finansal sağlığı ve mevzuata uyumu açısından kritik bir öneme sahiptir. Fon kurulu, bu raporlarda yer alan sonuçları titizlikle inceleyerek alınması gereken tedbirleri karara bağlamakla yükümlüdür. Bu noktada sınav hazırlığı yapan adayların özellikle saklama sürelerine dikkat etmesi gerekmektedir. Hazırlanan bu raporların, projeye dayalı menkul kıymetlerin yani kısa adıyla PDMK'ların tamamen itfa edilmesinden itibaren en az beş yıl süreyle saklanması kanuni bir zorunluluktur. Eğer bu belgeler herhangi bir davaya konu olmuşsa, saklama süresi davanın kesin hükme bağlanmasına kadar uzatılır ve yetkili mercilerce talep edildiğinde ibraz edilmesi şarttır. Fon denetçisinin görev tanımı içerisinde aykırılık durumlarının tespiti de merkezi bir yer tutar. Denetçi, kanun, tebliğ veya fon içtüzüğü hükümlerine yönelik herhangi bir aykırılık tespit ederse veya fonun geri ödeme güçlüğü içine düştüğünü anlarsa, hazırlayacağı özel denetim raporunu gecikmeksizin fon kuruluna ve kurucuya sunar. Bu denetim faaliyetinin sağlıklı yürütülebilmesi için fon kurulu ve fon operasyon sorumlusu, fona ait tüm defter, kayıt ve belgeleri denetçiye sağlamakla mükelleftir. Bu belgeler arasında fon portföyüne alınan varlıklara ilişkin evraklar, finansal raporlar, iç kontrol ve risk yönetimi prosedürleri ile hizmet sağlayıcı tarafından hazırlanan raporlar yer alır. Ayrıca, fon yönetiminde görev alan tüm tarafların sır saklama yükümlülüğü bulunmaktadır. Fon kurulu üyeleri, kurucu, denetçi ve hizmet sağlayıcı, görevleri sırasında öğrendikleri bilgileri yetkili makamlar dışındaki üçüncü kişilere açıklayamaz ve kendi yararlarına kullanamazlar. Şimdi fon operasyonlarının yürütülmesinde kilit bir aktör olan hizmet sağlayıcı kurumun görev ve sorumluluklarını ele alalım. Fon portföyünde yer alan varlıkların günlük idaresi hizmet sağlayıcı tarafından yerine getirilir. Mevzuat uyarınca kurucu, kaynak kuruluş veya kurucu niteliğine sahip bir kuruluş hizmet sağlayıcı olarak görev yapabilir. Hizmet sağlayıcının tüm görevleri, fon kurulu ile imzalanan yazılı bir hizmet sözleşmesiyle belirlenir. Bu sözleşmenin asgari içeriği sınav sorularında sıklıkla karşımıza çıkmaktadır. Hizmet sağlayıcı, fon portföyündeki varlıklara ilişkin ödemelerin zamanında tahsil edilmesinden ve fon hesabına aktarılmasından sorumludur. Ayrıca sigorta, vergi ve benzeri idari işlemlerin takibi de bu kurumun görevleri arasındadır. Borçluların ödeme kabiliyetlerinin gözetimi ve ödemelerin gecikmesi durumunda gerekli ihtarların yapılması hizmet sağlayıcının idari sorumlulukları kapsamındadır. Raporlama yükümlülükleri açısından hizmet sağlayıcı, proje finansmanına konu olan nakit akımlarını, ödeme zamanlarını ve bakiye bilgilerini içeren raporları üç ayda bir fon kuruluna sunar. Projenin ilerleme süreci, fiziksel ve finansal ilerleme yüzdeleri ile işletmeye geçme tarihleri bu raporlarda detaylandırılır. Ayrıca fiilen gerçekleşen maliyetlerin, fizibilite etüdündeki öngörülerle karşılaştırmalı analizi de raporlanır. Eğer kredi sözleşmesinde hüküm varsa, varlıklara ilişkin vergilerin borçludan tahsil edilip vergi dairesine ödenmesi de hizmet sağlayıcının görevidir. Donuk alacak niteliğine gelen krediler için takip işlemlerinin yürütülmesi ve elde edilen gelirlerin fon hesabına aktarılması da hizmet sözleşmesinde belirtilmesi kaydıyla bu kurumca gerçekleştirilir. Hizmet sağlayıcı tarafından tahsil edilen tutarların hukuki statüsü sınav açısından hayati bir ayrıntıdır. Fon adına tahsil edilen bu tutarlar doğrudan fon malvarlığına dahildir. PDMK'lar tamamen itfa edilinceye kadar bu tutarlar, hizmet sağlayıcının yönetimi kamuya devredilse dahi teminat amacı dışında tasarruf edilemez, rehnedilemez ve haczedilemez. Hizmet sağlayıcının yükümlülüklerini yerine getirmemesi veya faaliyet izninin iptali durumunda fon kurulu sözleşmeyi sona erdirerek derhal yeni bir hizmet sağlayıcı ile anlaşır. Eski hizmet sağlayıcı, tüm kayıt ve belgeleri beş iş günü içinde yeni görevliye devretmek zorundadır. Hizmet sağlayıcının faaliyetleri, bağımsız bir denetim kuruluşu tarafından yıllık olarak incelenir ve hazırlanan rapor otuz gün içinde fon kuruluna iletilir. Fonların finansal raporlama ve denetim esaslarına geçtiğimizde, yatırım fonlarına ilişkin genel düzenlemelerin burada da geçerli olduğunu görüyoruz. Kurul, yani Sermaye Piyasası Kurulu, fonun tüm hesap ve işlemlerini denetleme yetkisine sahiptir. Fon yetkililerinin değişmesi durumunda, gerekli şartları kaybeden üyelerin görevine derhal son verilir ve yerlerine yeni atamalar yapılır. Yeni atama yapılana kadar ayrılan kişilerin sorumluluğu devam eder. Kamuyu aydınlatma esasları çerçevesinde, fon içtüzüğü değişiklikleri kurul onayını takip eden altı iş günü içinde Kamuyu Aydınlatma Platformu olan KAP'ta ve kurucunun internet sitesinde ilan edilir. Görev değişiklikleri, yatırımcı raporları ve derecelendirme notları için de aynı altı iş günlük süre geçerlidir. Eğer PDMK'lar nitelikli yatırımcılara tahsisli olarak satılmışsa, bu ilanlar Merkezi Kayıt Kuruluşu aracılığıyla elektronik ortamda iletilir. Proje finansman fonlarının portföy yapısını incelediğimizde, portföye alınabilecek varlıkların sınırları net bir şekilde çizilmiştir. Proje finansmanına yönelik krediler, projenin gelirleri ve diğer hakları portföyün ana unsurlarıdır. Ayrıca nakit yönetimi amacıyla vadeli mevduat, ters repo, devlet iç borçlanma senetleri ve para piyasası fonu katılma payları gibi likit varlıklar da portföye dahil edilebilir. Portföye dahil edilecek projelerin Türkiye sınırları içinde olması ve bağımsız kuruluşlarca hazırlanmış finansal fizibilite etütlerine sahip olması şarttır. Kredilerin ise bankacılık mevzuatı uyarınca birinci grupta, yani canlı alacak niteliğinde olması gerekmektedir. Teminat olarak alınan taşınmazların Türkiye'de bulunması, sigortalanmış olması ve üzerinde birinci dereceden ipotek tesis edilmiş olması zorunludur. Fon yönetimi doğrudan veya dolaylı aktarım usullerinden biriyle gerçekleştirilir. Doğrudan aktarımda nakit akımları bekletilmeksizin yatırımcılara iletilirken, dolaylı aktarımda fon kurulu tarafından belirlenen vadelerde ödeme yapılır. Fon, nakit yönetimi amacıyla varlık toplamının yüzde birini geçmeyecek tutarda borçlanabilir. Fon portföyünden yapılacak harcamalar ise tescil, ilan, bağımsız denetim, saklama ve yönetim ücretleri ile sınırlıdır. Piyasa rayicinin üzerinde harcama yapılması kesinlikle yasaktır. Projenin gecikmesi durumunda kaynak kuruluş on beş iş günü içinde yeni bir fizibilite raporu hazırlayarak kurula ek süre talebinde bulunmalıdır. Eğer proje gerçekleşmezse, teminatlar derhal nakde çevrilerek yatırımcılara payları oranında dağıtılır. Sermaye piyasası araçlarının teminatlı ihracına ilişkin düzenlemelere baktığımızda, iki bin yirmi yılında yapılan kanun değişikliği ile temnat yöneticisi kurumunun hukuk sistemimize kazandırıldığını görüyoruz. Bu düzenleme ile yatırımcıların alacaklarını temerrüt durumunda hızlı bir şekilde tahsil edebilmeleri amaçlanmaktadır. Temnat yöneticisi, genel saklama yetkisine sahip bir yatırım kuruluşu olmak zorundadır. Teminata konu olabilecek varlıklar arasında nakit, devlet iç borçlanma senetleri, Borsa İstanbul Yıldız Pazar'da işlem gören paylar, altın ve banka teminat mektupları yer alır. Temnat yöneticisi, bu varlıkları kendi malvarlığından ayrı izlemekle yükümlüdür. Bu varlıklar temnat yöneticisinin borçları nedeniyle haczedilemez ve iflas masasına dahil edilemez. Temnat yönetimi sözleşmesi, ihraççı ile temnat yöneticisi arasında yazılı olarak yapılır. Bu sözleşmede temerrüt halleri, varlıkların nasıl yönetileceği, değerleme esasları ve giderlerin kimin tarafından karşılanacağı açıkça belirtilmelidir. Temnata konu varlıkların Türkiye sınırları içinde olması genel bir kuraldır. Eğer temnat olarak taşınmazlar kullanılıyorsa, iki farklı değerleme şirketinden rapor alınması ve düşük olan değerin esas alınması zorunludur. Temnatlı ihraçlarda ihraç tavanı onayı için kurula başvurulması ve yetkili organ kararında bu durumun açıkça belirtilmesi gerekir. Sınavda özellikle temnat yöneticisinin yetkileri ve temnatlı varlıkların korunmasına ilişkin hukuki zırh sıklıkla sorgulanmaktadır. Bu nedenle, temnat varlıklarının hiçbir şekilde kamu alacakları için dahi haczedilemeyeceği bilgisini akılda tutmak önem arz etmektedir.
Bölüm 16
Sermaye piyasası araçlarının teminatlı ihracına ilişkin düzenlemeler çerçevesinde teminat yönetim sürecinin operasyonel detaylarını ve hukuki altyapısını incelemeye devam ediyoruz. Temnata konu varlıklar için banka hesabı açtırılması sürecinde uyulması gereken çok net kurallar mevcuttur. Bankaya söz konusu hesaptaki varlığın temnat yönetim sözleşmesi gereği açılmış olduğu ve bu varlıkların bankanın kendi hesabı ile hiçbir şekilde birleştirilmemesi gerektiği hususunda yazılı bilgi verilmesi zorunluluk arz eder. Ayrıca bankadan konuya ilişkin yazılı bir onay alınması da yasal bir gerekliliktir. Açılan bu özel hesap temnat yöneticisinin banka nezdindeki diğer hesaplarından net bir şekilde ayrıştırılabilecek şekilde isimlendirilmelidir. Onay süreci bakımından bankanın on beş iş günü içerisinde konuya ilişkin onayı vermemesi durumunda temnat yöneticisi ilgili tutarı vakit kaybetmeksizin başka bir bankaya aktarmakla yükümlüdür. Giderlerin karşılanması hususu sermaye piyasası mevzuatı açısından kritik bir öneme sahiptir. Temnat yöneticisi tarafından Sermaye Piyasası Kanununun otuz bir taksim B maddesi ve ilgili tebliğ kapsamında temnata konu varlıkların korunması, muhafazası, idaresi, satışı ve benzeri işlemler için vergi dahil yapılması gereken giderlerin temnata konu varlıklardan karşılanması yasaklanmıştır. Ancak temnata konu varlıklara ilişkin masrafların ve giderlerin ilgili özel düzenlemeler nedeniyle temnata konu varlıklardan karşılanmasının zorunlu olduğu istisnai haller mevcut olabilir. Böyle bir durumda bu kapsamda kesinti yapılan tutarların ihraççı tarafından üç iş günü içinde karşılanması zorunludur. Bu yükümlülüğün temnat yönetim sözleşmesinde açıkça yer alması gerektiğini de belirtmek gerekir. Temnat yönetim sözleşmesinin tanımını ve asgari içeriğini teknik bir perspektifle ele alalım. Temnat yönetim sözleşmesi ihraççı ile temnat yöneticisi arasında akdedilen yazılı bir sözleşmedir. Bu sözleşme ihraççının ilgili sermaye piyasası aracı ihracından doğan ödeme yükümlülüklerini izahnamede veya ihraç belgesinde belirtilen esaslara uygun olarak yerine getirmesini sağlamak üzere temnata konu varlıkların temnat yöneticisine devredilmesini veya bu varlıklar üzerinde temnat yöneticisi lehine sınırlı ayni hak tesis edilmesine ilişkin taahhüdü içerir. Sözleşmenin temel amacı temnat yöneticisinin temnata konu varlıkları korumasını, idare etmesini ve gerektiğinde bu varlıkları paraya çevirerek yatırımcıların alacaklarının ifasını sağlamaktır. İhraççının ödeme yükümlülüğünü yerine getirmesi halinde ise temnata konu varlıkların devredene iade edilmesine veya üzerindeki sınırlı ayni hakkın kaldırılmasına ilişkin hükümler de bu sözleşmenin ayrılmaz bir parçasıdır. Temnat yönetim sözleşmesinde asgari olarak yer alması gereken hususlar sınav sorularında sıklıkla karşımıza çıkmaktadır. İlk olarak sözleşmenin amacı net bir şekilde tanımlanmalıdır. Yani sözleşmenin hangi ihraçtan doğan ödeme yükümlülüğünün teminatını oluşturan varlıkları yönetmek üzere yapıldığı belirtilmelidir. İkinci olarak ödeme yükümlülüğü başlığı altında ihraççının sermaye piyasası aracı ihracından doğan ödeme yükümlülüğünün ne olduğu, bunun ne zaman ve ne şekilde yerine getirileceği detaylandırılmalıdır. Temerrüt halleri bölümünde ise ihraççının temerrüdü dışında hangi hallerde alacağın temnattan karşılanmasının söz konusu olabileceği ve her halde temnat yöneticisinin derhal bilgilendirileceği hususu düzenlenmelidir. Zilyetlik konusu da oldukça önemlidir. Temnata konu varlıkların zilyetliğinin hangi tarafta kalacağı ve zilyetliğe sahip olacak tarafça bu varlıkların nasıl işletileceği veya kullanılacağı sözleşmede açıkça yer almalıdır. Bilgi ve belge paylaşımı hususunda temnata konu varlıkları zilyetliğinde bulunduran kişinin temnat yöneticisi haricinde bir kişi olması durumunda bu kişinin talep halinde varlıkların durumu, kullanımı ve işletilmesine ilişkin her türlü bilgi ve belgeyi temnat yöneticisine vereceği hususu ihraççı tarafından taahhüt edilmelidir. Giderler başlığı altında ise temnata konu varlıkların olağan bakım ve koruma giderleri, olağandışı masrafları, vergi yükümlülükleri, değerleme masrafları ile mevzuat uyarınca zorunlu olan benzer diğer yükümlülüklerin hangi tarafça karşılanacağı belirlenmelidir. Tarafların hak ve yükümlülükleri ile temnat yöneticisine ödenecek ücret ve ödeme esasları da sözleşmenin temel unsurları arasındadır. Ayrıca temnat yöneticisinin yükümlülüklerinden kaynaklanan operasyonel görevlerin kısmen veya tamamen üçüncü kişilere devredilip devredilemeyeceği ve devredilebilecek görevlere ilişkin esaslar görev devri başlığı altında düzenlenmelidir. Varlık nitelikleri ve değerleme esasları da sözleşmede mutlaka bulunması gereken diğer teknik detaylardır. Temnat yönetim sözleşmesine ilişkin genel esaslara baktığımızda sözleşmenin ihraç tavanı başvurusuna ilişkin belgelerle birlikte Sermaye Piyasası Kuruluna iletildiğini görmekteyiz. Sözleşme ihraç tavanı tutarının tamamı için tek seferde yapılabileceği gibi ihraç tavanı içerisinde gerçekleştirilecek tertip ihraçları için ayrı ayrı da düzenlenebilir. Yurt içinde halka arz edilmeksizin yapılacak ihraçlar bakımından ihraç tavanı tutarının tamamı için tek bir sözleşme yapılıp Kurula sunulmuşsa her bir tertip ihracı için ayrıca başvuru yapılması zorunluluğu ortadan kalkmaktadır. Sözleşmenin tek seferde yapılması durumunda temnata konu varlıkların her bir tertip ihracı bakımından açıkça ayrıştırılmış olması gerekir. Bu ayrıştırma işlemi temnata konu varlıkların hangi oranda, hangi tutarda ve hangi tertibe özgülenmiş olduğu açıkça belirtilmek suretiyle gerçekleştirilir. Eğer temnat yönetim sözleşmesi tertipler için ayrı ayrı yapılacaksa ihraç tavanı başvurusu sırasında taslak sözleşme Kurula sunulur. Bu durumda her bir tertip ihracından önce tertip ihraç belgesinin onaylanması amacıyla Kurula başvuru yapılarak imzalı temnat yönetim sözleşmesinin iletilmesi zorunludur. Aynı varlığın birden fazla tertip için temnat olarak belirlenmesi halinde varlığın ihraç edilecek tertibe hangi oranda ve tutarda özgülendiği sözleşmede netleştirilmelidir. Sözleşme değişiklikleri konusunda ise yatırımcıların haklarını etkileyebilecek nitelikteki değişikliklerin yapılabilmesi için borçlanma araçları sahipleri kurulu tarafından karar alınması gerektiğini unutmamak gerekir. Bu noktada Kurulun ilgili düzenlemeleri esas alınır. Temnat yönetim sözleşmesinin sona ermesi durumlarını incelediğimizde ödeme yükümlülüğünün ifa edilerek araçların itfası veya temnat varlıkların paraya çevrilerek ödemelerin tamamlanması temel sona erme nedenidir. Ancak temnat varlıklarının uygunsuz kullanımı gibi durumlar da sözleşmenin feshine yol açabilir. Temnata konu varlıkların sözleşmeye uygun saklanmadığı, muhafaza edilmediği veya yöneticinin varlıkları amacı dışında kullandığı hallerde ihraççı durumu öğrendiği tarihten itibaren üç iş günü içerisinde bildirimde bulunur. Temnat yöneticisi beş iş günü içinde sözleşmeye uygunluğu sağlamazsa ihraççı bu sürenin sonundan itibaren üç iş günü içinde sözleşmeyi fesheder. Bu durumda Kurul temnat yöneticisinden varlıkların değerlemesini yaptırmasını talep edebilir. Ayrıca temnat yöneticisinin faaliyet izninin iptali veya bağımsızlığının zedelenmesi gibi hallerde de sözleşme sona erer. Bağımsızlığın zedelenmesi durumunda aykırılığın otuz gün içerisinde giderilmemesi fesih sebebidir. Yeni bir temnat yöneticisi atanması süreci de belirli takvimlere bağlanmıştır. Sözleşmenin sona ermesi hallerinde sona erme tarihinden itibaren beş iş günü içerisinde ihraççı tarafından yeni bir temnat yöneticisi ile sözleşme yapılarak Kurulun onayına sunulması gerekir. Yeni sözleşme imzalanıp varlıklar devredilinceye kadar eski temnat yöneticisinin görev, hak ve sorumlulukları devam eder. Temerrüt ve sonuçları konusuna geçtiğimizde sermaye piyasası aracının anapara, faiz ve benzeri ödemelerinin öngörülen sürede yerine getirilmemesinin temerrüt sayıldığını görmekteyiz. Temerrüt halinde temnat yöneticisi herhangi bir ihbar veya ihtarda bulunma, süre verme veya adli merciden onay alma şartı olmaksızın temnata konu varlıkları satıp bedellerini yatırımcılar arasında paylaştırma yetkisine sahiptir. Temerrüt durumunda temnata konu varlıkların paraya çevrilme süreçleri varlığın niteliğine göre farklılık gösterir. Eğer varlık konvertibl döviz ise en geç izleyen iş gününde Türk Lirasına çevrilerek ödeme yapılır. Varlığa veya ipoteğe dayalı menkul kıymetler söz konusu ise bunlar vadelerinde tahsil edildikçe yatırımcılara ödenir. Taşınır rehni, taşınmaz mallar ve sınırlı ayni haklar gibi değerleme gerektiren varlıkların paraya çevrilmesi işlemlerine en geç otuz beş gün içinde başlanmalıdır. Diğer varlıklar ise beş iş günü içerisinde paraya çevrilerek ödenir. Elde edilen tutarın tüm alacakları karşılamaya yetmemesi durumunda temnat yöneticisi tarafından yatırımcılara oransal olarak ödeme yapılır. Oransal ödeme tutarı hesaplanırken temnatların satış tutarı toplam ödeme yükümlülüğüne bölünür ve birim sermaye piyasası aracının sağladığı alacak ile çarpılır. İhraççının hak ve yükümlülükleri kapsamında temnata konu varlıkları devretme veya sınırlı ayni hak tesis etme borcu esastır. İhraççı ödeme yükümlülüklerini yerine getirdikçe veya satılamayan araçlar olması durumunda bunlara denk gelen oranda temnat varlıklarının iadesini talep edebilir. Temnat yöneticisinin tescil ve ilanı süreci de mevzuatta net bir şekilde düzenlenmiştir. Yöneticinin ticaret unvanı ve yetkileri ilk satıştan önce, yönetici değişikliği durumunda ise sözleşme tarihinden itibaren üç iş günü içinde ticaret siciline tescil ve Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde ilan edilmelidir. Temnat yöneticisi ise varlıkların sevk ve idaresinden, korunmasından ve gerektiğinde paraya çevrilmesinden sorumludur. Ayrıca varlıkların niteliklerini kontrol etmek ve uygun olmayanları beş iş günü içinde değiştirtmekle yükümlüdür. Temnat yöneticisinin bağımsızlığına ilişkin hükümler sınavlar açısından hayati önem taşır. Temnat yöneticisi ile ihraççı ilişkili taraf olamaz. Sözleşme süresince yönetici veya kontrol gücüne sahip ortağı ile ihraççı arasında tedavüldeki nominal değerin yüzde otuzunu aşan tutarda halka arza aracılık hizmeti sağlanamaz ve borç ilişkisi kurulamaz. Ayrıca yönetici veya üst düzey yöneticileri ihraççı lehine veya ihraççı bu kişiler lehine rehin, ipotek veya garanti veremez. Bu kişiler üçüncü kişilerin yüzde yirmi ve üzeri oy hakkına sahip ortağı olamaz veya imza yetkilisi olarak görev alamazlar. Temnat yöneticisi elde ettiği bilgilerin gizliliğini sağlamak ve bu bilgileri menfaat amacıyla kullanmamakla yükümlüdür. Organizasyonel yapı ve personel nitelikleri bakımından temnat yöneticisi bünyesinde Sermaye Piyasası Faaliyetleri Düzey üç Lisansına sahip ve finansal piyasalarda en az beş yıllık deneyimi olan bir birim yöneticisi ve yeterli personel bulundurmalıdır. Personelin yükseköğrenim görmüş olması, iflas veya konkordato ilan etmemiş olması, kanunda yazılı suçlardan mahkumiyetinin bulunmaması gibi şartlar aranır. Özellikle Türk Ceza Kanununun ilgili maddeleri uyarınca kasten işlenen bir suçtan dolayı beş yıl veya daha fazla süreyle hapis cezası almamış olmak kritik bir şarttır. Temnat yöneticisi ihracı takip eden altı aylık dönemler itibarıyla, temerrüt hallerinde veya varlıkların paraya çevrilmesi sonuçlandığında temnat raporu hazırlamak zorundadır. Bu rapor on iş günü içinde hazırlanmalı ve imzalandığı tarihi takip eden iş günü Kamuyu Aydınlatma Platformunda açıklanmalıdır. Altı aylık raporlarda varlıkların niteliklerini koruyup korumadığı, muhafaza bilgileri ve giderler yer alır. Paraya çevirme sonrası raporda ise tahsilat bilgileri ve ödeme yükümlülüğünün ne kadarının karşılandığı belirtilir. Özel durum açıklamaları ise sözleşme değişikliği, bağımsızlık ihlali, temnat değerinde yüzde yirmi beşi aşan azalmalar ve ödeme yükümlülüğü ihlalleri gibi durumlarda yapılmalıdır. Kayıtların tutulması ve saklanması hususunda temnat yöneticisi her ihraç için ayrı bir temnat defteri tutmakla yükümlüdür. Bu defterde kredilere ilişkin borçlu bilgileri, finansal kiralama sözleşmeleri, ticari alacaklar, taşınmazların tapu bilgileri ve menkul kıymetlerin detayları gibi asgari kayıtlar yer almalıdır. Belge saklama yükümlülüğü ise Türk Ticaret Kanunu uyarınca on yıl olarak belirlenmiştir. Ancak devralınan varlıklara ilişkin bilgi ve belgelerin en az beş yıl süreyle ve her halükarda aracın itfasına veya ödeme süreci tamamlanana kadar saklanması zorunludur. Bu kuralların tamamı yatırımcıların korunması ve sermaye piyasasının güvenilirliğinin tesisi amacına hizmet etmektedir. Sınav hazırlık sürecinde bu sürelerin ve oranların karıştırılmaması büyük önem arz etmektedir. Özellikle otuz beş günlük değerleme süreci ve beş iş günlük paraya çevirme süreleri arasındaki farka dikkat edilmelidir.
İlk 5 dakika ücretsiz dinlendi
Kalan 171 dakikayı dinlemek ve tüm bölümlere erişmek için premium lisans gerekli.
Lisans Satın Al